Liste, Yaşam

Zihinsel Olarak Güçlü İnsanların Yapmadığı 13 Şey

Üzerinden yıllar geçtiği halde bazı yaralar kanamaya devam eder. Esasen iyileşmeyi belirleyen zaman değil, zamanın nasıl kullanıldığıdır. Psikoterapistler başkalarının güçlü yönlerini geliştimelerine yardımcı olmaya çalışırlar. İyi alışkanlıklar önemlidir ancak çoğu zaman, kötü alışkanlıklar ağır basarak tüm potansiyelimizi gerçekleştirmemize engel olur. Şöyle düşünün: Siz sadece en kötü alışkanlığınız kadar iyisiniz. Her gün spor yapmaya karar veren birini düşünün. Günde yaklaşık iki saat çalışıyor olsun. Altı ay geçiyor fakat fazla bir değişiklik göremiyor. Kilo verip kas yapmamış olmak hayal kırıklığına sebebiyet veriyor. Eş-dostuna neden daha iyi görünüp kendini iyi hissetmediğini anlayamadığını söylüyor. Hesaba katmadığı ise her gün kendine  yiyecek ödülü verme alışkanlığı. Spor dönüşü kendine yarım düzüne tatlı çörek ödülü veriyor. 🙂 Gülünç geliyor değil mi? Ama hepimizin yaptığı şey bu. Bizi daha iyi bir hale getirecek şeyler uğruna çok çalışıyor, çabalarımızı baltalayacak şeylere ise dikkat etmeyi unutuyoruz.

1. Kendilerine Acımayla Zaman Kaybetmezler

Kendine acımak ilaç sınıfına girmeyen, bağımlılık yapan, geçici haz veren bir uyuşturucudur. Kurbanını gerçeklikten koparır. Kendinize acıdığınız ve durumunuzdan ötürü başkalarını suçladığınız sürece korkularınızla yüzleşip hareketlerinizin sorumluluğunu üstlenme fırsatını elinizden kaçırırsınız. Harekete geçmek ve yol almak yerine durumunuzun kötülüğünü abartarak bunu değiştirmek için parmağınızı kımıldatmayışınızı haklı gösterir. Bunun çarelerinden biri kendine acımanın yerine şükran duygusunu koymaktır. :Her gün en az bir madde eklediğiniz bir şükran defteri tutun. Zihninizin kumandasının sizde olduğunu gösterin ve kendinize acıdığınızı fark ettiğinizde zihninizin kanalını değiştirin. 2003 yılında Kişilik ve Sosyal Psikoloji dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre şükran duygusu bağışıklık sistemini güçlendiriyor, gündelik hayata daha fazla zevk, sevinç ve neşe katıyor ve sosyal yaşamı  geliştiriyor.

2. Güçlerini Teslim Etmezler

“Düşmanlarımızdan nefret ettiğimizde, onları kendi üzerimizde güç sahibi yaparız; uykumuz, iştahımız, kan basıncımız, sağlığımız ve mutluluğumuz üzerinde güç sahibi.” (Dale Carnegie)

Kim olduğunuza güven duymuyorsanız tüm öz-değeriniz başkalarının sizin için beslediği duygulara bağımlı olur. Ya onları incitirseniz? Ya sizi artık sevmezlerse? Zaman ve enerjinizi verdiğiniz insanlara yakından bakın. Hayatınızda istediğiniz kişiler onlar mı?  Arkadaşlarınızla patronunuzun veya kayın-validenizin ne kadar haksız olduğundan yakındığınız her saniye ona biraz daha güç kazandırırsınız. Hınç beslediğinizde bu öfke ve içerleme hissi karşınızdakinin hayatında bir şey değiştirmez. Buna karşılık, hissettikleriniz, karşınızdakine sizin yaşam niteliğiniz üzerinde güç kazandırır. Bağışlamayı seçmek, yalnızca psikolojik sağlığınızı değil, fiziksel sağlığınız üzerindeki gücünüzü de geri almanızı sağlar.Bağışlayıcılık stresi azaltır, acıya direnci artırır. Bunun yanında başka birinin özür dilemesi üzerinde hiçbir kontrolünüz yoktur. 2012 ylında Journal of Behavioral Medicine‘de yayınlanan bir çalışmada bağışlamak için karşınızdakinin özür dilemesini bekliyor olmanın ölüm riskini yükselttiği ortaya çıktı. İnsanları bağışlamak için af dilemelerini beklemek onlara sadece yaşamanız üzerinde değil, belki ölümünüz üzerinde de güç kazandırmaktadır.

3. Değişimden Çekinmezler

“Ben tek başıma dünyayı değiştiremem ama suyu dalgalandıracak bir taş atabilirim.” (Mary Deming)

Değişmeli mi, değişmemeli mi? Değişimi istediğinizi söylemek kolay  olsa da başarılı bir değişim zordur. Değişmek istediğinizde şu düşüncelerden biri size engel olabilir: ‘Hiçbir işe yaramayacak.’, ‘Farklı bir şey yapmakla uğraşamam.’, ‘Çok zor olacak.’, ‘Sevdiğim şeylerden vazgeçmek zorunda kalacağım.’, ‘Yaptığım o kadar da kötü değil.’, ‘Hiç yararı yok, daha önce de böyle bir şey denedim, olmadı.’, ‘Değişimle pek aram yok.’… Sırf zor olacağını düşünmeniz bir şeyi yapmamanız gerektiği anlamına gelmez. Çoğu zaman hayattaki en iyi şeyler bir zorluğun çok çalışarak üstesinden gelme becerinizden doğar. İçinizden gelmesini ya da doğru zamanı beklemeniz gerekmez; davranışlarınızı değiştirmeye hemen şu an başlayın. Olmak istediğiniz kişiyi  açık seçik tanımlayın, sonra bu kişi haline gelmede proaktif bir tutum takının. İnsanların sıkça ‘Daha çok arkadaşım olmasını isterdim’ dediğini işitirim. Arkadaşların size gelmesini beklemeyin; hemen şu an arkadaşça birisi gibi davranın.

4. Dizginleri Ellerinde Olmayan Şeylere Odaklanmazlar

Yaşadığımız her şeyi, hayatımızdaki  herkesi bizim olması gerektiğini düşündüğümüz hale getirmenin bir yolu yoktur. Kontrol edemeyeceğiniz ayrıntıları kendi haline bıraktığınızda, zaman ve enerjinizi bunlar yerine kontrolün sizde olduğu şeylere vermek size inanılmaz başarılar kazandırma becerisi verecektir. Oradaki en akıllı kişi siz olabilirsiniz fakat insanların öğüdünüze uyup uymayacağının kontrolü sizde değildir. Söyleyebilir, yakınabilir, tehditler yağdırabilirsiniz ancak eşiniz davranışını değiştirmiyorsa yapacak bir şey yoktur. Dünyanın en olumlu tavrına sahip olabilirsiniz ancak yine de doktorun ölümcül bir teşhisini ortadan kaldıramazsınız. Kendinize ne kadar bakacağınız kontrol altında olsada hastalıkları önleyemezsiniz. Ne yaptığınızı kontrol edebilirsiniz ancak rakibinizi kontrol altında tutamazsınız. Bu gibi durumlarda kontrolden vazgeçmek sizi daha güçlü kılacaktır.

5. Herkesin Hoşuna Gitme Kaygısı Duymazlar

“Başkalarının ne düşündüğüne aldırmaya gör, tutsakları olur çıkarsın.” (Lao Tse)

Neden başkalarının hoşuna gitmeye çalışırız? Başkalarına yardım etmeniz gerçekten onların hayatını iyileştirmek için mi yoksa takdir edilmek istediğimiz için kendinizden mi veriyorsunuz? Süreli başkalarının hoşuna gitmek için bir şeyler yapıp çabalarınızın takdir edilmediğini düşündüğünüzde çok geçmeden içerleme duymaya başlarsınız. Senin için onca şey yapıyorum, sense benim için hiçbir şey! düşüncesi baş gösterecek ve önünde sonunda ilişkinize zarar verecektir. İster mağdur olduğunuz düşüncesini taşıyın isterse birinin duygularını incitme korkusuyla hayır diyemeyin, sırf siz onları memnun etmeye çalışıyorsunuz diye insanların sizden hoşlanacağı garanti değildir. Güven ve karşılıklı saygıya dayalı daha derin bir ilişki kurmaktansa sizden yararlanmaya da başlayabilirler. Üstelik bazen karşınızdakini memun etmeye o kadar odaklanırsınız ki, kendinizin ne olduğunu ve neyi istediğini unutuverirsiniz. Sizin bedeninizde yaşam süren başkalarının arzuları olmamalı, buna izin verememelisiniz.

6. Hesaplı Risk Almaktan Korkmazlar

“Hayat tecrübeden ibaret. Ne kadar denerseniz o kadar iyi.” (Ralph Waldo Emerson)

Risk fikri çoğu zaman öylesine korku doğurur ki sonuçları düşünmeye girişmeyiz bile. Fazla korkutucu görünürse riskten kaçınırız. Risk hesaplamak için davranışımızın ya pozitif ya negatif sonuç verme olasılığını öngörmek, ardından bu sonuçların etkisinin ne kadar büyük olacağını ölçmek zorundayız. Bir riske girmenin olası sonuçlarını anlamazsak bu seferde riske girmeyerek risk alırız. Karar süresi boyunca duygularımızın farkında olmalıyız. Çünkü duygu mantığa ağır basar. Uçağa binerek ölme olasılığı trafik kazasında ölme olasılığından daha, düşükken neden uçağa binmekten korkanların sayısı arabaya binmekten korkanların sayısından daha fazladır? Çünkü korku duygusu mantığa ağır basmıştır. Hesaplı riskler almadan sizi diğerlerinden farklı ve üstün kılacak özelliklere sahip olamazsınız. Duygularınızı mantığınızla dengeleyin ve sonuçların zannettiğiniz kadar korkutucu olup olmadığıyla yüzleşin. En kötü ihtimalle ne olur? En kötü ihtimalin meydana gelme olasılığı nedir? Kendinize bir şans verin.

7. Geçmişe Takılıp Kalmazlar

“Geçmişi ona takılıp kalarak iyileştiremeyiz. Geçmiş, bu günü dolu dolu yaşayarak iyileştrilir.” (Marianne Williamson)

Şu durumlardan biri size uyuyor mu: ‘Hayatınızın belirli bölümlerini yinelemek için filmi geriye sarmak istiyorsunuz.’ , ‘Geçmişle ilgili büyük pişmanlıklarla boğuşuyorsunuz.’ , ‘Bir hata yaptığınızda ya da mahçup edici bir şey yaşadığınızda olayı durmadan kafanızda canlandırıyorsunuz.’ , ‘Geçmişte farklı bir şekilde yapmanız gereken ya da yapabileceğiniz şeyleri düşünmeye çok zaman harcıyorsunuz.’… İnsanı geçmişe yoğunlaşmaya iten yalnızca üzücü ya da trajik olaylar değildir. Kimi zaman da şimdiki zaman üzerinde dikkatimizi dağıtmak için geçmişte yaşarız. Bir vakitler ne kadar mutlu olduğunuza takılıp kalmak da çekici olabilir. Geçmişte takılıp kalırsanız; şimdiyi kaçırırsınız, geleceğe hazırlıklı olma imkanını kaybedersiniz, karar alma becerileriniz zayıflar,  geçmişle ilgili hiçbirşeyi çözümleyemezsiniz, depresyona yol açar, sağlığınız için kötüdür, geçmişi allayıp pullamak da size hiçbirşey kazandırmayacağı gibi şu anki mutluluğunuzu engeller. Bunun yerine ana odaklanarak şimdiki geleceğinizi ve gelecekteki geçmişinizi değiştirin.

8. Aynı Yanlışları Durmadan Tekrarlamazlar

“Tek bir hata vardır, o da hiçbir şey öğrenmediğimiz hatadır.” (Jonh Powell)

Bir yanlışı tekrarlamak istemiyorsanız incelemeye zaman ayırın. Buna ilişkin negatif duygularınız varsa bir kenara bırakın ve yanlış adımınıza yol açan faktörleri görün, bunlardan ders alın. Mazeret ileri sürmeden açıklama arayın. Kendinize şunları sorun:’Ne ters gitti?’ , ‘Daha iyi yapabileceğim ne vardır?’ , ‘Gelecek sefer neyi daha iyi yapabilirim?’. Bu soruları cevapladıktan sonra bir plan yapın. Hatanızı tekrarlamak istemeyiş nedenlerinizi yazın. Kendi kendinize kısıtlamalar koyun ve iç sesinizin size bunları hatırlatmasını sağlayın. Rahatsızlığa alışın ve hedeflerinizi aklınızda bulundurun.

9. Başkalarının Başarısına İçerlemezler

“Haset, zehir için bunun düşmanınızı öldürmesini ummaktır.” (Nelson Mandela)

Kıskançlık, ‘Sendekine sahip olmak istiyorum’ şeklinde tanımlanabilecekken, başkasının başarısına duyulan haset bundan öteye gider: ‘Sendekine sahip olmak ve senin de buna sahip olmamanı istiyorum.’ Arada bir duyulan gelip geçici kıskançlık normaldir. Haset ise sağlıksız.Kendinizden hoşnut değilseniz nedenlerini araştırmak önemlidir. Belki sağlıklı bir özgüven oluşturacak şekilde hareket etmiyorsunuzdur. Bu durumda davranışınızı değer ve amaçlarınızla uyumlu hale getirecek ne gibi bir değişiklik yapabileceğinizi araştırın. Her şeye birden sahip olamazsınız. Kendi başarı tanımınızı yapın ve ona odaklanın. Şunlar faydalı olabilir: Kendinizi başkalarıyla kıyaslamaktan kaçının, güçsüzlüğünüzü abartmaya son verin, başkalarının güçlü yanlarını abartmaya son verin, başkalarının başarılarını aşağılamayın hatta takdir edin, neyin adil olduğuna hükmetmekten vazgeçin.

10. İlk Başarısızlığın Ardından Pes Etmezler

“Başarısızlık başarı sürecinin bir parçasıdır. Başarısızlıktan kaçınanlar başarıdan da kaçınır.” (Robert T. Kiyosaki)

Neden pes ederiz? Bir kez başarısız olduğumuz bir şeyi yeniden ele alam isteksizliğimizin temelinde çoğunlukla korku yatar. Ancak herkesin başarısızlığa ilişkin korkuları aynı değildir. Biri anne-babasını düş kırıklığına uğratmaktan korkarken diğerinin korkusu bir başarısızlığı daha kaldıramayacak kadar kırılgan olmak olabilir. Kimimiz başarısızlığı örtmeye çalışır, kimimiz enerjisini bunlara özürler bulmaya çalışmakla harcar. Diğer durumda kendimizi başarısızlıkla tanımlanmaya bırakırız. Başarısız olmanız normaldir, üstünü örtmenize gerek yok. Her insan gibi sizin de başarısız olmaya hakkınız var. Kendinizi bu başarısızlıktan ibaretmiş gibi düşünmenize de gerek yok. Pes etmenin öğrenilmiş bir davranışınız haline gelmesine izin vermeyim. Denerseniz ne kaybedersiniz? Peki ya denemezseniz?

11. Bir Başlarına Zaman Geçirmekten Korkmazlar

“İnsanın tüm bedbahtlığı, bir odada şöyle sakince bir başına oturamamaktan doğar.” (Blaise Pascal)

Çoğumuz için yalnız olma düşüncesi çekici olmaktan uzaktır. Telefonunuz ne kadar sık çalarsa. ne kadar çok plan yaparsanız o kadar önemli olmalısınız. Sürekli meşgul olmak aynı zamanda mükemmel bir dikkat dağıtıcıdır. Ele almak istemediğiniz sorunlarınız varsa neden komşularınızı yemeğe çağırmıyor ya da arkadaşlarınızla alışverişe çıkmıyorsunuz? Sonuçta aklınız hoş sohbette olduğu sürece problemlerinizi düşünmenize gerek kalmayacak (!). Başkalarıyla fiziksel olarak aynı ortamda olmasanız bile teknolojik gelişmeler sayesinde artık gerçekten yalnız kalmanıza gerek kalmadı. Düşüncelerinizle baş başa olmaktan günün hemen her anı kaçınabilirsiniz. Durup yenilenmeye zaman ayırmazsak durmadan günlük sorumluluklar ve ilişkilerimizle ilgilenmek bize zarar verebilir. Ne yazık ki yalnızlığın yararları çoğu zaman bilmezden geliniyor ya da azımsanıyor. Yalnızlık onarıcıdır. Şunlar faydalı olabilir: Seyretmiyorsanız Tv’yi kapatın, arabada radyo açmayın, yanınıza telefonunuzu almadan yürüyüşe çıkın, arada bir mola vermek için tüm elektronik aletlerinizi kapatın.

12. Hayatın Kendilerine Borçlu Olduğunu Düşünmezler

“Dünyanın size hiçbir borcu yok. O sizden önce de buradaydı.” (Robert Jones Burdette)

Hakkım var duygusunu taşıyan çoğu kişi özfarkındalıktan yoksundur. Herkesin onları kendilerini gördükleri gibi algıladığını sanırlar. Düşüncelerinize dikkat edin ve şu gerçekleri aklınızda bulundurun: Yaşam adil olmak zorunda değildir, sorunlarınız eşsiz değildir, düş kırıklarını karşılama konusunda seçenekleriniz var, diğer insanlardan daha değerli değilsiniz. Taşıdığınız öneme değil çabalara odaklanın. Eleştirileri incelikle kabul edin. Kusur ve zaaflarınızı kabul edin. Durun ve başkalarının ne hissettiklerini düşünün. Tevazuun sizi daha güçlü kılacağını unutmayın.

13. Çabuk Sonuç Beklemezler

“Sabır, sebat ve alın teri başarı için yenilmez bir bileşimdir.” (Napoleın Hıll)

Sabrımız yok ama sonuç isteği gündelik yaşamımıza yansıyor: sonuç alamazsak vazgeçiyoruz. Değişimin ne kadar zaman alacağını hafife alıyoruz. Teknolojinin hızla işleyişine öyle alıştık ki değişimin hayatımızın her alanında hemen olması gerektiğine karar verdik. Farklı bir şey yapmanın, bir amaca ulaşmanın ya da kötü bir alışkanlıktan kurtulmanın zor olacağını kabul edin. Sonuç almaya başlayacağınız zamana ilişkin tahmini bir sınır koymak yararlıdır ancak kesin bir zaman belirtmekten kaçının. Sonuçlarla ilgili beklentinizde aşırıya kaçmayın. Düş kırıklığı ve sabırsızlıkla sağlıklı bir şekilde baş edin. Vaz geçmek istediğiniz, devam edip etmemeyi sorguladığınız günler olacak. Öfke ve düş kırıklığı duymanız pes etmeniz gerektiği anlamına gelmez. Bu duyguların sürecin bir parçası olduğunu hatırlayın.

Kaynaklar

Zihinsel Olarak Güçlü İnsanların Yapmadığı 13 Şey (Amy Morin)

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

8 yorum var.

  1. 1
    • 2

      “Daha İyi Hissetmek İçin Uzak Durulması Gereken 10 Düşünce Tarzı” isimli yazıyı da okumanızı öneririm. Beğenmenize sevindik, biz teşekkür ederiz 🙂

  2. 3
    • 4

      Yazı Amy Morin’in “Zihinsel Olarak Güçlü İnsanların Yapmadığı 13 Şey” isimli kitabından derlenmiştir. Amy Morin’in TED konuşmasını dinleyerek kitabın kendisini de okursanız çokça istifade edersiniz Allah’ın izniyle. Yorumunuz için teşekkür ederiz. 🙂

  3. 5
  4. 7
  5. 8

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>