Video

Yasin Suresi Tefsiri Bölüm 2 – “Kusursuz Bir Peygamber” [Nouman Ali Khan]

Altyazı:

Devam edelim Allah diyor ki:\Nعَلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ doğru yol üzerinde “doğru yolun üzerinde” sıratı müstakim sürekli duyduğumuz bir şey, ama burada ne işi var? ilk olarak doğru yolun üstünde çevirisindeki üstünde kelimesini (a’lâ’nın çevirisi olarak) sevmiyorum, baş koymanın daha uygun olduğunu düşünüyorum. burada a’lâ kelimesi sebepten dolayı kendini doğru yolda olmaya adamışsın, doğru yola baş koymuşsun anlamına gelir doğru yola baş koymuşsun ilk sorum şu: Kim? kim doğru yola baş koymuş? orası açık Kur’an’a yemin ederim ki, bilgelik dolu oluşuna, mükemmel anlatımına, içindeki güçlü sözlere..\Nşüphe yok ki “sen elbette dosdoğru bir yol üzere gönderilenlerdensin.”\Nkim doğru yol üzere? peygamberin kendisi (sav) ama sadece o değil sadece O değil (sav) sadece önceden gönderilenler bile onlar doğru yol üzereydiler ve sen de her ikisi için de geçerli a’lâ sıratın mustakim hepsi için geçerli bu neden önemli? bir yol düşünün eğer bu yoldaysanız ve o yolda olan tek kişi sizseniz ve diğer herkes sizi o yoldan çıkarmak istiyorsa siz ilerliyorsunuz, diğerleri de size bağırıyorlar yoldan çekil! neden buradasın! yanlış yöne gidiyorsun! vs.vs. o yönde giden tek kişi sizsiniz ve Allah devam etmen için cesaretlendiriyor ve sonra diyor ki “bu arada… …bu yoldan giden ilk kişi sen değilsin” “daha önce de başka insanlar bu yoldan gittiler” anlıyor musun? böylece onları daha da fazla arayacaksın çünkü eğer daha önceden bu yoldan biri gitmişse ve tüm zorlukları aşmışsa onları kendine örnek alırsın ve sana yol gösterirler bu yolculuğu kolaylaştırırlar bunu hayatınızda yapıyorsunuz bir yere seyahat ederken trafik bilgisine bakıyorsunuz, yolda polis çok mu diye bakıyorsunuz, radar algılayıcısı kullanıyorsunuz pili falan bittiğinde arkadaşını arıyorsun George Bush caddesindeyim veya falanca otobandayım Sam, Houston vb. bir otoban işte peki bu yoldayım çok polis var mı? dikkat edeyim mi? yoksa bas gitsin yapma yapma, geçen hafta ceza yedim orada!!! tamam tamam helal limitin altında gidicem… yani başkasını ararsın daha önce o yoldan gitmiş birini ve onlar sana yol gösterirler yine bir şekilde destek diğer bir mesele peygamber (sav) bunları gerçekten çekinmeden, sakınmadan iletiyor. Allah burada efendi rolünde konuşuyor Bir kul gibi değil, bir efendi gibi konuşuyor otoritesini ortaya koyuyor. İnsanlar bunu saldırgan buldular, çünkü Allah’ın konuştuğunu bilmiyorlardı. Onlar kimin sesini duyuyorlardı? peygamber (sav). Kim olduğunu sanıyorsun da böyle konuşuyorsun! saldırı altında hissettiler, peki peygamber durdu mu? hayır! ve her gün aynı doğru yol üzerinde biraz daha ilerledi eğer aynı yolda ilerlerseniz, söyleyin, zorlaşması mantıklı mı? daha fazla sıkıntı ile karşılaşacaksınız yolundan dönmen için her gün daha fazla baskı hissedersin ne kadar ilerlersen o kadar direnişle karşılaşırsın o kadar itirazla o kadar pes etme ihtimalin artar biraz baskıyı kaldırabilirsin yarın biraz daha fazla basacak sonraki gün daha fazla, sonraki gün daha da fazla.. her gün zorlaşacak, kolaylaşmayacak daha da sertleşecek normal bir insan çok fazla baskıya sadece ne zamana kadar dayanabilir —EKSIK— ama peygamber (sav) O’nun kararlılığı O’nun teslimiyeti O’nun parlak örnekliği ve peygamberlerin teslimiyetleri vurgulanmıştır çünkü Onlar, doğru yol üzerindelerdi ve hiç yalpalamadılar hiç yalpalamadılar insanlar onlara saldırdı, alay etti, tehdit etti onları öldürmekle ve işkence etmekle tehdit ettiler kımıldamadılar aileleri geldi büyükleri geldi siyasi liderleri geldi, herkes geldi hiç yalpalamadılar o yola baş koydular bu zaten neden kararlılık gerektiğini gösteriyor bu arada, tek başına bu durum O’nun elçi olduğuna delildir. Neden kendini böyle bir sıkıntının içine soksun? Aynı şekilde düşünürsek, sadece gönderilmişsen Kur’an’ı taşıyabilirsin. Çünkü çok çok fazla sıkıntıyı beraberinde getiriyor Bir müfessirin dediği gibi: “Onun kararlılığı, peygamberliğine delildir…” “… ve hayat hikayesi de ayrı bir delil, aynı Kur’an’ın delil olması gibi” Burası önemli Kur’an’ın 3 farklı mükemmelliğinden bahsetmiştim. Bu mükemmelliklerle Kur’an, kendisi bir delildir. Peygamberin bu yola baş koyması ise kendi başına ayrı bir delildir. Yine bir delil Bu ayet hakkında size son olarak anlatmak istediğim bir şey var, a’lâ sırat-el mustakim “doğru yolun üzerinde” demiyor “doğru bir yol üzerinde” diyor Sırat el mustakim bunu genel olarak söylüyor “doğru yolun üzerinde git” demek ile “doğru bir yol üzerinde git” demek arasında ne fark var? biz Fatiha’da “bizi doğru bir yola ilet” demiyoruz “(belli ve bir tane olan) doğru yola ilet” diyoruz “ihtinas-sırat el-mustakim” sıratın başında elif ve lam var (el- öneki) burada yok ne iş yapıyor peki? aslında bu el- önekini kaldırırsanız bu belirtisiz nesne haline gelir hangisi olduğu bilinmeyen bir şey Allah’ın peygamber (sav) ile konuşmasına rağmen başka kim dinliyor? Kureyş de dinliyor Kureyş belki Kur’an hakkında çok şey bilmiyor olabilir, belki biliyorlar belki bilmiyorlar bir şeyi biliyorlar peygamberi (sav) biliyorlar hiçbir şey söylemese bile onlar diyebilir ki, o bir çeşit doğru yol üzere gidiyor o her zaman dosdoğru, yaptığı her şeyi dosdoğru yapıyor başka bir deyişle, detayları bilmeseniz bile, sadece O’nun karakterini inceleyip şu sonuca varabilirsiniz: O bir çeşit doğru yol üzerinde sadece müslümanı gözlemlemek yeterli özellikle de O elçiyi (sav) sadece bu, hissettirir ki doğru bir yol var burada a’lâ sıratın mustakim Allah şimdiye kadar kendinden bahsetti mi? Hayır kendi hakkında hiçbir şey söylemedi şimdiye kadar Dedi ki O (peygamber a.s.) gönderildi “Sen gönderildin” Sıratı mustakim’e baş koydun ama kim tarafından gönderildi?\Nve Kur’an’ın bu bilgeliği nereden geliyor? nasıl böyle otoriter bir şekilde konuşuyor? sonunda bu soru cevaplandı: üstüne basa basa söylüyor تَنزِيلَ الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ 3 kelime birincisi, “tenzila” biraz arapça bilmeyenler için, üzerinde bir fetha var. Ne demek biliyor musunuz? Bunu kibarca söylemeyeceksiniz şöyle okumazsınız: yok! “tenzila” bu şekilde olduğunda demektir ki Allah a.v.c. otoriter bir tavırla konuşuyor İhtilâl! normal bir ton değil, Arapça dilbilgisinde ünlem haykırış bu şekilde yer bulur Bu bir nida DİNLEYİN! BU, SİZE İNDİRİLEN BİR DEVRİM! kimin devrimi, bu devrim kime ait?\NEL AZİZ, ER RAHİM 2 isim var burada El Aziz, otorite sahibi ve saygı uyandıran biri demek El Aziz iki anlama gelir “otorite sahibi” ve “saygı uyandıran” bunu anlamanızı istiyorum. Bazen iki çeşit insan görürsünüz Otorite sahibi insanlar vardır, ama saygı görmezler bir polis memuru otorite sahibi ama saygı duyulmayan biri olabilir Baltimore’da gördüğümüz gibi Otoriteleri var ama saygı görmüyorlar öte yandan başka insanlar görürsünüz saygı uyandırırlar ama ama ne değillerdir? otorite sahibi değillerdir. Her ikisi de izzet sahibi değildir arapça “izze”, urdudaki “izzet”ten farklı Arapça “izze”, saygı duyulan ve aynı zamanda otorite sahibi olan kişi için kullanılır Allah dediğinde, “Bu kendisine saygı duyulan sonsuz otorite sahibinin gönderdiği devrimdir” Allah (a.v.c.) bize çok güçlü bir şey anlatıyor Kur’an’ın 3 özelliğinden birinin “hüküm veren” olduğunu hatırlıyor musunuz? Kim hüküm verme yetkisine sahiptir? Otorite sahibi olan ve otorite sahibi birisi bir hüküm verdiğinde, Judge Judy dizisinde olduğu gibi. Bir zamanlar annemle birlikte çok Judge Judy izlerdik.. Judge Judy hükmü verir Sen genç adam, sessiz ol! bunu yapar, harika ve sen 500 dolar alacaksın, kaybolun buradan dışarıdaki röportajlara bayılırım bayılırım, özellikle de davayı kaybeden elemanın tepkisine çünkü kazanan her zaman, “evet 500 dolarımı aldım çok mutluyum”, hep aynıdır ama kaybeden kişi “bu haksızlık…”, “inanamıyorum nasıl hakim yapmışlar bunu…” falan yani, Judy otoriteyi sağladı ama ne sağlayamadı? kendisine saygı duyulmasını sağlayamadı Allah (a.v.c.) diyor ki: “Bu Kur’an hükümlerle doludur ve bu hükümler, ” ” ciddiye alınmayı hakediyor. Çünkü onlar otorite sahibi ve saygı duyulması gereken birinden geliyor” ve bütün bunlar El Aziz kelimesinde anlatılıyor. Aslında bu ifade “El Kur’an El Hakim”e atıfta bulunuyor şimdi devrimin kimden geldiğini söyledi ve hükümler hakkında konuştu ama başka bir şey daha söyledi “Tenzil” dedi. Ne demek tenzil? Yukarıdan gelen bir şey başka bir deyişle Durun cevap vereyim. O’nun hocası kim? O’nu kim gönderdi? Bu Kur’an da nereden geldi? Yukarıdan geldi, yani geldiği yere erişiminiz yok Yani herhangi bir insan evladı böyle bir şeyle gelemez sağdan soldan, doğudan batıdan gelmedi başka bir köyden gelmedi herhangi bir hocadan veya üniversiteden gelmedi yukarıdan geldi eğitim için gidebileceğin bir yer değil, biz eğitim için doğuya batıya gideriz kuzey ya da güneye eğitim için yukarı gidemeyiz ama burada diyor ki eğitim yukarıdan geliyor demek ki sizin oraya erişiminiz yok sizin erişebileceğiniz noktanın çok ötesinde tekrar vurguluyor, neden Kur’an’daki bilgelik bu kadar mükemmel? Çünkü yukarıdan geldi ancak o yukarıdan gelmişse ona bu şekilde sarılabilirsin ve verdiği hükümler, onlar ancak yukarıdan gelebilir. Tenzil kelimesi bu yüzden burada. Buradaki Allah’ın diğer ismi Tenzil el-Azizi … Er-Rahim Rahim ne demek? Siz biliyor musunuz ne demek? Merhametli Seven, ilgilenen her zaman seven ve ilgilenen bu arada Er-Rahim Rahim ismi burada ne yapıyor? Aziz’in ne için olduğunu anlıyorum Rahim ne arıyor burada? Bu mesaj kime geldi? Peygamber (sav). Neden O? Neden bir başkası değil? Kur’an kendisi bize anlatıyor Enbiya 107\Nوَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ\Nve ma erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn Biz seni başka değil, rahmet olarak gönderdik Hz. Muhammed (sav) yaşamış en merhametli insan Kur’an otorite sahibi olarak Dünya’nın en merhametli insanının dilinden anlatılmalıydı. Bu da Allah’ın merhameti Allah’ın insanlığa merhameti, resulullah (sav). Böylece bir yanda el-Aziz’in tezahürü Kur’an, er-Rahim’in tezahürü resulullah (sav) Resulullah (sav) otoriter değildi nasıldı? merhametliydi Kur’an otoriterdi ikisi bir arada olmalıydı, elçi ve mesaj ikisi beraber olmak zorunda bu ayet hakkında bahsetmediğim son bir şey daha var. Şimdi bahsetmeliyim çünkü bu bölüm burada bitiyor Hâla surenin birinci bölümündeyiz. Kaç bölümü var dedim hatırlamıyorum? Aferin! 6 bölüm Hâla birinci bölümdeyiz Söylemem gereken bir şey, iki şey var mıdır? Allah yol gösterdiğinde iki kısım vardır Mesaj ve elçi mesaj ve elçi. Şimdi Allah dediğinde: “Vel kur’ânil hakîm”\Nوَالْقُرْآنِ الْحَكِيمِ “İnneke leminel murselîn”\Nإِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ Mesajı onaylıyor, mesaj fazlasıyla mükemmel insan işi olamaz, bitti Mesaj için yeterli ama sadece hikaye sadece mesaj olamaz, başka neye ihtiyacınız var? elçi tamam mesaj mükemmel, peki ya elçi? Elçi ve O’nun karakteri hakkında size bir şey söyleyim: Alâ sırâtın mustekîm\Nعَلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ Doğru yola baş koydu başka bir deyişle peygamber (sav) en yüksek seviyeli kişiliği göstermek zorundaydı ki hidayet gerçekleşsin hidayet sadece mesaj ile gerçekleşmez ancak mesaj ve elçi ideal olduğunda gerçekleşir mesaj zaten ideal ve elçi de ideal anlamanız için dünyevi bir örnek vereyim siyasetçiler, çok güzel hitap ederler ama eğer kötü bir geçmişleri varsa insanlar bozuk karakterli kişi olduğunu bilirlerse güzel hitabet bir anlam ifade eder mi? etmez hiçbir anlam ifade etmez çünkü davranışları özellikle de o dizideki kartların sesi kelimelerden daha yüksek çıkar böylece ne deseler fark etmez peygamber (a.s.) güvenilirlik ile geçen bir ömür yaşadı değil mi? bu hidayetin bir parçası olmalı eğer elçi güvenilir değilse, mesajın kendisi güvenilir olmaz. Allah’tan gelse bile şimdi devam edelim peygambere hitap devam ediyor لِتُنذِرَ قَوْمًا مَّا أُنذِرَ آبَاؤُهُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ neden bu inanılmaz devrimi gönderdim? Sonsuz otorite ve merhamet sahibi olarak neden sana (sav) gönderdi? böylece bir kavmi uyarabilesin ataları uyarılmamış bir kavmi ve onlar tamamen gaflet içindedirler tekrar tercüme edeyim Li tunzire kavmen mâ unzire âbâuhum fe hum gâfilûn Böylece uyarabilirsin Böylece uyarabilirsin bir kavmi Böylece uyarabilirsin bir kavmi ataları hiç uyarılmamıştır Böylece uyarabilirsin bir kavmi ataları hiç uyarılmamıştır ve onlar tamamen fikirsizdirler, ipucu bile yoktur hiçbir şeyin farkında değiller bu sebepten, sana bu devrim verildi tamam bu ayette not edilmesi gereken ilk şey şudur ki eğer uyarmak için gönderilmişsen uyarı kelimesini dini kavramların dışında düşünün ne zaman bir uyarı alırsınız? bir fırtına yaklaşıyor, haberiniz olsun Houston! Fırtına geliyor radyoda uyarırlar tvde duyururlar telefon alarmı çalar vesaire uyarılar yetkili ve güvenilir mercilerden gelmelidir doğru mu? geldiği makamın bir otoritesi olmalı ve saygı duyulan bir makam olmalı bu kelimelerin üzerinde konuştuk Aziz eğer uyarmak için gönderilmişsen öyle biri tarafından gönderilmiş olman lazım ki geçerli bir yoldan uyarabilen veya uyarı gönderebilen biri olmalı bu da el-Aziz. yani bu da aslında kelimeye bağlı belirtmem gereken ikinci şey biz bu salondayız ve internetimizin olmadığını varsayın telefonlar çekmiyor vesaire bu yüzden şuradaki arkadaş gibi facebook kullanamazsın herhangi bir şey yapamıyorsun eğer dışarıda bir şey olursa eğer dışarıda haber niteliği taşıyan büyük bir şey olursa, haberin olur mu? olmaz dışarıdan bir uyarı gelmedikçe uyarılamazsın, açık mı? eğer bodrumda oturuyorsan, texasta bodrumumuz yok, eğlence odanda oturuyorsan oyun oynuyorsan, dışarıdan biri gelmedikçe ne olup bittiğini bilemezsin peygamber (s.a.v.) onların arasında yaşıyor doğru mu? aralarındaydı ve şimdi onları uyarmak üzere ama tanım gereği, uyarı dışarıdan gelmelidir peki soru şu: uyarı nereden geldi? Aaa yukarıdan! bu zaten söylendi, nerede? nerede? Tenzil el-Aziz er-Rahim. Bu uyarının kaynağı Öteki türlü uyarılamazsın, aynı odada oturduğun biri kalkıp da “Hey bu arada, …” beni uyaramazsın, bu haberi nereden aldın? telefonun bile yok ikinci olarak daha doğrusu üçüncü olarak neden birini uyarırsın? hey o yoldan gitme! evden çıkma! bunu yapma! neden birini uyarırsın?\NDinleyiciler: Saldırı varsa evet, öncelikli sebeplerden birisi, birini uyarıyorsan onun için endişeleniyorsundur onu önemsediğindendir, sevdiğindendir incinmelerini istemediğindendir ve bu da Allah’ın er-Rahim isminin gereğidir seni önemseyen, merhametli davranan ve zararlı şeyleri senden uzak tutmaya çalışan biri senin gönderiliş sebebin peygamberin (sav) gönderiliş sebebi uyarmak, çünkü uyarmak Allah’ın merhametinden kaynaklı bir eylemidir bazı insanlar şikayet ediyorlar “neden Kur’an cehennem ateşinden bahsediyor!” diyorum ki belki de bunun hakkında iyi düşünmemişsin, birisi seni bir fırtına ya da sel hakkında uyarsa neden sel hakkında konuşuyorsun, seller çok kötüdür felaket tellalı gibi, benimle bir daha konuşma, senle konuşmayı sevmiyorum… ÖLECEKSİN ister beğen ister beğenme, ecel geliyor neden buradaki sevgi hareketini takdir etmiyorsun, birisi aslında seni uyardığında neden bunu dillendirmek zorunda neden sadece, “kötü bir şey geleceeek” demiyor ki eğer bir tsunami geliyorsa ve dersen ki “kötü bir şey geleceeek” bunu ciddiye alır mısın? bunun haykırılması lazım ve bu Allah’ın sevgisinden kaynaklı bir eylemi Li tunzire kavmen şimdi bu ayet tamamen sevgi dolu, aman Allah’ım sureye başladığımızdan beri “El-Kur’an” diyoruz. “Vel kur’ânil hakîm” El-Kur’an: bilgeliklerle dolu\NEl-Kur’an: mükemmel bir eser El-Kur’an: hükümlerle dolu\NEl-Kur’an diyor, bir Kur’an değil Belirtili Kur’an’ın araplar arasında zaten biliniyor olmasına rağmen Kureyş bunu biliyor yeterince duydular bu dediğin zaman, herhangi başka bir şey hakkında değil, bu Kur’an hakkında düşünüyorlar, bu zaten biliniyor ve hangi kavme gönderildi peygamberimiz (sav)? Kureyş’e Kureyş de biliyoruz ki bilinen insanlar oldukça meşhur insanlar şimdi bakalım Allah onlar hakkında nasıl konuşuyor? otorite sahibi konumundan onları aşağılıyor diyor ki: sen bir kavmi uyarmak için gönderildin bu kaviim demiyor el- öneki yok diyor ki bir kavim kavmen kavmen, herhangi bir kavim Kureyşliler gururlu insanlar mı değiller mi bu şekilde söylemek onlar için zaten birinci aşağılama bu onlara bir saldırı gibi nasıl kavmen dersin, açıklamama izin verin, bu arada ataları ile çok gururlanıyorlar şöylelerdi: Amir oğulları! Hişam oğullları gurur kaynakları atalarıydı sana bir kavmin ataları hakkında bir şey söyleyim onlar da bir şey bilmiyorlardı\Nmâ unzire âbâuhum ataları da daha önce uyarılmamıştı siz insanlar her şey olduğunuzu düşünüyorsunuz, siz hiçbir şeysiniz. siz önemsizsiniz diyor Allah mâ unzire âbâuhum önemsiz bir kavmi uyarmak için gönderildin ataları bile bu devrim ile şereflendirilmemişti mâ unzire âbâuhum elbette fe hum gâfilûn. ipuçları bile yok hiçbir fikirleri yok bilgisizlikleri hakkında konuşalım bunu takdir edersiniz diye umuyorum Hicaz’ın nerede olduğunu biliyorsunuz, peygamberin (sav) geldiği arap çölü yakınlarda başka süper güçler var mı? komşu bölgelerde? diğer krallıklar? büyük uygarlıklar, yakınlarda? evet tabiki Kalabalık ve köklü bir İran toplumu var Roma İmparatorluğu var değil mi? Büyük mü büyük oldukça eski ve yerleşik medeniyetler Araplar ne kadar yerleşik bir medeniyetti? o zamanlarda? Yani, kaç tane üniversiteleri vardı? ne çeşit şanlı bir tarihleri vardı? romalılar gibi kütüphaneleri, felsefe kitapları…. veya yunanlılar gibi mitolojileri…. heykeller… anıtlar… altyapıları… büyük yolları, Kolezyum’ları kaleleri hiçbiri hiçbir şeyiniz yok Allah Kureyş’e diyor ki, kendinizle çok gurur duyuyorsunuz tamamen bihabersiniz sizden çok daha gelişmiş medeniyetler var, kim olduğunuzu sanıyorsunuz? kendinin farkında mısın? hiçbir şeysin dünyanın geneline bakarsak, önemsizsiniz insanlar topraklarınızı işgal etmek bile istemiyor çünkü henüz petrol yok yalnız başınıza kaldınız, hatırlıyor musunuz? romalılar da farısiler de istemiyorlardı bile, askerlerimize ne yedireceğiz diyorlardı! devenin tadı güzel değil sizi kendi halinize bıraktılar binlerce yıl boyunca umurlarında olmadınız her uygarlık kendi hakimiyet alanını genişletmek ister, doğru mu yanlış mı? soru şu, neden genişletmek istemediler? çünkü değmez be kanka… değmez deyip kendi halinize bıraktılar, hepsi bu mu? insanlar bu tarz düşüncelere kapılır köyde yaşıyorlarsa veya bir baloncuk içinde yaşıyorlarsa kendi kendilerini doldururlar her şey o kadar sanırlar dış dünyada kimsenin kendilerini umursamadığını farkedemezler mescidin toplantı salonunda da olur bu kimse önemsemez. “Ben başkanıyım buranın…” umurlarında değil gerçekten, kimse önemsemiyor hem de hiç hiçbir zaman bu oluyor değil mi? bir arkadaşım bana bir video gösterdi hindistanda dokunulmazlığı olan bir adam eski bir hindu, dinini terketmiş, şimdi youtube’da hinduizmi aşağılıyor. Ben aşağılamak için anlatmıyorum ama adamın dediği: Bu dinin tek amacı sınıflandırılmış bir toplum oluşturmaktır ve bu adam dokunulmazlar sınıfının en alt seviyesinde. Şu anda kuzey california’da bi teknoloji şirketinin başında, milyon dolarlar kazanıyor kariyerinde oldukça ilerlemiş vaziyette, değil mi? ve diyor ki, “köyüme gittiğim zaman…” “…bir otobüste oturursam, yanıma oturmuyorlar…” “…ben tüm köyün toplam kazancından daha fazla kazanıyorum ama yanıma oturmuyorlar…” “…tüm köyün eğitim seviyesini toplasan bana yetişemezler, ama yine de yanıma oturmuyorlar…” “…çünkü kendi küçük dünyalarında, en üstte kendileri var…” “…kendi küçük önemsiz dünyalarında…” İşte Kureyş de böyle, kendi güçleri hakkında yanılgı içindeler bunu bir kayınvalidede görebilirsiniz bir kocada görebilirsiniz olabilir ebeveynlere de böyle olabilir büyük kardeşler de böyle düşünebilir azıcık bir gücü olan herhangi bir kişiye bu olabilir, ve o güç bir uyuşturucuya dönüşür ve sonra kendilerini tepede görür ve dokunulmaz zannederler bu Kureyş’e Allah’ın gerçeği göstermesi atalarınızla gurur mu duyuyorsunuz, onlar da hiçbir şey bilmiyorlardı fe hûm gâfilûn dünya dönüp giderken aynı yerde asırlar boyunca duruyorsun, hadi bunun farkında değilsin, dünya gelişti, sense hâla tam olarak aynı yerdesin bunlardan daha da önemlisi kendi cehaletinin farkında değilsin siz hiçbir şey bilmiyorsunuz hiçbir şey bilmiyorsunuz eğitimsiz insanlarsınız Allah tarafından size bir eğitim veriliyor hiçbir fikriniz yok, bu arada bir topluluk uzun süre eğitimden uzak kalırsa, eğitime değer vermemeye başlarlar değil mi? artık önemsiz görürler eğitimli insanlara tepeden bakarlar. Bir taraftan da eğitimden korkarlar, çünkü eğitim seni değiştirir bu yüzden her şeyi cahilce tutarlar bunları vurguluyorum çünkü bunlar sadece Kureyş’in problemleri değil. müslümanların başkasını umursamıyorum, kendimiz hakkında konuşmalıyız müslüman dünyanın içinde büyük bir kısmında ve hatta bizler pek çok şey konusunda tamamen eğitimsiziz ve bu şekilde tutmaya özen gösteriyoruz çünkü değişimle birlikte yeni şeyler öğrenmek rahat bir iş değil kolay değil ve başka neye kafaları basmıyor? Allah’ın onlara, yaşamış en merhametli insanı gönderdiğine ve gelmiş geçmiş en büyük kelimelerin kendilerine geldiğine Kureyş’e özel olarak indirilmiş. Kur’an’ı öğrenmek istiyorsak, Kureyş’i öğrenmemiz gerekiyor kitap bütün insanlık içindi doğru şekilde anlayabilmek için ilk muhattabı olan insanları anlamalısınız doğru mu? Allah onları müslümanlar için incelenmek üzere en önemli insan topluluğu yaptı kıtalar ötesinde dillerin, medeniyetlerin ötesinde kıyamet gününe kadar ve tamamen umursamazlar Alemlere rahmet olarak gönderilen peygamberin (sav) yanında oturuyorlar hiç fikirleri yok, kimi reddediyorlar, hiç kıymet bilmiyorlar henüz gelen şeylerin kıymetini bilmiyorlar 100 yıl sonrasını düşünelim onlar da 100 yıl sonrasına baktılar Kur’an’ın bu dünyada yaptığı şeyi bilselerdi Kur’an bu dünya için ne yaptı? İslam bu dünya için ne yaptı? Endülüs’te, Şam’da, Irak’ta ne yaptı? Hindistan’da ne yaptı? Bu dünyada ne yaptı? Bu insanların hiçbir bilgileri yok ve öyle oturdukları yerden… umursamıyorlar, tamamen bihaberler ve habersizlikleri hakkında vurgulamak istediğim son şey: bazen olur ya, o kadar bihabersindir ki, kiminle konuştuğunun farkında değilsindir olur ya, kimle konuştuğunu bilmezsin ve biraz, aptalca davranırsın ne kadar önemli biriyle konuştuğunu farkedemezsin aslında bir keresinde oldu, bir toplantıda, biri bana karısının islami çalışmalar hocası olduğunu söyledi oldukça meşhur, ismini vermeyeceğim ve, adam hacdayken gruptaki insanlardan biri onunla konuşmuş, kim olduğunu bilmiyor demiş ki evet bu kadın ders anlatan, İsrail ajanı… ve 20 dakika boyunca yahudilerin onu nasıl mali olarak desteklediğini anlatmış müslümanları bozsun diye ve onun kocasına anlatıyordu bazen birisiyle konuşursun ve kime bulaştığın hakkında hiç fikrin yoktur olur mu? olur inkâr ettiklerinde, dalga geçtiklerinde, reddettiklerinde, Kur’an’ın mesajını… Sadece peygamberi mi (sav) inkâr ediyorlardı? bu sonsuz otorite sahibine karşı, en büyük suçtur. El-Aziz daha otoriter biri olduğu zaman daha dikkatli olmalısın yolda bir bardak gördüğünüz zaman takvanızı artırırsınız İnsandan beklenen şekilde davranırsınız, bir penguen gibi davranmazsınız. Çünkü hakim seni görüyor Daha düzgün oturursun, çünkü öyle bir durumda saygı göstermen gerekir Otoritenin karşısına çıktığın zaman bir protokole uyarsın. Bunun bir protokolü vardır. Onlar, El-Aziz’in kelimelerinin huzurundalardı ve herhangi bir protokole uymuyorlardı, tamamen bihaberdiler O’nun cezalandırma gücü hakkında hiçbir fikirleri yoktu bu hareketlerinin yol açabileceği sonuçlar… İşte bu, fe hûm gâfilûn Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahu ve Berekatuhu, bu videoyu izlediğiniz için teşekkürler. QuranWeekly’yi desteklemek istiyorsanız, lütfen bu videodaki linke tıklayın.


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.