Eğitim, Liste, Yaşam, Yazılar

Vakit Disiplini Kitabından 10 Alıntı

Esselâmu Aleyküm ve Rahmetüllâh. Sürekli eriyen bir sermayeye sahibiz. Tekrar kazanılması, arttırılması mümkün değil ama hakkıyla kullanılırsa sonsuz nimetlerin anahtarı olacak. Aksi halde ise sonsuz ızdırap sebebi… Evet, “zaman”dan, “ömrümüz”den bahsediyoruz. Hepimiz geçen 1 saniyenin önümüzdeki 10 yıldan daha uzak olduğunu, geri getirilmesinin mümkün olmadığını biliyoruz. O zaman neden vakit öldürmek, boş vakit gibi tanımlarımız var? Belki de bilmek ve idrak etmek farkından kaynaklanan sorunlarımız vardır. Bu farklı kapatmak adına yazılan “İslam Kültüründe Vakit Disiplini” kitabından 10 alıntı ile idrak yeteneğimizi arttırmaya ne dersiniz?

1. Üç Farklı Zaman Anlayışı

Öldüren Vurdumduymazlık: Zamanı düzensiz, plansız yaşayarak israf ederek kullanmak

Tüketen Bir Telaş: Hız, telaş, acelecilik ile zaman=para anlayışına sahip tüketim çağı.

İslami Bir Bakış: İfrat ve tefritten uzak Allah rızasını gözeten bir itidal çizgisi.

Sizin zaman anlayışınız hangisi, pratikte ve zihninizdeki zaman anlayışı aynı mı?

2. Vakit Herkes Tarafından Adaletli Şekilde Paylaşılan Bir Kaynaktır

Herkesin haftada 7 günü ve günde 24 saati vardır. Farklılıklar vaktin kullanım şekliyle ortaya çıkar. Zamanı en faydalı şekilde kullanmak “sürekli meşgul görünmek” değil zamanı gayelerimiz doğrultusunda değerlendirmeyi ifade eder.

Nimetlerin en kıymetlisidir. Zaman kelimesi Kuran’da yer almasa da 13 farklı türevi yer alır. Zamanı nasıl kullanacağımıza dairse bir çok uyarı ve yönlendirme içerir. “Bir işi bitirince, hemen başka işe koş, onunla meşgul ol! Hep Rabbine yönel, (Ona yaklaş!)” (İnşirâh, 94/7-8).  İnsanoğluna bahşolunmuş en önemli nimetler arasında yer alan zaman nimeti, Kur’an’da bildirildiği üzere, “geçici” (Nâziât, 79/46), “ertelenmesi ve bir daha geri döndürülmesi mümkün olmayan” (Münâfikûn, 63/11) ve boşa geçirildiğinde uhrevî sorumluluğu büyük olan bir nimettir. Zira insanın en büyük sermayesi olan vaktin, boşa geçirilmesi halinde, hiç bir sermayeyle telâfisi mümkün değildir.

3. Kur-an-ı Kerim'de Vakit Mefhumu

Kur’an’daki zamanla ilgili vurgular dikkate alındığında, Kur’an’ın baştan sona, muhatabına, imtihan sırrı etrafında “vakit” mefhumunu hatırlattığı ve böylece vakit disiplini yerleştirmeye çalıştığı söylenebilir. Bu konuda uyarı ve yönlendirme içeren ayetlerin bir kısmı şu şekildedir:

“İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!” (Kıyame, 75/36), 

“Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar vardır, onlar yapmakta olduklarınızı bilirler” (infitar, 82/10-12), 

“Yapmış olduklarına, dilleri, elleri ve ayaklarının, aleyhlerinde şahitlik edeceği gün, onlar için çok büyük bir azap vardır” (Nur, 24/24).

“Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyandadır. Bundan ancak îmân edip sâlih amel işleyenler, birbirine hakkı tavsiye edenler ve birbirine sabrı tavsiye edenler müstesnâdır” (Asr, 103/1-3).

“Andolsun fecre, on geceye, hem çifte hem teke, gelip geçeceği an geceye ki, bu (yemin edilen) şeylerde akıl sahibi için, yemine değer şey yok mu?” 

“Onlar, boş ve faydasız şeylerden yüz çevirirler” (Mu’minün, 23/3)

“..Boş söz ve işlere rastladıklarında, vakarla oradan geçip giderler” (Furkan, 25/72) buyurur.

4. Sünnet Penceresinden Vakit-Zaman

Resûl-i Kiram aleyhissalatü vesselam, “ömrümüzün küçük durakları” olan bir günlük zaman dilimini, “ibâdet, murâkabe/tefekkür ve rızık temini” şeklinde, üç kısma ayırmamızı tavsiye eder. Kendilerinin de vakit kullanımı konusunda iki prensibe özellikle riayet ettiklerini görüyoruz: 

1. İşlerini günlük, haftalık olarak tanzim etmesi ve bunlara mümkün olduğunca riayet etmesi. 

2. Günün belli saatlerinde ve haftanın belli günlerinde mutat bazı işleri yapması. 

Habib-i Ekrem Efendimiz aleyhissalatü vesselam, işlerini yaparken, önceden belirlediği günlük (gece dahil) ve haftalık düzene riâyet ederdi. O aleyhissalatü vesselam, her pazartesi günü ilim talep edilmesini tavsiye etmiştir. 

Yine ilgili rivayetlerden anlaşıldığı üzere, cuma gününü bayram günü olarak değerlendirmiş, şahsi temizliğini bu günde yapmış ve müminlere de böyle yapmalarını tavsiye etmiştir (bk. Müslim, Cuma 7-10)

5. Vaktimizi Neye Göre Planlayalım?

Bizim günlük yirmi dört saatlik bir sermayemiz var. Bu yirmi dört saati, bizim son günümüz olabilir düşüncesi ile ele alıp, onu namaza göre programlayarak, her parçası içine bir şeyler aktarmaya çalışırsak, o gerçek değerine ulaşır. 

Buna göre günlük vaktimizi, 

– öğle namazı öncesi vaktimiz, 

– öğle namazı sonrası vaktimiz, 

– ikindi namazı sonrası vaktimiz, 

– akşam namazı sonrası vaktimiz, 

– yatsı namazı sonrası vaktimiz, 

– sabah namazı öncesi ve sonrası vaktimiz, 

şeklinde ayırırsak, namazla şekillenen, namazla nurâniyet, rûhaniyet ve kıymet kazanan bir vakit planlaması yapmış oluruz. Böylece bu zaman dilimleri arasında inancımıza hizmet adına yeni ve farklı işler planlayıp ona göre hedeflediğimiz çalışmaları gerçekleştirebiliriz.

6. Hedeflerin Belirlenmesi

Hayatta yapılacak ve yapılması gereken oldukça çok iş var ve bizim için öncelikli olanlardan başlamak, hayatımızın bereketlenmesine katkı sağlar. Yapmamız gereken ve yapmayı hedeflediğimiz işlerde “ehem-mühim” dengesini, yani önceliklerimizi şu sıralamaya göre tayin ve tespit edebiliriz: 

1. Acil ve önemli olanlar 

2. Acil olmayan fakat önemli olanlar 

3. Acil fakat önemsiz olanlar 

4. Acil olmayan önemsiz işler 

İşlerin “öncelik, aciliyet ve ehemmiyet” derecesinin tespitine yardımcı olması açısından şu soruları sorabiliriz: 

Yaptığım bu iş gerçekten yapılması gereken bir iş mi? 

Şayet bu işi yapmaktan tamamıyla vazgeçersem ne kaybederim? 

Bu iş, daha ehemmiyetli bir başka işle yer değiştirip, farklı bir vakte ertelenebilir mi? 

Bu işe gerçekten lüzumlu ve ehemmiyetli olduğu için mi, yoksa haz için mi giriştim? 

7. Gündelik Hayatta Vaktimizi Çalan Hususlar

Lüzumsuz telefonlar, 

Televizyon, 

İnternet (amaç dışında ve gereksiz kullanım), 

Trafik, 

İşleri sürekli ertelemek, 

Verimsiz geçen toplantılar, 

Çok fazla faydası olmayan “anlamsız” konuşmalar ve tartışmalar,

Kararsızlık, 

Fazla uyku, 

Plansızlık, düzensizlik, intizamsızlık..

8. Verimli Bir Plan İçin Kendimize Sormamız Gereken Sorular

– Sabah ne yapılmalıdır?

– Öğlende ne yapılır? 

– Derse çalışırken, zihin yorulduğunda ne yapılır?, 

– Verimli çalışma nedir? 

– Ne zaman bir işten diğer işe geçilir? 

– Bir işten diğer işe geçerken ne yapılmalıdır? 

Biyolojik saat nedir? 

– Hangi saatler daha verimlidir? 

-Boş zaman nasıl değerlendirilir? 

9. Dikkat etmemiz Gereken İncelikler

Erken kalkmak ve uyanır uyanmaz yataktan uzaklaşmak, 

Bir sonraki günün hazırlığını akşamdan yapmak (giyecek ve çanta hazırlamak gibi), 

Güne olumlu başlamak, pozitif düşünmeye çalışmak, 

Sıhhati korumak, varsa sağlık sorunlarını geciktirmeden tedavi ettirmek, 

Kendine vakit ayırmak, 

Kararlı olmak, seri hareket etmek, 

Not alma alışkanlığı edinmek, ajanda kullanmak, 

Sadece bir işe yoğunlaşmak ve alakasız işleri masadan kaldırmak, 

Önceden zihinsel planlama yapmak, 

Hızlı ve etkili okumayı öğrenmek, 

Bilgileri güncellemek, 

İstisnaî bazı durumlar hariç, davetsiz misafir kabul etmemek. 

Yapılan hataları tekrarlamamak, 

Hafıza ve zihin gücünün verimliliğini artıracak işlere yönelmek. Ayrıca hafızanın güçlü ve keskin olması ile günah arasında bir ilişkiden söz edilir.

10. Bir Kıssa

Northwestern Üniversitesi İş İdaresi yüksek lisans öğrencileri ile “zaman yönetimi” ders profesörü arasında geçen aşağıdaki hikâyeye bakalım. Bu hikâye, yapmak istediğimiz işlerdeki ana hedeflerin, iyi tespit edilmesi durumunda, elimizdeki vakti daha verimli hale getirebilmenin, her zaman mümkün olduğunu göstermesi açısından, oldukça dikkat çekicidir: 

Profesör sınıfa girip karşısında duran seçkin öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra -“Bugün zaman yönetimi konusunda deneyle karışık bir imtihan yapacağız” diyerek kürsüye yürür ve kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarır. Ardından, kürsünün altından yumruk büyüklüğünde bir düzine taş alır ve taşları dikkatlice kavanozun içine yerleştirir. Kavanozun daha başka taş alamayacağından emin olduktan sonra talebelerine döner ve, “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar. Öğrenciler hep bir ağızdan, -“Doldu” diye cevap verince, Profesör “hayır der ve kürsünün altından bir kova mıcır çıkartarak, mıcırı kavanozun içine yavaş yavaş döker. Sonra kavanozu sallayarak mıcırların taşların arasında yerleşmesini sağlar. Ardından öğrencilerine dönerek bir kez daha, “Bu kavanoz doldu mu?” diye sorar. Bir öğrenci, -“Dolmadı herhalde” der. -“Doğru” der profesör ve yine kürsünün altından bir kova kum çıkarıp kavanozdaki taş ve mıcırların arasına döker. Sonra yine öğrencilerine dönerek, -“Kavanoz doldu mu? diye hep bir ağızdan, -“Hayır” diye bağırırlar. -“Güzel” der profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su alır ve kavanoz dolunca- ya kadar suyu içine boşaltır. Sonra öğrencilerine dönerek, “Bu deneyin amacı neydi? diye sorar. Uyanık bir öğrenci hemen, “Vaktimiz ne kadar dolu görünürse görünsün, başka işler için ayırabileceğimiz bir vakit, mutlaka vardır” diye atılır. Şüphesiz bu doğru bir cevaptır. Ancak yine de -“Hayır” der profesör ve ekler: 

“Bu deneyin esas anlatmak istediği şey, ‘Şayet büyük taşlar baştan yerleştirilmezse, küçük taşlardan sonra büyüklerin hiç bir zaman kavanozun içine koyulamayacağıdır” Öğrenciler şaşkınlıkla birbirlerine bakarken Profesör sözlerine şöyle devam eder: -“Bilin ki, hayatınızdaki büyük taşları baştan yerleştirmezseniz, yani hayatınızı yönlendirecek hedefleri baştan belirlemezseniz, vaktinizi heba edersiniz. Ve sonuçta ne kendinize ne çalıştığınız müesseseye, ne de memleketinize faydalı olabilirsiniz. Bu da, iyi bir iş adamı ve aslında faydalı bir insan olamayacağınızı gösterir” diyerek, öğrencilerin şaşkın bakışları arasında sınıftan çıkar.

Kaynaklar

İlam Rehber Kitaplar Serisi 3- İslam Kültüründe Vakit Disiplini-Dr. Özcan Hıdır

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>