Akaid ve Fıkh, İslam, Kur’an ve Sünnet

Tevhidin Vucubiyyeti Hakkında 6 Nas ve İlgili Meseleler

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Dinde bilinmesi vacib olan en büyük mesele, uğrunda rasullerin gönderilip kitapların indirildiği, Allah’ın insanları cennet veya cehennem ehli kıldığı tevhid meselesidir. Bir şeyin vucubiyyeti, onu fıkhetmenin yani onu öğrenip onunla amel etmenin farz olduğu manasındadır. Bu meseleyi gündemimize alıp öncelik haline getirmek için konu hakkındaki mühim eserlerden derleme olan yazımızı size takdim ediyoruz:

1. Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım

Allah, Zariyat Suresi’nin 56. ayetinde:

“Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.”  buyurmaktadır. İbadet kelimesi şeri hitapta mutlak kılındığı zaman tevhid, yani Allah’ı ibadette birlemek manasına gelir. Nitekim İbni Abbas (radiyallahu anhume) el-Beğavi’nin tefsirinde zikrettiği üzere şöyle demiştir:

“Kur’an’da ibadetten varid olan her şeyin manası tevhiddir.”

Ayet, cinlerin ve insanların yaratılmasındaki hikmete delalet eder: Eğer bunun için yaratılmışlarsa bununla emrolunmuşlardır. Ve emir, kendisine icabet edilmesi içindir. Dolayısıyla tevhid, kullar üzerine vacibdir. 

2. Andolsun ki Biz, 'Allah'a ibadet edin ve tağuttan kaçının' diye her ümmete bir rasul gönderdik.

Nahl Suresi’nin 36. ayeti olan bu ayette iki yönden Rabbimiz bize tevhidi emrediyor:

Bunların ilki, O’nun “…Allah’a ibadet edin…” kavlindedir. Daha önce geçtiği gibi Kur’an’da ibadet üzere gelen her şey, tevhid manasındadır. Bu ayette de emredilen ibadet olduğundan tevhid yine vacib olmaktadır.

İkincisi ise, “…tağuttan kaçının..” kavlidir. Bu, Allah’tan başkasına ibadet etmekten uzak olma emridir. Ve bu uzak olma durumu ancak tevhid ile gerçekleşir. Bu açıdan tevhidin vucubiyyeti yine ortaya çıkmış olur.

İbn’ul Kayyım’ın İ’lam el-Muvakkin adlı eserinde zikrettiği üzere tağut kelimesinin ise şeriatta iki manası vardır:

Bunlardan ilki özel manadır ki o da, şeytan anlamına gelir.

Diğeri ise geneldir, kulun sınırı aştığı her şey manasına gelir. 

Ayet, şu meseleleri de kapsamaktadır:

1- Rasullerin gönderilişindeki hikmet tevhiddir.

2- Her ümmete bir rasul gönderilmiştir.

3- Tüm peygamberlerin dini tektir, o da tevhiddir.

4- En büyük meselelerden bir tanesi, tağuta ibadet etme hususunda küfredilmedikçe Allah’a ibadetin gerçekleşmeyeceğidir. Nitekim Bakara Suresi’nin 256. ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

“Kim tağuta küfredip Allah’a iman ederse kopmak bilmeyen bir kulpa sarılmıştır.”

5- Tağut, Allah’ın dışında ibadet edilen her şeyi kapsamaktadır.

3. Rabbin, sadece kendisine ibadet etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kaza etti.

İsra Suresi’nin 23. ayetindeki kaza tevhidin vucubiyyetine delalet etmektedir. Burada geçen kaza kelimesinden maksat Allah’ın dini ve şeri kazası, yani emridir. Allah’ın kazası, tıpkı rububiyyeti ve iradesi gibi dini, şeri ve kaderi, kevni olarak ikiye ayrılmaktadır:

Şeri ve dini olan kaza, Allah’ın razı olup emrettiği bununla birlikte kullarda gerçekleşmediği görülebilen kazadır. Nitekim Allah yalnızca kendisine ibadeti kaza edip emretse de insanlardan kimisi Allah’tan gayrısına ibadet etmektedir.

Kaderi ve kevni olan kazada Allah’ın rıza şartı yoktur ancak bunun gerçekleşmesi mutlaktır. Nitekim evrende olup biten ne varsa Allah’ın kazasıyla gerçekleşmektedir ama evrende gerçekleşen şeylerin hepsi Allah’ın sevip razı olduğu şeyler değildir.

İsra Suresi’nin 22. ayeti ile 39. ayetleri arasında on sekiz mesele zikredilmektedir. Bu meselelerin başlangıcında da bitişinde de ibadetin yalnızca Allah’a yapılması ve böyle yapmayanın kötü akıbeti zikredilmiştir:

“Allah ile birlikte başka bir ilah edinme! Sonra kınanmış ve terk edilmiş olarak oturup kalırsın.” (İsra/22)

“Allah ile birlikte başka bir ilah edinme! Sonra kınanmış, kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.” (İsra/39)

Ve bu zikredilen meselelerin ne kadar büyük olduğunu belirtmek için Yüce Allah sonrasında şöyle buyurmuştur:

“Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir.” (İsra/39)

4. Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın.

On hak ayeti olarak isimlendirilen Nisa Suresi 36. ayette Allah’a ibadet emri ve O’na ortak koşmanın nehyi ile başlanması bu meselenin en büyük hak, en önemli mesele olduğuna delalet eder.

Ayette tevhidin vucubbiyetine iki yönden delalet vardır:

İlki, “Allah’a ibadet edin…” emridir. Daha önce geçtiği gibi, her ibadet emri aynı zamanda o ibadette Allah’ı birlemeyi emretmektedir.

İkincisi ise, “…O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın…” emridir. Burada şirkten nehyedilmiştir. Nehiy ise bir şeyin haramlığına delalet eder. Bir şeyin nehyedilmesi ise onun mukabili, karşıtı olan şeyin emredilmesi demektir. Şirkin karşıtı tevhid olduğuna göre burada da tevhidin vucubiyyetine delil vardır.

5. De ki, gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın

Enam Suresi’nin 151. ile 153. ayetleri arasında on mesele zikredilmektedir. Yine bunların başı, Allah’a ortak koşulmamasının nehyi yani tevhidin emredilmesidir. Bu üç ayette zikredilen meseleler o kadar mühimdir ki celil sahabi İbni Mes’ud (radıyallahu anh) et-Tirmizi’nin sahih bir senedle rivayet ettiği hadiste şöyle buyurmaktadır:

“Kim üzerinde Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) mührü bulunan vasiyetine bakmak isterse Allah’ın şu kavlini okusun: 

De ki, gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babaya iyilik edin. Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; Biz, sizin de onların da rızkını veririz. Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın yasakladığı cana kıymayın. İşte bunları Allah size emretti; umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına, onun iyiliğine olmadıkça el sürmeyin. Ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız hakkında bile olsa, adaletli olun. Allah’a verdiğiniz sözü eksiksiz yerine getirin. İşte düşünüp öğüt alasınız diye Allah size bunları emretti.Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun; (başka) yollara sapmayın; sonra onlar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte günahtan korunmanız için Allah bunları size emretti.” (En’am/151-153)

Vasiyet kelimesi, şeri ve örfi olarak büyük görülen şeye verilen isimdir. Bilindiği üzere Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) yazıp mühürlediği bir vasiyet bırakmamıştır. Sahabenin bu ayetleri vasiyet olarak zikretmesi ise Nebi’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah’ın kitabını vasiyet etmesine bir atıftır. 

6. Allah'ın kulların üzerinde, kulların da Allah üzerinde olan hakkını bilir misin?

el-Buhari ve Muslim’in rivayet ettiği hadiste Muaz b. Cebel (radıyallahu anh) şöyle buyurmuştur:

“Bir eşeğin üzerinde, Nebi’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) arkasında oturuyordum. Bana:

-Ey Muaz, Allah’ın kulların üzerinde, kulların da Allah üzerinde olan hakkını bilir misin, dedi. Ben:

-Allah ve Rasulu daha iyi bilir, dedim. Dedi ki: 

-Allah’ın kullar üzerindeki hakkı, hiçbir şeyi ortak kılmadan O’na ibadet etmeleri; kulların Allah üzerindeki hakkı ise, kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayan kimselere azap etmemesidir.

-Ey Allah’ın Rasulu! İnsanları müjdelemeyeyim mi, dedim. Dedi ki: 

-Onlara müjde verme ki güvene kapılmasınlar.”

İbn’ul Kayyım’ın Bedaiu’l-Fevaid isimli eserinde zikrettiği üzere şeri hitapta “hak” kelimesi zikredildiğinde bu icabı gerektirir, yine tevhidin vucubiyyetine bir delil de bu hadiste bulunmaktadır.

Bu hadiste yine birçok mesele bulunmaktadır:

1- Sahabenin birçoğu tevhid ile emrolunduklarını bilmelerine rağmen onun mükafatı olan kendilerine azap edilmemesini bilmiyorlardı çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) Muaz’a (radıyallahu anh) bunu onlara söylememesini buyurdu.

2- Şeri bir maslahat gereği ilmin gizlenmesine de bu hadiste delil bulunmaktadır.

3- Allah’ın rahmetinin genişliğine dayanıp güvenmekten endişe edileceğine de delil bulunmaktadır.

4- Nebi’nin (sallallahu aleyhi ve sellem) eşeğin arkasına başkasını da bindirmesi, onun tevazusunu ifade etmektedir.

5- Kişinin kendisine şeri bir soru sorulduğunda “Allah ve Rasulu daha iyi bilir.” demesinin caiz oluşuna da bu hadiste delil vardır. Daha kamil olan ise sadece “Allah daha iyi bilir.” demektir, bu sahabede daha meşhurdur.

Salat ve selam Nebi’miz Muhammed’e, ailesine ve ashabına olsun.

Kaynaklar

Kitabu’t Tevhid ve Abdurrahman es-Sadi ile Salih el-Usaymi şerhleri.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>