İslam

Taklidi İman ve Tahkiki İman

Ekran Resmi 2015-02-28 16.36.52İman hususunda iki önemli terim vardır. Bunlar taklidi iman ve tahkiki imandır.

Taklidi iman, delile ve araştırmaya dayanmayan imandır. Çevresi, anne babası iman ettiği için iman eden kimseler taklidi imana sahiptirler. Allah’a iman ediyor musun sorusuna “Evet” cevabını verirler fakat niçin inanıyorsun sorusunun cevabı yoktur. Yani kısaca Allah’a inandıkları için Müslüman değillerdir. Müslüman oldukları için Allah’a inanırlar.

Tahkiki iman ise tam anlamıyla dost doğru imandır. Tahkiki iman sahibi olan kimse tüm evrende o İlahi mesajı ve damgayı görür. Herhangi bir şüphesi veya tereddütü yoktur. Yani bir elmaya baktığında bunun yaratıcısının kim olduğunun delilini hiç şüpheye düşmeden ortaya çıkarır.

Taklidi iman ile tahkiki imanın farkını Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri şöyle bir temsil ile izah eder:

“Nasıl ki bir çarşıya ve bir şehre, büyük bir zatın mütenevvi malları gelse, iki çeşit ile o zatın malı olduğu bilinir. Biri icmali âmiyanedir ki; bu kadar azim mal, ondan başkasının haddi değil ki sahip olabilsin. Fakat böyle adamın nazarında çok hırsızlık olabilir. Parçalarına çok adamlar sahip çıkabilir. İkinci çeşit odur ki; her mal üstündeki yazıyı okur, her bir top üstündeki tuğrayı tanır, her bir ilan üstündeki mührünü bilir bir surette “Her şey o zatındır.” der.”

Buradaki çarşıyı kâinat, büyük zatı Allah(c.c), mütenevvi malları ise kâinattaki canlı cansız her şey olarak düşünebiliriz. ‘İcmal-i âmiyane’ olarak ifade edilen taklidi iman sahibi şöyle düşünür: Bu kadar büyük kâinatı ve içindeki bu derece sanatlı eserleri Allah’tan başkasının yaratması mümkün değildir. Fakat o kimse, eserlerin üstündeki ilahi damgayı göremediği için her an şüpheye düşebilir. Ve herhangi bir hırsız onun aklını çelebilir, yani o eşyalardan bazılarını Allah(c.c)’un yaratmadığını düşünebilir.

Tahkiki iman sahibi için ise böyle bir tehlike söz konusu değildir. Zira o, âlem çarşısındaki her eşyanın üzerinde olan ilahî mührü görür. Tüm bu gördüğü delilleri Cenab-ı Hakk’a isnad ettiği için zerre kadar şüphesi olmaz ve onun nazarında zerre kadar hırsızlık yapılamaz.

Peki, taklidi imanı nasıl tahkiki imana dönüştürebiliriz?

Yine bu konuda Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri’nin de buyurduğu gibi taklidi imandan kurtulup, tahkiki imana ulaşmanın iki yolu vardır.

  1. Birincisi, tarikat ve tasavvuf yoludur ki; nefsi terbiye ve ruhu terakki ettirerek, keşif ve şuhud ile hakikate yetişmektir. Bu makama halk arasında; kalp gözü açılmış, tabiri kullanılır. Bu makama ulaşanlar, iman hakikatlerini göz ile görür gibi müşahede ederler. Bu yol çok nurlu ve çok feyizlidir. Fakat azami itina ve çok gayret isteyen bir yoldur. Bu yola çokları talip olur, ancak keşif ve şuhud denilen bu makama çok azı yani ehass-ı havas denilen seçilmiş insanlar ulaşır. Bunların imanı şuhûdîdir. Bizler, bu yol ile tahkike ulaşmaya çalışan kardeşlerimize Allah’tan muvaffakiyet diliyoruz.
  2. İkinci yol ise, Kuranî bir tarzda, akıl ve kalbin birleşmesiyle, hakka-l yakin derecesinde bir ilme-l yakinin kuvvetiyle iman hakikatlerini tasdik etmektir. Yani, iman hakikatlerini, adeta göz ile görmek kuvvetinde sağlam deliller ile bilmektir. Bu yol Kur’an’ın yoludur.

Rabb’imiz subhanahu ve teala bizlere tahkiki iman sahibi olmayı nasip etsin.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

3 yorum var.

  1. 1
  2. 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>