İnsanın, içinde var olduğu ve içimizde var olan su, insanları ve şehirleri -iç içe bulunma sanatından olsa gerek- kendine benzetti. Önce toprak sonra sudan yaratılan insan, toprak ve suyu karıştırarak şehirler inşa etti. İnsana ruh üfleyen Allah bazı şehirlere de kutsallık üfledi.Belki de bu yüzden su, insan ve kutsal şehirler hep birbirine benzedi.
Su kasidesinin muhatabı, Yaratıcısına yükselirken, ona merdiven olan şehir, Kudüs… Şairin söylemiyle yerin, göklere en yakın avlusu Kudüs, suya en çok benzemek de onun hakkıydı!
Tarih boyunca medeniyetler hep su çevresine kurulmuş, suyu elinde tutan en zengin ve güçlü medeniyet kabul edilmişti. Yine tarih bize gösterdi ki Kudüs hangi medeniyetin bayrağı altındaysa zamanının en güçlüsü o medeniyetti. Aynı zaman da gücün tarafı, zulüm ve refahın terazisiydi.
Her zaman suyun nerede, Kudüs’ün de kimin elinde bulunduğu zulüm ve refah arasındaki dengeyi belirledi. Soluk borusundaki su, kâfir elindeki Kudüs, ölümü ve zulümü; damarda ki su, tevhid bayrağı altındaki Kudüs de yaşam ve refahı beraberinde getirdi.
Ne su ne de Kudüs misyonundan asla vazgeçmedi. Su aktıkça yatağını aşındırıp genişledi,Kudüs Müslümanların elinde oldukça küfrü aşındırıp İslam’ı genişletti.
Suyun kaderi yatağında akmak, Kudüs’ün kaderi Müslümanların elinde kutsanmak; bu yüzden suyun akışı durdurulamaz, önündeki setleri kırar yine yatağına ulaşır, Kudüs Siyonist elinde kalamaz ağlama duvarını kırar Burak’a ulaşır.
Su olmayınca yaşam olmaz, Kudüs olmayınca İslam bayrağı dalgalanmaz. Suya hakkettiği değeri vermeyenler bir gün gelir hayatlarından olur. Kudüs’e hakkettiği değeri vermeyenler,Müslümanları toplayacak olan İslam bayrağından mahrum kalır!
Su, para ve petrol hırsıyla kirletilirken yine aynı sebeplerle Kudüs, siyonistlerle kirletildi.Pislik ile kirletilmiş su nasıl içilmez ise Siyonist postalının gezdiği Kudüs’te kabul edilmez;su arındırılır, düşman temizlenir.
Düşmana ceza, su yolunda; dosta hediye, Kudüs yolunda verildi. Allah kâfirlere ibret olsun diye suyu ikiye yardı, Nebi’sini içinden geçirdi ve o Allah Kudüs’te, Müslümanlara hikmet olsun diye yeryüzünü ikiye yardı Rasûl’ünü içinden geçirdi.
Suyun özgürlüğüne sadece Rabb’in “İkiye yarıl!” emri son verdi ve devamında yine Rabb tarafından özgür bırakılan su firavunu alaşağı etti. İlahi emir gelince Kudüs’ün özgürlüğününde önüne Siyonistler geçemeyecektir. Nasıl ki suyun iki yakası birleşince firavun boğulduysa,Müslümanlar birleşince de emir gelecek ve Kudüs’ün firavunları kendi hırsları, kanlarıyla boğulacak. Ve zamanı gelince Kudüs, gözden acıyla akan yaşa değil özgürce akan bir suya benzeyecek!
Su gibi aziz olanların eliyle su gibi özgür ol ey kutsal şehir…
Kaynaklar
Her Dilde Kudüs Kitabından Alınmıştır.
‘Allah Kudüs’te, Müslümanlara hikmet olsun diye yeryüzünü ikiye yardı Rasûl’ünü içinden geçirdi.’ metindeki bu ifade neyi kastediyor?