İslam, Liste

Şeytanın Kalbe Girişininin 13 Yolu

“Bismillâhirrahmânirrahim.”

Kalbin durumu bir kalenin durumu gibidir. Şeytan kaleye girmek isteyen düşmandır. Onu istila etmek ister. Bu kaleyi düşmandan muhafaza etmek, ancak kapılarının giriş noktalarını, kalede açılan delikleri korumak ve oralarda nöbet beklemek ile mümkündür. Şeytanı defetmeye, insanoğlu ancak onun giriş noktalarını bilmekle muktedir olabilir. 

Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) bir hadis-i şerîflerinde: “Muhakkak şeytan hortumunu Ademoğlu’nun kalbine takar. Şâyet insan Allâh’ı (Celle Celâlühü) zikrederse şeytan yanından hemen kaçar. Eğer zikretmeyip unutursa, şeytan kalbine vesvese doldurur.” buyurmuşlardır. (Müsned-i Ebû Ya’lâ)

1. Öfke Anı.

Bu durumda şeytan kanın dolaştığı her yerde dolaşmaktadır. Bir hadis-i şerîflerinde, Resûlullah Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Öfke şeytandandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateşi söndüren de sudur. Onun için, biriniz öfkelenince abdest alsın.” (Ebû Dâvud)

2. Harislik (Dünya ve Nimetlerine Karşı Aşırı İstek).

Düşmanla karşılaşınca sana gelir ve zevceni, çocuğunu, aile efradını hatırlatır. Sen geri dönüp kaçana kadar da yakanı bırakmaz. Burada düşmandan kaçmak, dünyaya haris olmaktan ileri gelir.  

3. Şehvet.

4. Haset (Çekememezlik, kıskançlık).

Haset; çekememezlik, kıskançlıktır. Şeytanın Hz.Adem’e (Aleyhisselam) secde etmemesi hasetten dolayıdır. Öyleyse harislik ve haset de şeytanın kalbe giriş kapılarından birer kapıdır. Basiret nuru ile şeytanın giriş noktaları bilinir. Ne zaman ki, haset ve harislik basiret nurunu örterse; insanoğlu, şeytanın giriş kapılarını örtemez.

Bir hadis-i şerîf: Resûlullah Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Hased şu ikisi hâriç hiçbir şeyde câiz değildir: Biri Allâh’ın (Celle Celâlühü)  kendisine bu kitab (Kur’ân) ‘ın ilmini verip gece ve gündüz onu okuyup onunla amel eden kimsedir. Diğeri de Allâh’ın (Celle Celâlühü) kendisine mal verip gece ve gündüz bu malı Allâh (Celle Celâlühü) yolunda sarf eden kimsedir.” (Sahih-i Müslim) 

5. Doyasıya Yemek.

Doymak şehveti takviye eder, şehvet ise şeytanın silahıdır. Toklukta 6 kötü haslet vardır:

  1. Allâh (Celle Celâlühü) korkusunu kalpten çıkarır.
  2. Halka karşı rahmeti kalpten siler. Herkesi tok zannettirir.
  3. İbadet ve taatten (kişiyi) ağırlaştırır.
  4. Hikmetli konuşmaları (insanın) kalbinde hissetmesini engeller. (İnsan) İncelikleri hissedemez.
  5. Tok kimsenin konuşması, halkın kalbinde tesir icra etmez.
  6. Tokluk, kişide çeşitli hastalıkların çıkmasını hazırlar.

Bir hadis-i şerîf: Resûlullah Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Kişi yemesini azalttığı zaman içi (kalbi) nurla doldurulur.”(Suyûtî, Cem’ul-Cevâmi’)

6. Konfora Düşkünlük.

Ev mobilyasına, elbiseye, süs eşyalarına karşı seni teşvik eder de sürekli onlara dikkat etmeye ve özen gösterip onlarla oyalanmaya başlarsın. Dolayısıyla ömrün boyunca bunlarla uğraşırsın. Seni bir defa buraya sokunca ömür boyu dünya ve mal sevgisi, seni sürükler götürür.

7. Tamahkarlık.

Bu diğer insanların elindekine göz dikmektir. Tamahkarlık kalbe gelince, şeytan malına göz diktiği kimseye karşı, süslü püslü görünmesini, riya ve hilelerin çeşitleriyle ona yağcılık yapmasını süslü gösterir. Seni yalakaya çevirir.(…) Hedefe varmak için her yola başvurur.  Malına göz diktiği kimseyi onda olmayan sıfatlarla övmeye başlar. Hatta ona ”Emr-i bil maruf nehy-i anil münker” yapamaz.

Bir hadis-i şerîf: İbn Abbas’tan (Radıyallâhu Anh) rivayetle, Resûlullah Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Gerçek zenginlik insanların elindekinden ümit kesmektir. Açgözlülükten sakın. Çünkü açgözlülük peşin bir fakirliktir.” (Camiüssağir, 5813)

8. Acele Etmek ve Emirlerde (İşlerde) Tatbik, Tahkik Yapmayı Bırakmak.

Amellerin olması görmek(ten), marifetten sonra mümkündür. Görmek ise düşünmeye  ve mühlete muhtaçtır. Acelecilik ise insanı bundan mahrum eder. Acelecilik anında şeytan, insanoğlunun bilmediği şekilde şerrini, insanın kalbine zerk eder.

Bir hadis-i şerîf: Resûlullah Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), Eşec bin Kays’a (Radıyallâhu Anh) şöyle buyurmuşlardır: “Muhakkak sende iki haslet var ki Allâhü Te’âlâ (Celle Celâlühü) o iki hasleti sever: Hilm (Yumuşak huyluluk ve tahammül) ve acele etmeyip teennî ile hareket etmek.” (Sünen-i Tirmizî)

9. Servet, Para, Zenginlik Arzusu.

İnsanın ihtiyacından fazla olan her servet, şeytanın istikrar bulduğu yerdir. Para çoğaldıkça daha fazlasına ihtiyaç hissettirir. Daha çoğalınca, daha büyük emeller için daha çoğuna gerek duyar. Bu istekler sonsuza doğru gider ve insan paradan başka bir şey için uğraşmaz. Neticede para araç olmaktan çıkıp amaç olur.

10. Cimrilik ve Fakirlik Korkusu.

İnsanı infak etmekten ve sadaka vermekten alıkoyar. İnsanı azık edinmeye, hazine yapmaya ve elem verici azaba davet eden cimriliktir. Şeytan o zaman kişiye:

  1. Malı, hakkı olmayan yerden edinmeyi emreder.
  2. Malı, hakkı olmayan yerde harcamayı emreder.
  3. Bu ikisini emrettiğinde insan ona muhalefet edemez.

Şeytanın fakirlik korkusundan daha keskin bir silahı yoktur.

Bir hadis-i şerîf: Resûlullah Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), Eşec bin Kays’a (Radıyallâhu Anh) şöyle buyurmuşlardır: “Cömertlik, dalları dünyâya uzanan cennet ağaçlarından bir ağaçtır.  Kim onun dallarından birine tutunursa, bu onu cennete götürür. Cimrilik ise, dalları dünyâya uzanmış cehennem ağaçlarından bir ağaçtır. Kim de, onun dallarından birine tutunursa, bu da onu cehenneme çekip sürükler!” (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, VII, 435.)

11. Mezhepler ve Heva-i Nefis (Nefsin istek ve arzuları için) İçin Gösterilen Taassub.

Bu hasımlara ve diğer gruplara alay ve aşağılayıcı gözle bakmak, onlara karış kin gütmektir. Bu hem abid (ibadet eden), hem de fasık olanları felakete götürür. Zira insanları kötülemek, onları ayıplamak ve eksiklikleri ile meşgul olup diline dolamak, yaratılmış en kötü sıfatlardandır. Ne zaman şeytan bunun hak olduğunu tahayyül ettirirse, bu da o kimsenin huyuna uygun ise, bu o insanın kalbine üstün gelir.

İnsan bütün gayretiyle artık diğer insanların ayıpları, noksanları, yetersizlikleri, birinin öbüründen üstünlükleri veya zayıflıklarıyla oyalanıp durur. Bu artık her şeye ve her yere sirayet eder. 

12. Şeytanın Avamı (Yani İlmi Olmayanları), Allah'ın (Celle Celalühü) Zatı, Sıfatları ve Diğer Konularda Onları Düşünmeye Zorlaması.

13. Müslümanlar Hakkında Suizanda Bulunmak.

Zannın çoğundan sakınmak emredilmiştir. Şeytan zanla başkaları hakkında hüküm verip onları çekiştirmeyi ve gıybet etmeyi öğütler ve süslü gösterir. Böylece onlar hakkında insanları kışkırtarak onları kusurlu gösterip hakaret ettirir, onlara ikram ettirmez. Kendini onlardan daha hayırlı, onları ise hakir ve değersiz gösterir. 

İnsanlar hakkında kesin bir bilgi olmadan zanla karar verilmemelidir. Mümin kimse insanların mazaretlerini araştırır, münafık ise ayıplarını araştırır. Müminin bütün insanlar hakkında göğsü ve kalbi temizdir.

Netice olarak diyebiliriz ki, insanoğlunda bulunan her sıfat, şeytanın silahı ve giriş noktalarından bir noktadır. Bizim saydıklarımız ise bu noktaların en büyükleridir.

Rabbimiz (Celle Celâlühü), bütün müslümanları; şeytandan ve şeytanın şerrinden Muhafaza Eylesin. Âmîn.

Kaynaklar

Kalp Risalesi – İmam-ı Gazali / (Ahir Zaman Yayınları) kitabından alıntı ve derlemedir. (Bkz. syf. 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54.)

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

2 yorum var.

  1. 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>