Video

Sevdiklerinizden Asla Vazgeçmeyin! [Nouman Ali Khan]

Altyazı:

İnsanların motive olması neden bu kadar zor? Futbol, basketbol oyunları kimi zaman da xbox oyunları oynamaya gitmek kolayken, İnsanları birlikte olmaya teşvik etmeyi denediğinizde, -Biz sohbet edeceğiz, bazı islam konularını konuşacağız Evime gelebilirsiniz, ders dinleyebiliriz, Nouman Ali Khan izleyebiliriz. Bildiğiniz gibi bu tip şeyler… Umuyorum ki daha iyi şeyler olur Ne kastettiğimi biliyorsunuz. Birçok insan aynı yollarla motive olmuyor. Siz bunu gözlemlediniz mi? Tabi, kastettiğim şu ki insanlar çok farklı özelliklere sahip. Bazı müslüman toplulukları motivasyonlarını kendi kuruyor Bunu yapmayı gerçekten istiyorlar. Diğer arkadaşlarını motive ediyorlar ve arkadaşları motive olmadıklarında sinirleniyorlar, doğru mu? Her şeyden önce sabırlı olmalısın. Görmelisin ki sen de her zaman kendi kendini motive edemiyordun. Belli bir noktaya gelmek süre alıyor. Sen arkadaşından vazgeçebilirsin, başkasını motivelendirmek isteyebilirsin Arkadaşları bir dahaki sefere ararım demeyi unut. Onları aramayı sürdüreceksin, onlara yazmayı sürdüreceksin Israr edeceksin, edeceksin, edeceksin… Ve kesinlikle bir seferinde seni dinleyecek Çünkü birinin ağzından çıkan bütün metinler, o kişinin içine doğması ile ortaya çıkan bir uyarıdır Bu uyarı bir mermi gibi, herhangi bir kurşun geçirmez yelek üzerinden kalbe gitmek üzere ateşleniyor Ve bir insana çarptığında hayatını değiştiriyor Benim kelimelerim ve senin kelimelerin bir insanı değiştiremez fakat Allah (c.c.) kelimelerimize bir güç koyar ki, O karar vermişse bir kerede bir insanın videosunu milyonlarca kez izletebilir Orada oturan bir insana bu kelimeler ulaşır ve Allah isterse o kelimeler o insanın hayatını değiştirebilir. Allah’ın gücü yeter Eğer Allah (c.c) böyle dilemezse, ne yaparsak yapalım olmayacak Nuh aleyhisselam kuşkusuz gelmiş geçmiş en iyi konuşmacıydı O uzun yıllar boyu aynı şeyi konuştu. 950 yıl boyunca ve hiçbir şey değişmedi, öyle değil mi? Bunun bizim için anlamı şu; biz hatırlatmayı bırakamayız ve insanları değiştirenin Allah (c.c) olduğunu hatırlamayı bırakamayız Ve bunun gibi motivasyonlar biraz zamanla galip gelir Ömer (r.a) gibi. Benim favori örneğim. Onun müslüman olması 5 yılı aldı Peygamber mesajını vermeye başladı ve 5 yıl boyunca o müslüman olmadı -radyallahu anhu- Soru şu ki o, 5 yıl boyunca ne yaptı? Nasıl müslüman olduğunu sonraki bir hikayeyle anlayabilirsiniz Fakat 5 yıl boyunca ne yaptığını sorarsanız basitçe tek kelime ile cevap verebilirsiniz: hayatını yaşıyordu Avlanıyordu, at sırtındaydı, birileriyle kavga halindeydi, içiyordu. Yaptıkları buydu, hayatını yaşamakla meşguldü Eğer biri deseydi: -hey, hadi hayatın anlamını konuşalım, ya hayattan sonrası? -Ben gitmeliyim, biraz mızrak fırlatmalıyım. Ne söylediğimi anladınız mı? O meşgul… İnsanlar bugün bile böyle davranıyor -Hey gelmek ister misin? -Hayır, filmi kaçırıyorum -Hayır, şimdi oyun oynama zamanı -Bugün pazar, öğleden sonra futbol zamanı Her neyse… İnsanların yapacak bir şeyleri var. Fakat sen insanlardan bu şekilde vazgeçmemelisin İnsanların sert bir kaya gibi zor olması nedeniyle, ki bu kayanın altında su vardır, kayaya defalarca hafifçe vurman gerekir Sonunda küçük bir şekilde çatlayacak ve su gizlendiği yerden dışarı vuracak. Kader ortaya çıkacak Kader bu şekilde ortaya çıkacak Bazı insanlar kolaydır, onlar bir gecede tamamen değişebilir. Bazı insanlarda ise bu uzun bir zaman alabilir Biz onlara karşı saygılı olmalıyız ve bu gibi insanlardan vazgeçmemeliyiz -Oraya (kayaya) vurmaya ısrarla devam etmeliyiz, su serbestçe çıkana kadar -Size bir arkadaşımın hikayesini anlatmalıyım -Yerinizi unutmayın bir ara vermek zorundayız, birazdan burada olacağız Deen Show’da Bayyinah Enstitüsü Ceo’su Nouman Ali Khan ile birlikteyiz. Lütfen kaldığınız yerden devam edin Size arkadaşımın annesini anlatacağım. Kalbin açılması için belli bir zaman gerektiğine dair bir örnek, tıpkı az önceki örnekteki gibi Arkadaşımın annesi hristiyan, babası müslümandı O müslüman olarak yetiştirildi Ve annesi, o (arkadaşım) şimdilerde 30 yaşlarında, islamı kabul etmemişti. Kendi dininde, anne babasının dininde kalmıştı İnançlarına bağlı bir hristiyandı Ve yavaş yavaş, yavaş yavaş, yavaş yavaş 30 yıl sonra veya 29 yıl sonra, o müslüman oldu Kastettiğim, annesi arkadaşım doğduğunda hristiyandı ve 29 yıl boyunca annesini hristiyan olarak biliyordu Ve sonunda Allah kalbini açtı ve bir şeyler koydu. İnsanlardan vazgeçemezsin. Onlara göz kulak olmaya devam etmelisin, onlar için çaba göstermelisin Bu izole bir hikaye değil. Birçok insan bu şekilde Bilirsiniz ki birilerini uyardık ve hemen birşey değişmedi. Dostum, bu adam beni dinlemiyor, önemsemiyor diye düşünürüz Biz farketmeyiz, birilerine bir şeyler söylediğimizde o onun kulağından içeri girer. Bu alerjiye maruz kalmak gibidir Yani o orada durur ve bir süre sonra tepki verir. Öyle değil mi, bu şekilde olur O orada durur; yayılır, yayılır, yayılır ve sonunda islam ortaya çıkar Bu Ömer (r.a)’ın hikayesinde de böyle oldu O İslamı ilk duyduğunda geri döndü Peygamberi duyduğunda henüz müslüman değildi ve bir keresinde O’nu hırpalamayı denedi Bir gece vakti Kabe’nin arkasına saklanmıştı. Kabe siyah, örtüsü siyahtı Tamamen görünmezdi ve o anda hiçbir ışık da yoktu Peygamber dua ediyordu, o ise örtünün altına saklanmış ve peygambere gizlice yaklaşmıştı Peygamber bunu bilmiyordu ve dua ediyordu. Bu adamın örtünün altına saklandığından, üzerine atlayıp ona saldırmak istediğinden habersizdi Peygamber (s.a.v) Kur’an okuyordu O okurken Ömer (r.a) Kur’anı dinledi ve düşündü: -Bu harika! Müthiş bir şey! O bir şair olmalı O söylemiyor, sadece düşünüyordu ve Kur’an der ki: -Vemâ huve bikavli şâ’ir. Ve bu, şair sözü değildir Peygamber onu duymamıştı Kur’an okuyordu ve bu sonraki ayetlerdi -Bunu nasıl bildi? O bir kahin olmalı Sonraki ayet: -Velâ bikavli kâhin. Ve kahin sözü de değildir -Kalîlen mâ teżekkerûn. (Ne de az düşünürsünüz) Ne kadar az hatırlıyorsunuz. Hatırlamak için ne kadar az zaman harcıyorsunuz Tenzîlun min rabbi-l’âlemîn. (O Kur’ân alemlerin Rabbinden indirilmiştir) O tüm kelimelerin hakimin vahyidir -Öyleyse O sadece düşünüyordu ve Peygamber Kur’an okuyordu ve bunlar ortaya çıktı -Evet ortaya çıktı. O örtünün arkasında gizleniyordu O dehşete düştü ve kaçtı. Aslında o gün müslüman olduğu gün değildi O olanlardan dolayı şok olmuştu. Peygamber (s.a.v)’a saldırmak için gelmişti, fakat kaçıp gitti O bu olaydan bir süre sonra müslüman oldu O sonradan Müslüman oldu ama ne olduğunu biliyor musun , ilk çatlak şimdiden sebep oldu Ve bu sadece daha büyür daha büyür, başka bir çatlağa sebep olur ve daha büyür, büyür ve böyle devam eder Böylece biz asla hatırlatıcı sözlerin değerini küçük görmemeliyiz, insanlar onu anında unutabilir. Ama zaten insanlar tavsiyeleri çoğu zaman unutur çünkü onlar o anda onur doludurlar Eğer ben kardeşime, kuzenime, dayıma birşey anlatmaya çalışırsam, onlar sadece “Hadi ya! Kendine zahmet etme, vaktimi boşuna harcama diyecekler” Onlar dinliyormuş gibi bile gözükmek istemezler çünkü niye ben senin kazandığını hissettiriyim ve benim seni dinlemiş olduğumu göstereyim, Sen kim olduğunu zannediyorsun ve sen oradan ayrılır ayrılmaz, evet haklıydı, onu dinlemeliydim derler ama onlar senin bu durumu görmene izin vermezler çünkü o şimdi gurur işi, değil mi?“ Tamam, bizi insanlara tavsiye vermek ve onları hayatlarına dönüştürmeye çalışmak zorunda değiliz; çünkü bu dönüştürme bize bağlı değil Ama biz devamlı olarak hatırlatmak zorundayız, bu tüm peygamberlerin öğretisidir Peygamberler bazen on yıllar hic bir degisim bile göremedi; ve Allah(c.c) nin Peygamberimiz (s.a.v) e verdiği tavsiye neydi ? ‘Sen daha iyi bir konuşmacı bulamayacaksın, sen daha iyi bir mesaj bulamayacaksın, sen daha iyi bir dinleyici ki onlar mesajı direkt olarak anlayabilir(Küreysliler) bulamayacaksın Hayal edin! Bu insanlar, en iyi öğretmenden (s.a.v) en iyi mesajı ön yıllar boyunca duyuyor ve hala dinlemiyorlar. Bunu düşünebiliyor musun? Bu ne kadar imkansız bir dinleyici, Allah (c.c.) Peygamberine(s.a.v) ne söyler : (فذكر إنما أنت مذكر) “O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin” (Gaşiye; 21,22) Böylece, birisini dine döndürmek ya da kalbinde değişiklik yapmak bizim işimiz değildir Samimi! samimi düşünceli bir hatirlatici. Düşün derken, o insani onemsemektir ve onlara sadece “sen cehennem gideceksin” demek değil, orada onlara onların yanlış olduğunu söylemek için yoksun. Sen onları önemsersin, kendi öz çocuğunu önemsediğin gibi, onları önemsersin kendi öz kardeşini önemsediğin gibi, ve onlar bir anlamda senin kardeşin tabiki Çünkü sizin atanız aynı -Adem (a.s) bundan dolayı onlar senin kardeşlerin, biliyorsun! Bu yüzden Allah (c.c.) bizlere bizim tek bir anne babadan geldiğimizi soyler. Bizler aile gibi birbirimizi önemsemeli ve düşünmeliyiz Çoğu zaman insanlar birbirlerini küçük düşürecek şekilde tavsiye veriyor. ‘Kardeşim, sen türban takmıyorsun! Bunun İslam’da olduğunu bilmiyor musun, ne çeşit bir Müslimansın sen !” Bu, annen türban takmasaydı, onunla nasıl konuşacağın gibi mi! İnsanlarla konuşmanın adabı vardır, değil mi! Bu, peygamber efendimiz (s.a.v)’in bize insanlarla nasıl konuşmamız gerektiğini öğrettiği gibidir Ne söylememiz değil, ama mesajı iletirken nasıl düşünceli olduğumuzdur; çünkü bu insanların kalbini yumuşatabilir, bilirsin! لين القلوب قيد القلوب ” Araplar der ki: “Kalbin tatliligi, kalbin hapishanesini oluşturur.” Sen birinin kalbini yumuşatırsan, o şimdi cepte demektir. Tamam, onlar senindir! (الناس عبيد الإحسان) Derler ki: İnsanlar mükemmel ,iyi huyun esiridir. Sen birisine mükemmel bir şekilde davrandığında, onlar senindir, senin. Bu yüzden Peygamber efendimiz(s.a.v) mükemmel bir insandı Peygamber efendimiz(s.a.v) in üstünlüğü ile ilgili hikayalerden benim en beğendiklerimden biri şudur: Allah(c.c.) O’na(s.a.v)’e Mekke’de zafer verip, O(s.a.v) Mekke’yi feth ettiği zaman Kabe’nin bekçisi,-biliyorsunuz-Kabe’nin anahtarı var, o(bekci) müsrik idi. Ve anahtarı vermeyi reddetti. “Eğer Muhammed’in peygamber olduğunu bilseydim, anahtarı verebilirdim, ama o peygamber değildir ben de anahtarı vermicem”dedi Peygamberimiz (s.a.v.) ile beraber olanlardan dan birisi anahtarı kaptı –peygamberimizin(s.a.v) haberi yokken- ve efendimiz(s.a.v)e verdi. Kabe’yi açıp ibadet ettiler. vs Onlar dışarı çıktılar ve müsriğe anahtarın geri verilmesini ve ondan o şekilde anahtar alındığı için özür dilenmesi gerektigini soyleyen ayet indi. O(müşrik) bu hareketi müslümanlardan görünce, Müsliman oldu Harika! İnanılmaz! Bu ayeti Allah(c.c.) ‘u zafer zamanında indirdi. Bu insanlar size eziyet ediyordu(eskiden)! Ve O (peygamberimizin(s.a.v)’in arkadaşı) ona eziyet etmedi,öldürmedi,bıçaklamadı, o sadace anahtarı kaptı O müşrikti, anahtar ona ait bile değildi, Ama Allah (c.c.) bunu sevmedi ve ayet indi. Bu ayet aslında bugün hutbede de paylaştığım ayettir; ‘’ أهليها) ( إن الله يأمركم أن تؤدو الأمانات إلى “ Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. …) Aman Allah’im! Bu merhametin mükemmel bir örneği! Merhamet, nezaket, saygı! Bazı büyük insanlar- İskender gibi yetişenler- diğer savaşlarda ya da açlıklarda daha güçlü olanlar, bu adamın kellesini uçurmuştu! Evet, buna inanabiliyor musunuz? Onlar ona anahtarı geri verdi Buna inanabiliyor musunuz, bu şimdiye kadar sunulmamiş bir senaryodur Peygamber efendimiz(s.a.v)’in nasıl olduğuna bakınız. Bir yahudi genç kız vardı ve öldü. Onun cenaze töreninde O (s.a.v) otururken saygı ile ayağa kalktı ve yanındaki herkes “O bir yahudidir” diye söylemeye başladı Peygamberimiz (s.a.v) “iyi de o da insan değil mi ?! “dedi. Onun (s.a.v)’in nezaketi tüm insanlara karşıydı. İşte bu Müslimanların birbirine, tüm insanlığa karşı nasıl nazik ve saygılı olmasını öğrenmesi gerektiğini gösterir. Bu, nasıl insanları davet edeceğimizdir Şimdi, birkaç dakika için bunun hakkinda konuşalım. Dava kelimesi, biz dava olarak kullanıyoruz sanki sen islama davet vereceksin gibi, tamam? Dava kelime anlamıyla davet demektir Şimdi, hiç birini- islama çağıran insanların dışında-,evinize akşam yemeği, öğlen yemeği icin davet ettiniz mi, ya da benim evime gel biraz konuşalım dediniz mi? Senin, birini aşağılayıp, küçük düşürüp, önemsiz ,değersiz hissettirip, sonra da evine davet etmen mümkün müdür? Eğer davet etsen bile gelirler mi? Bu imkansızdır, değil mi? Dava kelimesinin anlamı, senin diğer insanlara karşı genişletilmiş bir şekilde saygının, nezaketinin, nazikliğinin olması ve onları evine davette hazır olman demektir. Budur Dava! Eğer biz bu basit anlamını unutursak, biz bu mesajı kimseye taşıyamayız, taşıyamaz! Bu münakaşa demek değildir, bu Tanrının var olup olmadığını kanıtlamak değildir, ya da bu doğrudur-yanlıştır, bu yazı ya da diğeridir demek degildir. Bunların hepsi daha sonra, bütün bunlar daha sonra İlk olan şey insanları güzel olan bir şeye davet ettiğimiz tavrımızdır. Sanki evimizde güzel bir yemek var ve bunu seninle paylaşmak istiyorum demek gibidir. Ve bu ne kadar muhteşem bir yemektir. Azalmasi gerekirken, biz paylaştikça o miktarıni arttırırır, bilirsiniz Bundan dolayı ben paylaşmak istiyorum, kendim ve senin için daha fazlasını istiyorum. Bu, bu dinin güzelliğidir Ve biz Müslimanlar bu bakış açımızı kaybetmemeliyiz ve üzücü ki biz bu görüşümüzü kaybediyoruz…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

1 yorum var.

  1. 1

    Fazlasıyla ihtiyacım olduğu bu dönemde karşıma çıkardı Allah bu videoyu.Allah, Nouman Ali ‘den de sizden de razı olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>