Bilim/Teknik, Kategorisiz, Liste, Sağlık, Yaşam, Yemek

Paketli Gıdalar Hakkında 10 Mühim Soru

Medyanın ele almayı en sevdiği ve modası hiç bir zaman geçmeyen konulardan biridir gıdalar. Televizyonda izlediğimiz ‘uzman’ların da söyledikleri birbirlerini pek tutmadığı için kafamız karıştıkça karışır. Sosyal medyada ise tüm paketli gıdaları ‘zehir’ olarak servis eden gıda dedektiflerinin ne yeyip ne içtiklerini merak edip dururuz. Hormonlu tavuklar, Zehirli yağlar, GDO’lu sebzeler ve bir türlü anlayamadığımız kodlarla isimlendirilen katkı maddeleri yediklerimizin içerisindeyken nasıl olup da hala hayatta kaldığımıza hayret ederiz. Her şeyin bir organiği çıkmıştır ve normalinden oldukça pahalıdır. Paketlerin neredeyse tamamının üzerinde doğallığa yapılan bir vurgu ile firmalar adeta zaaflarımızı sömürerek para kazanmaya çalışmaktadır. Gerçekten de üzerinde yaşadığımız dünya bu kadar yaşanmaz bir yer mi? Bilim adamları ve gıda firmaları sürekli bizi zehirlemek için mi çalışıyorlar? 

1. UHT Sütler Nasıl Oluyor Da Bozulmuyor?

Basit bir mantıkla açıklayalım. Bir paket pirinç aldık diyelim. Pirinç ne zaman bozulur-böceklenir? Eğer içerisine böcek veya böcek yumurtası girerse bu böcekler üreyerek pirinci bozarlar. Eğer pakete böceğin girmesini engellersek pirinci bozulmadan saklayabiliriz.  Aynı mantığı süt için uygulayacak olursak, Mikroorganizmalar eğer paketin içerisine giremezlerse sütte ekşime, kesilme gibi bozulma belirtileri oluşmaz. İşte UHT (Ultra High Technology) sütlerde yapılan tam olarak mikroorganizmasız bir süt elde etmeye çalışmaktır. Yüksek basınç ve sıcaklığın etkisiyle sütün içerisindeki tüm mikroorganizmalar öldürülür ve bozunmaya sebep olacak faktör de ortadan kaldırılmış olur. Paketleme de mikroorganizmaların süte bulaşmasına engel olacak şekilde yapıldığı için süt market raflarında bozulmadan satışa sunulabilir. İçerisinde hiçbir kimyasal yoktur. 🙂

2. Hazır Süt Neden Kaymak Tutmaz?

Normalde bir bardağın içerisinde sıvı yağ ve suyu karıştırmak istesek yağın yüzeyde toplandığını görürüz. Süt ise Allah’ın bir mucizesi olarak su-yağ-protein yapısını homojene yakın bir şekilde doğal olarak bulunduran bir gıdadır. Bu mucize ‘misel’ dediğimiz sütün içerisindeki; ortasında yağ, etrafında ise emülgatör görevi gören protein parçacıkları bulunan topçuklar sayesinde gerçekleşir. Protein miselleri sayesinde yağ ve süt birbirinden ayrılmadan bembeyaz, homojen bir görüntü sergiler. Fakat sütü kaynattığımızda misellerin bir kısmı parçalanır ve yağın bir kısmı yüzeye kaymak olarak toplanır. Fabrikalarda ürettiğimiz sütlerde yağların kabın yukarı kısmında toplanmasını istemediğimiz için tamamen fiziksel bir işlem olan ‘homoojenizasyon’ işlemini uygularız. Sütü yüksek basınç ile minicik bir delikten geçmeye zorladığımızda süt miselleri küçülür ve süt kaymak oluşturmayacak bir yapıya sahip olur.

3. Hazır Sütler Faydasız Mı?

Yapılan araştırmalar UHT ve pastörize sütlerin evde kaynatılan sütlere göre vitamin ve mineral değerlerini çok daha iyi koruduğunu göstermektedir. Zaten mantıken de ev şartlarında 100 derecede dakikalarca kaynayan sütteki vitamin ve mineral kaybı, 75 derecede 15 saniye pastörize edilen veya 135 derecede 3 saniye UHT işleminden geçirilen süte göre çok daha fazla olacaktır. 

4. Market Tavukları Hormonlu Mu?

Senelerce yaşayan ve saatlerce pişmeyen köy tavuğuyla kısacık sürede büyüyüveren ve hemencecik pişen market tavuğu arasındaki fark nedir? İnsanlardan örnek verelim. 😀 Bazı insanlar çok fazla yedikleri halde kilo almazlar. Bazı insanlar ise az yeseler bile çokça kilo alırlar. Tavuklarda da böyledir. Köy tavukları oradan oraya koşuşturup durur ve yediklerini kasa çeviren genlere sahip olduğu için kolay kolay kilo almazlar. Marketlerden satın aldığımız tavuklar ise özel üretim tavuklardır. Hayır, hormonlu değiller. Fakat yüz nesil boyunca kilo almaya elverişli genlere sahip anne babaların çiftleştirilmesiyle, genlerine hiç bir müdahalede bulunmadan, sadece çiftleştirilerek yumurtladıkları yavrularının tekrar çiftleşmesi sağlanarak tamamen kilo almaya elverişli ve yediğini çabucak yağa dönüştürüp hemen büyüyen tavuklar elde edilmiştir.  Zannedilenin aksine tavuklarda veya yemlerinde hormon bulunmamaktadır. Müslümanlar olarak tavuklarla ilgili asıl meselemiz hormon değil makina kesim meselesidir.  

5. Domates GDO'lu Mu?

GDO çalışması ilk olarak domates bitkisi üzerinde denemiş ve elhamdülillah başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Yani yediğiniz herhangi bir domatesin GDO’lu olması söz konusu değil. Sadece kulaktan dolma bir bilgi-efsane. 

6. Buğday GDO'lu Mu?

Bu soruya cevap vermeden önce GDO’nun ne olduğu üzerine bir düşünelim. GDO yani Türkçe Genetiği değiştirilmiş gıdalar, aslı GMO (genetically modified organism). Herhangi bir organizmanın genlerinde yani DNA veya RNA zincirinde bir değişiklik oluşturulmasıyla canlıyı değiştirmek demektir ki bu sanıldığı kadar kolay bir şey değil. Buğday bitkisinde genetiği değiştirmeye gerek yok çünkü buğday, yanına ektiğiniz diğer buğday türünden çok çabuk etkilenen ve genetiği kendiliğinden kolayca değişebilen şekilde yaratılmış bir bitkidir. Ayrıca helal sertifikalandırma firmalarının yaptıkları analizler Türkiye’de genetiği değiştirilmiş buğday bulunmadığını gösteriyor. 

7. Gluten Zararlı Mı?

Elimize bir miktar yoğurulmuş hamur alıp çeşmenin altında akan suyla uzun süre yıkadığımızda, elimizde kalan şeffafa yakın ağımsı yapı glutendir. Diğer proteinler gibi bir protein türüdür. Gluten olmadan unlu gıdaları üretemeyiz çünkü hamurun pişmesi sırasında gluten ağlarının karbondioksiti hapsetmesiyle hamurumuz kabarır. Glutene alerjisi olanlar gluten tüketemezler. Kediye alerjisi olanların kedi sevememeleri gibi  bir şey. Doktorunuz tüketmemenizi tavsiye etmediği sürece fazla kafanıza takmayın. 🙂

8. Palm Yağı Zararlı Mı?

Paketli gıdaların çoğunun içindekiler kısmına baktığığımızda ‘palm yağı’ ifadesine rastlarız. Yağ tekolojisinin mucizevi bitkisidir palm. Ağaçta yetiştiği için çok az yer kaplar yani  çok verimlidir. Meyvenin kendisinin yağ oranı çok yüksek olduğu gibi çekirdeği de gıda sektörünün olmazsa olmaz yağ asitlerine sahiptir. Palm öyle bir bitkidir ki yağını temamen fiziksel işlemlerle fraksiyonlarına ayırdığınızda sabun gibi sert katı yağdan başlayarak tamamen sıvıya varana kadar pek çok fraksiyon elde edersiniz ve bu fraksiyonlardan oluşturulan karışımlar gıda teknolojisinin olmazsa olmazlarıdır. Peki böyle bir mucizevi bitkiyi biz neden kötü biliyoruz? Bunun sebebi Malezya, Endonezya gibi Müslüman ülkelerde yetişmeye başlayan ve ülkenin çoğunun gelirini sağladığı palm keşfedilince, Amerikan üretimi soya yağının yerini almasıyla Amerikan ekonomisinin sarsılmasıdır. Medyada palm yağına atılan iftiralar sonucu palm yağına rağbetin azaltılması ve Amerikan atığı olan soya yağının üretilmesi ve ticaretinin devam edilmesi amaçlanmıştır. 

9. Şekeriz (tatlandırıcı ilaveli) Gıdalar Zayıflamaya Yardımcı Mı?

Canımız şekerli şeyler çekince tatlandırıcı ilaveli gıdalara yönelmek ne kadar mantıklı? Şeker yediğimizde aldığımız ‘tatlı’ hissini tatlandırıcılı gıdalarda da hissediyoruz. Fakat yapılan araştırmalara göre normal şeker yediğimizde beynimizde uyarılan bölüm tatlandırıcılı gıdaları yediğimizde uyarılmıyor. Yani biz her ne kadar dilimizle tatlı hissi hissetmiş olsak da beynimiz tatlı yediğimize inanmıyor. Diyet yapan insanlar incelendiğinde, tatlandırıcılı gıdalar tüketenlerin, normal şeker tüketenlere göre daha fazla şeker atağı geçirip tatlılara saldırdıkları gözlemlenmiş. Yani tatlandırıcılı gıdaları tüketerek kilo vermek daha zor. Beynin şeker ihtiyacının normal düzeyde karşılanması gerekiyor. 

10. Bu yazıyı Neden yazdık?

Medya bize doğru olanı değil populer olanı sunar. Televizyon izleyerek veya instagramda gezerek sağlığımızı nasıl koruyacağımızı öğrenemeyiz. Ne yazık ki herkes o kadar çok her şeyin zararlı olduğunu düşünüyor ki ve bu fikre o kadar inandırılmışız ki doğru olanı aramaya mecalimiz yok. Oysa Allah’ın helal dairesi geniştir. Keyfe kafidir. Haramlar ise azdır. İşi uzmanına danışmak bizim vazifemizdir. Doktor olmadığı halde doktormuş gibi konuşan, gıda kimyası ve teknolojisinden anlamadığı halde her şey zararlıymış gibi sunmaya çalışan, fıkıhçı olmadığı halde her şeye ‘haram’ hükmü veren insanlara inanmamalıyız.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

3 yorum var.

  1. 1

    Şuan gıda konusunda aşırı derecede bilgi kirliği var burada gayet iyi açıklamışsınız.Palm yağı belli bir derece üstüne geçerse zararlıdır patates kızartması çok daha zararlıdır GDO’lu tohum yoktur yerel tohum yasak değildir.Paketli sütlerin yağının az olması sütün yağının alınması çünkü en çok kolestrol kaymak koyun yoğurdu sütün yağındadır uzun yaşam süreleri durup dururken çoğalmadı klasik kanser çoğaldı cümlesi de çok yanlış kanser bulundu ve hastalığı bulan teknik cihazlar gelişti malesef bu konuda aşırı derecede bilgi kirliği var her şeyin başı ölçü fazla yemek insan sağılığına zarar veren en önemli şey.İnsanlar çocuğuna gıda alırken dikkat ediyor daha fazla para ödüyor ama onun yanında sigara içiyor halbuki sigara içindeki katmandan daha fazla kansorejen maddeyi içeren başka bir şey yok.Allah hepimize akıl versin ama akıllı yaşayalım bir yerde organik tarım olması için organik tarım yapılan yerin yanında ki tarla dahi o çevredeki tarlalar dahi hiçbir zirai ilaç yapılmamış olması lazım.Sonuç büyük şehirlerde yaşamın bedelini ödüyoruz ve egzersiz yapmayıp stres için yaşıyoruz.Herkese sağlıklı günler yazı için teşekkürler

  2. 2

    Kusura bakmayın ama yazı saçmalıklarla dolu. Siz hiç tavuk kümesi ziyaret etmemişsiniz onlara vurulan aşılardan dolayı şişman ve sağlıklı görünüm vermek, yedikleri yemlerin içine katılan gdo’lardan bihabersiniz anlaşılan. Dönercilerde ve marketlerde satılan o tavukların pembemsi görüntü alması için içine soya ve potasyum katıldığını uzun süre dayanması için birçok katkı maddesi eklendiğini hiç araştırmamışsınız. Yazıyı hayretle okudum. Palm yağını şirin göstermeye çalışan bir yazıyla böyle bir sitede karşılaşmak gerçekten şaşırtıcı. Paketli ürünlerin artmasıyla insanlarda daha çok artış gösteren obezitenin ve yeni yeni türeyen hastalıkların insanları,kısacası nesli ciddi bir şekilde tehdit ettiğini nasıl görmezden gelirsiniz?
    Resmen çoğu şeyi normal gösterip hiçbir sorun yok demeye çalışmışsınız. Bir gıda firmasının insanları uyutmaya çalıştığı türden yazılara benzemiş.
    Kınıyorum..

  3. 3

    Bu yazıyı kim yazdı acaba? Tavukların buyumesiyle insan büyümesini nasıl karsilastirdiniz. Karşılaştırmaniz başarısız olmuş ayrıca. Sizin mantiginizdan düşündüğümüzde yeni doğmuş bebeğimiz 1 ayda 7 yaşındaki bir çocuk kadar büyüse normal mi karşılayacağız yani. Süttede yağı azalmış kaymağı gitmiş kirece benzeyen bir içecek nasıl yeni sağılan ve kaynatilan sütle aynı olabilir? Küçük paketli kekin içinde bile ne olduğunu bilmediğimiz onlarca katkı varken sizin bu şekilde insan sağlığıyla oynayanları savunan bir yazı yazmanız şaşırtıcı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>