İslam, Örnek Şahsiyetler

Ömer bin Abdülaziz (rahimehullah)

Yunus ibn Ebû Şebib, Ömer b. Abdulaziz’i (rahimahullah) halifeliğinden önce Kabe’yi tavaf ederken gördüğünde, göbeğinin büyüklüğünden kemer kayışını bile göremediğini belirtir… Ömer b. Abdulaziz’i, halifeliğinden sonra Kabe’yi tavaf ederken tekrar görür; ve bu sefer, aynı adamın çok zayıfladığını, öyle ki kemiklerini nasıl sayabildiğini kaydetmiştir…

Ömer b. Abdulaziz, her ne kadar Arabistan bölgesinin en güçlü adamı da olsa, doğuda Çin’e, batıda İspanya’ya kadar uzanan uçsuz bucaksız İslam İmparatorluğunun emiri de olsa; zahidlik ve fedakarlıkla geçen hayatına itafen, II. Ömer diye isimlendirilmiştir. Dünyayı parmağında oynatıyor olmasına rağmen, kişisel arzuları içerisinde boğulmayı reddetmiştir.

Ömer b. Abdulaziz’in halifeliği, İslam’ın 2. Halifesi olan büyük halife Hz. Ömer (r.anh)’ın rüyasına girecek ve Hz. Ömer şöyle diyecekti: “Benim zürriyetimden, yüzünde bir yara izi olan bir adam çıkacak, dünya adaletsizlik ve zulümle dolu iken tüm dünyayı adaletle dolduracak.”

Hz. Ömer (r.anh) bir keresinde Medine sokaklarında devriye gezerken, yorulur ve oturup bir evin duvarına sırtını yaslar. Birden, bir anne ile kızının diyaloğunu duyar, kulak kabartır.

Annesi, kızından, şiddetli bir yokluk içerisinde oldukları o vakit, sütü çoğaltmak için su ilave etmesini istiyordu. Kızı ise, Mü’minlerin Emiri’nin gönderdiği bir elçinin, sütü sulandırmanın yasak olduğuyla ilgili bir duyuru yaptığını söyledi. Annesi, ne Mü’minlerin Emiri’nin ne de onun elçisinin onları görebileceği bir yerde yaşadıklarını söyledi. Kızı şöyle yanıtladı: “Anne! Eğer Mü’minlerin Emiri’ne gizliden bir itaatsizlik yapma hakkım olsaydı, bunu açıktan da yapardım!” Hz. Ömer, bu cevaptan o kadar etkilenir ki, oğlu Asım ibn Ömer’i bu kızla evlendirir. Bu evlilikten bir kızları olur; ve bu kızlarının da ileride bir oğlu olup, bu genç delikanlının yüzü, açık bir alanda oyun oynarken babasının bir atının çiftesi sebebiyle yaralanacaktı. O yara, büyük dedesi, şanlı Ömer b. Hattâb’ın rüyasını gerçekleştirecek olan bir adamın yarasıydı…

Bu genç delikanlı, kraliyet zenginliği içerisinde yetişir, en güzel kıyafetlerle donatılır ve sadece en kaliteli yiyeceklerle beslenirdi… Medine halkı, Ömer b. Abdulaziz için çalışan çamaşırcı adama, Ömer b. Abdulaziz’in etkili ve pahalı parfüm kokularının kendi giysilerine de sinmesi ümidiyle, giysilerinin Ömer b. Abdulaziz’inkilerle aynı suda yıkanması için ona para bile verirlerdi….

Doğrusu,bir keresinde büyük müfessir İbn Kesir şöyle bir alıntı yapmıştır: “Ömer b. Abdulaziz ve onun kardeşlerine kalan miras kadar hiç kimseye miras kalmamıştır.”

Ömer b. Abdulaziz’in hayatına ilişkin en ilham verici husus, savurganlıktan zühde olan çok hızlı geçişidir. Zira bir önceki halife Süleyman b. Abdul-Malik’in defni ile onun halifeliğinin ilanı arasında topyekûn bir değişiklik geçirdiği söylenir.

Ömer b. Abdulaziz, Cuma hutbesini icrâ etti. Mescitten ayrılırken, çok gürültülü bir izdihama rastladı. Bunun kraliyet konvoyu ve İslam Ümmeti halifesine geleneksel olarak sunulan bir hayvan sürüsü olduğunu fark etti. O bu sürüye bakmadı bile, önlerinden çekilmelerini isted ve binek olarak yoksulların bineği olan bir katırı tercih etti…

Ömer b. Abdulaziz, bu imtiyazlı konumun getirisi olan bütün o servetten, ümmetle ilgili korku ve endişesi sebebiyle vazgeçti.

Alimlerin belirttiklerine göre hayatının sonuna kadar hiçbir zaman doyasıya bir yemek yemedi. Tüm hayatını fakirlerin yiyeceği sayılan mercimek yemeği ile yetinerek geçirdi. Bu endişesi şu sözünden de anlaşılır: “Fırat nehri kenarında bir genç dişi keçi ölse, Ömer b. Abdulaziz bundan sorumludur!”

Aynı zamanda, Meymun b. Mihran, kalife ile 6 ay geçirdi. Onunla kaldığı bu süre zarfınca, halife kaftanının her Cuma yıkanıp tekrar giyilmek üzere değiştiğini gördü.

Ömer b. Abdulaziz’in en büyük başarısı ise, Beyt-ül Mâl’ı çok etkili bir şekilde kullanmasıdır. Yoksul halka bu yolla yardım yapıyor, onların acılarını dindiriyordu. Çok büyük ve geniş araziler ona miras kaldı ve onun tarafından elde edildi. O bütün bunları, yalnızca biri hariç, Beyt-ül Mâl’a teslim etmiştir.

İmparatorluğun bir kısmının bakanlığını yaparken aldığı maaş 50 bin dinarken bütün krallığın halifesi olunca bu miktarı 200 dinara indirdi. Aynı zamanda bazı bakanlarına ayda 300 dinar maaş veriyordu.

Ömer b. Abdulaziz’in muhteşem reformları, avam sınıfına, asiller ve seçkin sınıfa karşı imtiyazlar verdi. Bu da Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden Ümeyyeoğullarını kızdırmıştı. Nihayetinde, Ömer b. Abdulaziz’in yiyeceğini zehirleyen emevilerden bir köle oldu… Yine de, Müslüman adamlarının kendisine yaptığı hainlikleri duysa bile o, onları affetti.

Ömer b. Abdulaziz, genç yaşta, 37 yaşında vefat etti. (MS. 720) (Allah onun Cennetteki makamını yükseltsin.)

Ömer b. Abdulaziz’in, İslam’da ilk müceddid sayıldığı belirtilir.

Büyük modern tarihçilerden olan Şeyh Ali Nedvî’nin bildirdiğine göre, Ömer b. Abdulaziz bu yıllar boyunca halife olmasaydı, tarih, onu bu kadar saygıyla anmazdı…

Bu nedenle, İslam politikası normal bir insanı, insanların en iyisine çevirebilir dersek, yanlış bir şey söylemiş olmayız.

Ömer b. Abdulaziz hakkında bir çok yazı yazılmıştır. Bu kısa makale ise, tarihin en mükemmel insanlarından ve liderlerinden birinin, kısa bir tanıtımıdır. Umulur ki bu kısa yazı, İslam’ın bu halifesi, ve İslam’ın diğer ilham verici liderleri hakkında daha çok okumaya teşvik edici olmuştur. Allah onu (rahimahullah) fazlasıyla mükafatlandırsın. Âmin.

 

 

The Fountain dergisinden alınarak tarafımızdan Türkçe’ye çevrilmiştir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>