Ölürken Canlanan İki Dil


1
1 Beğeni

Belki yazının başlığı garip gelmiştir. Ancak özellikle de bizim milletimizi çok yakından ilgilendiren bir meseleden bahsetmek istiyorum sizlere.

Ölü diller canlanır mı?

Canlanmış ölü diller var mıdır?

Peki, ölü dil ne demektir?

Ölü dil, daha önce konuşulan ancak artık konuşanı kalmayan dillerdir. Ölü dile bu açıdan bakınca akılınıza gelen diller var mı?

Sizce Osmanlıca ölü bir dil midir?

Osmanlıca nedir?

Onca kaynakta Osmanlıca ya da Osmanlı Türkçesi “Belirli bir zamanda kullanılan ve Osmanlı Devletinin hakim olduğu coğrafyalarda kullanılan dil.” olarak geçmektedir. Bu mudur, bu kadar mıdır? Neredeyse 700 yıllık bir geçmiş böylece özetlenebilir mi? Dahası bunu Osmanlı ve Osmanlıca kendi geçmişi olan nesiller yapıyor ise ne denir?

Bu yazıda kuru bir dil tarafgirliği yapmayacağım. Kısmen ölü bir dil gibi sunulan ve gitgide buna yaklaşan Osmanlıcamıza yani tarihimize, köklü kültürümüze kavuşmanın uzak olmadığını göstermek için size tarihten iki örnek sunacağım. 

İRLANDACA

İrlanda, Büyük Britanya tarafından ele geçirildikten sonra diğer pek çok ülke gibi çok yönlü etkilenme yaşamıştır. Zaten bunu şuan da pek çok açıdan rahatça görebiliriz. Aynı durumdan tabi ki dili de etkilenmiştir.

 Kısa zaman öncesine kadar İrlanda’da neredeyse kendi dilini kullanan halk kalmayacaktı. İrlanda ciddi bir adım attı ve Galce diye bilinen İrlanda dilini canlandırma hareketi başlattı. Bu dil mensup olduğu Kelt Dillerinden yaşayan ve kullanılan son dildir. Zaten nesli tükenen diller arasında kalmaya ramak kala ciddi bir hareket ile canlandırılmıştır. Peki, bu canlandırma işleminde neler yapıldı?

  • Ülkenin resmi dili ilan edildi. Böylece ülke iki resmi dile sahip oldu: İrlandaca ve İngilizce.
  • Eğitim dili olarak seçildi ve tüm kademelerde çeşitli eğitim politikaları ile kullanılmaya başlandı.
  • Tüm resmi işlemlerde iki dil birlikte kullanıldı.
  • Günlük hayatta yer alması adına otobüs levhalarında bile çift dil kullanıldı.

En mühim soru ise şu olsa gerek, neden böyle bir şey yaptılar?

Çünkü bugün bile çoğu araştırma İngiliz himayesine giren İrlanda, İskoçya gibi ülkelerin kendilerine ait çoğu şeyi yitirdiklerini söylerler. Böyledir, ne kadar direnilse bile kendine, özüne, kültürüne ve geçmişine sahip çıkmadığın her an onları kaybettiğin, aslen benliğine de uzaklaştığın bir sürece girersin. İrlanda da yeni nesillerin  bu kültür yozlaşmasını çok derin yaşadığını görünce kültüre dair her şeyi elinde tutan dil canlanması ile bir öze dönüş hamlesi yapmayı denemiştir. 2050’lere kadar planlamalar yapmışlardır ama elbette geleceği yaşayıp göreceğiz.

Ama en azından azmediyorlar, değil mi?

İBRANİCE

Bu sefer hikaye bambaşka. Çoğumuz az çok İbraniceyi hiç konuşulmazken yeniden canlandıran bir adamı biliriz. Evet, o Eliezer Ben Yehuda. Ömrü boyunca öyle bir savaş veriyor ki, kendisinin ölümünden 26 yıl sonra kurulacak olan İsrail’in kültür zemini olarak her şeyi hazır etmiş oluyor. Küçüklüğünde din dili olarak öğrendiği İbranice’yi konuşulacak güncel ve sözlüğü, belgeleri, birikimi olan bir dil haline getiriyor. Bir kişi bunu yapabilir mi? Yapabiliyormuş demek ki? Bir devlet değil, bir insan, peki nasıl?

Eliezer, daha küçüklükten bu dili konuşulur bir dil yapma hayalleri kurmaya başlamıştı. Bir çocuğun böyle hayaller kuruyor olma sebebini ve hatta hayalinin nedenini tartışmaya gerek var mı? Bence yok ama düşünülecek çok şeyin olduğu ortada. Belli bir yaşa kadar dini kaynakları okur hale gelen Eliezer, eğitimi için Paris’e gittiğinde ve aldığı derslerden biri de İbranice idi. Bu derste İbranice konuşuyor olmak onu etkiledi. O halde bu dil normal hayatta da kullanılabilirdi. Hayali daha da güçlendi ve belli adımlar ile bu hayalini gerçekleştirdi.

  • Arkadaşları ile İbranice konuşmaya başladı.
  • Ailesine İbranice konuşmayı şart koştu. Herkes ile yalnızca İbranice konuşuyordu. Bir süre sonra yakınları onunla iletişim kurmak için İbranice öğrenmeye ve konuşmaya başladılar.
  • Diğer Yahudilere de öğretmeye başladı. Hatta farklı lehçeleri gördükçe ortak bir lehçe hazırladı.
  • İbranice bir gazete çıkardı.
  • Aynı zamanda sözlük hazırlamaya başladı. Günlük sözlük ve büyük bir lugat yazdı. Ölümünden sonra tamamlanan bu lugat hala İbranicenin en önde gelen eserlerindendir.
  • Masallar, hikayeler, oyunlar yazmak; kurslar, okullar açmak gerekiyordu. Eliezer de böyle yaptı. İnatla bu işte istikrar gösterdi. Ömrünü bu işe adadı ve çok ciddi çalıştı. 

Peki, neden yaptı? Bir davası vardı, ömrünü adayıp kimsenin ne dediğine ve nasıl baktığına aldırmadığı, görüp göremeyeceğinin belli olmadığı bir davası -ki nitekim göremedi-. Kimseye bakmadan tek başına çalıştı. Nihayetinde davasına ve milletine de güçlü bir hizmet sundu kendince. 

Şimdi yeniden şuna dönelim...

Gerçekten bu insanlar ne yaptılar? Hadi birisi devlet politikası idi ama diğeri bir insanın ömrü boyunca delice bir uğraşı idi. Bugün Yahudilerin zulmüne o kadar laf ederken ve eleştirirken ne kadar ciddiyiz? Bizim duruşumuz nerede kalıyor? Bu bir iman meselesidir, evet o en mühim noktası. Ama savaş ne ile yapılır? Sadece tank tüfekle mi? Öyle olmadığını çok net biliyoruz. Eliezer, tüm dünya ile milleti için savaştı. Örnek alalım demiyorum. Sadece işin ciddiyetini anlasak yeter. Övmek için de anlatmıyorum. Çalışan kazanır, sünnetullah budur, bunu hatırlatmak istiyorum.

Ölü ve neredeyse kalıntıları yok olmaya yüz tutmuş bir dilden neler çıkabiliyor. Bizim Osmanlı Türkçemiz bu seviyede değil, elhamdülillah. Ama olmayacağı anlamına gelmez. Ne gerek var, diyor iseniz hala Modern Türkçeden konuşalım. Ne kadar iyi bildiğinizi iddia edebilirsiniz. Araştırmalar halkın çoğunun gündelik konuşmasını kısmen 200 kelime ile sürdürdüğünü ifade ediyor. Peki, ciddi bir metin okuyabiliyor muyuz? Ne kadar anlıyoruz? Ne kadar sağlam ve tekrarsız metinler üretebiliyoruz? Yani bugünkü dilimize de yabancıyız. Kültürümüzü inşa eden Osmanlıcamıza da… Hatta hayatımızın yegane amacı olan kulluğumuzun lisanı Arapçaya da. 

Peki, biz nasıl yaşıyoruz?

Çektiğimiz çoğu sıkıntının sebeplerinin dil eksenli olduğunu bir tefekkür edelim. Yozlaşmaların dil ile başlayıp nihayetinde dilin tamamen sömürülmesine dayandığını… 

Allah insanlar için çeşit çeşit diller yarattı ve insanlara öğretti. Bu hem bir nimet hem bir imtihan olacaktı elbette, diğer her şey gibi.

Tefekkürü size emanet edip başka yazılarda görüşmek üzere diyorum.

Vesselam. 


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

1
1 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

İLGİNÇ İLGİNÇ
0
İLGİNÇ
ÜZDÜ ÜZDÜ
0
ÜZDÜ
HARİKA HARİKA
0
HARİKA
HAHA HAHA
0
HAHA
AMAN ALLAH'IM AMAN ALLAH'IM
0
AMAN ALLAH'IM
BAŞARILI BAŞARILI
1
BAŞARILI

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı