İslam, Kur’an ve Sünnet, Örnek Şahsiyetler, Yaşam

Olmasını İstedikleriniz Olmuyor Mu?

“(Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? ” (Furkan Suresi/77)

Kainatta en aciz ve en çok yardıma muhtaç olanların en iyi şekilde nimetlendirilmesi,  Rabbimizin merhametinin delillerinden ve dünyadaki hiç bir işin tesadüfi olmadığının kanıtlarındandır. Kendisini savunmak için diğer hayvanlar gibi donatılmamış, ne kabuğu ne pençesi ne de hızlıca koşup kaçmak için bacakları bulunan ve yaratılmışlar içerisinde en aciz varlıklardan biri olan meyve kurtlarını tahayyül edelim. Bu kurtların acizliği, Rabbimiz katında onların ağaçlardan düşen en olgun, en tatlı meyvelerle beslenmeleri için vesile olmuştur. Sonra bunun gibi yeni doğmuş pek çok hayvan yavrusu henüz muhtaç olduğu durumda ebeveyni tarafından beslenirken, güçlü-kuvvetli hale geldiğinde artık rızkını kendi arayıp bulmaya muhtaç olur. İnsanların en iyi beslenenleri, onların en acizleri olan insan yavrularıdır. Dünyadaki en besleyici gıda olan anne sütü onlara ihsan edilir. Nerede acziyet ve muhtaçlık varsa Rabbimiz oraya yardımını gönderir. İnsan ise dua ile bu acziyetini ortaya koyabildiği ve isteyebildiği müddetçe nimetlere kavuşur. Fakat duanın nasıl yapıldığı büyük önem arz etmektedir. Kuranı Kerimimizde defaatle dua sahneleri anlatılmış ve bizlere nasıl dua edeceğimiz öğretilmiştir. İşte bu sahnelerden birisi Zekeriyya aleyhisselam’ın dua sahnesidir. 

1. Hatırla!

“Bu, rabbinin Zekeriyyâ kuluna lutfettiği rahmetin anlatımıdır.” (Meryem Suresi/2)

Ayet “Zikru” yani “hatırla” ifadesi ile başlamakta. Allah hiç bir şeyi unutmaz yani Allah hiç bir şeyi hatırlamaz. Buradaki zikru ifadesi Zekeriyya aleyhisselam’ın derecesine işaret eder. Zekeriyya aleyhisselam hatırlanması gereken bir kuldur. Hani hayatımıza gündem yaptığımız siyasi liderler, filanca ünlü yada filanca arkadaşın dedikodusu var ya, Rabbimiz diyor ki; benim katımda anılmaya layık olanları hatırlayın ve konuşmalarınızda da düşüncelerinizde de anılmaya layık olanları anın. Konuşacaksanız benim değer verdiklerimi konuşun ve onlar gibi olmaya çalışın. Aynı zamanda ayette Zekeriyya aleyhisselam’ın Allah’a kul olma sıfatından bahsedilmiş yani onu anılmaya layık hale getiren ve Alah’ın merhametine layık kılan vasfının kulluk vasfı olduğuna dikkat çekilmiştir. Sizin kulluğunuzda onunki gibi olsun ki sizlerde benim katımda değerli olanlardan ve meleklerim arasında anılmaya layık olanlardan olun, denilmek istenmiştir. 

2. Rabbine Yalvarmıştı

” Hani o, alçak sesle rabbine yalvarmıştı.” (Meryem Suresi/3)

Ayette geçen “nida” kelimesi uzakta olan birisine seslenmek anlamına gelmektedir. Sonra ilave edilen “hafiyya” kelimesi ise “gizli” anlamına gelmektedir. Yani Zekeriyya aleyhisselam-gece vakti- gizli bir seslenişle Rabbine yalvardı. Bu seslenişi gizliydi fakat o derecede kuvvetli bir seslenişti ki Rabbimiz onu tarif ederken “nida” kelimesini kullandı. Zekeriyya aleyhisselam; duasında, içten bir yakarışla, bağrı yanmış olarak, kelimeler ağzından fısıltıyla dökülürken içi yangın yeri haline dönüşmüş halde Rabbi’ne yalvarıyordu. İşte Rabbimiz, O’nun bu yakarışını bize örnek göstererek bizim de dualarımızda böyle olmamızı istemiştir.

3. Acziyet ve Hüsnü Zan İtirafı

“Rabbim!, demişti, “Benim kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Ben sana ettiğim dualarda hiç eli boş dönmedim.” (Meryem Suresi/3)

En aciz olanlara Rabbimizin merhamenti en güzel şekilde yetişir demiştik. İşte insanın nankörlük içerisinde olmayıp, Rabbine karşı acziyetini itiraf etmesi duasının kabul olmasına vesiledir. Zekeriyya aleyhisselam da yaşlılık çersinde oluşunu, kemiklerinin artık zayıfladığını, saçlarının ise bembeyaz olduğunu söyleyerek acziyetini belli ediyor. Bunları söylerken bir rivayete göre 90, başka bir rivayete göre 123 yaşındaydı. Bizlerinde, dua ederken istediğimiz şeye ne derecede muhtaç olduğumuzu tasvir etmemiz duamızın kabulüne vesile işlerden biridir. Daha sonra Rabbine olan hüsnüzanını, hayatında hiç bir zaman duasının kabul olmadığını görmediğini söyleyerek belli ediyor ve adeta “Ben hiç bir zaman sana dua ettiğimde mutsuz olmadım, o yüzden şimdi yine ediyorum.” diyor.

4. Duanın Hayır Niyeti Taşıması ve Kimden İstediğinin Bilincinde Olması

“Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum; karım da kısırdır. Tarafından bana yerimi alacak bir halef ver; o, Ya‘kūb hânedanına da vâris olsun; rabbim, onu rızana erdir!” (Meryem Suresi/5-6)

Zekeriyya aleyhisselam; kendisine varis olacak bir evlat istemiştir. Peygamberlerin mirası ilimdir. Yani bu duadan anlıyoruz ki, Zekeriyya aleyhisselam yakınlarının dini gelecek nesillere taşıyamayacağından endişe ediyor ve ilmini gelecek nesillere taşıması için kendisine varis olacak bir evlat istiyor. Bu duayı ederken hanımının ve kendisinin de yaşlı ve ayrı yeten hanımının da kısır olduğunu biliyor. Yani istediği zaman tüm sebepleri ortadan kaldırıp duayı kabul edebilecek bir yaratıcıya dua ettiğinin farkında olarak dua ediyor. Dua ederken Rabbimizin rızası doğrultusunda olan isteklerimizi dile getirmemiz ve Rabbimiz için hiç bir şeyin imkansız olmadığını, tam tersi her işin O’nun için çok kolay olduğunu bilerek dua etmemiz ehemmiyetlidir.

5. Müjde!

“Allah buyurdu ki; Ey Zekeriyyâ! Biz sana Yahyâ adında bir oğul müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermedik.” (Meryem Suresi/7)

Böylesine güzel, içtenlikle yapılmış bir dua sonrasında Rabbimiz Zekeriyya aleyhisselam’ı duasının kabul oluşuyla müjdeledi. Bizler de ettiğimiz dualarda sanki müjde almışcasına Rabbimizin duamızı asla zayi etmeyeceğini biliyoruz. Çünkü efendimiz aleyhisselam; “Herhangi biriniz acele etmedikçe duası kabul edilir.” (Buhârî, Daavât 22) buyurmuştur. 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>