Aile, Evlilik, Yaşam

Mutlu Müslüman Çiftlerin 10 Alışkanlığı

Günümüzde hem evli hem de çok mutlu olmak ne kadar sürüyor?  Evli ve mutlu kelimeleri kulağa çelişkili gibi gelse de, ister inanın ister inanmayın bu gerçekten mümkün! Özellikle Müslümanlar için evlilik, bir hanım ya da eş aramaktan çok daha fazlasıdır. Allah(Subhanahu ve Teâlâ) Kur’an-ı Kerim’de evlilik birlikteliğinin inanılmaz bir nimet ve ilahi bir işaret oluğunu şu ayette bildirmiştir:

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum Sûresi, 21.Ayeti)

Bir eşe sahip olmanın tüm amacı onunla huzur bulmaktır ve eşlerimizle olan ilişkimizle alakalı olarak Allah(Subhanahu ve Teâlâ) bize işaretler göndererek üzerinde düşünmemizi ister.

Diğer insanlar acınacak haldeyken bazı Müslüman çiftler evliliklerinde nasıl huzur içinde olabiliyor? Bu çiftlerin gözlerindeki derin sevgi ve kanaat ilişkilerinde neyi doğru yaptıkları için oluyor?

Evliliklerinde huzur ve mutluluğu bulan Müslüman çiftlerin 10 alışkanlığını aşağıda sıraladık:

1. Birbirlerini Allah rızası için severler

Birbirlerini Allah rızası için severler

Birbirini Allah rızası için sevmek ne demektir? Allah için sevmek demek başkalarıyla ilişkinizin temelini Allah’a sevgi ve itaate odaklandırmanızdır. Birinin bu dünya ve ahirette Allah‘ın rızasını kazanmış olarak ebedi saadet içerisinde yaşamasını kendimiz için istediğimizden daha fazla istemek demektir. Birini sadece sizi Allah’a ne kadar yakınlaştırdığı ve size Allah’ı ne kadar hatırlattığını düşünerek sevmeniz demektir.

Burada bir duralım. Şuan aklınıza hemen benim hanımım ya da eşim bana Allah’ı hatırlatmıyor diye geldi değil mi?

Hatta evlenirken birbirlerini dini sebeplerle tercih eden çiftler, eşlerinin sünnetlere uyarak namaz kıldığını (evlenmeden önce yaptıklarını düşünürler çünkü) ya da her sabah Kur’an ve akşamları evrad-ı efkar okuduğunu, pazartesi, perşembe günleri oruç tuttuğunu, sohbet halkalarına katılmaya istekli, Teheccüd namazlarını kılan ümmet için bir şeyler yapmaya çalışan biri olduğunu düşünürler ancak evlendikten sonra böyle olmadığını görünce tamamen hayal kırıklığına uğrarlar. Manevi yönden kendimizi kısıtlamamız, dışa dönük ibadetlerimiz bizi o kadar kör etmiş ki bizim ruhsal yönden büyümemize karakterimizi geliştirmemize katkıda bulunmanın eşsiz formu olan eşlerimizi göz ardı ediyoruz, nitekim bu konuda Peygamber Efendimiz (Sallalahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur;

“Mizanda güzel ahlaktan daha ağır basan bir şey yoktur. Güzel ahlâk sahibi, ahlâkı sayesinde, namaz ve oruç sahibinin derecesine ulaşır.” (Tirmizî, Birr 62)

Sizi her daim Allah rızası için seven eşiniz şunları yapar:

* Şüpheleriniz ya da kötü irade barındıran eylemlerinizi engeller (patronunuz, rakibiniz ve ya hayatınızda canınızı sıkan kişiler hakkında)

* Arkadaşlarınızın, meslektaşlarınızın dedikodusunu yapmanıza izin vermez

* Görgü kuralları ve konuşmanız hakkında (yardımcılarınız, garsonlar, işçileriniz, kardeşleriniz, yaşlılar ve çocuklara davranışınıza dair)  daha nazik ve yumuşak olmanıza yardımcı olur.

* İnsanlara güven vermenize yardımcı olur (İşinize zamanında gitmeniz ve işinizi iyi yapmanız gerektiği konusunda, borçlarınızı ödemeniz için, insanların sırlarını saklamanız konusunda sizi yüreklendirir)

* Kendinize ve diğer insanlara karşı dürüst olmanız noktasında yardımcı olur

* Birini affetmeniz ya da hatalarını görmezden gelmenize yardımcı olur

* Daha cömert ve daha sade olmanıza yardımcı olur

* İç dünyanızdaki zayıflıkların farkına varıp üstesinden gelmenize yardımcı olur.

Yukarıda tanımladığımız ve pek çok fark edilemeyen durumlara bağlı olarak, Müslüman eşler, Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’a yakınlaşmak için birbirlerine yardımcı olurlar. Onlar Allah katındaki değerlerini düşürecek her şeyden birbirlerini sakındırır ve sürekli birbirlerinin Allah’ın sevgisini kazanmasına yardımcı olurlar.

Gerçekten mutlu Müslüman çiftler Allah’ın rızasını kazanmak için evlenirler ve her şartta Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’ı tesbih ederler, fecr vakitlerinde birlikte sessizce Allah’ı -övülmeye en layık olanı- överler, birlikte Teheccüd kılarlar, her gün az da olsa Kur’an okurlar, düzenli olarak iyilik yaparlar ve sadaka verirler, birbirlerinin ailelerine karşı hep sevgilerini ve mutluluk bağlarını muhafaza ederler.

2. Birbirlerine minnettardırlar

müslüman-eş

İnsan ilişkilerinde her insan için temel bir ihtiyaç vardır ki o da ilgi ve takdirdir. Ve bu ihtiyacın en çok göz ardı edildiği ve istismar edildiği ilişki evliliktir. Peki, bu neden oluyor? İnsanlar her zaman verileni alma eğilimindedir, özellikle de en yakınları söz konusu olduğunda…

Eğer yeni evliyseniz, eşinizin sizin için yaptığı her şey size kendinizi özel hissettirir. Zaman geçtikçe, normal olarak eşiniz ailesinin geçimini sağlamak için dışarı gider çok çalışır ve birkaç yıl sonra bu her halükarda onun görevi haline gelir. Benzer şekilde yeni gelin aşçılar her yemeği keyifle pişirir, daha sonrasında ise hep tuzu eksik gelir ve o sadece işini yaparak kimseye iyilik yapmamış olur.

Bu yaşananlar bir yerden tanıdık geliyor mu? Evet, memnuniyetsiz Müslüman eşlerin ifadeleri bunlar…

Mutlu Müslüman çiftler birlikte hareket ederler ve evliliklerinde şu hadisi uygularlar:

“İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.” ( Ebu Davud)

Eşinize teşekkür etmemenize sebep olan nedir? İşte eşinize teşekkür etmeniz için 5 neden:

  1. Sizi bir çatı altında yaşattığı için / Evinizi ev yaptığı için
  2. Size giysi satın aldığı için / Her gün temiz kıyafetler giyeceğinizden emin olduğunuz için
  3. Size her gün yiyecek satın aldığı için / Her gün sizin için lezzetli yiyecekler pişirdiği için
  4. Nereye gitmek isterseniz oraya götürdüğü için / Siz dışardayken evinizle ilgilendiği için
  5. Her akşam sizin için eve geldiği için / Her akşam eve gelmenize sebep olan kişi olduğu için

Allah (Subhanahu ve Teâlâ) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

“Hatırlayın ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” diye bildirmişti.” (İbrâhim Sûresi, 7. Ayeti)

Allah ( Subhanahu ve Teâlâ) eşlerimizin bizim üzerimize bahşedilen birer lütuf ve nimet olduğunu bildirmiştir; Eşlerimiz bizim için ruhsal, duygusal, zihinsel ve fiziksel olarak rahatlık verici birer kaynaktır. Mutlu Müslüman çiftler Allah (Subhanahu ve Teâlâ) ‘nın emrini uygular ve mutlu olurlar. Onlar birbirlerinden her gün için minnettar olursa, Allah (Subhanahu ve Teâlâ)  ayette söz verdiği gibi mutluluklarını daha da artırır.

Ayet burada bitmiyor; Ayetin son yarısında ise her evli çifte bir uyarı var; “… inkar edenler için gerçekten Benim azabım şiddetlidir.”

Kaç kere egolarımıza dur dedik ve eşlerimiz takdir ettik? Tek bir kelime veya cümle yüzünden yaşanan anlamsız bir tartışmanın tam ortasında eşinizin sizin için yaptığı her şeyi kaç sefer inkar ettiniz? Çözümlenmeden bırakılan her tartışmayla, incitici sözler ve her gereksiz şikayetlerle Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’ın size vereceği değerli hediyeleri, Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’dan gelecek olan rahmet ve iyiliği reddediyorsunuz. Ve böyle bir inkarın sonuçlarına katlanmak için ahireti beklemek zorunda değilsiniz. Evliliklerinde Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’dan gelen rahmeti reddedenler depresyon, hayal kırıklığı, öfke, kin, nimet eksikliği ve hatta hastalık gibi günlük hayatımızı zorlaştıran güçlüklerle karşılaşırlar.

Allah (Sünhanehu ve Teala) Kur’an-ı Kerim’de diyor ki:

“Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an” (Duha Sûresi, 93. Ayeti)

Bunu hala yapmıyorsanız, eski günlerinize bir sünger çekin ve eşlerinize onlara karşı ne kadar minnettar olduğunuzu ilan edin. Siz ya da eşiniz şu andan itibaren birbirinize minnettar olmaya başlayabilirsiniz:

  • En az bir şey için her gün birbirinize teşekkür edin: Buzdolabına ya da bir kutu içerisine bir not bırakabilirsiniz ve bunu uyumadan önce yapın hatta
  • Gülümseme alışverişinde bulunun “ Teşekkür ederim, hayatımda olduğun için” deyin.
  • Eşinizin sizin için yaptığı her şeye “Teşekkür edin ya da Allah razı olsun” deyin
  • Eşiniz için küçük sürprizler yapın

3. Onlar birbirlerine en iyi arkadaşlarıymış gibi davranırlar

Onlar birbirlerine en iyi arkadaşlarıymış gibi davranırlar

Whatsapp’ta birkaç yıllık evli bir çiftin konuşması şu şekildedir:

“Ekmek lazım”

“T”

“T “ ile “Tamam” ı kastediyor ama “t” demekle yetinmiş “a” harfi bile eklenmemiş.

Evli insanlara ne oluyor birbirlerine karşı konuşurken görgü kuralları, ilgi ve coşku konusunda tutumları değişiyor. Birisiyle böyle konuşmanıza sebep olan onu uzun süredir tanıyor olmanız mı? Peki o zaman neden yıllardır arkadaş olduğunuz kişilere karşı bu şekilde konuşmuyorsunuz? Eşlerimiz her gün bizimle yaşadığı için az sevgi ilgi ve coşkuyu mu hak ediyorlar? Eşlerimiz bize herkesten daha fazla yakın olmasına rağmen, neden en iyi arkadaşımızla konuştuğumuz gibi konuşmuyoruz?

Mutlu Müslüman çiftler iyi zamanlarda da kavga zamanlarında da birbirleriyle en iyi arkadaş gibi konuşurlar. Birleriyle şakalaşırlar, fikir alışverişinde bulunurlar, birbirlerine iltifat ederler, görüş farklılığı olan konularda hassas davranırlar. Aslında mutlu Müslüman çiftlerin yaptıkları Peygamber Efendimiz (salllahu aleyhi ve sellem)’in eşlerine davranış şeklidir.

Bizzat Hz. Aişe anlatıyor: “Allah Rasulü bir keresinde ona şöyle demişti: ‘Ben, senin benden memnun olduğunu ve bana kızdığını anlarım.’ Hz. Aişe şaşırmış, Peygambere bunu nasıl anladığını sormuştu. Allah Rasulü: ‘Benden memnun olduğunda, ‘Hayır, Muhammed’in Rabbi aşkına olmaz’ diyorsun, bana kızdığında ise ‘Hayır, İbrahim’in Rabbi aşkına olmaz’ diyorsun.’ demiştir. Bu söz üzerine Hz. Aişe’nin ona verdiği cevap çok ince ve duyguludur: ‘Ey Allah Rasulü, fakat Allah biliyor, ben sadece senin isminden uzak kalabilirim.’” (Buhari, Nikâh, 109)

Onlar hemen bir kelimeden ya da ses tonlarındaki ufacık bir ton değişikliğinden birbirlerinin duygularını hissedebilirler. Ve bizim Hz. Aişe validemizden öğrendiğimiz gibi onlar kızdıklarında ya da öfkelendiklerinde sadece ismen birbirlerinden uzak kalabilirler. Hiçbir sebepten ötürü birbirlerine karşı sevgilerini ve saygılarını kaybetmezler. Bu da evlilikte mutluluğun anahtarıdır.

4. Onlar birbirlerinin temel ihtiyaçlarına her zaman öncelik verirler

ihtiyaç

Tüm evli insanların da tecrübe ettiği gibi evlilikle ilgili sorunları ele aldığımızda evlilikte yaşanan stres ve uyuşmazlığın hemen hemen tüm nedeni eşlerin birbirlerinin temel ihtiyaçlarını ihmal etmesinden kaynaklanıyor.

Hem Müslüman hem de Müslüman olmayan yazarlar  tarafından evlilikle ilgili  pek çok kitap yazılmıştır ve çoğu evlilikteki temel ihtiyaçları eşlerin cinsiyetine ve evlilikteki rollerine göre sınıflandırma eğilimindedir. Erkeklerin öncelikli ihtiyaçlarının saygı duyulmak, fiziksel gereksinimlerinin karşılanması ve kadınların önceliklerinin ise sevildiklerinin sözel olarak ifade edilmesi ve duygusal olarak tatmin olmak olduğunu bir çok yerde okumuşunuzdur. Bu sınıflandırmalar teoride öyle görünebilir ancak pratikler her zaman gerçeğe uzaktır çünkü gerçekte hem kadınların hem erkeklerin sevgiye, saygıya, fiziksel ve duygusal tatmine ihtiyacı vardır; sadece dereceler ve ifade yolları farklıdır. Kadın da erkek de insan olarak eşittir, Allah (Subhanahu ve Teâlâ) her iki cinsiyeti de onurlu, duyguları ve fiziksel arzuları olan varlıklar olarak yaratmıştır.

Her evlilik iki karşı cins ve eşsiz insandan oluşur. Siz ve eşiniz farklı koşullarda yetişen, farklı tercihleri olan ve tamamen farklı önceliklere sahip insanlarsınız işte bu nedenle kabul edilen teoriler her evlilik için geçerli olmayabilir çünkü farklı insanlar için farklı teoriler olmalıdır. Ancak mutlu Müslüman çiftler bu işi çoktan halletmiştir. Siz de bu konuyu halletmek üzere eşinizle oturun ve evliliğinizi nasıl daha sağlıklı hale getirebilirsiniz anlamaya çalışın zira bu evlilik için çok önemlidir. Ayrıca bu ihtiyaçları karşılamak için her daim istekli olmak gerekir.

İşte eşinizi anlamak ve birincil ihtiyaçlarına odaklanmanız için yapmanız gerekenler listesi:

  • Eşinize ” Evlilikte olmazsa olmaz dediğin tek şey nedir? “diye sorun.
  • Hakkında düşünebilmesi için seçenekler sunun sevgi, saygı, duygusal ya da fiziksel tatmin, finansal güvenlik, evde  huzurlu ya da İslami bir ortam gibi…
  • Bu ihtiyaçlarının nasıl karşılanmasına dair örnekler sunmasını isteyin.
  • Genel olarak bu ihtiyacının giderilmesi için benden nasıl yardımcı olmamı beklersin diye açıkça sorun. Eşinizin tercihlerinizi anlayabilmesi için örnekler vererek ona yardımcı olun; düzenli olarak hediyeler alın ya da küçük sürprizler yapın, sevginizi sözel olarak ifade edin, ona iltifat edin, birlikte dua saati yapın birlikte Kur’an okuyun, gece ibadeti yapın, önemli bir karar vermeden önce eşinize mutlaka danışın, eşinizle konuşurken belirli bir şekilde konuşun, güzel giysiler giyinin, çocuklarınızı uyutup sürpriz yemekler hazırlayın, bazı şeyleri tartışmalarda dile getirmeyin vesaire…
  • Eşinizin ihtiyaçlarını ve tercihlerini bir kenara yazın
  • Eşinizin öncelikli ihtiyaçlarını karşılamak için çaba harcayın ve samimi olarak dua edin

Eşinizin mutlu olmasını Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’dan isteyin, ve daha sonra eşinizi kolayca mutlu etmenin yollarını araştırın.

5.Birbirlerinin gözlerinde huzur bulurlar

huzur-evlilik

Mutlu Müslüman çiftler birbirlerinin gözlerinde huzur bulmak için çaba harcarlar. Çaba harcarken de Allah (Subhanehu ve Teala)’nın bizden istediği şekliyle dua ederler.

Bismillâhirrahmânirrahim.

“Ve onlar ki: “Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl” derler.” (Furkan Sûresi, 74. Ayeti)

Ne kadar güzel bir bakış açısıdır bu?

Eşinize gülümseyin

Eşinize en son ne zaman sebepsiz gülümsediniz ya da o size en son ne zaman sevgiyle gülümsedi? Peki, kabul edelim bu soruyu sormamış olmadıydık çünkü bunu hatırlamak için muhtemelen antik çağlara yolculuk yapmanız gerekebilir. Yorularak eve gelen eşinize kapıyı gülümseyerek açın ve beyler siz de tüm gün göremediğiniz eşinizi gördüğünüzde gülümseyin, eşinize çocuğunuzun annesi ya da babası olarak size böylesi bir hediye verdiği için gülümseyin ve uyumak için gözlerinizi kapatmadan önce eşinizin son gördüğü şeyin sizin gülümsemeniz olmasına izin verin. Gülümseyin çünkü gülümsememeniz için hiçbir neden yok.

Eşiniz hakkında iyi niyetli olun

İbn-i Abbas (radıyallahu anhu)’dan rivayet edildiğine göre; “Karım benim için süslendiği gibi ben de onun için süslenirim. Ondaki haklarımın tamamını almak istemiyorum ki o da bendeki haklarını tamamıyla benden istemesin. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

Bismillâhirrahmânirrahim.

“Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları bulunduğu, gibi kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.” 

(Kur’an-ı Kerim, Bakara Sûresi, 228. Ayeti)

Eşinizi tepeden tırnağa görme hakkı bir tek sizde olduğu için lütfen onun kusurlarını yüzüne vurmayın. Evet, bu konuda zihninizi boşaltın. Aynaya baktığınızda kendinize dağınık saçlarınızı, sürekli giydiğiniz pijamanızı, ihmal ettiğiniz vücudunuzu hatırlatın. Eşiniz için iyi görünmeniz, günlük olarak yapılan yemek, uyumak gibi birçok şeyden daha önemlidir.

Banyo yapmak, güzel kıyafetler giyinip, saçlarınızı tarayıp, parfüm sıkmak en fazla 20 dakikanızı alacaktır. 20 dakikada bunları yapmayı günlük yapacaklar listenize ekleyin ve ideal olarak eşiniz eve gelmeden ya da işten sonra dinlenmek için oturmadan önce yapın.

Çiftlerin birbirine güzel görünmek için çaba harcaması sağlıklı olmak ya da spor için çaba harcamaktan çok daha eftaldir.

Hatta herkesten önce bunu kendiniz için yapmanız gerekir. Her gün kendinizi fiziksel ve zihinsel yönden geliştireceğiniz etkinlikler yapmak için 1 saat ayırmanızda fayda var, nerede ve ne şartlarda olursanız olun zinde ve fit görünme çabalarınızın hem kendiniz hem de eşiniz için yaptığınızı karşılıklı olarak bilin. Bir eş için, sağlıklı ve fit görünümlü bir eşten daha cazibeli hiçbir şey olamaz.

Eşlerinizin rahat ve konfor kaynağı olun



Depresyona girdiğinde ya da zor ve korkulacak bir zamana girdiğinizde ne düşünürsünüz? Eğer böyle durumlarda aklınıza ilk gelen kişi eşiniz oluyorsa,  Elhamdülillah harika bir evliliğiniz var demektir. Müslüman eşler birbirlerinin sığınağıdır, Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) ve eşlerinin birbirlerine olduğu gibi.

Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) ilk kez vahiy geldiğinde yüreği korku içinde titreyerek döndü ve kendisinin huzur ve güven kaynağı olan eşi Hz. Hatice’ye gelerek şöyle söylemiştir;

“Ey Hatice doğrusu ben kendimden korktum” dedi. Hz. Hatice ise : “Hayır, Allah’a yemin ederim ki, Allah (Subhanahu ve Teâlâ) seni asla utandırmaz. Çünkü sen akrabana bakarsın, işini görmekten aciz olanların yükünü çekersin, yoksula verir, hiçbir şeyi olmayana bağışta bulunursun, misafiri ağırlarsın, bir felakate uğrayana yardımda bulunursun.”dedi.

6. Mutlu Müslüman çiftler birbirlerinin gelişmesine katkıda bulunurlar

 Mutlu Müslüman çiftler birbirlerinin gelişmesine katkıda bulunurlar

Eşinizin sizinle evlenmeden önce eşsiz bir zihin, kalp, beden ve ruhunun olduğunu sizden ayrı bir kişi olduğunu biliyor musunuz? Ve hala sizden farklı bir birey olduğunu üstelik sadece sizin yanınızda olduğunun da farkında mısınız?

Eğer eşlerden herhangi biri bu temel gerçeği unutursa kaçınılmaz son olan mutsuzluğa doğru yol alınır: evlilik insanları hayat arkadaşı yapar ve evlilik birbirini kontrol edip ve yönlendirmek değildir. Maalesef gerçek şu ki, eşinizin hayatta sizin eşiniz olmak dışında birçok rolü var ve siz ne zaman onu kısıtlarsanız, evlilik ilişkinizi sürekli zedelersiniz ve eşinizin tüm diğer rollerini yapmasında adaletsiz olmasına sebep olursunuz.

Allah (Subhanahu ve Teâlâ) dünya hayatımız süresince bizleri birbirimize yardımcı olmamız için yaratmıştır ve bizde olmasını istediği tüm özellikleri bize bahşetmiştir.

Motive eden, destek veren ve yardımda bulunan biri olarak, Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’ın size verdiği yetenekleri keşfedin, mutluluk ve merhamet kaynağı olarak bu özelliklerinizi kullanın.

Eşinizin ailesine karşı kibar olmasına ve onları sevmesine engel olmayın, akrabalarına ve meslektaşlarına yardımda bulunmasını engellemeyin, aile bağlarının olması gerektiğini bildiğiniz için onları aile bağlarını kesmek zorunda bırakmayın, helal dairede kullandığı sürece yeteneklerini bastırması konusunda eşinizi zorlamayın, tanıdıklarıyla ,akrabalarıyla olan her ilişkisini trafik polisi gibi kontrol etmeye çalışmayın, elinize geçen her fırsatta emirler yağdıran, başa kakan, kurallar koyan biri olmayın, kontrol manyağı bir insan gibi davranıp eşinizin hayatını sıradan sıkıcı bir hayata dönüştürmeyin.

Mutlu Müslüman çiftler birbirlerine gelişmekte ve üretmede yardımcıdırlar. Onlar eşlerinin Allah( Subhanahu ve Teâlâ)’nın kulu olduğunu bilirler ve evlendiklerinde bunu değiştirmeye çalışmazlar. Mutlu Müslüman çiftler eşlerinin tüm sorumluluklarını yerine getirmeleri noktasında adaletli olmaları için anlayışlı davranırlar. Eşlerinin bireysel olarak birbirinden farklı kişilik ve yetenekte olduklarını bilerek, birbirlerinin gelişimine katkıda bulunurlar.

7. Birbirlerine ne olursa olsun zaman ayırırlar

Birbirlerine ne olursa olsun zaman ayırırlar

Eşinize günde en az bir saati(yorgun olduğunuzda ise en az 15 dakikanızı) bölünmeden tüm dikkatinizle vermeniz için hiç bir bahaneniz olmamalı. Çünkü gerçek şu ki, tüm gün çalışıp para kazanmak, sadece çocuk sahibi olmak ve 7/24 tüm vaktimizi bunlara harcamak için evli değiliz. Ve siz bunun farkına vardığınızda işiniz, patronunuz değişmiş olacak ya da emekli olmuş olacaksınız üstelik çocuklarınız da çoktan evlenmiş olacaklar. Ve 30 yıldan daha fazla sürece ihmal edilmiş, söz konusu her şeyde ikinci sıraya konulmuş olan eşiniz yaşlanmış çağlarınızda sizin yanınızda kalacak tek kişi olacaktır.

İlişkinizin her gün özene ve dikkate ihtiyacı var. Gelecekte daha rahat bir evde oturabilmek için sürekli tasarruf yapıyorsunuz. Peki bu evde ömrünüzün sonuna kadar yalnız kalmak ve tek başınıza uyumak ihtimalinizin olabileceğini hiç düşündünüz mü? Bunun yerine şöyle hayal edin, bu evde her gece sizin kaygılarınızı, hikayelerinizi dinleyen, her gün beraber yürüyüş yaptığınız, zayıf anlarınızda kendisine güvenebileceğiniz, tüm başarılarınızı tebrik eden ve o anlarda sizinle olan, aslında her gün sizin arkadaşınız gibi olan biriyle oturuyorsunuz. Şimdi tekrar düşünün günde en az yarım saati bundan daha fazlasını hak eden birine vermek zor olmamalı değil mi?

8. Onlar gerçek düşmanları olan ego, nazar ve şeytanla savaşırlar

Onlar gerçek düşmanları olan ego, nazar ve şeytanla savaşırlar

Ego

İşte mutlu Müslüman çiftlerin evlilik tartışmalarını yönetmede öğrenmesi gerekenler:

  • Evliliğin ilk yılı: Eşler tüm tartışmalarda birbirini suçlar
  • Evliliğin ikinci yılı: Tartışmalarda eşler, şeytan, nazar ve büyüyü suçlar
  • Evliliğin üçüncü yılı: Tartışmalara sebebiyet verdiği ve gereksiz tepkiler verdiği için eşler suçlanır
  • Evliliğin dördüncü yılı: Tartışmalarda suçlamaların en az yarısının eşinize ait olduğundan eminsinizdir
  • Evliliğin beşinci yılı: Eşinizin tamamen haklı olduğunu ve kendinizde değiştirmeniz gereken bir şeyler olduğunu kabul edersiniz.

Tüm mutlu çiftlere sorduğunuz da evliliğin ilk beş yılında mutlaka bunları yaşadıklarını öğrenirsiniz ve evlilikte mutluluğa engel olan en büyük düşmanın ego olduğunu söyleyeceklerdir.

Ego, aşağılık kompleksinin savunma mekanizmasıdır ve ego evlilikte aşağıdaki gibi meydana çıkar:

“ Ben buyum ve buna alışsan iyi edersin.”

“ Bunu ben söylemedim / yapmadım, sen söylemedin ya da yapmadıysan kim yaptı peki?”

“ Her şey senin yüzünden oldu.”

“ Umurumda değilsin.”

Ego hep aynı şeyleri söyler durur. Herkesin içinde olan bu aşağılık kompleksi evliliklerin gizli düşmanıdır. Allah (Subhanahu ve Teâlâ) Kur’an da bunu Hz. Yusuf (aleyhisselâm) üzerinden bizlere şöyle aktarmıştır:

Bismillâhirrahmânirrahim.

“Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. . . Muhakkak ki nefis, var gücüyle kötülüğü emreder. . . Rabbim’in rahmet ettiği müstesna. . . Muhakkak ki Rabbim Gafur’dur, Rahim’dir.” (Yusuf Sûresi, 53. Ayeti)

Bu demek değildir ki bizler kötü insanlarız ancak hepimiz baskıcı, asi, adaletsiz davranma eğilimindeyiz, bize kötülüğü emreden nefisimizden ise sadece Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’nın rahmeti sayesinde yenebiliriz.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur;

“Mümin müminin aynasıdır, mümin müminin kardeşidir, (ihtiyaç duyduğunda) onun geçimini temin eder / zarardan-ziyandan korur ve arkasından da / gıyabında da elinden geldikçe onu savunur.”(Ebu Davud, Edeb, 49).

Hadis-i şerifin birinci anlamı, “Birbirinizin kusurlarını başkaları fark etmeden görün ve ıslahı ve izalesi için birbirinize yardımcı olun…”

İkinci anlamı ise;  Mümin kardeşiniz size kusurlarınızdan haber veriyorsa, ondan rencide olmayın, ona kızmayın, hatta ona teşekkür edin. Çünkü o size bir nevi ayna olmuş oluyor. Eğer o fark etmeseydi, o kusurunuz ya başkaları tarafından görülür ve ayıplanılırdı. Veya o kusur ileride size zarar verebilirdi.

Eşlerimizden daha fazla kim bizim için ayna olabilir ki zira bize hem insani olarak hem de fiziki olarak en yakın olan onlardır. Hatta eşlerimiz egomuzu yenmede bizim için en iyi aracılardır. Allah (Subhanahu ve Teâlâ) Şems Sûresi’nde şöyle bildirmiştir:

Bismillâhirrahmânirrahim.

“Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.” (Şems Sûresi, 7-9. Ayeti)

Eşlerimiz bize kusurlarımızı gösteren Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’ın rahmetini temsil eden birer aynadır aslında. Onlar bizim en içimizde olan zayıflıklarımızın farkına varmamızı sağlarlar çünkü biz kendimiz bunu göremeyiz Allah (Subhanahu ve Teâlâ) bizlere eşlerimizi bir kurtuluş vesilesi olarak bahşetmiştir.

Eşiniz sizinle ilgili bir şeyleri değiştirmek istiyorsa eğer bir dahaki sefere şöyle yapın;

  • Sadece dinleyin. Eşiniz uzun süredir aynı şeyleri tekrar ediyor olsa bile onu dikkatlice ve tarafsız olarak dinleyin.
  • Kendinizi savunurken kontrollü olun: Eşinizin sözlerinin gerçeklik payını dikkate alın
  • Kendi kendinize bu konuda daha önce aynı şeyi bana söyleyen oldu mu diye sorun. Cevap muhtemelen evet olacaktır ve öyleyse Allah sizin bu alışkanlığınızdan kurtulmanızı istiyor demektir.
  • Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’nın eşiniz aracılığıyla size ne kadar merhamet ettiğinin farkına varın. Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’ya hamd edin ki eşiniz sizin başarılı ve iyi bir insan olmanızı tüm samimiyetiyle istiyor.

Evliliğiniz de tartışmayla karşılaştığınızda bir dahaki sefere bu 4 maddeyi uygulayın. Size temin ederiz ki bu size yeni bir ışık olacak; tartışmada eşinizi suçlu ve düşman gibi görmeyeceksiniz üstelik eşinizin sizin için ne büyük bir nimet olduğunun farkına varacaksınız.

Nazar

“Nazar haktır.” (Hadis-i Şerif; İbni Mâce, Tıb: 3)

Bu kısa ama öz hadisten çıkarılacak çok mesaj var.

  • Kötü bakışın insana vereceği zarar gerçektir,
  • Kendinizi bu durumun içine itmeyin
  • Ve nazardan korunmak için önlemler alın.

Fakat günümüzde o kadar bencil olduk ki olanı var olmayanı var diye düşünmüyoruz. Her mutlu anımızı insanlara göstermekten çekinmiyoruz. Söz fotoğrafı, nişan fotoğrafı, düğün fotoğrafı, bebek fotoğrafı, yemek ve sofra fotoğrafları, ailecek çekilmiş sohbet anı fotoğrafları…Bu fotoğrafları görmek isteyen yakınlara e-posta yoluyla gönderilebilir ama nedense facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda daha çok kişinin görmesi için sergilemek tercih ediliyor.

Şu noktaya dikkat çekelim. Paylaşacağınız mutluluksa, iyileri de üzebilirsiniz kötüleri de… İyiler üzülebiliyor. O nimeti çok isteyip de ona nasip olmadığı için… Mesela evlat hasretinden yanan, çocuğu olmayan bir arkadaşınız, sizin çocuğunuzun poz poz fotoğrafını gördükçe üzülür, derdi depreşir. Sizin mutlulukla baktığınız fotoğrafa o ağlayarak bakıyor olabilir: “Bir evlada sahip olamadım” diye.

Ya da evlenmeyi çok isteyen bir arkadaşınızın sizin nişan, düğün fotoğraflarınız ya da eşinizle el ele çekilmiş fotoğraflarınızı her gördükçe üzülüyor olma ihtimali yüksek. Sizin mutluluğunuzu kıskanmasa bile ona sürekli kendi yalnızlığını hatırlatmanın iyi bir tarafı yok.

Bir de kötü niyetli haset, fesat, kıskanç insanlar ve onların negatif enerjileri var. Mekan bedenimiz için, gözlerimiz için vardır; enerjilerimiz için yoktur. Enerji mekan tanımaz. Uzakta da olsa birini kıskandırmışsanız onun negatif enerjisi sizi rahatsız eder, nazara uğrarsınız.

Bu yüzden hem gerçek hayatta hem sanal hayatta iyileri üzmemek, kötülerin negatif enerjisini çekmemek için dikkatli olmak gerekir. Fakat günümüzde o kadar bencil olduk ki ‘olanı var, olmayanı var’ diye düşünmüyoruz. Her mutlu anımızı insanlara göstermekten çekinmiyoruz. Söz fotoğrafı, nişan fotoğrafı, düğün fotoğrafı, bebek fotoğrafı, yemek ve sofra fotoğrafları, ailecek çekilmiş sohbet anı fotoğrafları…Bu fotoğrafları görmek isteyen yakınlara e-posta yoluyla gönderilebilir ama nedense facebook ve twitter gibi sosyal ağlarda daha çok kişinin görmesi için sergilemek tercih ediliyor.

Paylaşacağınız mutluluksa iyileri de üzebilirsiniz kötüleri de…İyiler üzülebiliyor. O nimeti çok isteyip de ona nasip olmadığı için… Mesela evlat hasretinden yanan, çocuğu olmayan bir arkadaşınız, sizin çocuğunuzun poz poz fotoğrafını gördükçe üzülür, derdi depreşir. Sizin mutlulukla baktığınız fotoğrafa o ağlayarak bakıyor olabilir: “Bir evlada sahip olamadım” diye.

Ya da evlenmeyi çok isteyen bir arkadaşınızın sizin nişan, düğün fotoğraflarınız ya da eşinizle el ele çekilmiş fotoğraflarınızı her gördükçe üzülüyor olma ihtimali yüksek. Sizin mutluluğunuzu kıskanmasa bile ona sürekli kendi yalnızlığını hatırlatmanın iyi bir tarafı yok.

Şeytan

Evliliğinizde sizi eşinizden ve ailesinden soğutmaya neden olan yaşadığınız olayları bir hatırlayın. “Neden ben kitap okurken ışık kapatılıyor? Seninle evlenmek hayatımın hatasıydı….”  Örnekler çoğaltılabilir, şu anda size saçma gelen bu ayrıntılar şeytanın eşlerin arasını bozmak için verdiği vesveselerdir.

Peygamber Efendimiz (sallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur;

“İblis tahtını su üzerine kurar. Sonra bölük bölük askerlerini gönderir. Askerlerinin derece ve makamca kendine en yakını, fitnesi en büyük olanıdır. Yardımcılarının biri gelir de: ‘Şöyle şöyle işler yaptım’ der. İblis ona: ‘Senin yaptığın çok önemli bir şey değil’ der. Sonra onlardan bir diğeri  gelir ve o: ‘Karı ile kocanın arasını iyice ayırıncaya (boşanıncaya) kadar peşini bırakmadım’ der. Bu ifade üzerine İblis o yardımcısını kendisine yaklaştırır ve sen ne güzel bir iş yapmışsın!’ diyerek onu takdir eder (ödüllendirir).” (Müslim, Münafıkûn 67)

Görüldüğü gibi  şeytanın en büyük gayelerinden biri de karı-koca arasında geçimsizliğin çıkması ve sonuçta birbirinden ayrılmasıdır. Böylece aile yuvasını yıkarak ailenin perişan olmasına sebep olmaktır. Çocukların mağdur olması, kadının zor duruma düşmesi gibi zararlar vermektedir. Dolayısıyla müminlerin uyanık olması gerekir. Evde ufak tefek sebeplerden dolayı bağırmamalı, evin huzurunu bozucu her türlü yanlışlıklara karı-koca olarak çok dikkat  etmeli, bunun  için de anlayışlı olmalıdır. Şeytanın birbirlerini kışkırttığını unutmamalı, o, en ufak şeylerden dolayı öfkelendirip karşılıklı münakaşalara sürüklemektedir. Burada dikkat edilecek en önemli husus öfkelenmemeye çalışmak ve buna dikkat etmektir.

Şeytan evlilikte nifak çıkarmak isterse herhangi bir kurala bağlı olarak yapmaz bunu ve aslında hep beklemediğimiz yerden vurur. Şeytan normalde sevdiğiniz, dindar, hassas olan ebeveyniniz, kardeşiniz aracılığıyla sizin görmezden geldiğiniz kusurlarınızı gözünüzde büyütür. Şeytan ıslığını size onların dilleriyle çalar ve sonuçta sizi buna inandırır. Ve böylece evlilikte çekişmeler başlar.

Şeytandan korunmak için yapmanız gerekenler aşağıdadır:

  • Sabah, akşam mutlaka Felak ve Nas surelerini günlük olarak okuyun
  • Eşiniz normalde konuşmadığı ya da davranmadığı gibi davranıyorsa ona “Tatlım, şeytanı sevindirmeyelim deyin ve sakinleştirin. Bu tartışmayı yatıştırmanın en güzel yoludur.
  • Eğer aniden sinirleniyorsanız, aniden Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’a sığının.
  • Eğer eşiniz hakkında herhangi birinden bir şeyler duyarsanız, bunun şeytanın fısıltıları ve tuzakları olduğunu düşünün. Ve eğer buna sebep olacak bir şey olmadığını düşünüyorsanız, hemen eşinizin güzel huylarını hatırlayın böylece şeytanı def etmiş olursunuz.

9. Birbirlerinin sıkıntılarını hissederler

Birbirlerinin sıkıntılarını hissederler

Eşinizin son günlerde normal olmadığını en küçük şeylerden bile gerildiğini fark ettiniz mi? Ya da özel bir şeyler yaptığınızda görmüyorsa? Derine inerseniz, onları sıkıntıya sokan bir şeyler olduğunu (ve bunun siz olmadığını) anlarsınız. Her ne kadar sinirli davranıyor olsalar da, neyin ters gittiğini ve stres sebeplerini anlamayı çalışın. Muhtemelen iş yerinde bir sıkıntı yaşamış olabilirler, bir hastalıktan muzdarip olabilir ya da ay sonu sıkıntılarını düşünüyor olabilirler. Şeytan böyle anlarda devreye girer ve bir tartışmayla eşlerin arasını bozmaya çalışır çünkü eşlerden birinin kafası tamamen doludur ve tartışacak mecali yoktur. Böyle durumlarda eşiniz bir an önce sakinleşmenizi bekler ve sonunda o da sinirlenir, ayağa kalkar ve bağırır “Sana ne oluyor?”. Eğer kendinizle ilgilenmek yerine elinizi taşın altına koyup eşinizin sıkıntısıyla ilgilenirseniz, şeytanın evliliğinizi ele geçirme şansını öldürmüş olursunuz. Mutlu Müslüman çiftler empati kurarlar. Öncelikli olarak eşinizin yerine kendinizi koyarak onun sıkıntısını anlamaya çalışın, ona biraz zaman tanıyın ki böylece kafasını dinleyip stres yaptığı şeyden kurtulabilsin. Bazen eşinize zaman tanıyın sorumluluklarını hafifletin, çocuklardan uzakta ailesiyle ve arkadaşlarıyla vakit geçirip kafa dinlemesini sağlayın. Bu birbirinize gösterdiğiniz anlayışın dile getirilmemiş şeklidir.

10. Tartışmalarını Allah (Subhanahu ve Teâlâ)'ın izlediğinin bilincindedirler

ssssssssss

Hiçbir evlilik yoktur ki tartışma, fikir ayrılığı olmasın. Önemli olan bu tartışmalarda nasıl bir yol izlendiğidir çünkü bu bir evliliğin ne kadar sağlıklı ilişkiler üzerine kurulduğunu gösterir. Evlilikte tartışmaları yönetmede ve önlemede yapılması gereken en önemli şey Allah (Subhanahu ve Teâlâ)’nın bizim her hareketimizi izlediğini, her bir kelimemizi duyduğunu düşünerek hareket etmektir. Kayda alınan her şey hesap günün de karşımıza çıkacak. Tartışma anında bunu akla getirmek ve kendini frenlemek, şeytanın vesveselerine yenilmeden tartışmadan en az zararla kurtulmanın en güzel yoludur.

Peygamber Efendimiz (sallahu aleyhi ve sellem) bir hadisinde şöyle buyurur:

“Kim haklı olduğu halde bir münakaşayı terk ederse kendisine cennetin kenarında ev kurulur. Kim de ahlakını güzel kılarsa cennetin yüce yerinde bir ev kurulur.” (Tirmizî, Birr 58)

Gerçek şudur ki, dünyada cennet tartışmalar esnasında dilini kontrol etmekle başlar. Tartışma esnasında söylenen kırıcı sözler evlilikte derin hasarlara sebep olabilir. Allah (Subhanahu ve Teâlâ) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

Bismillâhirrahmânirrahim.

“Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler! Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.” (İsra Sûresi, 53.Ayeti)

Eğer eşinizle bir anlaşmazlık yaşarsanız ya da ona sinirlenirseniz Allah’ın varlığını hatırlayın ve konuyu sakin olduğunuzda eşinizle tekrar görüşün. Olabildiğiniz kadar yumuşak olmaya çalışın çünkü bunu herkesten çok eşiniz hak ediyor.

Özetle Evlilik

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (Subhanahu ve Teâlâ) şöyle buyurmuştur;

Bismillâhirrahmânirrahim.

“Kötü kadınlar, kötü erkekler içindir. Kötü erkekler, kötü kadınlar içindir. Temiz kadınlar, temiz erkekler içindir.” (Nur Suresi, 26.Ayeti)

Dünya, zevk için lezzet için yaratılmadı. Ahiret, bunun için yaratılmıştır. Dünya ile ahiret birbirinin zıddıdır, tersidir. Birinde zevk aramak öbüründe eleme sebep olur. Dünyada iken tehlikelerden sakındığı halde çok acı çeken müminler de, ahirette çok lezzete kavuşacaktır. Mutlu Müslüman çiftlerden olmak ve evlerimizin cennet bahçesinden bir bahçe olması duasıyla….

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

1 yorum var.

  1. 1

    Böyle güzel yazılara toplumumuzun gerçekten çok ihtiyacı var.. Ben çok teşekkür ederim. Bu yazı bana çok iyi geldi, beni kendime getirdi. Allah razı olsun.. Hayırlı ömürler dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>