Aile, Davet ve Tebliğ, Evlilik

Mutlu Bir Evliliğe Giden Yoldaki 6 Basamak

Mutlu olmak için önce mutlu etmek gerekir. Ve aslında eşlerin birbirlerini mutlu etmeleri o kadar da zor değildir. 

Gelin hep birlikte, o hayalini kurduğumuz mutlu evliliğe giden yoldaki basamakları öğrenelim ve elimizden geldiğince uygulayarak hayallerimizdeki evliliğe bir adım daha yaklaşalım.

1. Güven Duygusu Aşılamak

Bir erkeğin iş hayatında başarılı olmasının eşinin ona da desteği ile yakından ilgisi bulunmakta. İyi bir aşçı olmasından çok hanımının hoş ve güzel davranışları ile kocasına güven duygusu verip vermediği önemlidir. 

“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır.” sözü, bu manada evin hanımı beyine karşı memnuniyetini belirtiyorsa erkeğe güven gelir ve erkek kendince şöyle bir düşünceye inanacaktır. Kadın eşini takdir ediyor ve ona inanıyorsa kocanın içi “eğer beni beğeniyorsa gerçekten iyi bir kişiyim” gibi güven duygusu ile dolup taşar ve önüne hangi zorluk çıkarsa çıksın onunla başa çıkabileceğini düşünerek evden ayrılır ve dünyaya meydan okumaya hazırlanır. Ancak adam eve döndüğünde dırdır eden, sürekli şikayetçi olan ve azarlayan bir eşle karşılaştığında bütün mücadele hevesi kaybolur kadının eşinden duyduğu devamlı tatminsizlik adamı etkileyecek ve kendinden şüphelenmeye, güveni azalmaya başlayacaktır. Halbuki eşini yüceltici davranan kadın ona kendine güven duygusu aşılamakla kalmaz aynı zamanda onun insanlara karşı nezaket dolu ve iyi geçimli olmasını sağlar. Daha düşünceli ve anlayışlı hale gelmesine teşvik etmiş olur. Tabii burada erkeğinde incitici davranışlardan kaçınması şart, başkalarını kıran insanlar aslında kendilerine değer vermiyorlardır. Kendi gözünde kendi önemini artırabilmek için karısını ezmektedir. Kendine saygısı o kadar düşmüştür ki en ufak eleştiriye bile tahammülü yoktur. Bu durumda kadın kocasıyla tartışmaya girmemeli, alaycı ve aşağılayıcı sözlerden kaçınmalıdır.

2. Şakaya Dikkat!

Başkalarının yanında eşinizi aşağılamayın, kırıcı davranışlardan kaçının, yaptığınız şakaya dikkat edin! Mutluluğu engelleyen hususlardan biri de şaka yapma ve takılmanın dozunun kaçmasıdır. Alaycılığın bünyesinde her zaman acımasız bir yan bulunur ve diğer insana kendisini küçülmüş hissettirmeyi hedefler. İnsanlar yakın arkadaşları tarafından bile yapılan şakalara maruz kalmaktan hoşlanmamaktadırlar. Eşler birbirlerine teşekkür edebilecekleri şeyler aramalıdır. Güzel sözler söylediğinizde bu onları sizin için daha fazla şey yapmaya itecektir. Teşekkürü hiç eksik etmeyin tabi övgü ve nezakette de başta gelen şart yine içtenlik ve samimiyettir, tebessüm önemli! Aslında karı koca iletişimin temeli erkek eve girerken atılır. Erkek muhakkak tebessümle içeri adımını atmalı ve selam vererek hal hatır sormalıdır. Kadın da onu yine tebessümle kapıda karşılamalı ve günün nasıl geçtiğini merak etmelidir. Tebessümün ifade ettiği şeylerden birisi “senden hoşlandım, sana dostlukla yaklaşıyorum” mesajıdır. Diğer mesaj ise “sen gülümsenmeye değersindir“. Dostça duygular taşındığı ve eşine iyi hislerle bakıldığı gösterilmiş olacaktır. Fakat tebessümün içten olması şarttır bir başka nokta; ilgidir. Özellikle hanımlar beylerinin ilgisizliğinden çok sık yakınırlar, evde yapılan bir değişikliği veya kıyafetindeki bir yeniliği erkeğin fark etmesi gerekir yoksa hanımının kalbi kırılacaktır.

3. Dozunda Eleştiri Yapmak!

Tabii her zaman övgü yapılmaz bazen eleştiri de gerekir…

Eleştirinin etkili olması isteniyorsa muhakkak ki eşin egosu hedef alınmamalıdır ve eleştiri başkalarının yanında yapılmamalı gizli olmalıdır. Başka insanlar varken yapılan eleştirinin sonucu eşe yardımcı olmak değil, onu utandırmak olur. Eleştiriye gönül alıcı bir sözle başlanmalıdır. Eğer hanım yemek yapmış ve tuzunu fazla kaçırmış ise yüz ekşiterek “Amma tuzlu” yerine “Hanım yaptığın yemek gerçekten çok güzel ve lezzetli ancak biraz tuzu fazla gibi geldi.” demek, çok daha yararlı olacaktır veya erkeğin sinirli oluşunu şöyle söylemekte fayda vardır, “Bey geçmişte daima mükemmeldin. Fakat son zamanlarda seni biraz sinirli görüyorum. Acaba bana nedenini açıklayabilir misin?”

Eleştiri  şahsi olmaktan uzak tutulmalı, kişiye değil davranışa yönelmelidir. Evin hanımı o gün yemek yapmamışsa “Hanım geçmişe bakarak söylüyorum ki bugünkü durum beni şaşırttı veya temizlik tam yapılmamışsa bu yaptığını şanına uygun düşmemiş senin daha iyisini becerebileceğini biliyorum herhalde biraz yorgundun veya zamanı azdı” denilebilir.

4. Hatayı Söylemek

Cevap almayı sağlamalıdır. Eşe neyi hatalı yaptığını söylerken ona doğruyu da söylemelidir. Vurgulama hatada değil hatayı düzeltme yolları ve araçları ile hatanın tekrarlanmasından veya yeniden meydana gelmesinden kaçınma metotları üzerinde olmalıdır.

5. Emretmek Yerine Rica Etmek

Eşler arasında emretme yerine isteme olmalıdır. “Şunu düzeltir misin?” demek “Bunu tekrar yap olmamış” demekten daha etkili olacaktır. Kocanın hanımına; “İyi bir hanım olmak istiyorsan ayaklarının yorulmasını göze alacaksın.” yerine “Eğer kendini biraz daha yorarsan hepimiz için daha faydalı olur.” demesi tercih edilmelidir. 

6. Ekonomi ve Mutluluk

Mutlulukla ekonomik gelir seviyesi arasında bağlantı sık tartışılan konudur. Para rahatlatır ama mutlu etmez çünkü para ve zenginlik tıpkı sağlıklı olmak gibi çok çabuk alışılan bir durumdur. Asgari ihtiyaçları karşılandıkça ortaya çıkan yenilerinin peşine düşürür ve bu zincirleme sürüp gider. Mutluluk istediğimizi elde etmek değil, elde ettiğimiz ile mutlu olabilmeyi öğrenebilmektir.

Yoksa bugün insanlara pompalanan daha fazla para daha çok cinsellik daha çok yiyecek daha çok içki daha çok uyuşturucu daha çok adrenalin daha fazla eğlence daha çok mal isteği insanları doyumsuz ve mutsuz yapar. Tıpkı sonsuz bir gebelik gibi meyve verme dönemine hiç ulaşamayız. Sadece para değil, güzel ve zeki olmak da mutlulukla direkt bağlantılı sayılamaz. Elbette güzel ve zeki olanların hayatta bir takma avantajları vardır ama daha mutlu kişiler olduğu doğru değildir. Çelişkili zannedilse de başına büyük bir felaket veya kaza gelen insanlar bile mutlu olabilir. Para her zaman kazanılır, bulunur fakat eş, çocuk, aile bunlar bulunmaz. “Benden, eşimden çocuklarımdan başka bir tane daha yok! Simit satılır, limon satılır, yine para kazanılır. Fakat bizler gidersek başımıza bir şey gelirse Allah korusun bizlerden bir tane daha yok.” diye düşünmeliyiz.

Kaynaklar

Nejla Aslan Kurt’un “Görücü Usulü Aşk” kitabından derlenerek hazırlanmıştır.


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

One comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>