Video

Kurban Bayramı Hutbesi [Nouman Ali Khan

Altyazı:

O kerim Kitap’ta Allah (s.v.t) diyor ki; (اعوذ بالله من الشيطان الرجيم) فلما بلغ معه السعي قال يا بني إِني أرى في المنام أني أذبحك فانظر ماذا ترى قَال يا أبت افعل ما تؤمر ستجدني إِن شاء اللّه من الصابرِين [Saffât 102] ‘ رب اشرح لي صدرِي ويسّر لي أمرِي واحلل عقدة من لساني يفقهوا قَولي’ (Ey Rabbim! Benim göğsümü aç. Bana işimi kolaylaştır. Dilimden düğümü çöz. Ki söyleyeceklerimi anlasınlar) Amîn ya Rabb el-âlemin Bu hutbede sizinle İbrahim’in (a.s) mirası ile ilgili Kuran’dan birkaç ayeti sizinle paylaşmak istiyorum Hepimiz biliyoruz ki bu bayram onun (Hz.İbrahim) fedakarlıklarının ve bize örnekliğinin kutlanmasıdır Ve fırsat bulabildikçe her Kurban Bayramı namazının hutbesinde İbrahim (a.s) ile ilgili daha önce dikkat çekmediğim bir noktaya değiniyorum Bugün de aynı böyle yapacağım Her şeyden önce “Fedâkarlık” kelimesine bir bakalım Kuran’da “Fedakârlık” kelimesi aslında çok fazla geçmiyor “أثارة” kelimesi daha çok geçer ki bu kendine karşı başkalarını tercih etmektir “ذبح” ise bire hayvanı kesmek veya kurban etmek anlamındadır Ama biz Türkçe’de birisi için ‘fedâkar’ dediğimizde Başarılı olmak için çok para fedâ etti ,zaman fedâ etti demeyiz Böyle dememizin sebebi Türkçe’de fedâkarlık kelimesinin özünde bir şeyi, geri hiçbir şey almaksınız vermek vardır Fedâkarlık işte budur Fakat Islam’ın özünde böyle bir şey yoktur Allah için yaptığımız hiçbir şey boşa gitmez ” وما تنفقوا من شيء في سبيل اللّه يوف إليكم وأنتم لا تظلمون” [Enfâl 60] Allah yolunda harcadığınız her şey size geri getirilecek, her şey geri ödenecektir Kıldığımız bir namaz, harcadığımız bir kuruş, bir saniye yoktur ki Bizim için kaydı tutulmuş olmasın Yani aslında bizim Türkçe’de bildiğimiz gibi bir “Fedâkarlık” yoktur Gerçekten yok Onda büyük başarılar ve mücadeleler vardır Onların yanında ayrıca teslimiyetin ifadesi vardır Dolayısıyla Türkçe’de İbrahim’den (a.s) bahsettiğimizde “fedakârlık” kelimesini kullanırız Fakat Kuran, İbrahim’den (a.s) bahsettiğinde sürekli “İslam” kelimesini kullanır “اسلم” – (Teslim oldu) Namaz’da Bakara Suresindeki ayette okuduğum gibi aynı “إِذ قَال له ربه أسلم قَال أسلمت لرب العالمين” [Bakara 131] Her ne zaman Efendisi (c.c) ona “Teslim ol” dediyse o “Tüm alemlerin Efendisine teslim oldum” demiştir Başka bir deyişle onu inanılmaz kılan onun teslim olmaya gönüllüğü “Ey Allah’ım sen doğrusun, ben yanlışım” demeye olan gönüllülüğü “Ben bütün fikirlerimi kenara koymaya gönüllüyüm. Ve her ne buyurursan ben yapmaya hazırım” İşte “İslam” budur ve İbrahim’i (a.s) harikulade yapan budur Onu bir rol model yapan işte budur Öyle ki İslâm’ın son peygamberi (s.a.v) O’na (s.a.v) önceki bir çok peygamberin hikayeleri vahyedilmiş olsa da hiçbirinin mirasını takip etmesi ona emredilmemiştir Ancak ona açıkça ” فاتبعواْ ملةَ إِبراهيم حنيفا” denilmiştir “Siz İbrahim’in (a.s) mirasını takip edin” Neden? Çünkü o İslam üzere olmanın ne demek olduğunu gösteren bir rol modeldir. İslam üzere olmanın rol modeli Yani bugün sizin için altını çizmek istediğim şeylerden birisi de Aslında Saffât Suresinden Saffât Suresinde İbrahim (a.s) ile ilgili yeni, ilginç şeyler öğreniyoruz. Onun duasıyla başlarsam; Bu arada bu duayı ateşe atıldıktan sonra ediyor Neden ateşe atıldığının hikayesini biliyorsunuz. Bu duayı ateşe atıldıktan sonra yaptı ve Allah onu kurtardı Yani o, Allah’a gösterdi ki ateşten bile korkmuyor Ve bu ateş de öyle bir ateş değildi. Öyle bir ateşti ki üstünden kuşlar uçamıyor ve düşüyorlardı. İşte öyle kule gibi bir ateşti Normalde ortaya bir kaç odun koyar ve ateş yakarsınız Ama bu insanlar ortaya bir bina yaptılar Kuran’da diyor ki “ابنوا له بنيانا” [Saffât 97] “Onun için bir bina yapın. Sonra onu ateşe verin. Sonra O’nu onun içine atın. Aman Allah’ım.. Bu insanlar İbrahim’in (a.s) kanına susamışlar Ve o tam ateşe atılacağı sıra Allah’ın yazgısından o kadar mutmain ki Ve imtihanı geçtiği an dua ediyor. Böylece bir şey öğreniyoruz: Alalh bizi bir imtihana tâbî tuttuğunda bir o imtihanı Allah’a teslimiyet ile geçeriz Bilirsiniz, imtihanda olduğumuzda genelde işler kötüye gider Allah’ı sorgulamaya başlarız… Allah’a itaatsizlik etmeye, kendi yanlış davranışlarımızı aklamaya başlarız Ama öyle insanlar da vardır ki zor zamanlar geldiğinde Allah’a daha sıkı bir teslimiyetle bağlanırlar İşte o insanlar Allah’a en güzel dualar yapanlardır En güzel, muhteşem dualar ki Allah anında kabul eder onları Ve o tek şu duayı yapıyor “رب هب لِي من الصالحين” [Saffât 100] “Rabbım, bana salihlerden ihsan et.” Yani bana iyi bir çocuk ver Bana iyi bir çocuk nasîb et Ve hemen sonraki ayet “فَبشرناه بغلَام حليم” der “Onu bir oğlanla müjdeledik” Bir oğlu olacak ve Kuran bu oğulu “Halîm” olarak niteliyor Şimdi “Halîm”in dikkat çekmek istediğim en az üç anlamı var Hatırlayayım; şimdi İsmail (a.s) ile ilgili konuşuyoruz “Halîm” ilk olarak ‘aşırı tepki göstermeyen’ birisine denir Aşırı tepki göstermeyen Şimdi “Sabırlı olmak” diye bir şey var Ama bir de bundan ötesi; hiç tepki göstermemek (belli etmemek) vardır Yani çoğu insanın sinirleneceği yerde sen sakinsin Eğer sabırlıysan kızgın görünürsun ama bağırmazsın meselâ Ama eğer “Halîm” isen kızgın bile görünmezsin Başkası olsa görünürdü ama epey kalın bir deriye sahipsin Korkuyor olman gerekiyor ama hiç öyle değilsin Çelik gibi sağlam sinirlerin var tabiri caizse Çelik gibi sinir… İşte “Halîm”in bir anlamı budur ‘Halîm’in ikinci anlamı; “Zor zamanlarda imtihan edilmiş kişi”dir Yani öyle bir oğlun olacak ki hayatında zor imtihanlar geçirecek “حلم الرجل” derler “اذا جرب الحزن” Derler ki bir adamda hilm varsa o zor imtihanlardan geçmiştir, hayat onu çok şiddetli sınamıştır Şimdi bu oğlan (a.s) daha ilk doğduğundan Daha ilk doğduğundan bebekken Neredeyse susuzluktan ölmekle imtihan edilmişti hatırladınız mı? Yani daha ilk baştan imtihan edildi Ve ayrıca Allah bir çocuğun olacak demedi! Allah (a.v.c) bir “غُلَام” dedi [Saffât 101] “Bir oğlanın olacak”. “غُلَام” kelimesi 9-10 yaşlarındaki bir çocuk için kullanılır. Büyük yaşlara ulaşana “غُلَام” denir İbrahim (a.s) çocuğu (a.s) ne zaman çölde bıraktı? O daha bebekken Ama Allah çok önceden (غُلَام kelimesi ile) demişti ; çocuk 9-10 yaşlarına ulaşacak “Endişelenme onu büyümüşken göreceksin” der gibi Ve dolayısıyla İbrahim (a.s), çocuğun çölde ölmeyeceğini zaten biliyordu! Kesinlikle biliyordu, Allah ona zaten bildirmişti Sadece “غُلَام” kelimesi ile…. Yani Halîm’in ikinci anlamını özetlersek; “İmtihan edilmiş kişi” Şimdi birinci anlam: Sinirlenmeyen. İkinci anlam: İmtihan edilmiş. Üçüncü ve son anlamı ise; “Yetişkinliğe ulaşmış kişi” demektir Arapça’da “بلغ الحلم” dediklerinde bu “Genç adam” demektir Yani o sadece bir oğlan olmayacak fakat aynı zamanda yetişkin bir adam olacak Dolayısıyla üçüncü anlam ‘yaş’ ile alakalıdır ‘Yaş’ ile alakalıdır Şöyle ki; büyüdüğünde artık imtihanlar başlamaya başlar ve kendini kontrol etmen gerekir. Çocuklar kendilerini kontrol edemezler Ağlayacakları geldiğinde ağlarlar çocuklar Bir şeyi istediklerinde onu alıverirler Bir şeyi yemek istediklerinde kapıverirler Tabağın geri kalanı yere dökülecek mi bunu düşünmezler sadece yaparlar Ama yetişkinler kendilerini kontrol edebilirler, Hilm’e ulaşmışlardır Dolayısıyla yetişkinlik, Halîm kelimesinin içine gömülmüş Peki şimdi Allah’ın İbrahim’e (a.s) verdiği bu hediyeden ne anlıyoruz? Bu duayı kendi çocuğumuz içinde yapmamız gerektiğini anlıyoruz Bir anlamı; Allah onları (çocuklarmızı) zor zamanlarda güçlü kılsın Zor imtihanlarda metin kılsın İkinci anlamı da; Allah onları böyle imtihanlara koyduğunda yetişkin davransınlar Olgun davransınlar. Subhanallah. İşte “غُلَام” ve “حليم”in anlamı budur. İşte İsmail (a.s) budur. “فلَما بلغ معَه السعي” [Saffât 102] Muhteşem bir dil “Babasıyla koşacak yaşa eriştiğinde bu çocuk” “معه” – Onunla Şimdi ne öğreniyoruz demek ki İbrahim (a.s) artık yaşlanmış Artık zamânını çocuğuyla geçiriyor Ve beraber işler yapıyorlar. Tarlaya gidiyorlar vs. Her ne yapıyorlarsa beraber yapıyorlar “معه سعى” Ve birden o rüyaları görmeye başlar O rüyaların ne olduğunu sizler biliyorsunuz Ve bu rüyaları gördüğü tek sefer olmuyor Defalarca, ard arda görüyor İşte bu yüzden “إني أرى” diyor Ayette aktarıldığı gibi İbrahim (a.s) “إنّ” kullanıyor çünkü oğlunun, ona birazdan söyleyeceklerine inanacağından emin değil Şimdi bu 16-18 yaşlarındaki genci (a.s) hayal edin Delikanlı… Ve ona gidiyorsunuz ve diyorsunuz ki: “Dinle oğlum” “Bu rüyayı görüp duruyorum” “Seni kesiyorum…” “أني أذبحك” – Seni kesiyorum Bunu bir defa görüyor iki defa görüyor… Bunu oğlunuza söylemenin kolay olduğunu mu sandınız? Hayır Fakat evladına söylemek zorunda hissediyor çünkü vahiyden öyle bir emir anlıyor Tabii ki arada bir kötü rüyalar görürüz bu gidip çocuğumuza anlatmamız gerektiği anlamına gelmez Eşimize anlatacağımız anlamına gelmez Fakar çocuğuna söylemek zorunda gibi hissediyor ve çocuğu da bir delikanlı henüz Bir delikanlı böyle bir şey duysa ne söyler? “Babaa… Dün akşam ne yedin?” “Cidden baba…” “Önceden de bizi çölün ortasında bırakmışsın annem bana anlatmıştı” “Şimdi yine mi başladın…” “Benimle ne derdin var? Ne istiyorsun benden?” Hayır hayır hayır… Hiçbir tepki gelmiyor ondan (a.s) Bu rüya, bir peygambere ait olduğu için vahiydir Bu vahiydir yani yerine getirmesi gerekiyor Ama bu rüyada iki taraf var, kurban kesen ve kurban edilen Çocuğunu zorlayamaz Yapamaz, bunun farkında Bunun gerçekleşmesi için Allah’a teslim olan iki kişi olması gerekiyor Sadece baba değil Bu yeterince zor zaten, sadece baba değil bir de oğul Peki ne yapıyor, ” Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin? ” diyor ” نَظَرَ ” Arapça’da bir şeye uzunca bir süre bakmak, hakkında düşünmek anlamlarına gelir ” مَاذَا تَرَى “, Sen ne dersin? Baba oğluna soruyor, ” Sen ne düşünüyorsun yavrum? ” Size gördüğüm şeyi söylüyorum ama şimdi tepki vermenizi istemiyor, düşünmenizi istiyorum ve beni haberdar etmenizi istiyorum SubhânAllah, hakikaten zor bir konuşma olmuş olmalı bilhassa bir ergenle Ve bu oğlan o kadar olgun olmalı ki Allah’ın elçisi olan bir adam, İbrahim (a.s) ” Onun görüşüne değer vermeliyim ” diyor Sen ne düşünüyorsun yavrum? Senin görüşün ne? ” فَانظُرْ مَاذَا تَرَى “, iyice bir gözat senin fetvan nedir bu duruma? Hani ” Sen ne düşünüyorsun? “, burada ne öğreniyoruz? Bir ailede böyle bir baba Allah’a teslim olmayı ne kadar çok istese de herkes kendi seçimini yapmak zorunda Çocuklarımız büyüyor Ve ergenlik çağında çocuğu olanlarınız onların kendi kararlarını verdiklerini görmeye başlıyorsunuz Sürekli daha fazla bağımsızlaşmaya başlıyorlar Ve sizin görüşleriniz her zaman onlarınkiyle aynı değil, aslında çoğunlukla aynı değil Siz bir yere gitmek istiyorsunuz onlar başka yere Siz evde kalmak istiyorsunuz onlar dışarı çıkmak istiyor veya tam tersi oluyor Her zaman tersine Ve biliyor musunuz, İbrahim (a.s)’ ın mirasından öğrendiğimiz şeylerden biri de büyümekte olan genç çocuklarımızı olgunlaştırmak için görüşlerine saygı duymak Eğer her zaman ne yapmaları gerektiğini söylüyorsanız… Çünkü İbrahim (a.s) öylece, ” Oğlum bu bir vahiy, buraya gelip uzanmalısın ” diyebilirdi Ama yapmıyor, ” Senin görüşün ne? Ne düşünüyorsun? ” diyor Şimdi bu konuşma herhangi bir yönde, her yere gidebilir Peki o ne diyor? Diyor ki, ” Baba seni seviyorum ” ” يَا أَبَتِ “, oradaki ” تِ ” sevgi ve saygı ifade ediyor, ” Baba seni seviyorum ve sana saygı duyuyorum ” ” افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ “, “…emrolunduğun şeyi yap.” Yap gitsin ” افْعَلْ “, ” düşünmene bile gerek yok ” anlamına geliyor ” Vahiy olduğunu biliyorum “, bu çocuk öyle zeki ki vahiy olduğunu biliyor ve aynı zamanda Allah’tan olmasa babasının böyle bir şeyi konuşmayacağını biliyor Bunu biliyor, tümünü işledi Babasını sorgulayıp, ” Nerden çıktı bu? Bunun vahiy olduğunu mu sanıyorsun? Gerçekten Allah’ın benim ölmemi istediğini mi düşünüyorsun? Bütün bunlarda benim suçum ne daha önümde yaşayacağım koca bir hayat var demesine gerek bile yok Hani ” Aman baba ya! ” demiyor, hayır “ Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. ” diyor Çünkü Allah’tan olduğunu biliyorum İbrahim (a.s)’ın mirası Allah ne murâd ettiyse onunla mutlu olmaktır Allah ne murâd ettiyse onunla mutlu olmak Bu oğlan Allah’ın murâd ettiği şeyle mutlu ” افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ “, ” …emrolunduğun şeyi yap. ” ” سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ “, Eğer Allah istiyorsa yani inşâAllah ki bunu her zaman söylüyoruz, beni sabırlı bulacaksın Hani çünkü bu kararı verdim ama bıçak vurduğunda acıdan tepki verebilirim Ve bunu kontrol bile edemem yani umarım sabırlı olurum Sınırlarımı biliyorum, kendi irademle sabırlı olmak istiyorum ama vurduğunda vücudun tepkileri vardır değil mi? Ve sabredemiyormuşum gibi görünebilir ama umarım Allah bana sabrı verecektir ” İnşâAllah beni sabredenlerden bulacaksın ”, SubhânAllah Bu gencinki nasıl müthiş bir konuşma! ” فَلَمَّا أَسْلَمَا “, ne güzel bir ayet! ” Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah’a teslim oldular… ” diyor Allah Bu yürüyüşü hayal edebiliyor musunuz? Gitmek üzere oldukları yeri, gittiklerinde gerçekleşecek kesimi hayal edebiliyor musunuz ve bunun nasıl olacağını, Allah için güzel olacağını konuşuyorlar Bu güzel, Allah bizim için güzel olanı ister bize asla zarar vermek istemez Baba gözyaşları döküyor ama bunun iyi olduğunu biliyor Oğlan gözyaşları döküyor hayatı sona ermek üzere ama bunun iyi olduğunu biliyor ve hâlâ ilerliyor, kaçmıyor ” İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca… ” تل kelimesi bir şeyin titremesini ifade eder Hayvan titrerken Elini başına koyduğunda başı hala titriyor, o titreşimi ifade eder Oğlu titriyordu Ensesini yere konduğunda, titriyordu. O bir çocuk. للجبين Ensenin kenarı anlamında İbrahim (a.s) elini onun alnına koydu, eli buradaydı. Oğlunun titremesini hissediyordu Bunu hissetti. Allah neden bize bütün bunları bize betimlemiş? Neden bunu yapmış ? Her yıl bu günde Kaç milyon hayvan kurban ediliyor Kaç milyon hayvan Neden kurban ediliyor? Çünkü İbrahim (as)’den okadar ileriye gitmesi istendi Oğlunun o titremesini hissetmesi isteniyordu Oğlunun korkusundan gelen o titremeyi. Ve oğlundam da korkunun o son raddesini hissetmesi, yine de sabırlı olması ve orada uzanması isteniyordu O bunu yapabildi, çünkü biliyordu ki Allah hiçbir zaman onun için kötü bir şey istemezdi Yakıcı ateşi serin ve selametli yapabilen de aynı Allah, çölün ortasından su çıkaran da , her ne olursa olsun çocuğumu kurtaracak olan da Allah Çocuğumun ölmesini istese de bu onun için en iyisidir İşle bu “teslimiyet”. Yani “islam”. Bu İslam işte Allah benden hiç bir ateşe atlamamı istemedi, Allah sizden hiç bir ateşe atlamanızı istemedi Allah bizden hiçbir zaman ailemizi bir çölün ortasında bırakmamızı istemedi, bunu yapmadı Allah bizden bir çocuğa bıçak dayamamızı istemedi Bunu yapmadı. Allah İbrahim (as)’dan imkansız şeyler istedi Ve o gün bu gündür, biz Allah’a onun vasiyetini uygulama imkanı bulduğumuz için teşekkür ediyoruz. Kendimizi onunla kıyaslayamasak bile Her kurban kestiğimizde, İbrahim (as)’ın vasiyetinin bir parçası oluyoruz Bu bizlerin Allah’a teşekkür şekli “Allah’ım bizim imtihanımızı onunkinden daha kolay kıldığın için teşekkür ederiz” Bu kurbanı o fedakarlığa bedel saydığın için teşekkür ederiz وفديناه بذبح عظيم “Ve biz ona fidye olarak büyük bir kurban verdik.” Bu tek bir fedakarlık, bizim bütün fedakarlıklarımıza bedel Bizim bugün kutladığımız şey bu Allah ondan ne istemiş, ben be senden ise ne istiyor Biz ise “İslam çok zor be adamım… Allah çok şey istiyor, her şey haram yahu!” diyebilecek saygısızlığa ve kötülüğe sahibiz “O Allah için çok şey yapmak zorundaydı, bu çok saçma” Bunu yapamazsın şunu yapamazsın… Bizler şikayet ediyoruz Bu genç delikanlının şikayet ettiğini görmüyorsun, bu babanın şikayet ettiğini görmüyorsun Oğlunu kurban etmeye götürürken “İslam’ın benden bunu beklediğine inanamıyorum, bu nasıl bir din? Bu nasıl bir tanrı benden böyle bir şey bekliyor?” demiyor Sorgulama yok. Teslimiyet budur Allah bizlere İslam (teslimiyet) nasip etsin Allah bizlere İbrahim (as) bu güzel mirasını benimsemeyi ve gönül bağlamayı nasip etsin Dün Arafat’a çıkıp da dua etme imkanı bulabilenlerimizin, (Allah herkese nasip etsin) Bazılarımız oruç tuttu, Allah oruçlarını kabul etsin, onların da geçmiş yılki günahlarının ve gelecek yılki günahlarının da affedilmiş olmasını diliyorum Allah’tan. Bu Allah’ın bizlere verdiği imkandır Allah herkesin yaptığı haccı, o inanılmaz yolculuğu kabul eylesin Ve Allah onların tüm dualarını ve fedakarlıklarını kabul etsin, evlerine sağ salim dönebilmelerini nasip etsin Bu yıl burada olmayanların da affedilmiş olmasını Allah’tan diliyorum Allah bizlerin ve çocuklarımızın gönüllerine peygamber sevgisi, sadece bilgisi değil, sevgisi ve onların miraslarına olan sevgiyi yerleştirebilmeyi nasip etsin (Allah beni ve sizi Kuran ile mübarek kılsın) (Allah bana ve size ayetleriyle ve Kuran-ı Kerim ile lütufta bulunsun) (Hamd Allah’adır ve Allah bize yeter, O’nun seçtiği kullara da selâm olsun) (Özellikle de, onların en iyisine, Nebîlerin sonuncusuna, Muhammed el-Emîn’e (s.a.v), ve onun âli ve ashabına selâm olsun) (Allah (s.v.t) yüce kitabında şöyle buyuruyor: ) (Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin! Ve (O’na) teslim olarak salat edin!) (Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.) (Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine hayır ve bereket ver. İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.) (Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Ondan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Allah en büyüktür. Ve hamd O’nadır.) Herkese hayırlı bayramlar


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.