Eğitim, İslam, Kur’an ve Sünnet, Liste, Yaşam

Kur’anımız ile Aramızdaki Mesafeyi Kapatmak İçin 10 Anahtar Şifre

Kur’an bizim hayat kitabımızdır. Bir mü’min nefes alır gibi bakar ayetlere. Anlamak çok mühimdir ama her şey ona bağlı değildir. Bu bir gönül meselesidir. Kur’an’a en yalın lan kazanır. Yakınlık da gönül ile olur. Bazen bir okuyuşla, bazen acizliğini bilerek, bazen anlayarak, bazen ağlayarak…

Ancak içimizde bir burukluk yaşıyoruz. Kitabımızdan o kadar uzaktayız ki, hürmetle bakmamıza rağmen kalbimiz ile kitabımız arasında öyle büyük mesafeler var ki, bazen aşamıyoruz. Bazen orada tıkanıp kalıyoruz ve şeytanın bize en çok çelme taktığı yer oluveriyor orası. Kur’an yüce bir kitaptır ve belli bir seviyesi vardır. O insanların seviyesine inmez, insanlar onun seviyesine çıktığında kendini onlara açar. Ancak bu mesafeler o seviyeden bizi uzaklaştırır.  İşte seviyemizi bu ağa takılıp bırakmamak ve hayatı mü’mince, tam da Rabbimizin istediği gibi yaşamak adına Kur’anımızla aramızdaki mesafeyi kapatmaya davet ediyoruz sizleri. Nasıl mı? İşte size 10 anahtar şifre, şimdilik birini seçin isterseniz birkaçını, bazen birini bazen diğerini deneyin, hangisini tutarsanız mesafeyi kısaltacak 10 adımdan birini muhakkak yapın. Hele ne kadar Kur’an o kadar Ramazan yani kurtuluş olan bu ayda, yüreğinize bir anahtarı yerleştirmeden ayrılmayın.

1. Kur'an okurken kalbimiz hazır olacak.

Kur’an okumaya başlamadan evvel yüreğimizi yoklamalıyız. Ne yapıyoruz, kiminle konuşmaya gidiyoruz, kalbimizin ne halde olması gerekiyor? Kalp özdür, bu nedenle o nasılsa beden de öyledir. Öyleyse kalbimizi Kur’anımızı elimize almadan evvel Rabbimizle konuşmaya, edebe, saygıya, sevgiye, hürmete, imana, ikrara ve sonsuz teslimiyete açmalıyız.

Çok dua etmeliyiz, öyle bir dua ki, Kur’anı okuduğumuzdan daha fazla anlamaya, hissetmeye, Kur’an ile mesafemizin kapanması adına dua etmeliyiz. Her defasında Kur’anı elimize alırken heyecanlanmalıyız Heyecanımız öyle ki çocuk gibi olmalı. Değilse de öyleymiş gibi yapmalıyız, yapa yapa heyecanlanırız. Çünkü kalbimizin farklılığı hissetmesi gerekiyor. Bu iki azık kalbi de hazırlayacaktır. 

2. Kur'an hayatımızın önemli ve öncelikli sırasında daima ilk sırada yer alacak.

Mü’min Ku’an ve Sünnet üzere hayatını planlar. Bu planlamada hayat ve nizam kitabı olan Kur’anımız ilk sırayı alır. Yani plan ve program yapılırken ilk Kur’an yerleştirilir, o merkeze alınır. Gün Kur’an ile başlar.  Bir mü’min Kur’an ve başka bir şeyin arasında kalsa, mesela Kur’an ve uyku, Kur’an ve iş, Kur’an ve yemek, Kur’an ve internet, Kur’an ve kitap gibi seçimler arasında kalsa -ki bu seçimleri çoğaltabiliriz- daima Kur’an’ı seçer. Çünkü Kur’an mü’min için nefestir, nefes ise sudan bile önce gelen ilk ihtiyaçtır. Kur’an birinci sıradan düşerse kalpten de düşer.

3. Kur'anı namazda okumak seviyeyi yükseltir.

Kur’an mü’mine her haliyle fayda verir. Münasebet arttıkça da vereceği fayda artar. O halde mü’min namazlarına ezber ettiği yeni ayetleri katsa, tefekkür etse hem dikkat edecek hem huşu sağlayacak ve namazı güzelleşecektir. Namaz güzelleştikçe ve Kur’an namaz ile buluştukça da insanın seviyesi yükselecektir. Yani mü’min Kur’ana biraz daha yaklaşmış olacaktır. 

4. Gece okuyuşları seviyeyi yükseltir.

Teheccüd ve gece kıyamları mü’mini güzelleştiren ve Rabbine yaklaştıran ibadetlerdendir. Bu güzelliğe bir de Kur’an eklenince, yavaş yavaş ve düşünerek okuyuş eklenince seviyeler aşılır, mesafeler kat edilir de mü’min bunu yüreğinde hisseder biizniAllah. 

Mü’min akıllı olmalıdır, fırsatları iyi değerlendirmelidir. Şu an Ramazan’dayız. Ramazan’da Kur’anın bereketi ve ecri çok başkadır. Gece okuyuşunda da başkadır, namazda da. E Ramazan ayında, gece, namazda okumak bu ibadeti 3 kat verimli ve rahmetli hale getirecektir.

5. Günlük ve programlı okuma yapılmalıdır.

Kur’an belli bir saygı ve istikrarı ister. Boş zamanların işi değildir Kur’an! Öyleyse mü’min belli bir sistem üzere oturtmalıdır hem okuyuşlarını hem çalışmalarını. Bu istikrar na yolunda mesafeler atlatacaktır. Bu sistemli çalışmada herkes önce seviyesini değerlendirmelidir. Hedef sünnetin bize tavsiye ettiği olmalıdır fakat bu hedefe varış sürecinde herkes kendi kapasitesine göre yol almalıdır. Mühim olan okuyuşun çokluğu değildir ama bu mü’mine okuyuşta rehavet de vermemlidir.

Özellikle Ramazan dışında da hatimlidir mü’min. Bu nedenle okuyuşuna bakarak kendine bir yol çizmeli ve hatimlerini giderek güçlendirmelidir.  Her ayı hatimle bitme hedefine doğru herkes yol almalıdır. 

6. Ezber insanın hücrelerine Kur'anı işlemesidir.

Sadece okuyuş değildir bizi yaklaştıracak olan. İnsan Rabbinin sözünü nasıl olur da beynine hücrelerine kazımaz? Ezber edilen ayetler insana her an Kur’an ile olma imkanı verir. Bir olay ile karşılaşınca, bir durum karşısında ya da bir hissiyat, Rabbim ne diyordu, deyip kim istemez ayetler hatırana gelsin… Hele namazları güzelleştirmek için insan ayet ayet çalışsa, Rabbim niyeti kadar yol açar. Elbette yine kişi kendi kapasitesini iyi tahlil etmelidir. Ancak Günde 1 ayet de olsa ezber ihmal edilmemelidir.

7. Sürekli tekrar edilmelidir.

Hafıza gariptir, ezberler kısa sürede yok olup gidebilir. Bu nedenle ezberlenen yerler sürekli tekrar edilmelidir. Yanı sıra okuyuşları da tekrar etmek gerekir. Yani yılda 1 hatim yapıyorsa kişi, Kur’anın kelamlarına ne kadar vakıf olabilir ki? Tekrar kulak aşinalığını, dil yatkınlığını arttırır.

Ashab bazen bir ayete takılır kalırmış. O ayeti öyle çok tekrar edermiş ki, onu gören diğer sahabilerin dikkatini çekermiş. Onların aldığı hissiyat bambaşkaydı elbette.  Bizim de gönlümüz okurken manen ya da lafzen takılamıyorsa, dilimiz takılsın. Bir ayet seçelim kendimize, tekrar edelim edelim, üzerine yoğunlaşalım. Öyle çok tekrar edelim ki, bir süre sonra kalbimiz dayanamayıp rikkate gelsin, lezzetimiz artsın.

8. Okuduğumuz her ayetin hayatımızda yeri olmalıdır.

Mesele sadece okumak veya ezberlemek değildir. Biz bunların hepsini yaşamayı kolaylaştırması için yaparız. Okunan her ayet hayatımızda yerini bulmalıdır. Biz Kur’ana bütünüyle iman ederiz. O halde ne eksik ne fazla, hepsini kabul eder gücümüz nispetinde yaşamaya çalışırız. Bu da bizi her ayetin ardından, “O zaman ben ne yapmalıyım, ne yapabilirim?” sorgulamasına götürmelidir.

9. Tertil üzere okumak bir edeptir.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin de tavsiyesi lan tertil üzere yani yavaş yavaş, düşünerek okumak mesafeyi kapatan anahtarlardan biridir. Bu okuyuş insanı Kur’an ile hemhal eder, düşündürür. En azından cennet cehennem kelimelerini bilir ya insan, geçtiğinde ayetin konusunu anlamış olur, bunları tefekkür eder.

Yanı sıra tehzib üzere okumak da kuvvetli Sünnetlerdendir. Yani sure sure okumak. Okuyuşumuzdan biraz daha tat alalım diye bazen böyle okuyabiliriz.

10. Sesli ve yoğunlaşarak okumak hissiyatı güçlendirir.

Kur’anın okunması için kişinin en az kendi duyacağı kadar sesinin çıkması gerekir. Ancak biraz daha sesli okumak güzeldir. Yanı sıra Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Kur’anı sesimizle süslememizi istemiştir. Burada kişinin sesinin güzel olup olmaması mühim değildir. Nihayetinde herkesi Rabbimiz en güzel şekliyle yaratmış ve yarattığı özelliklerle bunları istemektedir. Peygamberimiz sallalahu aleyhi ve sellem de yapabildiği kadarıyla kişinin yapmasını tavsiye etmiştir. Bu okuyuş insanın kalbini yumuşatıp Kur’an ile bağını kuvvetlendirecektir. 

Rabbine doğru yürü de hangisiyle yürürsen yürü…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>