Fotoğraf/Resim, Tarih, Yaşam

Kanlı Fotoğraflar Paylaşmamak İçin 9 Sebep

1. Fotoğraf Dalında Pulitzer Ödülünü Kazanmak İçin En Acı Fotoğrafın Seçildiği ve Alkışlandığı; Acı, Kan ve Trajedinin Bile Kapitalizme Hizmet Ettirildiği Sistemlere Boyun Eğmemek İçin

Acı içinde kıvranan ya da en savunmasız halde olan insanların çaresizliğinden faydalanan ve bunları iş olarak yapan insanlara(!) destek olmamak için.

Bir çocuk ölürken fotoğraf çekebilen kişilerin duyarsızlığına ve o fotoğraflara da duyarsızlaşmamak için. 

2. Kanlı Fotoğrafların Destek ve Tepki Toplamak Adına İşe Yaradığını Zannetmek ve Bilmeden Zalimlere Hizmet Etmemek İçin

Ceset ve işkence görsellerini korku salmak için kasıtlı yayan DAEŞ, İsrail ve ABD ordusuna hizmet etmek istemezsiniz değil mi?

Ordular, düşmanın moralini bozmak için yaralı ve ölülerin küçük düşürücü fotoğraflarıyla propaganda yaparlar. Deir Yasir köyünde, Siyonistlerin katliam yaptıkları görseller tepki toplamak amacı ile yayılmıştı. Oysa aynı şeylerin kendi başlarına gelmesinden korkan (haklı olarak) halkın geçici olarak köylerinden uzaklaşmalarına ve korku içinde yaşamalarına sebep oldu. Bu da Yahudilerin, anahtarları hala gerçek sahiplerinde olan, sahiplerinin geçici olarak uzaklaştıkları birkaç evi göstererek “Biz geldiğimizde kimse yoktu, burası bizim topraklarımız” demelerine sebep oldu. Boşalan birkaç evdi ama önce korku ile sonra yalan haberlerle istenilen algı oluşturuldu.

3. Bu Paylaşımlar Öğrenilmiş Çaresizlik Hissini Yayarak 'Müslüman Coğrafyalar Hep Güçsüz Hep Acı İçinde' Fikrini Yayar.

11 Eylül saldırısından sonra Amerikalılar ve Charlie Hebdo’dan sonra Fransızlar ceset fotoğrafı yaymadı. Batılı ülkelerde her şey yolunda mı sizce? Batılı ülkelerin iç karışıklıkları ile ilgili ne sıklıkla görsel ya da haber görüyorsunuz? Yıllardır hükümet kuramayan İsrail’de herkes aynı amaca hizmet ediyor ve bir bütünü mü oluşturuyor sanıyorsunuz? Siyah-beyaz, Patron-işçi, zengin-fakir, seküler-dindar kavgası güden batılı ülkelerden haberimiz yok çünkü güçsüz görünmek istemiyorlar. Ya siz? 

Abu Graib ve Guantanamo’da çekilen fotoğraflar kaza değildi. Müslümanları aşağılamak ve insanlıktan dışarı atmak için kullanıldı. 

Aşağılamak öldürmekten güçlüdür. Halkın savaşma isteğini ortadan kaldırır. 

4. Fotoğraflarını Yayılan Cesetlerin Sahibi Olan Müslümanların Kul Hakkına Girmemek İçin

Kanlı resimleri, cesetleri, “bizim paylaşımımız” olarak sosyal medya hesaplarımızda kaydediyoruz. Peki bize ait olmayan fotoğraf nasıl bizim oluyor? Yoldan geçen birini izinsiz çekip paylaşmaktan ne farkı var?

5. Bize yapılmasını istemediğimiz İçin

Ailenizden birinin cesedinin ya da acı içindeki halinin fotoğraflarının Avrupa’da, Amerika’da elden ele gezmesini ister miydiniz? 

6. Alış(tır)mamak İçin

Müslümanlar ölünce dünyanın tepkisiz kalmasının bir sebebi belki de çok fazla Müslüman cesedi görmeleridir. Ne yazık ki alıştılar.

Bir düşünün ne sıklıkla birebir insan cesedi görüyorsunuz? Sürekli ekranlarda ceset fotoğrafı görerek katliamları sıradanlaştırıyoruz.

İnsanlığı yahut Müslümanları uyarma bahanesi geçerli değil. Çünkü kanlı fotoğraflar ile birileri uyanacak olsaydı şimdiye kadar çoktan uyanırdı.

7. Saygı Göstermek İçin

Müslüman ölülerine saygı göstermezse bunu bir batılıdan nasıl bekleriz? Gassal ölüye hürmet eder ve mahremiyetine saygı göstermek için onu örtü ile yıkar. Bizler ise giysileri parçalanmış Müslüman kadınların fotoğraflarını ekranlarımızdan görüyoruz.

Bugün Müslümanların cesetleri sadece yarışmalara gönderilen fotoğraflarda ve istatistiklerde kalıyorsa burada bir saygısızlık vardır değil mi?

8. Taha Kılınç'tan Ceset Teşhiri İle Alakalı Bir Anı

Üniversitede okurken (1999-2003) kaldığımız İlim Yayma Vakfı İbnülemin Mahmut Kemal İnal Yüksek Tahsil Talebe Yurdu’nda (Vefa, Süleymaniye), bir grup arkadaş, kendi çapımızda bazı faaliyetler yapmaya çalışırdık. Okumalar, sohbetler, namaz programları, seminerler, İslâm dünyasının ahvaline dair bilgilendirmeler… 

Hayatımın en önemli derslerinden birini, bu vesileyle aldım:

Bir defasında, yurdun ana giriş kapısının hemen yanında bulunan büyük panoda Filistin, Irak, Doğu Türkistan gibi mazlum coğrafyalardan seçeceğimiz “vurucu” fotoğrafları haftalık olarak sergilemeye karar verdik. Böylece, yurtta kalan arkadaşları hasbelkader bilinçlendirecek, ümmetin yaşadığı acılara empati duymalarını sağlayacaktık. 

Fotoğrafları seçme ve Kırtasiye’den renkli, büyük kâğıda bastırma işini ben üstlendim. “Vurucu” yani bol kanlı ve bol cesetli fotoğrafları özenle seçtim, bilgisayarda kolaj yaptım, bastırıp panoya astım. 

Henüz sosyal medyanın icat edilmediği o dönemde, panodaki görseller “müthiş bir ilgi” gördü. Yurda giriş-çıkışlarda, önünde durup uzun süre bakanlar vardı. Eh, maksadımız hasıl olmuştu. 

Ertesi hafta, bir kolaj daha hazırladım. Daha kanlı, daha acıklı ve daha çok cesetli fotoğraflar seçtim. Arkadaşların böylece daha fazla etkileneceklerini zannediyordum. Fakat öyle olmadı. Sonraki hafta, panodaki görsellere ilgi o kadar azaldı ki -neredeyse kimse dönüp bakmıyordu bile-, fotoğraf asma işini dördüncü kez tekrarlamadık.

Kafama dank etti sonra: 

Dünyanın bilmem neresinden derlediğimiz kanlı fotoğrafları sergileyip ilgi toplamaya çalışmakla, aslında düpedüz “ceset teşhiri” yapıyorduk. Bizim sergimizin Müslüman kardeşlerimizin acılarını dindirmeye hiçbir faydası olmadığı gibi, biz kendi kalplerimizdeki merhamet ve rikkati de kendi ellerimizle boğuyorduk. 

Yurtta yaptığımız o faaliyet, ceset fotoğraflarını ulu-orta paylaşmanın, kalplerimizi öldüren ve katliamlara karşı duyarlılıklarımızı yok eden vahşi bir cinayet olduğunu bana göstermiştir. O zamandan beri, bu konuda azamî dikkatli davranmaya çalışırım.

9. Ne Yapacağız Ya?

Zulmü duyur acziyetini değil!

Zalimi göster mazlumu değil!

Algı yönetimlerine hizmet etme, Algıları doğru yönet!

Salt duygu ile hareket etme, imanını, mantığını ve insanlığını harmanla.

İsrail’in algı yönetimi yapmak için paylaştığı videoları görüyor musunuz? İnsanları empatiye çağırırken ceset değil uzaktan yıkılmış evlerin görsellerini kullanıyor. Ya da hala ayakta olan ama ezilmeye(!) çalışılan siyonistleri paylaşıyor.

Eksiden sadece saha ve masa vardı. Şimdi saha, masa ve medya var. Medya ayağını kullanırken dikkat etmeli, hizmet ediyorum sanarken zarar vermemeliyiz! Bu hiçbir şey paylaşmayalım demek değil; aksine paylaşacağız ama müslümanların onurunu zedelemeden!

Kaynaklar

Deir Yasir Hakkında Bilgi “Kudüs ey Kudüs” kitabından alınmıştır.
Taha Kılınç’ın anısı, kişisel facebook paylaşımıdır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>