Video

Her Şeye Rağmen [Nouman Ali Khan]

Altyazı:

Bugün inşaallah, 3 ayetten bazı dersler paylaşacağım Belki 4.ayet de Tevbe suresinden olur Beraber olacağımız şu az dakikalar içinde, faydalanmamız için içerik bizim için önemli Tevbe suresinin çoğunluğu Peygamberimiz (sav)’in hayatının sonuna doğru açıklığa kavuşmuş Ve ayetlerin tarihçesi, içeriği Peygamberimizin yaşamının sonuna kadar Yani Peygamberimiz (a.s.v.)’ın son birkaç yılı Ve bu surenin Mekke’nin fethiyle ilgili Ve Kureyş’e gelecek ceza ile Diğer bir deyişle, Resulullah (sav)’in ve sahabenin (r.a.e) bu mücadelesi 20 yıl içinde şiddet ve mücadele, inişler-çıkışlar var Eğer Mekke’delerse, hepsinin yaşayıp yaşamadığını dahi bilmiyorsunuz Çünkü Mekke, Müslümanlarla kıyaslandığında Kureyş durdurulamaz bir kuvvete sahipler, Müslümanlarsa bir avuç, hiçbir şeye sahip değiller Mekke’den kaçmak bile bir mucize Hani politikacılara, politika ya da savaş uzmanlarına sorarsanız, bu insanlar yaşayacak mı yaşamayacak mı diye Bu insanların yaşama şansı yoktur diyeceklerdir Hepsi infaz edilir Fakat bir şekilde Medine’de yaşayabilmişler Hatta Medine’de bile her çeşit problem vardı Tek seçenekleri Medine’de değildi, başka değişimler vardı Ve 6 ay sonra gidip Mekke’nin hakimiyetini tekrar ele almak dahi söz konusu değildi Mücadele devam ediyordu, Müslümanlar ve Kureyş ve ayrıca Medine’deki iç değişimler arasında Birinden sonra bir diğeri için imkansız olan sıradaşılık ise, Allah’ın yardımının gelmesi ve devam etmesi Son olarak en beklenilmez şeye kadar, aslında tüm Arap yarımadası beklemiyordu onu Kureyş her zaman güçlüydü, bu beklenmiyordu Hatta sonra Allah Müslümanlara, tüm mücadelelerinden sonra, güçlü olabilme yeteneğini verdi Kureyş’i bölgenin “süper güçlü kavmi” olarak adlandırabilirsiniz Fakat biliyor musunuz ki, Peygamberimiz (s.a.v)’in bedevi yaşantısından bile Sonra O gerçek “süper güçlü kavimlere” mektuplar gönderiyor Farslılar, Romalılar, hepsi Allah’ın elçisi (sav)’den mektuplar almaya başladı İslam’a davet için Ve karşılaştırdığınızda, Arap yarımadasının içinden Mekkeliler büyüktü. Kimse Kureyş’le karşı karşıya gelmek istemezdi Onlar süper güçtü Ancak, Romalılar,Persliler ve zamanın büyük imparatorlukları açısından baktığınızda, Onalr bir hiçti, sinek gibilerdi Onlar Romalıların ve Perslilerin ordularına karşı kıyasa giremezdi Bu yüzden Müslümanlar için Mekke’yi yenmek büyük bir olaydı Onlar için büyük bir problemdi bölge açısından Mücadele başladığında, Romalılar ordularını topluyorlardı Hemen sonrasında olmasa da Perslilerle de bir mücadele gelecekti Büyük çok büyük ordulardı. Yani Müslümanların nüfusundan bile daha fazla bir ordudan bahsediyorum Onların ordularında tek başına siviller bile sivillere denk değildi, kıyaslanamaz bile Hatta elma portakal gibi bir fark bile demiyorum burası için işe yaramaz bir laf Bu elmalar ve bir orman karpuzlar gibi Kıyaslanamaz Peki Müslümanlar sonunda nasıl zafer alacaklarını hissettiler? Sonunda Allah’ın evini temizleyebileceklerini ve yeni gelen zaferle bazı problemlerin olacağını nasıl hissettiler? Ve bu problemlerin büyüklüğü onların daha önce gördüğü hiç bir şeye benzemiyordu Hiçbir şey. Bu problem, tarih boyunca karşılaştıkları hiç bir değişikliğe, hiçbir şekilde kıyaslanamaz Ve bu mücadelenin sonuna doğruydu, Bilirsiniz, siz sonunda bir zafer kazandığınızda, tüm problemlerin çözüldüğünü hissettiğinizde, Temiz havayla birlikte bir nefes alırsınız ve şöyle dersiniz; Tamam şimdi bitti Aslında burada yeni başlıyor Yeni başlıyor ve asıl değişimler burada Subhanallah Bunun zirve noktasından, haberler geliyor, Romalılar’ın devasa ordusu birleşmiş ve toplanmış Allah’ın elçisi (sav) ve Müslümanlara karşı birleşmişler Şehri savunmak için, talim Resulullah (sav)’den geliyordu. “Haydi ardlarından gidiyoruz” Şehrimizi güçlendirmek için bizler en güçlü olanlarız Haydi herkesi toplayın, Müslümanların tüm askerlerini toplayın ve güçlerimizi toplayın ve düşmanla karşı karşıya gelelim Haydi düşmanla karşılaşmaya gidiyoruz Bu inanılmaz. Yani, askerlerin bile “Biz çıldırdık mı, gerçekten bunu yapacak mıyız?” dedikleri düşünülebilir Gidecek ve onlarla karşı karşıya mı geleceğiz? Kimse onlarla savaşmaz, Onlar bizim peşimize düşmüşken biz onların mı peşine düşeceğiz? Bu hiç mantıklı görünmüyor Orada çok çeşit Müslüman vardı. “İşittik ve itaat ettik” diyenler Allah bize Mekkelilere karşı bir zafer nasip edebilir, her kim ne düşünürse düşünsün Mesele nedir? Onların bizden yüz kat ya da milyon kat büyük olmasını umursamam. Hiç farketmez Yardım bizden gelmedi, zafer bizden gelmedi. Hepsi Allah’tan geldi. O yüzden Allah’a güveniriz Resul (sav)’e güvendik ve gidiyoruz. Gidiyoruz Diğerleri ise “Nasıl gidebiliriz? Bu gerçekten zor” Ve Allah müminlere sesleniyor. Açık bir seslenme bu, daha önceki savaşlarda olduğu gibi değil Yine Tevbe Suresi “Ey iman edenler! Size ne oldu ki, ‘Allah yolunda seferber olun’ dendiğinde yerinize yapışıp kaldınız? Yoksa âhiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz?” Niçin ilerlemiyorsunuz? “Yoksa âhiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz?” Siz bu hayat için mi yoksa ileriki hayat için mi İslam’ı savunuyorsunuz? Ne düşünüyordunuz? Bu hayatta gezip tozacak, eğlenecek ve bunun böyle devam edip gideceğini mi? Beraber hareket etmelisiniz. Size ne oluyor? Allah (a.v.c)’den uyandırma ayetleri Surenin başlarında.. Siz bu çağrıyı yapsanız.. Bu sizin geçmişte edindikleriniz o yüzden bir kaç noktaya değinebilirim Sahabenin savaşta düşmanla karşı karşıya geldiği bu zaman hasat zamanı Biliyorsunuz değil mi? Hasat zamanı her ay olmaz 1-2 hafta gibi sürer ve siz meyveleri toplar, kırpar ve biçersiniz ve bitkileri o zaman alırsınız Eğer doğru zamanda yapmazsanız, tüm meyveler ziyan olur Ve tüm yıl süren çalışmanız boşa gider Ve Medine’deki çiftçilerin çoğu hurma ağacı yetiştiriyor Hurmayı alabilmek için bütün ağacı tırmanmanız gerekiyor Kadınlar ve çocuklar bunu yapamaz, erkekler yapabilir Şimdi Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki her gücü yeten adam savaşmaya gelsin 2 hafta içinde gelebilir miyiz? Önce hurmayı alabilir miyiz, çünkü bu bütün yılı alır Hayır, şimdi gelmek zorundasınız Şimdi gelmek zorundasınız Allah bu surede لَوْ كَانَ عَرَضًا قَرِيبًا diyor “Eğer yakın bir kazanç olsaydı..” Biraz daha fazla ama yine de almamız gerekeni alıp sonra koyulacağız Peygamberimiz diyor ki, hayır şimdi ayrılmak zorundasınız Biz biliyoruz ki münafıklar hiçbir şekilde gitmek istemediler Bedir’e, Uhud’a, Hendek’e ve hiçbir mücadeleye gidip katılmak istemediler Fakat bu münafık bile olmayan ortalama bir inanan için çok zor bir mücadeleydi Sonuç olarak o düşünüyor ki “Gideceğim ve ihtimal ki Allah rızası için öleceğim.” “Fakat bunda emeği olan ailem için biliyorum ki eğer bu yiyecekleri almazsam iki günden sonra yiyecek yemekleri yok.” “Satıcılar bu çitftlikten başka bir yerden gelmiyorlar. “Allah’a güvenip gitmek zorundayım.” Şimdi ben kendi hayatım için mi güvenmiş oluyorum? Bütün ailemin hayatını da benim gireceğim olası tehlikenin içine atmış oluyorum Kesinlikle gözden geçirilir, çok zor. Çok zor Bunun üzerine birkaç samimi sahabe görüyoruz “samimi sahabe” Biraz bekleyebilirim diye düşünenler Çok hızlı atlarım var. Müslüman ordusu ayrılacak, sayıları çok fazla ve yavaşça gidecekler Bariz binlerce kişi yavaşça ilerleyecekler, hızlı gitmiyorlar O zaman hızlı giden bir atım var ve onlara yetişebilirim Eğer birkaç gün beklersem sorun değil onları arkadan yakalayabilirim Fakat o 2 gün bir hafta oldu, iki hafta oldu ve arkada kaldılar Ve farkettiler ki ne kadar hızlı olurlarsa olsunlar onları yakalamanın yolu yok Böylece savaşı kaçırdılar Ve mahcubiyet içlerine yerleşti Bu arada herkes neden gitmediklerine dair bir mazaret sunmak zorunda Neden gitmedin? Münafıklar geri geldi ve her türlü mazareti sundular “Gitmek için çağırdığınızı bile bilmiyordum, hiç haberim yok” dediler “Kimse bana mail falan göndermedi, sesli mesajlarımı bile kontrol etmemişim” “Gerçekten siz geri geldiniz de öyle haberimiz oldu” Bunun gibi her türlü sudan bahaneyi öne sürdüler Fakat sahabe de sudan bahaneler öne sürebilirdi Çünkü bir mazaretiniz varsa Peygamberimiz (s.a.v) tamam sana güveniyorum diyor gitmenize izin veriyor Münafıklar yalan söylüyor, sen yalan söylüyorsun veya bu mazaret doğru değil demiyor Mazaretle gitmelerine izin veriyor, sudan sebepler olsa bile Fakat bu sahabelerin içindeki suçluluk duygusu çok ağırdı Peygamberimiz (s.a.v)’e geldiler Ve doğruyu söylediler .”Biz aslında gelebilirdik” diye “Gelebilirdik, iyi bir sebebimiz yok.” Ve biz öyle aşağılanmış, utanmış hissettik ki gelip bunu söylüyoruz yalan bile söyleyemiyoruz Allah Azze ve Celle o üçü hakkında konuştuktan sonra “Arkada kalan üç kişi” Bu önceki ayetti. Bir sonraki ayette, bu ayetlerin güzelliği burada, Allah onları yalnızca affetmiyor Bu hutbeye başlarken okuduğum ayeti indiriyor يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ Allah diyor ki “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” Doğrularla beraber olun! Bu ayet bağlamında “doğrular” Peygamberimiz(s.a.v)’e gelmiş ve hataları hakkında yalan söylememiş olanlardı Doğruyu söylediler ve bedelini ödemeye hazırız dediler “Ne gerekecekse yapmaya hazırız” “Eğer cezalandırmak istersen biz bunu hakettik” “Ödemek istiyoruz. Problemle bu dünyada karşılaşıp ahirette Allah’la karşılaşmayı tercih ederiz.” Bu konuda dürüstlerdi Ve Allah bu insanları takdir ediyor Kuran’da bize onların aleyhine bir hutbe vermek yerine “Bakın şunlara! Geride kaldılar. Ne yaptıklarına bakın. Siz şöyle olmalısınız” gibi gibi Allah “Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” diyor Diğer bir deyişle hata yapsanız bile doğrulardan olun Kuran’dan ne kadar ağır bir ders Çünkü bazen ailemizde çocuklarımıza karşı çok sinirleniyoruz Bilirsiniz çocuklar çok akıllıdır Çok akıllılar Bu yüzden anne baba onlara kızdığında ve gelecek sefer yine aynı hatayı yaptıklarında Anne der ki “Oraya gittin mi?” “Şuna dokundun mu? Çocuk aslında bir hesaplama sürecinden geçiyor “Eğer evet dersem, geçen sefer ona dokunduğum için büyük derde girdiğimi hatırlıyorum.” “Eğer hayır dersem, belki derde gireceğim, belki inanacak. Yani yarı yarıya ihtimalle başıma kötü birşey gelir.” Yani dürüst olursam kesinlikle derde gireceğim, yalanla ise belki evet belki hayır Yani şansımı deneyip yalan söyleyeceğim. “Hayır anne ona dokunmadım.” “Doğru söyle! Dokundun mu?” “Hayır, hayır yemin ederim dokunmadım.” “Dokunmadım.” Çocuklar çok zeki, bu hesaplama sistemini çalıştırıyorlar Bu her bir sahabenin Peygamberimiz(s.a.v)’e çıkmadan önce geçirdiği hesaplaşma Eğer tembellik yaptığımı, korktuğumu, Allah rızası uğruna savaşmak için yeterince güçlü olmadığımı söylersem Açıkça ceza olacak Sonuçları olacak Fakat yalan söylersem belki sonuçları olur, belki olmaz Ama biliyorlar ki ikna etmeleri gereken yalnızca Resul (s.a.v) değildi İkna etmeleri gereken Allah Azze ve Celle Ve Allah’tan saklayabileceğin bir yalan yok Böylece doğruya tutunuyorlar Bu aslında onların imanının bir kanıtıydı Ve Allah bundan o kadar hoşlanıyor ki bize, hata yapan herhangi birisine dürüst ol, doğru ol diyor Yalanların arkasına saklanma Bahaneler türetme Ve yaptığınızı haklı çıkaran yaratıcı sözlerle gelmeyin Çocukların da dinlediğini biliyorum, yukardaki çocukların çoğu Çoğunuz anne babanıza yalan söylüyorsunuz, kendinize yalan söylemediğinizi söylüyorsunuz Ama ne yaptığınızı biliyorsunuz Gerçekten ne yaptığınızı biliyorsunuz. Allah da ne yaptığınızı biliyor Doğrulardan olmak zorundasınız يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ\N\N Sizinle son birkaç dakikam kaldı Sizinle daha fazla bunun da ötesinde birşeyler paylaşmak istiyorum Vallahi eğer bunu benimserseniz, bugün dünyada ne olduğuna dair görüşünüz değişir Bugün dünyada yeteri kadar iç karartıcı haberler var Ailelerimize, erkek ve hanım kardeşlerimize, anne, babalarımıza, oğullarımıza kızlarımıza olanlar Suriye’de, Mısır’da, Burma’da olanlar ve bütün ümmete olanlar Bütün dünyadan yürekleri yıkan, yürekleri parçalayan videoları görüyoruz Müslümanlar neyden geçiyorlar, dünya ne geçiriyor Eğer dünyanın durumuyla ilgili bunalıma girmek istiyorsanız, haberleri çok fazla takip etmenize gerek yok 5 dakikalık haberleri görmek bir sene bunalıma girmek için yeterli oluyor Değil mi? Bu ümmetin durumu, bugünki dünyanın durumu Fakat biliyor musunuz, imani pencereden bakış açısı farklı Size sahabenin daha önce karşılaştıkları birşeyden çok daha büyük bir problemle karşılaştıklarını söylüyordum Şimdiye kadar karşılaştıkları şeylerden daha büyük Ve problemi çözmeye çalışmak için sahip oldukları imkanlar kıyaslanamaz Gerçekten bir kıyaslama yok Roma’yla karrşılaşabilmek için imkanları yoktu. Yoktu Roma’yla savaşabilirler diyebilmek için yapabileceğiniz bir hesap yok Bazı hesaplamalara göre bir askere 300 asker düşüyor Ve bu 1 e 30 demek. En kötü durumla 1 e 300 kişi, tuhaf birşey Bir asker için, absürd. Bir askerin bir orduyla savaşması gibi, subhanAllah Ama yine de Allah’ın yardımı geldi Yine de Allah’ın yardımı geldi Bizler tüm problemlerimizi tamamen Allah’ın kontrolü altında zorluklar olarak gören insanlar olmalıyız Ve bize bunları yalnızca “لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا” için, yani “hanginizin daha güzel iş yapacağını” görmek için yaşatıyor Hangileriniz gerekeni yapacak? Tüm bunları bu hutbeyi bu ayet üzerinde sonuçlandırmak için söyledim Bir ayeti de zaman kısıtlamasından dolayı geçiyorum Fakat bu ayet.. SubhanAllah.. وَلاَ يُنفِقُونَ نَفَقَةً صَغِيرَةً وَلاَ كَبِيرَةً Onlar küçük olsun, büyük olsun (Allah yolunda) bir şey harcamaya görsünler ki Yani Allah küçük ve büyük sadakadan bahsediyor bu ayette Küçük ve büyük sadaka Sadaka veya infak aklınıza geldiği zaman yalnızca parayı düşünmeyin Demek istediğim, onlar giderek bir yıllık birikimlerinden ödün veriyorlardı aynı zamanda hayatlarını kurtarıyorlardı Dışarıya gittikleri zaman onların bir yıllık maaşını ödüyorlar. Ama bunu sadece para olarak düşünmeyin aynı zamanda kendilerini kurtarıyorlar. Ve bir de şunu düşünün Allah yolunda Roma’ya karşı hazırlanmaktan başka ne verecekler Ne verecekler? Hurma mı? Giyecek mi verecekler? Ne fark ede cek ki? Allah صَغِيرَةً (sagira) ile başlıyor. وَلاَ يُنفِقُونَ نَفَقَةً صَغِيرَةً (Ve lâ yunfikûne nefakaten sagîraten) Onlar, -küçük olsun, büyük olsun- bir harcama yapmazlar (Tevbe:121) İnfak dediğinizde, burda mastarın “infak” olması bekleniyor,ً وَلاَ يُفِقُونَ إنفاق صَغِيرَةً (Ve la yunfigune infagen sadiyran) Ama Allah نَفَقَةً صَغِيرَةً (Nafagaten sadiyraten) diyor. Arapçada mastar marra denilen şey budur Bilmeyenler için basit ingilizcede bu faal olan tek sadaka anlamına geliyor. Tek bir harcama Başka bir deyişle, bir kereden fazla veremiyorlar, öyle fakirler ki bir kere harcıyorlar ve arkalarına baktıklarında bankada hiçbir şey kalmamış oluyor, demek O bile küçük. Verebildikleri o tek şey bile küçük Eğer harcamaları büyük olsaydı Büyük olsaydı bile bizim hesaplamalarımızda bir şey değişmeyecekti ama bakalım Allah ne diyor وَلاَ يَقْطَعُونَ وَادِيًا …Ve bir vadiyi aşmazlar ki, Allah kendilerini işlediklerinden daha güzeliyle mükafatlandırmak için onların hesaplarına yazmış olmasın! Bir önceki ayette olduğu gibi. وَلاَ يَطَؤُونَ مَوْطِئًا يَغِيظُ الْكُفَّارَ (…ve kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları…) Onların ayaklarını çiğnemeyecekler. Hepiniz bilirsiniz gerçekten yorulduğunuzda ayağınız ağırlaşır Yere bastıkça daha da ağırlaşır adımlarınız, değil mi? Bu yorgunluğun ifadesidir Yürümeye başladığınızda adımlarınız hafiftir. Daha çabuk hareket edersiniz. Siz ağırlaştıkça adımlarınız düşer. Arapçada buna (wada’a) deniyor. Ezmek, çiğnemek. Yorulduğun anlamına gelen ağırlaşmış ayaklara sahip olmak. Allah ayetin başında “Attıkları her adımda.” diyordu. Şimdi de diyor ki, karşılaştıkları bir vadi, إِلاَّ كُتِبَ لَهُم. (yok ki) karşılığında kendilerine güzel bir amel yazılmış olmasın. Allah bunun karşılığında onları ödüllendiriyor. Onlara ödeme yapıyor. Altetmek istedikleri için Roma ordusuna karşı ilerlemiyorlar Roma ordusuna karşı ilerliyorlar çünkü RasulAllah (s.a.v) öyle dedi. سمعنا وأطعنا , biz de duyduk ve îman ettik. Onlar bunları yapınca Allah diyor ki, size ödeyeceğim. Ödeyeceğim ama verdiğinizin küçüğünü ve büyüğünü, attığınız her adımı ve geçtiğiniz her vadiyi. Ve bugün Texas’dayız. Vadi yok. Düz bir alan. Geçtiğin her mil, her bina, her çıkış Allah tarafından ödüllendiriliyor Allah rızası için attığın her adım إِلاَّ كُتِبَ لَهُمْ. (Yok ki) Yazılmış olmasın Bu ne yapar? Bu müslümanlar için neyi meydana getirir? Allah rızası için yaptıklarımız Allah tarafından yazılır. Neden? لِيَجْزِيَهُمُ Allah’ın onları mükâfatlandırması için لِيَجْزِيَهُمُ اللّهُ أَحْسَنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ (…)kendilerini işlediklerinden daha güzeliyle mükafatlandırmak için… SubhanAllah ne güzel bir ayet! Bilirsiniz Allah rızası için bişey yaptığımızda bazen bu şey gerçekten güzel olur bazen de o kadar güzel olmaz Bazen namazınız çok iyidir. Bazen çok iyi olmamıştır Bazen abdestini çok iyi alırsın. Bazen çok iyi alamazsın Herhangi bir şey bizim gözümüzde imkansız olabilir. “Benim azıcık gayretim neyi değiştirebilir ki.” diye düşünebiliriz. Ama bunu umursamayın. Allah için yapıyorsunuz. Tüm yaptığınız Allah için. Allah yaptığının en iyisini alacak ve yaptığının en iyisiyle seni mükafatlandıracak Bunun ne anlama geldiğini anlamanızı istiyorum. Yine, şuan hutbeyi dinleyen öğrenciler var. Bu dönem matematik dersiniz ve beş tane de sınavınız var. Bir sınavdan yüz aldınız, diğer tüm sınavlardan kaldınız Hepiniz biliyorsunuz, bu öğrenci o puanla geçemez Bir sınavdan yüz almışsa diğer sınavlardan kalmıştır Bu geçmek için yeterli değildir Allah diyor ki eğer birinden yüz aldıysanız ve diğer hepsi yirmi, on, elliyse Ortalamasını almayacak. Yüz aldığınız sınavı alacak ve diğerlerini de yüz aldığınız sınavı baz alarak mükafatlandıracak. SubhanAllah Yaptığınızın en iyisini hesaba katacak ve onu baz alarak mükafatlandıracak. Allah’tan umudu olan insanlar için… Allah’a karşı iyimser olan insanlar için. Ve sonra zafer geliyor. Allah’a olan bu güvenle imtihan geçiliyor Onlar iki dünya olduğunu anlamışlar. Görebildikleri bir dünya ve göremedikleri bir dünya Yapabildikleri ve yapmadıkları hesaplamalar “Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir.” Ali İmran:37 Sizinle bu hutbeyi paylaşıyorum çünkü geçenlerde, aslında dün, elhamdulillah uzun bir yolculuktan döndüm Üç ülkeyi ziyaret edebildim. Malezya Singapur ve Bahreyn’de müslüman toplumlarıyla tanışma fırsatını yakaladım Bu topluluklarla tanışınca subhanAllah şok oldum. Hala şoktayım Onlarla ilgili bir şey beni şok etmedi. Beni şok eden şey Amerika ile ilgiliydi Oraya gittim ve bana “İmam Yaseer Birjas neler yapıyor, şuan Dallas’da değil mi? …Peki Şeyh Abdul Nasir Qalam Enstitütüsünde neler yapıyor? …Senin Dream programındaki öğrenciler nasıl? Beşinci seviyeye başlamışlardı.” dediler. Rastgele insanlar. Burada bizimle ilgili olup biten her şeyi biliyorlar. Her şeyi Dualarımzın hepsini biliyorlar. “İmam Siraj, İmam Siraj neler yapıyor?” diyorlar “Hamza Yusuf Neler yapıyor? Dr. Yaser Qadhi Memphis’in Tennessee şehrinde değil mi? Tennessee’e gidip onunla çok görüşüyor musun? Biz burada onun videolarını takip ediyoruz.” SubhanAllah… Gençler… Yaşlılar… Biz sadece burada bir ders yapıp bir şeyler öğreterek azıcık bir çaba gösterdiğimizi düşünüyoruz. YouTube’a koyarız mp3 olarak indirilir diyoruz SubhanAllah bunu yapmak bizim için hiçbir şey değil. Küçük bir çaba da değil. Bir çaba bile değil Ama Allah işin içine bereket koymak isteyince Bu insanlar Dünya’nın öbür ucunda yaşıyorlar. Malezya ile aramızda tam 13 saat zaman farkı var. Gezegenin diğer ucu! Gezegenin diğer ucunda olmayacaklar Yine de bizim işlerimizi takip ediyorlar Ortaya iş koyanların davet çabalarından faydalanıyorlar. Bu size ne verir biliyor musunuz? Umut verir Müslümanın hiçbir çabasının değersiz olmadığına umuttur Kişinin sarfettiği çabayı Allah boşvermeyecek. Ahirette de dünyada da Attığımız bir adımı bile. Bu yüzden gösterdiğimiz hiçbir çabayı küçümsememeliyiz Kendimizi problemlere boğmamalıyız. “Çok sorun var… Ümmetin haline bak…” Karamsar olmak için çok neden var ama mutlu olmak için de çok neden var İyimser olmak için çok neden var. İleriye taşımak için çok neden var “Ya Rabbi o işi yapmak için hazırım. Beni o işe koy.” der gibi hissetmek için çok neden var Size şunu söylüyorum, bizler ayrıcalıklıyız Lüks içinde yaşamak konusunda, fırsatlar konusunda Eğitim fırsatlarında, kariyer fırsatlarında, yaşam fırsatlarında, finansal fırsatlarda Allah tarafından ayrıcalıklı kılınmışız Ve böyle bir ayrıcalığımız varsa bunu onun dini için sunsak iyi olur Bu din için bir şeyler yapsak iyi olur. Sadece kendimiz için yaşamamalıyız Bu din için yaşamalıyız Hepiniz bu konu üzerine düşünmek zorundasınız. Düşünmesi gerekenler sadece aktivistler(eylemciler) mesciddeki gönüllüler, …… hatipler değiller Onlar Allah için bir şeyler yapan insanlar geri kalanımız sadece gelir namaz kılarız Çünkü sizler ‘La ilahe illallah’ ile işaretlendiniz Allah benden sizin için daha çok şey bekliyor Allah sadece kendiniz için yaşamanızı istemiyor Bu din için de yaşamanızı istiyor. Dininiz için bir şey yapmanızı istiyor. Katkıda bulunmanızı istiyor Allah’ın (a.v.c) hepimizi hakiki katkı sağlayanlardan etmesi için Sürekli kendileri ve aileleri için evlerini Allah’la (a.v.c) nasıl dolduracaklarını düşünen insanlar etmesi için dua ediyorum Ümmetin silkinip kendine gelmesi için, Allah’ın (a.v.c) tüm çabalarımızı berektlendirmesi, o bereketle ümmete ve dünyaya iyi şeylerin gelmesi için dua ediyorum Allah (a.v.c) çabalarımızı yaptığımız işlerde gözden kaçırdığımız hatalarıyla beraber kabul etsin


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

2 Comments

  1. 1

    Nouma Ali khan Türkçe altyazısı olmayan bir çok ayet paylaşımı var youtube da bunların altyazılılarınıda paylaşırmısınız özellikle nebe süresi küçük ayetler var sizin sitenizde çok az tefsir var birde nouma Ali khan arapça dersleri bayyninah tv yayınlıyor binada Türkçe altyazısı siz paylaşın ben anlatımını çok beğeniyorum ve bu konuda yardımcı olursanız sevinirim Allah’ın rahmeti bereketi üzerinizde olsun.

  2. 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.