İslam, Kur’an ve Sünnet, Liste

Hayatta Başarılı Olmak için Kur’an’dan Çıkaracağımız 5 Güçlü Ders

Şahsi fikrimce Kur’an, varlığını sürdüren en iyi kişisel gelişim uygulamalarını içeriyor. Birçok manevi geleneği deneyişim, katıldığım sayısız kişisel gelişim kursu ve okuduğum kitapların ardından İslam’a girdim. Kur’an’ın hayatlarımızı iyileştirmek için sunduğu eşsiz öğretilerin inanılmaz gücüne şahidim: gelişme ve dönüşme, bununla birlikte, güçlü bir odaklanma gereksinimi ve sürdürülen bir çaba. Bu süreçte eğer disiplinimiz ve kararlılığımız azalırsa, bunları arttırması için samimi bir şekilde niyet ederek yeniden başlayabilir ve Allah’ın yardımı için yalvararak dua edebiliriz. İslam’da ihtiyaç duyduğumuz her şey var, bunları kullanmaya başlayarak amaçlarımız doğrultusunda yol almamız gerekiyor. Kur’an’daki bu beş ilkeyi takip etmek hayatlarımıza bambaşka bir yön verecektir inşaAllah:

1. Her küçük şey önem taşır.

her-kucuk-sey-onem-tasir

İnsanoğlu; yaşam sürecini, her gün yaptığı küçük işlerden ziyade büyük kararların güçlü bir şekilde etkilediğini düşünmeye eğilimlidir. Bu görüş hatalıdır. Küçük hareketlerimizin toplamı hayatımızı ve geleceğimizi oluşturur. Çünkü yaşam, küçük anların birleşiminden ibarettir. Allah Kur’an’da şöyle söylemiştir: “Her kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görecektir. Her kim, zerre kadar kötülük yapmışsa onu görecektir.” (Zilzal, 99:7-8) Bu çok güçlü bir ifade çünkü herhangi bir anda, yapacağımız bir sonraki iş bizim için sadece küçük bir adımdır ve o işi kontrol etmek daha kolaydır. The Qur’an and the Life of Excellence’da Dr. Sultan Abdulhamid şunu açıklar: “İnsanlar çoğu zaman hayatlarını değiştiren büyük şeyleri düşünmekten bunalırlar. Bu ayetler bize küçük adımlar atmanın gücünü hatırlatıyor. Bugün yapabileceğiniz işlerin listesini hazırlayın. Bir maddeyi seçmeniz sizin için iyi bir başlangıç. Yapabileceğinizi biliyorsunuz. O halde yapın. Yine de zayıf hissedebilir ya da hedeflerinizden şaşabilirsiniz, ama genelde doğru yola giden o tek bir adımı atacak gücünüz vardır. Ertesi gün bunu tekrarlama şansına sahipsiniz. Söylediğimiz ya da yaptığımız her şey bir fark oluşturur ve bunlar birikir. Daha iyi bir gelecek oluşturma fırsatı gün gün ve saat saat attığımız küçük adımlarımızda gizli.”

2. Zamanın değeri

zamanin-degeri

Zamanımız, hayattaki tek gerçek kaynağımız ve sahip olduğumuz en kıymetli servet. İmam Gazali’nin zamanımızı en iyi nasıl kullanacağımızla ilgili muhteşem bir tavsiyesi var: “Zamanınızı planlamalısınız, düzenli görevlerinizi ayarlamalı, birinci önceliği verdiğiniz her zaman diliminin işlevini saptamalı ve bunlara uymalısınız. Eğer kendinizi tembelliğe, ihmale ve amaçsızlığa terk ederseniz, sadece aklınıza geleni yaparsanız zamanınızın çoğunu heba edersiniz. Zamanınız ömrünüzdür ve ömrünüz tek sermayeniz. Her nefes paha biçilemeyen bir nimettir ve ölümün geri dönüşü yoktur. Bu Allah ile olan alışverişinizin temelidir. Ve yüce Allah’ın yakınlığı sonsuz saadete ulaşmak demektir.” Zamanımızı nasıl yöneteceğimizi öğrenmedikçe değerli hiçbir şey elde edemeyeceğiz: “Zamana yemin olsun ki; insan gerçekten ziyandadır. Ancak iman edip iyi işler yapanlar, birbirlerine hakikati ve sabretmeyi tavsiye edenler bunun dışındadır.” (Asr Suresi) Burada Kur’an bize, zamanımızı harcamaya değecek işler konusunda tertemiz bir içerik sunuyor.

Şuursuz, anlamsız ve sürekli eğlence hayatın çarçur edilmesidir ve İslami ilkelere bütünüyle karşıt bir durumdur. Sürekli hazza teşvik eden tüketim odaklı dünyaya karşı çok dikkatli olmamız gerekiyor. Vaktimizi nelere kullandığımız konusunda bilinçli kararlar vermeli ve uyanık olmalıyız çünkü onu nasıl harcadığımızla ilgili Allah’a hesap vermek durumundayız.

3. Sıkıntılar fırsattır.

sikintilar-firsattir

Sıkıntılar ve güçlükler hayatımızın kaçınılmaz parçaları. Bunlar kesinlikle yaşadığımızın delilleri. Yaşadığımız sürece sorunlarımız olacak. Bu gerçeği kabul ettikten sonra, yolumuza devam edebilir ve sıkıntılara bakışımızı değiştirebiliriz. Sıkıntıların bir amacı ve anlamı var. Hiçbiri rastgele değil. Onlara Allah’ın bir cezalandırması olarak da bakamayız. Sıkıntılar hayatımıza kendi faydamız ve gelişimimiz için Allah tarafından yerleştirilir. Sorunları çözdüğümüz zaman, güçleniriz ve daha yüksek bir mertebeye çıkarız. Bu inancı içimize iyice yerleştirdiğimizde hayatlarımız tamamen değişecektir.
Dr. Sultan Abdulhamid bunu harika bir şekilde açıklıyor: “Dünyada büyük değişiklikler yapan kişiler sorunlarını fırsat olarak görür ve arkasından gider. Hayatta başarısızlığa uğrayanlar ise sorunlarını bir ceza olarak görür ve onlardan kaçmaya çalışır.”
Eğer Allah’ın en merhametli, en şefkatli ve bizim için sürekli bir sığınak ve dayanak olduğuna inanıyorsak, sorunların bizim iyiliğimiz için var olduğuna ve her zaman çözümlerle birlikte geldiğine ikna olmak daha kolay. Burada gelişimimizin anahtarı yatıyor: “Elbette her güçlükle birlikte bir kolaylık vardır. Şüphesiz her güçlükle beraber bir de kolaylık.” (İnşirah, 94:5-6) Bu ayetler bize her problemin çözümüyle birlikte geldiğini söylüyor. Çare derdinden ayrılamaz. Örneğin; eğer benim sorunum anlamsız, düşük ücretli işimden nefret etmemse, çözüm yeterli ücret alabileceğim anlamlı bir iş bulmaktır. Buna erişmek kolay değil tabii ki, fakat işi elde etme süreci beni bireysel olarak harika bir biçimde geliştirecektir. İnançla, emekle, sürdürülen bir odaklanma ve kararlılıkla bunu başarırım, inşallah.

Kısacası eğer mümkün çözümlere ve çıkarılacak derslere odaklanırsak, bizi sorunlardan kurtaracak anahtarı elimizde tutarız. Önceki örnekten yola çıkacak olursak, eğer işimin anlamsız olduğunu umursamasaydım hiçbir zaman olası yeni işleri düşünmeye başlamaz ve boş vermiş bir şekilde kalır, ilerleyemezdim.

Her halükarda, enerjimizi probleme değil, olası çözümlere harcamak konusunda uyanık olmamız önemli. Eğer sevmediğimiz işimizle yüzleşmek, harekete geçmek, yeni fikirler bulmak ve diğer işleri araştırmak yerine devamlı bir yas halinde bulunursak, bu olumsuzluk katlanarak artar ve olduğumuz yerde kalakalırız.

Düşünme şeklimizi değiştirmek için oldukça güçlü bir alıştırma: ne zaman hayatınızdaki bir problemi düşünseniz, düşüncelerinizi hemen olası çözümlerle değiştirin. Kendinize sorun:

  • Bu zorluk çözülürse ne gibi olumlu sonuçlar olacak?
  • Bu durumu iyileştirmek için neler yapabilirim?
  • Bu zorluğu çözmemde bana kim yardımcı olabilir?

4. 'Kendine güven'den 'Allah'a güven'e doğru

allaha-guven

Özgüven kaybı toplumumuzda yaygın bir durum. İnsanlar özgüveni asla bulamayacakları yerlerde arıyorlar. Müslümanlar olarak, güçlü özgüven duygumuz; Allah’ın, daha yüksek bir gaye peşinde koştuğumuzda bizi her zaman desteklediğine dair kişisel bilgi ve kavrayışımıza dayanıyor.

Özgüven, Allah’a ve bizi koruyup yardım etmek için arkamızda olduğunu bilmemize bağlıdır. Allah bize biz söz veriyor, “Biz de onu en kolaya hazırlarız.” (Leyl, 92:7) “Kim başkaları için harcar ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyıp, en güzel olanı doğrularsa.” (Leyl, 92:5-6)

Allah’ın sonsuz merhametini biliyoruz ve Onun bizi görevlerin altından kalkamayacağımız şekilde yarattığı düşüncesi, en adil ve merhametli oluşuna ters düşer. Zaten Kur’an’da bu konuda bir teminat var: “Allah insana kaldıramayacağı bir yük yüklemez.” (Bakara, 2:285)

Bir Müslüman için kendine güven duygusu kibrin tam tersidir. Kibirlenirken başarılarımızın ve yeteneklerimizin bize ait ve sadece kendi çabamıza dayalı olduğuna inanırız, haliyle müthişizdir. İslam’da ise sahip olduğumuz ve başardığımız her şeyin kaynağının Allah’ın rahmeti olduğuna inanırız. Özgüvenimiz var, çünkü Rahman ve Rahim olan yaratıcımıza tam bir inancımız ve güvenimiz var. Tamamıyla ve güçlü bir inançla ona bağlıyız.

Hayatımızı amaçlara yönelik hareketlerde bulunarak yaşarız ve kararlarımızdan ve yeteneklerimizden eminizdir. Çünkü Allah’ın bizim için başarı istediğine ikna olmuşuzdur ve olabildiğimizin en iyisi olmaya çalışırız. Bütün yetenek ve becerilerimizin Allah tarafından, en büyük amacımız doğrultusunda faydalı hale getirmemiz için verildiğine dair bir inancımız var. İşte bu yüzden güçlü bir inancı olan bir Müslümanın özgüveni ve kararlılığı sarsılmazdır.

5. İnancın bir sonucu olarak: İrade

iradeHayatta ulaşmak istediğimiz bütün amaçlar için güçlü bir irade ve kararlılık gerekir. İnsan, irade ve sürdürülen bir gayret olmaksızın hiçbir şey yapamaz. Kur’an’a göre insanın gelişimini sürüncemede bırakan en önemli zayıflığı irade zayıflığıdır. Hatta Allah, Adem aleyhisselamın kıssasını anlatırken şöyle buyurur: “Kesinlikle biz Adem’e buyruğumuzu ulaştırmıştık, fakat o bunu unuttu ve biz onda bir azim ve gayret bulmadık.” (Taha, 20:115)

Kur’an terminolojisine göre irade; güçlü, hassas ve ısrarlı bir çaba ile hevesli bir kararlılık içerir. Bununla birlikte irade, güç ve tutarlılık gerektirir ve aslında şüphenin, kararsızlığın ve uyuşukluğun zıddıdır. İrade bir kez uygun ve kesin olduğunda, asla şüpheniz ve kararsızlığınız olmamalıdır.

Çoğumuzun tecrübe ettiği üzere, bir şeyi sadece irade ile başarmak çok zordur. Çabamızın devamlı olması için inanca ve duaya ihtiyacımız var. İrade inançtır. İnanç; bize dayanma gücü veren, gayretlerimizin sistemli ve devamlı olmasını sağlayan özel bir şeydir. Allah’ın hedeflerimize ulaşmamızda yardım edeceğine inanıyoruz ve bu görüşe göre hareket ediyoruz. Başka bir deyişle, inancımızı hareketlerimize yansıtarak ifade ederiz. Peygamberimiz Muhammed sallallahu vessellem namazlarını güzelleştiren ve sürekli Allah’ı hatırlamasını sağlayan güçlü inancı sayesinde hayatında bunu çoğu zaman göstermiştir. Namazı onu sebat ettirdi ve her zaman güçlü, inançlı ve umut dolu kıldı. Tabii ki, bunlar Allah’ın rızasını ararken hedeflediğimiz yüksek ve nihai amaçlar. Eğer amacımız bu değilse başarısızlığa uğrarız.

 

Allah bu güçlü ilkeleri hayatımıza geçirmeyi nasip etsin. Bu yazı da hem kişisel başarılar hem de Müslümanların dünya çapındaki dirilişi için bir öncü olsun inşaAllah.

Kaynak:  virtualmosque.com sitesinden alınarak Suffagâh ekibi tarafından suffagâh.com için Türkçeye çevrilmiştir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

5 yorum var.

  1. 1
  2. 2

    Selamunaleyküm kardeşlerim, öncelikle yaptığınız çalışmalar için teşekkür ederim. Yenilikçi içerikleriniz, Kur’an ve sünnet odaklı yazılarınız ve içeriklerdeki prensip sahibi kalite anlayışınız bu ümmet için çok güzel bir hizmet. Gerek özgün, gerek çeviri olsun. Hizmetleriniz mübarek, Allah Teala razı olsun. Ancak bu içerikle ilgili bir değişiklik yapmanız gerekmektedir. Leyl suresi meali paylaşımınızda ayet sıralarını 7 daha sonra 5,6 olarak vermeniz uygun değildir. Nasıl ki namaz esnasında okuduğumuz surelerde ayetler boşluk kabul etmiyor veya ters sırayla okuyamıyorsak, bu paylaşımlarda da böyle olmalıdır. Yolunuz açık olsun. Paylaşımlarınızı merakla takip etmeye devam edeceğim. İyi günler, iyi haftalar dilerim.

  3. 3
  4. 4
  5. 5

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>