İslam, Kur’an ve Sünnet, Liste

Hayatın Hızlı Akışına Kapılmışken Soluklanıp Kendimize Sormamız Gereken 5 Soru

“Hayat çok zor…”

 Bu cümleyi çok sık duymuşsunuzdur. Muhabbet sırasında yaşı kaç olursa olsun birinin muhakkak ağzından dökülüverir. “Ne derdin var” diye sorduğumuzda alacağımız yanıtlar aşağı yukarı aynıdır. Biri kayın validesi ile anlaşamıyordur, birinin sınavı kötü geçmiştir, biri arkadaşıyla kavga etmiştir, birinin çok parası yoktur, biri evlenememiştir bunu sorun ediyordur vs.

Bunlar elbette olabilecek şeyler. Tabi ki canımız sıkılacak, moralimiz bozulacak ama bize verilen tek yaşama hakkımızı bu tarz problemlerle zayi etmek akıl işi midir? Biraz düşünsek aslında çok daha büyük problemlerimizin olduğunu fark edeceğiz. Bu dünyadaki yaşantımız bir gün muhakkak sona erecek. Acısıyla tatlısıyla her şey bir gün mutlaka bitecek. Ama hem bu dünyamızı ilgilendiren hem ahiretimize etki edecek olan daha önemli şeyler var. Kendimize sormamız gereken sorular var. Bu önemli sorulardan yalnızca 5 tanesini kendimize soralım…

1. Namazlarım Ne Durumda?

Günde 5 kez Rabbimiz davet eder bizleri huzuruna. Günde 5 kez hatırlatır kendisini. Günde 5 kez hayatın boğucu, kasvetli akışından sıyrılıp huzurunda ruhumuzun nefes alması için bir teneffüs, bir mola verdirir. Günde 5 kez yenilenir insan, tazelenir. Bu yüzden “müminin miracı” olarak tanımlanır ya. Dünyanın sıkıntılarından bir Burak misali alır, yaratıcımız olan Allah’ın huzuruna, gerçek huzura doğru yükseltir. Peki biz, bize verilen bu hediyeyi ne kadar önemsiyoruz? Ne kadar kurallarına dikkat ederek kılıyoruz? Hatta kılıyor muyuz? Ne kadar kaza borcumuz var? İlk hesaba çekileceğimiz şey olan namazı, eğer tam ise hesabımızın kolay, eğer eksikse zor olacağını bildiğimiz halde hâlâ mı geri plana atıyoruz. Bu alemlerin Rabbi olan Allah’a bir rest çekmek değil de nedir diye hiç düşünmüyor muyuz?

2. Kur'an Hayatımın Neresinde?

“Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalblerde olana şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.” (Yunus Suresi, 10/57) 

Bizlere yol gösteren, karanlıkları aydınlatan, tarih boyunca filozofların bile  kafasını allak bullak eden “ben kimim, nerden geldim, nereye gidiyorum, neden varım?” gibi soruların cevaplarını barındıran, Rabbimizin bizlere paha biçilemez bir hediyesi olan Kuran-ı Kerim’i en son ne zaman açtık? En son hangi ayeti merak edip de mealine ve tefsirine baktık? Hiç hayatımıza tatbik ettiğimiz bir tane ayet var mı mesela? 

Oysa bakın Kur’an Allah tarafından insanlara rahmet, şifa ve yol gösterici bir rehber olarak tanımlanırken biz hâlâ mı raflarda saklamaya devam edeceğiz?  Ünlü bir kişiden bir mail alan insan sevinçten havalara uçar, ekran görüntüsünü alıp üstüne internette paylaşır, tekrar tekrar o maili okur hiç bıkmadan. Neden? Çünkü ona göre değerli birinden gelmiştir ve her harfi çok kıymetlidir.

Peki bizim ve bütün mevcudatın yaratıcısı olan, Güneş’i, Ay’ı ve diğer devasa gezegenleri, yıldızları bir tesbih tanesi gibi çeviren, mikroskobik canlılardan tutun galaksilere kadar her şeyde sanatını konuşturan Alemlerin Rabbi olan Allah tarafından gönderilen mesajların haşa hiç mi değeri yok? Ne zaman merak edip bakacağız bize ne söyleniyor bizden ne isteniyor diye… Öldükten sonra hesap vakti gelince “bilmiyordum, hiç okumadım” deyince işin içinden sıyrılacağımızı zannediyorsak yanılıyoruz. Vakit kaybetmeden bize verilen eşsiz nimetin farkına varalım, en azından günde bir ayeti mealiyle beraber okuyalım. Kafamıza takılan bir şey olursa ehli sünnet bir kaynaktan tefsirine bakalım. Yeter ki Kur’an hayatımızda bulunsun… 

3. Yaratılış Amacıma Uygun Yaşıyor Muyum?

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım!”(Zâriyât Suresi, 56)

Kur’an’ı Kerim’de bu ayetle yaratılış amacımız gayet açık bir şekilde ortaya koyuluyor. Amacımız Allah’a kul olmak, O’nu tanımak, sevmek. Emirlerine uyup yasakladığı şeylerden uzak durmak. Ama şöyle bir baktığımızda göreceğiz ki insanların çoğu Allah’ın dışında her şeye kul olmuş vaziyetteler. Özellikle paranın ve beğeninin. Daha fazlasını kazanmak için ömrünü tüketen kişiler, başkalarının beğenisini kazanmak için şekilden şekle girip olduklarından çok farklı bir şekle bürünen kişiler kimin kulu? 

Acaba ne zaman farkına varacağız daha fazlası için çalışılması gereken tek şeyin ahiret azığımız olan salih amellerimiz olduğuna. Kendimizi de sadece Allah’a beğendirmek için uğraşmamız gerektiğine. 

Onun dışında ki bütün çabalar boş. Zaman ve hayat israfı.

4. Çevremdeki İnsanlarla İlişkim Nasıl? Acaba Ben Geçimsiz Biri Miyim?

İnsanlar toplum içinde genellikle güler yüzlü, gayet uyumlu gibi görünebilirler. Bu yüzden bir kaç günde bir gördüğü ya da ara sıra rastladığı biri tarafından “çok uyumlu, yumuşak huylu, iyi biri” olarak tanımlanabilir. Ama önemli olan en yakınımızdakilerin bizi bu şekilde tanımlaması. Eğer anneniz, kardeşiniz, eşiniz, çocuğunuzda sizi böyle tanımlıyorsa ne mutlu size. Bu bu saydığımız kişiler sizinle konuşurken geriliyorsa, neye ne tepki vereceğinizi kestiremiyorsa, en yakınınızdakiler bir bir sizden uzaklaşıyorsa büyük ve hemen çözüme ulaştırılması gereken bir problem var demektir. 

Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) “Mü’min geçimi güzel olan kişidir. Geçimsiz kişide hayır yoktur.” hadisi şerifi üzerine hemen toparlanıp, yüzümüze tebessümü yerleştirip, güzel ahlakı giyinip, sabrı kuşanıp, geçimi zor insanlarla bile iletişimimizi güzelleştirmeliyiz…

5. Allah'a Ne Kadar Güveniyorum?

Sürekli endişeli misiniz? Acaba evlenebilecek miyim, şu okulu kazanabilecek miyim, şu ise girebilecek miyim diye düşünüp hayatını mahvedenlerdenseniz Allah’a olan tevekkülünüzde problem var demektir. Hatta maalesef tevekkül nimetinden yoksunsunuz demektir. 

“Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir. O’nun ayetleri okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler.” (Enfal Suresi, 2)

Yorulmadık mı hep gelecekte ne olacak endişesi ile bu günümüzü zehir etmekten? Biraz rahatlasak, kendimizi, bizi yaratana emanet etsek “Ben bilmiyorum, sen biliyorsun Allah’ım. Şu anki yaşantım neyse, bu senin benim için en uygun gördüğündür. Bu günümde ve geleceğimde sana teslimim. Bilirim ki Sen en doğrusunu bilir ve onu nasip edersin.” deyip bütün yüklerimizi bir kenara bıraksak çok güzel olmaz mı? Elbette elimizden geleni yapacağız ama sonuç istediğimiz gibi olmayınca hayata küsmeyeceğiz. 

Ve en önemlisi gelecek kaygısını bir tarafa bırakıp tüm korku ve endişelerimizle sahibimiz olan Rabbül Alemine sığınacağız inşallah.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

6 yorum var.

  1. 1
  2. 3

    Namazımı kılıyorum kuranımı da okuyorum yumuşak huyluyumdur ama tek sorun en son da ki ne kadar güveniyorsun kısmı hep bir endişe bize de kalmicak ve bizden öncekilere de kalmamaş olan bir dünya için Rabbim affetsin beni ve ümmedi muhammedi ( sallallahu aleyhi ve sellem)

    • 4

      Risale-i Nur da 23. Söz Üçüncü Nokta’da tevekkül bahsi cok güzel örneklerle izah edilmis, dilerseniz bakabilirsiniz. Faydalı olacaktir inşaAllah..

  3. 5

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>