Akaid ve Fıkh, Kur’an ve Sünnet, Liste

Edille-i Şer’iyyenin/Dini Hükümlerin 4 Kaynağı

Edille-i Şer’iyye (Şeri Deliller) dini hükümlerin çıkartıldığı deliller demektir. Edille, delil kelimesinin çoğuludur. Delil de, kendisiyle, arzulanan bir amaca ulaşılan rehber, kaynak, dayanak demektir. Usûl-i Erbaa, Edille-i Erbaa da denir.

Şer’i delillerin esası Kitabullah ile sünneti Nebeviyedir. Dinimizin başlıca hükümleri bu iki menbadan iktibas olunmuştur. Peygamberimiz zamanın­da ahkâm-ı şeriyye bizzat Peygamberimizden alınır, talim edilirdi. Edille-i şeriyyenin birincisi olan âyet-i celileler nazil olduktan sonra bu âyetler biz­zat Peygamber Efendimiz tarafından izah ve beyan olunurdu. Resûlullâh Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) yaptığı bu izahlardan ve içtihatlardan şer’i delillerin ikincisi olan sünnet-i seniyye teşekkül etti. Peygamberimizin ahirete teşri­finden sonra meydana gelen yeni hadislerden dolayı icmâ ve kıyas gibi iki delile daha ihtiyaç hasıl oldu. Evet zamanın teceddüdü ile vukuatın teced­düdü bu ihtiyacı zaruri kıldı. Nitekim bir hüküm eğer Kitap’ta sarahaten mevcud ise onunla amel olunur. Kitap’ta yoksa sünnete müracaat ediler. Orada da bulunmazsa icma ve kıyasa başvurulur.

1) Kitap / Kur'an-ı Kerim

quran kuran suffagah muslüman

Edille-i Şer’iyyenin birincisi Kur’an-ı Azimüşşandır. Kur`ân Allah`ın kitabı ve apaçık vahyidir. Tedricî olarak indirilmiştir. Bir harfini bile inkâr küfürdür. Kur`ân`ı en iyi bilen Rasûlullah; sonra ashâbıdır. Kur`an, İslâm teşrîinin (yaşama) temelini teşkil eder. Kur`ân`da dinî hukuk sisteminin (şerîat) esasları açıklanmış; inanç, ibadet ve hukuk konuları genel hatları itibariyle belirtilmiştir (Şâtibî, el-Muvâfakat, IV, 92). Bu itibarla, Kur`an, İslâm teşrîinin “aslı kaynağı”, diğer bir deyişle yegâne değişmez kaynağı olarak kabul edilir. Rasûlullah Vedâ Haccında şöyle buyurmuştur: “Sizlere iki şey bırakıyorum: Allah`ın kitabı ve Rasûlünün sünneti. Bunlara sarıldığınız müddetçe dalâlete düşmezsiniz.”

2) Sünnet

Prophet Mohammed - Arabic

Nebîyy-i Muhterem (sallallahu aleyhi ve sellem)’in konuştuğu sözler, yaptığı işler ve yapılmasına müsade buyurduğu işlerdir. Hz. Peygamber mü`minler için her alanda bağlayıcıdır:

“Peygambere itâat eden, Allah`a itâat etmiş olur”

| Kur’an-ı Kerim, en-Nisâ, 4/80

Hz. Peygamber mü`minler için ahlâken veya hukuken en güzel ve vazgeçilmez tek örnektir. Hadis olarak da adlandırılan sünnet, Hz. Peygamber`in çeşitli vesilelerle söylediği sözlerdir. Meselâ: “Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur ” (İbn Mâce, Ahkâm, 13) ve “Ameller niyetlere göredir” (Buhâri, Bedu`l- Vahy, I) hadisleri böyledir.

Sünnet, Kur`ân`ın mücmelini beyân etmesi, müşkilini açıklaması, mutlakını kayıtlaması ve onda olmayan bazı hükümleri belirtmesi açısından Kur`ân`dan sonra ikinci teşrî` kaynağı olarak yer alır. Sünnet, Kur`ân`da olmayan bazı hükümleri getirmesiyle de, bir yönden müstakil bir teşrî` kaynağıdır.

3) İcmâ-ı Ümmet

İcmâ lügatte, toplama, ittifak etme manalarına gelir. Istılahta ise icma; ümmet-i Muhammed’den bir asırda gelen müçtehitlerin dinî bir hüküm üzerine ittifak etmeleridir. Görülüyor ki tıpkı lügat manasında olduğu gibi icmanın ıstılah manasında da bir ittifak mevcuttur. Yanlız bu ittifaktan mak­sat müçtehitlerin ittifakıdır.

İcmâ`, İslâm hukukçularının çoğunluğu tarafından belli bir asır ile sınırlı olmayan bir müessese ve Kur`ân ve sünnetten sonra gelen üçüncü bir teşrı kaynağı olarak kabul edilmektedir. Bu hususa delil olarak çoğunlukla zikredilen âyet, “Kendisine doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber`e karşı gelir ve mü`minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü yolda bırakırız. Ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir gidiş yeridir orası” (en-Nisâ, 4/115) meâlindeki âyet; çoğunlukla kullanılan hadis de, “Ümmetim yanlış yolda (dalâlet) birleşmez” (İbn Mâce, Fiten, 18) meâlindeki hadistir.

4) Kıyâs-ı Fukuhâ

Kıyas lugatta takdir, müsavat, bir şeyi diğer bir şey ile ölçmek mânasına gelir. Buna “mukayese” de denir. Kıyas: Bir şer’i meselenin hükmünü esas alarak o meseleye misil ve benzer diğer bir mesele hakkında hüküm izhar etmektir.

Şer`î delillerin dördüncüsü sayılan kıyas; kitap, sünnet, ve icmâ` gibi kesin bilgi ifade etmeyip tecviz edici bir mâhiyete sahiptir. Diğer bir ifadeyle kıyas, zan bildirir ve yeni bir hüküm ortaya koymayıp, diğer üç delilden biriyle sâbit olan ve delili gizli bulunan bir hükmü ortaya çıkarır

| Abdülkadir Şener, a.g.e., s.67; İ. Hakkı İzmirli, Yeni İlm-i Kelâm, Hazırlayan: Sabri Hizmetli, s.21

Sünnet-i seniyyedeki delili ise, Efendimizin (a.s.m.) Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken onunla yaptığı şu konuşmadır:

Fahr-i Kainat Efendimiz, ashabın fakih ve alimlerinden Muaz İbn-i Cebel Hz’lerini Yemen’e kadı olarak gönderdiğinde kendisini imtihana tabi tutarak şu sualleri sordular:

– Ya Muaz ne ile hükmedeceksin?”
–Kitab ile hükmederim Yâ Resûlallah.
– Ya Onda bulamaz isen ne ile hükmedeceksin?”
– Sünnet-i seniyye ile hükmederim.
–Onda da bulamazsan.
– Artık o zaman rey’im ile içtihat ederim ya Resûlallah, dedi.
Hazret-i Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazret-i Muaz’ın bu cevaplarından çok memnun oldular ve “Cenâb-ı Hakka hamdederim ki, Resûlünün elçisini, Resûlünün razı olacağı şeye muvaffak buyurmuştur”dediler.

| Ebu Davud, Akdiye 11, 3592-3593


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.