Eğitim, Liste, Örnek Şahsiyetler

Ebul Ferec İbnül Cevzi İle Hayali Röportaj

Ebu’l Ferec İbnü’l-Cevzi ile ‘Oğluma Mektup Risalesi’ üzerinden hayali röportaj..

1. Kıymetli büyüğümüz, hocamız. Öncelikle sizin gibi bir alimi bizlere bahşeden Allah'a hamd olsun. Bu Ümmet'in sizin gibi alimlerin her bir kelimesini duymaya, okumaya ve tefekkür etmeye ihtiyaçları var. Çağımızda her şey hızlıca ulaşabilme kolaylığına eriştik elhamdülillah. Fakat bu durumla birlikte iyi kötü her şey erişilebilir oldu. Aynı zamanda okuyan, araştıran ve tefekkür eden insanların sayısı azaldı. Sadece hazır bilgi elde edip bununla yetinme durumuna geldik. Bu yüzden size öncelikle tefekkür hakkında sormak istiyoruz. Sizce tefekkür etmek, aklını aktif olarak kullanmak Müslüman için ne ifade etmelidir? Siz Müslüman bir gence nasihat edecek olsanız neler söylerdiniz?

Yavrucuğum, bil ki Âdemoğlu ancak aklın gerekliliklerini yerine getirdiği zaman diğer canlılardan ayrılabilir. Şimdi aklını çalıştır. Düşünceni aktif kıl. Nefsini arındır. Mükellef bir varlık olduğunu, yerine getirmen gereken sorumluluklar olduğunu, iki meleğin kelimelerini ve bakışlarını tek tek kaydettiğini, eceline doğru attığın adımları ve dünyada oyalanma süresinin az olduğunu, kabirlerde ki esaretin uzun, hevayı tercihten dolayı çekilen azabın ise çok acı olduğunu delilleriyle öğren. Şimdi nerede günün lezzeti? O lezzet gitti ve geride sadece pişmanlık bıraktı. Nefsin şehveti nerede? Kaç başa eğdirdi ve kaç ayağı kaydırdı?

2. Peki, bir insan tefekküre ilk olarak nereden başlamalıdır? İlk neleri tefekkür etmelidir?

İlk bakmamız gereken şey, Allah Teâlâ’yı delil ile bilmektir. Göğün kaldırılmış, yeryüzünün döşenmiş, başta kendi vücudu olmak üzere yapıların sapasağlam yaratılmış olduğunu gören bir kimsenin, her sanatın bir sanatkârı ve her binanın bir mimari olması gerektiğini bileceği malumdur. Bir sonraki aşamada kişi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin doğruluğunun delili hakkında düşünür. Hiç şüphesiz en büyük delil, mahlûkatı içerisindeki bir surenin dahi benzerini getirmesi hususunda çaresizliğe düşüren Kur’an-ı Kerim’dir. Bir kişi Yaratıcının varlığı ile elçinin doğruluğu konusunda kesin kanaate ulaştığında kendisini tamamen Şeriat’a teslim etmelidir. Bunu yapmadığı zaman itikadında bir sorun var demektir.

3. Hocam biz insanlar olarak bir yandan imanı açıdan eksiğimizi doyurmak istiyoruz, bir yandan da sürekli mutluluğun peşinde koşuyoruz. Mutlu olmak için uğraşıyoruz. Ama Müslümanlar olarak biliyoruz ki asıl mutluluk bize ahireti kazandırabilecek işler yapmaktır. Sizce bunu elde etmek nasıl olur?

Mutlu olan kişi yalnızca hevasına karşı çıkabildiği için mutlu olmuştur. Bediha olan kişi ise dünyasını tercih ettiği için olmuştur. Bedhaht olan kişi ise dünyasının tercih ettiği için bedhaht olmuştur. Kralların ve zahidlerin yollarından geçenleri dikkate al. Şimdi onların lezzeti nerede, bunların yorgunluğu nerede? Salihler için geriye elde ettikleri bol sevap ve güzel anılma, günahkârlar içinse çirkin bir konum ile cezalandırılma kaldı. Sanki doyan doymamış, acıkan da acıkmış gibi oldu.

4. Asıl mutluluğun hevamıza karşı durmak olduğunu söylediniz. Aslında bu çok güzel bir parola. Fakat bunu yapmak bir o kadar da zor. Bu aşamada zorluk yaşayan bir gence ne söylersiniz?

Kendinde bir çaresizlik gördüğün vakit, kullarına nimetler veren Mün’im’den iste. Kendinde bir tembellik gördüğün vakit ise kullarını başarıya ulaştıran Muvaffık’a sığın.  Ancak O’na itaat edersen hayra erişirsin. O’na karşı çıktığında ise hayrı elinden kaybedersin. O’na yöneldiği hâlde her istediğini elde etmeyen kim var? Ondan yüz çevirdiği hâlde fayda elde eden ya da hedeflerine ulaşan kim var?

Yavrucuğum, kendine dikkat et. Gevşek davrandığın her gün için pişmanlık duy. Kemale erenlere yetişmek için gayretlen. Hala bol vaktin var. Tuttuğun dal henüz yaşken onu doğrult. Kaybolup giden saatlerini hatırla. Onlar sana nasihat olarak yeter. Tembelliğin lezzeti onunla beraber gitti. Erdemlerin derecelerini kaçırdın. Hâlbuki Selef, her bir erdemi kendinde bir araya getirmeyi seviyor, içlerinden bir tanesini kaybettikleri için ağlıyordu.

İmkân buldukça ilimle meşgul ol. Kur’an’ı hatasız okumak ve fıkhı öğrenmek ilimlerin en mühim olanlarıdır. Bil ki ilim sefaleti ortadan kaldırır. Öyle ki âlimlerin çoğunun ne zikredilecek bir nesebi ne de beğenilecek eşkâli vardı.

Gayretini olgunluk seviyesine yükseltmelisin. Nitekim insanların bir kısmı takva ile bir kısmı ise ilimle meşgul olmuştur. Olgunluğa ulaşan ilim ile ameli bir araya getiren insanlar nadirdir. Hayata geçirilmeyen, sadece görüntüde kalan ilimle meşgul olmaktan sakın ve ilme dayalı olmayan ibadetle meşgul olmaktan da sakın.

5. Bu nasihatlerinizi yerine getirmek için iyi bir zaman tanzimine ihtiyacimız var gibi duruyor. Fakat asrımızda zaman konusu değerini kaybetmekte. Zamanını değerlendirme konusunda Müslüman bir gence neler tavsiye edersiniz?

İnsanoğlu dünya hayatıyla tanışmadan önce dünya hayatını gözlemlediğinde uzun olduğu düşüncesine sahip olur. Sonraysa zamanın kısa olduğunun ve kabirdeki konaklamanın daha uzun olduğunun farkına varır.

Bil ki yavrucuğum günler saatleri, saatlerse nefesleri kovalıyor. Herkesin kendisi için hazırladiğı bir hazinesi var.Değersiz bir şey için nefesini tüketmekten sakin ki kıyamet günü hazineni boş bulup pişman olmayasın.

Mesela; altmış sene yaşayan bir kişi dünyada kaldığı süreyi yeniden gözden geçirecek olsa otuz senesini uykuyla ve yaklaşık on beş senesini gençlik dönemiyle geçirdiğini fark eder. Geri kalan yıllarına baktığında ise çoğunun arzularla, yeme içme ve kazanç elde etmeyle geçtiğini görür. Ahiret için yapılan hazırlıkların çoğunda da riya ve gaflet olduğunu görür. Bedeli bu saatler olan ebedî hayatı neyle satın alacaksın?

(Yine de) geçmişte yaptığın gevşeklikten dolayı hayırdan ümidini kesme. Nitekim nice kul uzun süren uyku ve gafletten sonra kendine gelmiştir.

Bu güzel nasihatleri sizin vasıtanızla bizlere ulaştıran Allah’a hamd olsun. Bu nasihatlerin her biri bizim için çok kıymetli. Duamız; Rabbimiz’in cennetlerinde, O’nun rızası peşinde ömür tüketen sizin gibi insanlarla buluşmaktır ve en önemlisi de bunu hak etmektir.

Allah sizlerden razı olsun. Kıyamet günü yüzünüzü ak kılsın. Allah’a emanet olun.

Kaynaklar

Elif Elif Dergisi – Sayı 46

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

1 yorum var.

  1. 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>