Dünyayı Değiştiren Kitap [Konferans-Hamza Tzortzis]


0

Altyazı:

Aman Allahım
Bismillahirrahmanirrahim
İnnelhamdelillah vassalatu vesselamu ala Rasulillah
İhvan ve ahavat, erkek ve hanım kardeşler, saygıdeğer büyükler
Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu
Allah Subhanehu ve Teala’nın Kitabı hakkında konuşmamız için bu etkinliği organize eden kardeşlere teşekkür etmek istiyorum
Bize birlikte olma fırsatı verdiği için Allah Subhanehu ve Teala’ya şükretmek istiyorum
Modern dönemde çok ilginç durumlar yaratan Allah’a şükrediyorum
Şöyle ki Müslüman olan bir Yunan var
Ve Türk insanlarının kalpleriyle bağlantı kurmak için Türkiye’ye seyahat etmiş
İslam’daki kardeşliğin hiçbir sınır tanımadığının farkına varmamız için
Bu benim için bir mucize
Allah’a imanın, Allah sevgisinin ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e olan sevginin insanları bir araya getirmesi İslam’ın mucizesidir
Tarihi düşmanlar olsalar bile, gelecekteki kardeşleri haline gelirler
Bu, İslam’ın bir mucizesidir
Bu aslında Allah’ın Kitabı’nın bir mucizesidir
Çünkü tarihi incelerseniz, Kur’an’ın vahyolunduğu dönemde, Arabistan’da savaşmakta olan çeşitli kabileler görürüz
Bazen yıllarca savaşırlardı
Bazen bir deve yüzünden savaşırlardı
Ama Kur’an geldiği zaman, Bedevi Arapların kalplerini değiştirdi
Kalpleri değiştirdi ve Kur’an onları bir araya getirdi
Bu salonda böylesine harika yüzler görmekten dolayı Allah Subhanehu ve Teala’ya şükretmek istiyorum
Allah sizi mübarek kılsın, cennetle mükafatlandırsın, bu hayatta da ahirette de size başarı versin
Allah Türkiye’ye başarı versin
Allah Subhanehu ve Teala, Türkiye Hükümeti’ne daha çok bereket versin
Allah Subhanehu ve Teala, hayatlarınıza daha çok bereket versin
Böylece hepiniz, buradaki herkes, kalenin burçları haline gelin, işaret ışıkları olun
Elçiler olun. Sadece Türkiye için değil, İslam için
Böylece Osmanlı mirasınızı canlandırırsınız
Çünkü tarihinizin 90 yıl önce başlamadığını hepinizin anlaması gerek
Bu sizin tarihiniz değil
Aldanmayın
Nasıl 90 yıl hafızayı
Sizin tarihiniz Cebrail (a.s) Peygamberimize (s.a.v) “İkra bismi Rabbikellezi halak” dediği zaman başladı
“Yaratan Rabbinin adıyla oku”
Bu ilk birkaç kelime, kardeşlerim, her şeyi değiştirdi
Bu yüzden tarihini anlamak zorundasın
Malcolm X’in bir seferinde dediği gibi, ‘Eğer bir milleti yok etmek isterseniz, onlara tarihlerini unutturun.’
İşte bu yüzden sizin zihinsel, manevi ve kültürel olarak dirilmeniz için, tarihinizi diriltmeniz gerek
Geçmişte kim olduğunuzu yeniden canlandırmanız gerek
Çünkü Allah’ın Kitabının dünyayı değiştirdiğini düşündüğümüzde
Tarihin en iyi taraflarından, üzerinde düşünmek ve dönüp bakmak için tarihin en iyi dönemlerinden biri aslında Osmanlı tarihidir
Çünkü Osmanlı tarihi belli kişilere özgü bir şey değildi
İslam’ın kendisine özgüydü
Çünkü Kur’an ve sevgili Peygamberimiz Muhammed (s.a.v)’in o güzel öğretileri,
aslında toplumu değiştiren ve Osmanlı dönemini yaratan değerler ve prensiplerdi
Çünkü mesela Osmanlıları düşünürseniz, “Osmanlı” Osmanlıları düşündüğünüzde,
Osmanlılar aslında olağanüstü bir oluşumdu
Çünkü mesela ekonomiyi örnek alalım. Ekonomi
Osmanlılar insanlara yiyecek, barınak ve giysi sağladı
Bu Peygamber geleneğiyle alakalı
Peygamberimiz (s.a.v)’in bir hadisiyle ilgili. Demişti ki “Ademoğlunun tüm ihtiyacı olan yiyecek, barınak ve giysidir”
Yiyecek, barınma ve giysi. Dağıtmaya yönelik bir ekonomik felsefe yaratır
Haddinden fazla rekabete yönelik bir ekonomik felsefe yaratmaz
Ve bu tam olarak Osmanlıların yapmış olduğu şeydir
Peygamberimiz (s.a.v)’den değerler aldılar, Kur’an’dan değerler aldılar
Allah Kur’an’da, varlık sadece zenginler arasında elden ele dolaşan bir şey haline gelmemesini, varlığı dağıtmamız gerektiğini buyurduğu zaman,
Bu oldukça ilginç çünkü Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, günümüz anlamında çok benzer bir çıkarımda bulunuyor
Gıda ve Tarım Örgütü, doyurmak için yeterince yiyeceğe sahip olduğumuzu söylüyor…
Problem mi var?
*Problem değil abicim*
Elhamdulillah
*Çok güzel*
Dünyayı değiştirmeyi düşündüğümüzde, ekonomiye bakarak belli bir perspektiften görebiliriz
Osmanlılar, Peygamberimizin (s.a.v) hadislerine, öğretilerine baktıklarında, insanlara yiyecek, barınma ve giysi vermekten bahsediyordu
Herkesin en temel ihtiyaçlarının karşılandığından emin oldular
Kur’an’a baktıklarında, Kur’an varlığın dağıtılmasından bahsediyordu
Kur’an, varlığın sadece zenginlerde olmaması, toplum içerisinde yayılması gerektiğini buyuruyor
Bunlar, Osmanlı toplumunu şekillendiren en temel değerlerdi
Bu yüzden tarihçilerle konuştuğunuzda ve Osmanlı camiilerinden birine gittiğinizde,
Kubbe şeklinde iki sepet olduğunu söylerler, mermer sepetler, ve bunlar altın ile doluydu
Altınla dolu. Ve eğer fakirsen, biraz altın madeni para alırdın
Cebine koyar ve o günlük yiyecek ve barınmanı elde ederdin
Eğer zenginsen, elini koyar ve biraz sadaka verirdin
Tarihçiler, bu sadaka sepetlerinin her zaman dolu olduğunu söylüyor
Bu da gösteriyor ki tarihte ilk kez, ya da bilinen tarihte, herkesin yiyeceği, barınağı ve giysisi vardı
Bu çok önemli çünkü bunun tarihi bir tesadüf olduğunu düşünmenizi istemiyorum
Osmanlıların sosyo-politik açıdan başarılı olmalarının nedeni, bir tür tesadüf ya da yeni bir siyasi teori değildi
Ya da laikliğin yeni bir formu falan değildi. Hayır
Bunun nedeni İslam’dı
Osmanlı anayasasını çalışırsanız, Mecelle’yi çalışırsınız, İslam’la ilgili sahip oldukları her türlü kaynağı çalışırsınız
İslami bir çevreydi. İslami felsefeleri vardı, İslami düşünme, İslami fikir
Ekonomiden toplumsal alana, ahlaktan tıp alanına her şeyin İslami bir temeli vardı
Bu yüzden Osmanlıların başarısına baktığımızda, özellikle ekonomik açıdan görürsünüz ki
Onlar aslında belli bir zaman herkese yiyecek, barınma ve giysi sağlamışlardı
Yani bu gurur duyulacak bir şey
Bu bilgiyi bildiğinizi düşünebilirsiniz ama beyninizdeki unutun, onu kalbinize koyun
Bu sizi gururlandırmalı, kibirli bir şekilde değil, helal bir şekilde
Gurur duyun çünkü günümüzdeki milletlere bakın
Avustralya’ya bakın, evsiz insanlar var
Birleşik Krallık’a bakın, 80.000 evsiz aile var
Amerika Birleşik Devletleri’ne bakın, kendi insanlarını bile doyuramıyor
Chicago’nun merkezinde çocuklar günün tek öğününü yiyebilsinler diye okula gidiyorlar
Okulda günde bir öğün
Philadelphia’ya bakın, hükümet destekli konutlarda oturanlar biraz yiyecek bulmak için yerlere, çöplere bakmak zorundalar
Bu Amerika’da oluyor
Bu Amerika’da oluyor
Ve sizin tarihiniz, bizim tarihimiz çünkü o bizim tarihimiz
Osmanlı tarihi, İslam tarihidir
Osmanlı tarihi, dünya tarihidir çünkü insanların bundan bir şeyler öğrenmeleri gerekir
Ekonomik açıdan nasıl başarılı olabileceklerini görmeleri için
Böylece herkese adilce bir dağılım olsun
Herkesin yiyeceği, barınağı ve giysisi olsun
Bu çok önemli çünkü, bununla başlamak istedim ki şunu fark edin
Eğer Kur’an’ın değerlerinden uzaklaşırsak, Peygamberimiz (s.a.v)’in değerlerinden uzaklaşırsak,
Hep daha fazla karanlığımız ve daha fazla karanlığımız ve daha fazla karanlığımız olacak
Ama eğer Allah’ın Kitabı’na yakınlaşırsak, Peygamberimiz (s.a.v)’in öğretilerine yakınlaşırsak
Daha çok ‘nur’umuz olacak, ve daha fazla nurumuz ve daha fazla nurumuz
Çünkü İslam budur, Kur’an budur
“Biraz daha yavaş olabilir misiniz çünkü…”
*Tamam abi*
Daha yavaş olmamı istiyor
*Yavaş yavaş*
*Tamam”
Ne kadar yavaş istiyorsun?
Peki
Öncelikli olarak…
Nerede kalmıştım? Ne diyordum?
Ne diyordum?
Daha çok nur! CezakAllahu hayr (Allah razı olsun)
Kur’an’ın değerlerini benimsediğimizde ve Peygamberimiz (s.a.v)’in değerlerini benimsediğimizde
Hayatımızda daha çok aydınlığa sahip olacağız
Tarihimizde bu açıkça ortaya konduğunda, bu aydınlığı görüyoruz
Sadece Osmanlılar değil, aynı zamanda ondan çok şey öğrenmemiz gereken Müslüman İspanya
Müslüman İspanya’da, kardeşlerim, tarihçilerin “Convivencia” (bir arada var oluş) dediği bir şey vardı
“Convivencia” bir arada var olma demektir
Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler arasında bir arada var oluş söz konusuydu
Osmanlılarda olduğu gibi
İspanya’daki “Convivencia” ile ilgili ilginç olan şey, dünyayı sonsuza dek değiştiren bir şey yaratmış olmasıdır
Dikkatli dinleyin
Bu arada bunu uydurmuyorum
Burası İstanbul Üniversitesi. Kütüphaneye gidin ve kitapları bulun
Bu kitaplar müslümanlar tarafından yazılmamış, bunlar gayrimüslim akademisyenler
Müslüman İspanya’yı incelerseniz, Müslüman İspanya dünyayı sonsuza dek değiştiren bir şey, bir gerçeklikti
İlerleme açısından. Bunu neden söylüyorum?
Müslaman İspanya’da politik bir huzur vardı
Çünkü Kur’an’ın ve Peygamberimizin (s.a.v) değerlerini uygulamıştı
Neydi bu değerler?
Neydi onlar?
Ve bunlar İspanya’da nasıl ortaya kondular?
Mesela, Allah (s.v.t) bize adaletli olmayı öğretir
Allah bize adaletli olanı sevdiğini söyler
Allah buyurur يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ “Ey iman edenler
Allah için adaletli şahitler olun
Diğerlerine karşı kininiz sizi adaletten uzaklaştırmasın
Adaletli olun çünkü o sizin görevinize daha yakındır” (Maide:8)
Allah Subhanehu ve Teala Kur’an’da bizlere nazik olmamızı, insanlara merhamet duymamızı söylüyor
Hz. Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem nebevi gelenek içerisinde çeşitli hadislerde bize şunu söyledi
Her kim bizim korumamız altındaki bir gayrimüslime zarar verirse, Peygamberin (s.a.v) kendisine zarar vermiş olur
Azınlıklar, adalet, uyum, ahenk ve huzur konusunda işte böyle değerlerimiz var
Bu değerler müslüman İspanya’da uygulanıyordu
Müslüman, Yahudi ve Hristiyan’ın tabiatın birbiriyle bağlantılı ilkelerini gözden geçirecekleri bir huzur ortamı yarattı
Kainattaki insan yaşamına, her şeyin nasıl yürüdüğüne bakabilecekleri bir ortam
Çünkü Kur’an aynı zamanda her şey nasıl yürüdüğüne bakmamız konusunda bizi teşvik etti
Allah buyuruyor, ‘Yerler ve gökler alemini incelemiyor musunuz?’
Bilimle uğraşmak ve ilerlemeci olmak için manevi motivasyonumuz vardı
Müslüman İspanya’da herkesin bilimsel araştırmalar ve keşifler yapmak için birlikte çalışacağı bir toplum oluşturmak için doğru değerlerimiz vardı
Şu çok ilginç ki müslüman İspanya’da bu tür bilimlerin büyük oranda canlanması söz konusuydu
Astronomi, fizik, matematik, çok sayıda farklı şey üzerine el yazmaları vardı
Çok ilginç ki İslam tarihinde çok özel bir şahsiyet vardır,
Müslüman İspanya’da aslında,
ve onun ismi Musa ibn Meymun
Aynı zamanda Maymonides diye bilinir
O bir müslüman değildi, bir Yahudiydi
Yahudiler onu ikinci Musa olarak görürlerdi
Musa ibn Meymun’u, Maymonides’i ikinci Musa olarak gördüler
İspanya’nın İslami kültüründen gelme biriydi
Evet, bir Yahudiydi ama bütün teolojisini Müslümanlarla beraber çalışması sonucu geliştirdi
Bu şunu gösteriyor, bu insanlar, Müslüman, Yahudi, Hristiyan birlikte çalışıyorlardı
Hatta filolojik bir açıdan bile
Bilimlere geri dönersek, matematik, astronomi, fizik üzerinde elyazmalarımız vardı
Ve Hristiyanlar Toledo’yu ele geçirdiklerinde
İspanya’yı ele geçirdiklerinde, ne buldular?
Bütün bu elyazmalarını buldular
Ve elyazmalarını Avrupa’ya geri götürdüler ve tercüme ettiler
Ve bu, batı tarihinin kilit bir noktasıydı
Çünkü Avrupa’nın Rönesans’a doğru ilerlemesi için ihtiyaç duyulan entellektüel ortamı oluşturdu
Profesör Thomas Arnold, “İslam Öğretisi” (The Preaching of Islam) adlı kitabının 131.sayfasında şöyle der:
Müslüman İspanya, Avrupa’nın Rönesans’a girmesine olanak sağlayan ilk milletti, eğer kabul ederseniz
Çünkü Müslümanlar Yunan kültüründen, Hint kültüründen şeyler aldılar, tıbbı ilerlettiler
Bilimleri ilerlettiler ve aslında eşi benzeri görülmemiş şeyler geliştirdiler
Bunun farkına varmamız çok önemli çünkü bu Kur’an’ın değerlerinin ve Hz.Peygamber(s.a.v)’in sünnetindeki değerlerinin bir sonucuydu
Çünkü eğer Müslüman İspanya’da bu değerlere sahip olmasaydık, ‘convivencia’ya sahip olmazdık
Bilimsel araştırmalar yapmak için farklı halkların bir arada var olması diye bir şeye sahip olmazdık
Bu yüzden çok ilginçtir, çünkü biz tarihimizle gurur duymalıyız
Bu kitap, Allah’ın Kitabı, aslında dünyayı değiştirdi
Ve eğer Allah’ın Kitabının Müslüman İspanya’yı değiştirmiş olması gerçekse,
ve Müslüman İspanya’nın bilimleri geliştirmesi
ve bu bilimlerin Avrupalılar tarafından alınması
ve bunun da Rönesans’a olanak sağlaması, bunlar gerçekse
Çok cesur bir iddiada bulunabiliriz, diyebiliriz ki
Eğer Kur’an olmasaydı, Hz.Muhammed (s.a.v) olmasaydı
iPhone’a sahip olamazdın
Ama gerçek bu. Bir düşünün
Avrupa’daki Rönesans olmasaydı, iPhone’u keşfetmemiz ya da geliştirmemiz için gereken bilimsel gelişmeye sahip olamazdın
İlginçti ki Müslüman İspanya hiç olmasaydı, Rönesans da olmazdı
Kur’an ve sünnet olmasaydı, Müslüman İspanya da olmazdı
Bağlantı şu şekilde: iPhone-> Rönesans -> Müslüman İspanya -> Kur’an ve sünnet
Doğrudan bir bağlantı oluşturuyor
Bu yüzden bence yapmamız gereken İstanbul’daki Apple mağazasına gidip bedava iPhone 6 istemek
Çünkü o bizim mirasımız. Eğer İslam olmasaydı, algoritma olmazdı
İslam olmasaydı, Avrupa’nın doğadaki birbiriyle bağlantlı prensipleri incelemesi için tarihteki gerekli kilometre taşları olmazdı
Bu yüzden kapitalizmin modern kurucusu,
-nispeten modern. 18. yüzyıl-
Adam Smith der ki, bunu makalelerinin birinde (Adam Smith’s Essays published in London) bulabilirsiniz
O dedi ki, Halife İmparatoluğu, Müslüman Lider İmparatorluğu,
İnsanların doğadaki birbiriyle bağlantılı ilkeleri incelemeleri için gereken huzur ortamını oluşturan ilk devletti
Çünkü bu düşünürler adildi
İslami ortamın bütün insanların hoşgörü ile ahenk içinde bir araya gelmesi ve böyle araştırma yapmaları için ideal ortam olduğunu anladılar
Bu arada bu demek değil ki sadece Müslümanlar bilimle uğraştı. Hayır
Gayrimüslimler de öyle yaptı
Ama farkına varmanızı istediğim nokta, bilimsel araştırmalar yapmaları için bütün farklı insanları bir araya getiren bu siyasi ortamın nereden geldiği
İslami değerlerden geliyordu
Hoşgörü, uyum, rahmet, ilerleme gibi değerler
Bu Müslümanlar olarak çok gurur duymamız gereken bir şey
İnsanlara göstermek için, modern zamanlarda diğer örneklere baktığınız zaman
Kimseyi suçlamak için değil ama karanlık ve yıkım dolu diğer örneklere baktığınızda
Sadece biraz tarihe geri dönüp bakmalarını insanlara hatırlatmanız gerek
Bizim görkemli geçmişimizi görmeleri için
Ve bu görkemli geçmiş, Allah’ın Kitabının ve Hz.Peygamber(s.a.v)’in öğretilerinin bir sonucuydu
Bunu daha da ileriye götürebilirim
Şunu iddia edebilirim ki ilk bilim adamı bir Müslümandı
Bunu ben demiyorum, bunu uydurmuyorum, çılgın deli bir müfti de demiyor, tamam mı?
Bir akademisyen diyor: David C. Lindberg. O bir tarihçi
O bir bilim tarihçisi. Şunu tartıştı ve söyledi:
İbn-i Heysem ilk resmi bilim adamıydı
10. ya da 11.yüzyılda optik bilimi üzerine kitap yazdı
Ve bu kitapta bilimsel metoda şekil verdi, onu resmiyete döktü
Bilimsel metoda resmiyet kazandırdı
Ve çoğu tarihçi ona ilk bilim adamı der
Evet, ondan önce Yunanlılar bilim hakkında düşündüler
Ama İbn-i Heysem bilimi uyguluyordu
O resmiyete uygun deneysel metodu geliştirdi
Bu yüzden tarihteki çoğu akademisyen ya da tarihçi akademisyenler esasen İbn-i Heysem’in ilk bilim adamı olduğunu söylüyor
Çok ilginç olan şey şu ki, kardeşlerim, İbn-i Heysem bir biyografi yazmıştı
Biyografisi, onun bilimle uğraşma sebebini açıklar
Kendi yöntemiyle bilimsel metodu geliştirmesinin sebebi
Allah’a yakınlaşmak istemesiydi
Çünkü Allah’ın Kitabı bizlere göklerin ve yerin alanlarını incelememizi söyler
Allah’ın Kitabı bizlere ruhlarımızda olanı incelememizi söyler
Çünkü insanoğlu, kardeşlerim, bir mikroevrendir
Küçük bir evrendir
Bu makroevren içinde, bu büyük evren içinde
Bu bana İkbal’in bir şiirini hatırlatıyor
Kim İkbal’i daha önceden duydu?
Şair? Onu bilmiyor musunuz? Onu öğrenin. O Asyalı, Pakistanlı bir şairdi
Ama olağanüstü bir şairdi. O kadar ki bazı alimlerimiz onun şiirinin Kur’an’ın bir tefsiri olduğunu söyler
Onun şiiri, Kur’an’ın tefsiriydi
Bu bana şu şiiri hatırlatıyor:
O, kafir kimse için şöyle dedi
O evrende kaybolmuştur
Ama iman eden kimsenin içindeyse evren kaybolur
Şu manada, bir Müslüman, bir mümin yaratılmışlara baktığı zaman, kainata baktığı zaman
Onu içselleştirir ve evrende bir hikmet olduğunu anlar
Bir Şeyin evreni yaratmış olduğunu ve O Şeyin Kendisine ibadet edilmeyi hak ettiğini
Benim O’nu bilmemi ve O’nu sevmemi hak ettiğini
Bu çok etkileyici
Bu açıdan, kardeşlerim, görüyoruz ki Kur’an’ın değerleri gerçekten de dünyayı değiştirdi
Bunu insanlara yiyecek, barınak ve giyecek sağlayan Osmanlı tarihinde gördük
Bugün dahi insanlara yiyecek, barınak ve giyecek veremiyoruz
Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri gibi yerlerde bile
Aynı zamanda görüyoruz ki Kur’an’ın değerleri ve de peygamberi öğretiler Avrupa’yı tamamen değiştirdi
Avrupa’yı tamamen değiştirdi
Çünkü o ilk devletti ki sosyopolitik düzeyde bütün insanların bilimleri keşfetmesi için o huzur ortamını yaratmıştı
Bunu Avrupa ile, Orta Çağ Avrupası ile karşılaştırın
Orta Çağ Avrupası tam bir karmaşaydı
Tamamen bir keşmekeş
Böyle olmasının sebebi, farklı halkların birlikte yaşaması için doğru değerlere ya da doğru sosyopolitik yapılara sahip olmamalarıydı
Bu da beni Kur’an’ın dünyayı nasıl değiştirdiğine dair bir sonraki noktaya götürüyor
Çünkü Orta Çağ döneminde Avrupa kendi içinde savaş halindeydi
Hristiyanlar bile Hristiyanları öldürüyordu
Eğer Avrupa tarihi okursanız, zamanın Katolik Kilisesi’nin herhangi bir düşünceyi önlemek için devletin baskıcı gücünü kullandığını görürsünüz
Bunu ben uydurmuyorum. Londra Ekonomi Okulu’ndan Profesör John Sharway’in eserlerini okuyun
Bunu ben uydurmuyorum. Bunlar kurgu tarzı hikayeler değil. Bu Avrupa tarihinin kendisi
Avrupa Tarihi, Katolik Kilisesiyle ilgili olarak, ve Katolik Kilisesinin kendi yorumlamasıyla ilgili olarak
Çünkü bütün Katolik siyasi anlayışı aynı değil tabii ki
Güçlü olduğu dönemde Katolik Kilisesinin yorumlayış tarzı, kendi doktrinine karşı olan şeyleri tartışmaya çalışmaktan ve incelemekten insanları alıkoyardı
Şimdi çoğu Hristiyan bunun Hristiyanlığa ters olduğunu söyler, buna katılıyoruz
Ama sadece tarihten bahsediyoruz, teolojiden değil
Katolik Kilisesi, bu tür entellektüel baskı yaratarak ne yapmış olurdu?
Bu birçok şeye yol açtı. Mesela Martin Luther gibi kişiler ortaya çıktı
Martin Luther Katolik geleneğe karşı bir tez yazdı
Ve Almanya, Wittenberg’de onu bir kilise duvarına çiviledi
Bu da esasen Protestan hareketine yol açtı
Zamanın ekonomik meselelerini ve zamanın ticari meselelerini de eklerseniz
Tüm bunlar ‘din savaşları’ diye nitelendirebileceğiniz şeye neden oldu
Avrupa, dini dogma ve ticari yasalar gibi şeyler yüzünden kendi kendiyle savaşmasıyla biliniyordu
Bu açıdan çok fazla bir ‘convivencia’ yoktu
Bir arada var oluş diye bir şey yoktu
30 yıl 50 yıl süren savaşlar, katliamlar vardı
Yani, Avrupa kendi kanında yüzüyordu
Bunu anlamamız çok önemli çünkü İslam tarihinin tersine çok farklı bir şey görürsünüz
Yani bu açıdan Avrupa kendi kanında yüzüyordu
Sadece bu değil. Bizans dönemine de giderseniz, Fatih Sultan Mehmed’in Konstantinopolis’i, İstanbul’u fethettiği 1453’ten önce
Bizanslılar, ne yapıyorlardı biliyor musunuz?
Kendi Hristiyan mezheplerini eziyorlardı, mesela ‘Jacobites’ (İngiltere Kralı II. James yanlısı kimseler) olanları
‘Jacobites’ kesimi kendi insanları tarafından zulüm görüyorlardı
Yani Bizans rejimi, azınlık Hristiyan mezheplere dahi zulmeden çok baskıcı bir rejimdi
Avrupa’nın şu tarihine bir bakın
Ve onu İslam tarihi ile karşılaştırın
Çünkü Osmanlılar ve Müslüman İspanya gibi Müslüman milletler, Kur’an’ın ve sünnetin değerlerini kullandıkları zaman
Bu değerleri kalplerine ve aynı zamanda topluma da yerleştirdikleri zaman
Azınlıkları hoşgördüler
‘Jacobites’ kesimini düşünün. Jacobite’lar İslam sayesinde hayatta kaldılar
İslam olmasaydı, bugünkü çoğu Hristiyan mezhepleri de olmayabilirdi
Çünkü Hristiyanlar birbirlerini öldürüyordu
İslam ahenkli bir şekilde kontrolü ele geçirdiği zaman,
Farklı dinden insanlar uyum içerisinde bereber yaşayabilir diyen bir model yarattığı görürsünüz
Bu çok önemliydi. Bu yüzden ki akademisyen A. S. Tritton “Halifeler ve Onların Gayrimüslimlere Ait Meseleleri” adlı bilimsel bir kitap yazdı
Hz. Ömer (ra)’in kanunlarının bir çalışmasıydı
Sanırım Routledge Academic Press tarafından basıldı
Alıntı yaptığı şey çok muhteşem
Diyor ki; Hristiyanlar, Hristiyan yönetimi yerine Müslüman yönetimini tercih ettiler
Allahu Ekber
Bu harika bir şey
Bunun nedeni de bizim yerleştirdiğimiz değerler, kardeşlerim, ki çok önemli
Bunun nedeni Kur’an’dan ve nebevi gelenek ve öğretiden gelen bu kilit değerler
Aynı zamanda çok ilginç olan bir başka şey, azınlıklardan bahsettiğimizde,
Özellikle Osmanlı döneminde ve Müslüman İspanya’da İslam’ın Yahudilere, Yahudi toplumuna göz kulak olduğunu görüyoruz aslında
Çünkü Yahudilerin bile tarihine bakarsanız, katliamdan geçtiklerini görürsünüz
Yahudilerin öldürüldüğünü ve ezildiğini görürsünüz
Avrupa’da ne olduğuna bakın
Almanya’da
1940’lı yıllarda
6 milyon Yahudiyi öldürdüler
Çok etkileyici olan şey, New York Times’ın baş editörü, Yahudi toplumundan biri
O dedi ki; eğer Avrupa Müslümanlar tarafından fethedilseydi, bugün hala 6 milyon daha fazla Yahudi görürdünüz
Yahudi toplumunda gördüğünüz şey, Yahudi akademisyenlerin kendileri aslında bizim onların durumunu nasıl değiştirdiğimizle ilgili olarak şaşırtıcı şeyler söylüyorlar
Örnek olarak 1453’e bakın
1453’te Konstantinopolis’i fethettiğimizde,
Yahudiler, İspanya’daki ve Avrupa’daki zulümden kaçtılar
Ve Philip Mansel’in kitabında bir mektup var. O bir tarihçi
Kitabın adı, Konstantinopolis
Yahudi bir hahamdan bir mektup alıntılamış
Mektupta şöyle yazar; “Ey kardeşlerim, Türklerin yurduna gelin!”
“Dünyanın meyveleri zengin, ağır vergiler altında ezilmiyoruz ve biz barış ve özgürlük içinde yaşıyoruz.”
Bunu 1453’te bir haham yazmıştı
Aynı zamanda başka Yahudi tarihçiler var
Amnon Cohen, “A World Within” isimli bir kitap yazdı
İki ciltlik bir kitap
Osmanlı dönemindeki yargı sistemine ait 1000 adet kayıt aldı
Bu kayıtlara baktı ve çok etkilendi
Dedi ki; Yahudi toplumunun hahamların mahkemelerine gitmek için kendi hakları olmasına rağmen
Yahudilerin çoğunluğu Kadı’ya, islami yargıça gitmek isterdi
Bunu Yahudi bir tarihçi akademisyen söylüyor
Müslüman değil
Osmanlı dönemindeki İslam tarihini okuyarak bunları söylüyor
Ayrıca gerçekten komik olan ne biliyor musunuz? Bu kayıtlarda
Onlara bakar ve der ki, Yahudi toplumu esasen Kadı ile çok rahattı
Öyle ki Yahudi kadınlar Kadı’ya gider ve nafaka hakkında bile şikayette bulunurlardı
İslam’da nafaka, yiyecek, barınma ve giyecek sağlamak için hanımın evi geçindirmesi için gereken miktar
Bence çok ilginç çünkü sosyolojik açıdan İslam’ın azınlıklarına çok fazla özgürlük ve serbestlik sağladığını gösteriyor
Ve özellikle, Yahudi kadınların Kadı’ya gidip aile içi meseleleri şikayet edecekleri kadar sosyal rahatlık ve uyumun olduğunu gösteriyor
Yani bu hayret verici bir şey
Bu tamamen hayret verici
Bu açıdan bile Osmanlılar ve Müslüman İspanya’daki liderler tarafından yerleştirilen İslami değerlerin Yahudileri muhafaza etmek için aslında harika bir ortam oluşturduğunu görüyoruz
Çünkü insanlar onlara zulmediyorlardı ama İslam yönetimi altında özgürleştiler
Bu, Müslümanlar olarak gurur duymamız gereken bir şey, kardeşlerim
Çünkü ben size bundan bahsedip sizin de bir gün güzel bir bakışaçısı edinip sonra eve gittiğinizde yine aynı eski hikayeye dönmenizi istemiyorum
Manevi diyabet acısı çekmenizi istemiyorum
Ve bu sizin için manevi bir olay değil
Tamam mı?
Bunu gerçekten dikkate almanızı böylece kendi çalışmalarınızı yapmak için cesaretlenmenizi istiyorum
Böylece ağzınızı açmak için cesaretlenmenizi, daha fazla saklanmamanızı istiyorum
Çünkü biz Müslümanlar artık daha fazla saklanma lüksümüz yok
İnsanlar sizin konuşmanızı bekliyor
Bütün dünya İslam’ın sesini yükseltmesini bekliyor
İslam’ın gerçek sesini, huzurun sesini, rahmetin sesini, adaletin sesini
Varlığın dağıtılmasının sesini, uyumun sesini, hoşgörünün sesini
Dünyanın buna ihtiyacı var
Artık daha fazla saklanamazsınız, kardeşlerim
Her sene aynı konferanslara aynı insanları getirip aynı şeyleri dinleyemezsiniz
Yeter! خلاص
Şimdi kalkıp uyarmanın vakti. قُمْ فَأَنذِرْ (Müddessir/2)
Allah ‘kalk ve uyar’ buyuruyor
Emrinize hazır bütün kaynaklara sahipsiniz
Maşaallah güçlüsünüz, maşaallah kuvvetlisiniz, maşaallah paranız da var
Maşaallah iyi yemekleriniz de var, değil mi?
Düşünsel bir geleneğiniz var, emrinize amade her şeye sahipsiniz
Şimdi sizlerin İslam adına olumlu ve şefkatli bir davayı dile getirmednin vaktidir
Unutmayın bizler أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ (insanlar için çıkarılmış) [3:110]
Allah bize insanlar için burada olduğumuzu buyuruyor
لِلنَّاسِ Arapça لِ için لِلنَّاسِ (insanlar için)
مِنَ النَّاسِ (insanlardan) değil. Biz onlardan değiliz
Biz onlar içiniz. Bunun gurur ve kibir yaratması gerekmiyor
Hayır. Bizi alçakgönüllü hale getirmesi gerekiyor
Kur’an’ın ve nebevi öğretilerin değerlerini benimsediğimizde burada insanlar için olduğumuzu fark etmemizi sağlaması gerekiyor
İnsanlıkla ilgilenmemizi gerektiriyor. Müslüman olmak böyle bir şey
Allah bizlerin شهداء (şahitler) olduğumuzu buyuruyor على الناس (insanlar üzerinde)
Biz burada insanlığa şahitiz
İnsanlarla ilgilenmek için, onların işlerini kolaylaştırmak için
Neden, kardeşlerim, her yıl dünyada 8 milyon insan açlıktan ölüyor?
UNICEF’e göre.
Ve o insanların çoğunluğu 5 yaşın altındaki çocuklar
Neden ben ve sizler böyle bir duruma izin verdik?
Gerçek terör budur
Eğer bir sayı oyunu oynamak isterseniz, gerçek terör budur
8 milyon insanın açlıktan, yiyeceksizlikten ölmesine izin vermek,
Dünyada yeterli yiyecek olduğunu bildiğimiz halde.
Bazı Amerikalıların ne kadar şişmanladıklarına bakın
Bazı Suudilerin ne kadar şişmanladıklarına bakın
Bazı Katarlıların ne kadar şişmanladıklarına bakın
Üstünüze alınmayın, ama bizler obez hale geldik
O kadar çok yiyeceğimiz var ki onunla ne yapacağımızı bilmiyoruz
İsraf edip edip duruyoruz
Mesele, yeterince yiyeceğe sahip olmamız değil
Mesele, mal varlığının dağıtılması
Neden böyle bir durumun meydana gelmesine izin verdik?
Müslümanlar olarak, bu hiç olmamalı
Ve eğer olursa, bizim insanları uyarmamız gerek
Onlara gidilecek doğru yolu göstermemiz, mal varlığının dağıtılmasını öğretmemiz
Ekonomide İslami değerleri onlara öğretmemiz gerek
Çünkü Hesap Gününde biz Allah Subhanehu ve Teala’ya karşı mesul olacağız
Bunu bir sorumluluk duygusu olarak görmenizi istiyorum
Her birinizin bir sesi var
Bu yüzden bu toplantıların, bu konferansların sadece birkaç dakikalığına size kendinizi iyi hissettirmesini istemiyorum
Ve eve gidiyorsunuz, uyuyorsunuz ve yine aynı eski rutin
Aynı eski rutin
Sizlerin canlanmasını istiyorum, bunun kalbinize ve aklınıza tohumlar ekilmesi gibi olmasını istiyorum
Böylece dönüşüm meyveleri haline gelmek için büyüyebilsinler
İstediğimiz şey bu
Çünkü dürüst olmak gerekirse, kardeşlerim, dünyadaki politikalara ve neler olduğuna bakarsanız
Bence, bütün gözler şu an Türkiye’nin üzerinde
Ekonomik olarak nispeten istikrarlı, sosyal istikrara sahip, şu an dünyada bir tür liderlik üstelenmiş
Diğer liderlerle iyi ve faal ilişkiler oluşturuyor, İslami bir sahip, uyumlu
Tüm azınlıkların uyum içinde yaşamasını sağlama geleneğini canlandırıyor; Türkler, Kürtler, Ermeniler ve diğer herkes, değil mi?
Ve bu İslami değerlere doğru yavaş, ilgi çekici bir ilerleme var, çok fazla uyum oluşmasını sağlıyor
Bu yüzden bence gözler Türkiye’nin üzerinde şu an
Gözler Türkiye’nin üzerinde, gözler sizin üzerinizde
Asıl soru şu ki siz bu konuda ne yapacaksınız? Konferanslara katılıp
Şöyle mi diyeceksiniz? ‘Elhamdulillah, Yunanlı bir kardeşimiz, Müslüman olmuş, Türkçe birkaç şey dedi, çok mutluyum
Osmanlılar hakkında birkaç şey dedi, harika hissediyorum, ha ha ha.’
Çocuk değilsiniz, yetişkinlersiniz, sizler liderlersiniz, kendinizi liderler olarak görmek zorundasınız, her Müslüman bir liderdir
Her Müslüman bir liderdir. Peygamber (s.a.v)’in hadisi bu
Herkes bir çobandır. Hepimiz çobanız
Ve hepimizin idare etmesi gereken bir şeyi var. Sürümüz
Ailelerinize, kendinize ve toplumunuza önderlik yapmanız gerekir
Çünkü bir düşünün., kardeşlerim. Kur’an’ın sadece dünyayı değil sizi de değiştirmesi gerekir
Sizi değiştirmesi gerekir
Sadece doğup kendinizi eğitip iyi bir iş bulup para kazanıp evlenip çocuk sahibi olup sonra da ölecek misiniz?
Hayatınız bu mu? Bu mu hayatınız?
Doğum, evlilik, çocuklar, ölüm?
Hayatınız bu mu?
Bunun üzerinde düşünmemiz gerek
Çünkü eğer hayatınız buysa, o halde bir inekten, bir koyundan ve bir eşekten farkınız yok
Sahiden. Bunu kendim için söylüyorum
Çünkü bütün bu şeyler içgüdüye dayalı
Hayatta kalma, çoğalma
Ot yerken bir ineğin yaptığı budur. Hayatta kalır ve sonra arkadaşıyla eşleşir ve çoğalır. Öyle değil mi?
Biz de aynı şeyi yaparız. Doktora yapmış olman umrumda değil. Harika bir işe sahip olman umrumda değil
Hala içgüdüye dayalı
Hayatta kalma, çoğalma
Hanımına şiir yazmış olman umrumda değil. Bir fark yaratmıyor
Hala bir içgüdüye dayalı
Balayınız için şu harika adaya gitmiş olman umrumda değil
Hala içgüdüye dayalı. Çoğalma.
Hayatlarımızda yaptığımız çoğu şey bu temel hayvani içgüdülere dayalı
Satın aldığımız büyük evler bile ve sahip olduğumuz büyük arabalar bile
Bunların hepsi sadece gösterişli şeyler ama temel hayvani hayatta kalma içgüdüsüne kendini indirgiyor
Hayatınız hayatta kalma ve çoğalma üzerine mi olacak?
Bu kadar mı?
Ya da hayatınızla ilgili bir şeyler yapacak mısınız?
Allah Kur’an’da buyuruyor: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ (Enfal/24)
“Ey iman etmiş olanlar!” Size diyor
Yan komşunuza demiyor. Size diyor
Allah’ın Kitabı, size gönderilmiş büyük bir aşk mektubudur
Çünkü bu Kitabı yazması, O’nun rahmetindendir
Ve Allah size diyor, ‘Ey iman etmiş olanlar!’
Allah’ın ve Elçisinin (s.a.v) size hayat verecek olan çağrısına karşılık verin
İmam Buhari, Allah ona merhamet etsin, demiştir ki, ‘Buradaki karşılık verme, tüm iyi şeylere karşılık vermektir
Ve tüm iyi şeyler, İslam’ın kendisidir.’
Yani Allah, bizlere gerçek hayatı neyin vereceğini bize söylüyor
Çünkü ulema, alimler bu ayet hakkında şöyle diyor:                                                                                                                             “Eğer Allah ve Rasûlü’nün çağrısına kulak vermezsen, yürüyen bir cenaze gibisindir. Kalbin ölmüştür.”
Manevi anlamda kalbin ölmüş. O halde hayvanlar gibisin: İçgüdülerine itaat ediyorsun. Doğum, evlenme, çocuklar, ölüm
Aralarda da, habire yemek yemek.
Değil mi?
Kendimizi geliştirmeliyiz kardeşlerim
Kendimizi geliştirip şunu anlamamız gerekiyor: Kuran’dan gelen değişim sadece Osmanlı’da hayatın değişmesiyle ilgili değildi
Sadece İslâmî İspanya’daki yaşamı değiştirmek değil, sadece ekonomi ile alakalı değil
“Tüm bunlar nasıl oldu” , sormanızı istediğim soru bu
Neden oldu? “Niye” değil mi. Neden oldu bunlar?
Olay sadece o değerlerin bizzat kendisiyle alakalı değil, aynı zamanda insanlar bu değerleri taşıdıkları için oldu tüm bunlar
Sahabe, diğer müslümanlar… Onlar Kuran ve sünnetteki değerleri taşıdılar, sadece akıllarında değil, kalplerinde de!
O nedenle Kuran’ın dünyayı değiştirmesinin sebebi, insanları değiştirmesiydi!
Bunu bir düşünün kardeşlerim! Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’in vefatından 80 yıl sonra… -ve âlimlere göre Efendimiz’in vefatı (s.a.v), ümmetin başına gelen en büyük felaketti.
Efendimiz’in (s.a.v) vefatından 80 yıl sonra, biz müslümanlar Pakistan’daydık! İspanya’daydık!
Ve bu, Efendimiz’in vefatından (s.a.v), 82 yıl sonraydı!
Müslümanlar, Efendimiz (s.a.v)’in mescidini onarmaya karar verdiler. Mescidden hala su damlıyordu
Bu şunun ispatıdır: Ozamanın insanları biliyor du ki, asıl değişimi gerçekleştiren, fikir ve kalp değişimiydi!
Hem manevi hem intellektüel bir değişim! Sadece binalar inşa etmek değil!
Osmanlı tarihinde harika camiler yapılmıştı, onlara bayılıyorum, harikalar! En muhteşem mimarî.
Ama şunu da bilmek gerekir ki camilerin kendisi, binalar toplumu değiştirmez, çimento toplumu değiştirmez, taşlar toplumu değiştirmez
Havan ve tokmak toplumu değiştirmez, tuğlalar toplumu değiştirmez, hatta para bile toplumu değiştirmez
Toplumu değiştiren değerler, düşünceler, fikirler, mânevî hâlindir
Ve buyüzden, Efendimiz’in (s.a.v) vefatından yalnızca 80 yıl sonra, biz müslümanlar Pakistan’a ve İspanya’ya kadar ulaştık ve oralarda İslam’ın adaletini, uyumunu ve barışını uyguladık
Bu hakikatin insanları ile ilgiliydi. Kuran insanların kalplerini dönüştürdü
Esas değişim bu sayede oldu. Osmanlı tarihini, İspanya’daki İslâm’ı, Bağdat’ı sıkılana kadar konuşabiliriz
Fakat bugünki asıl soru şu ki, Kuran senin kalbini nasıl değiştirecek?
Allah’ın Kitâbı kalbini nasıl değiştirecek… Bunun üzerine odaklanmak istiyorum çünkü bu geleceğimizi için çok önemli
Tarihle ilgili saplantınız olmasın. Yunanlılar gibi olmayın. Aristo ve Plato’ları var diye bir şey olduklarını sanıyorlar fakat hiçbir şey bilmiyorlar. Çünkü şimdi onlar kim? Almanya’nın köleleri.
Bu başka bir ekonomik bir problem
Ama demeye çalıştığım, tarihe saplanıp kalmayın. Çünkü biz Osmanlı tarihine baktığımızda, bu bizim önümüze bakmamız için bir motivasyon olmalı
Ve buyüzden, “Kuran dünyayı değiştirdi” dediğimizde, “Kuran, dünyayı değiştirmeleri için insanların kalplerini değiştirdi” demek istiyoruz
O halde bizim kalplerimizi değiştirmesi için ne yapabiliriz
Manevî ve sosyal alanda yapmamız gereken çok şey var bu konuda
Diriltmemiz gereken ilk şey, Kuran’ı Kerim ile bağ kurmaya başlamak kardeşlerim
Allah Teala Rahman suresinde şöyle buyuruyor: “الرحمن” “er-Rahman”\Ner-Rahman ne demek biliyor muyuz?
Sadece “Bağışlayan” demek değil. Hiçbir dil de, -türkçede ya da ingilizce de de-, “Rahman” kelimesini tam karşılayabilen bir kelime yok
“er-Rahman” kelimesinin anlamı 3 anahtar unsurdan oluşur
Birincisi: Allah’ın merhameti çok güçlü, kuvvetli, aşırıdır
İkincisi: Allah’ın merhameti okadar güçlüdür ki hiçbir şey onu durduramaz
Üçüncüsü: Allah’ın merhameti her an gerçekleşmektedir
Allah Teala “er-Rahman” buyurduktan sonra şöyle devam etmekte: “O Kuran’ı öğretti”
Bazı âlimler, bunun “Kuran’ın Allah’ın rahmetinin bir tecellisi olduğu” anlamına geldiğini söylerler
Başka bir deyişle, Kuran tüm insanlığa yazılmış bir sevgi mektubudur
Kuran tüm insanlığa yazılmış bir sevgi mektubudur
Yerhamukallah.
Kuran tüm insanlığa yazılmış bir sevgi mektubudur
Ve Allah Teala bize, kalplerimizin kilidinin açılması için, Kuran’ı tedebbür ederek okumamız gerektiğini söylüyor
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ أَمْ عَلَى قُلُوبٍ أَقْفَالُهَ (Muhammed/24)\NHâlâ Kur’ân’ı tefekkür etmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?
Bu şu anlama geliyor kardeşlerim, Kuran’ı tedebbür ettikçe, kalplerimizin kilidi Allah’ın hidayetini ve rahmetini elde etmemiz için açılmaya başlar
Bizlerin Kuran’ın tedebbür eden insanlar olmaya başlamamız gerekiyor. Evet, ezberlemek iyidir, okumak iyidir. Bu bir şifadır, mü’minlere bir rahmettir
Fakat bizim bir adım daha atıp, Kuran’ı tefekkür etmemiz gerekiyor ki onu özümseyelim ve “Kur’an olalım.”
Ve bu da her gün düzenli olarak Allah’ın kelamıyla bağ kurarsanız gerçekleşebilir. Allah’ın sana neler söylediğini anlamaya çalış
Allah’ın senden ne yapmanı istediğini anlamaya çalış, Allah’ın senden ne istediğini öğrenmeye çalış
Bu âyetlerin sana ne ifade ettiğini, hayatını ve “seni” nasıl değiştirebileceğini anlamaya çalış
Kardeşlerim, Kuran’la bu şekilde bağlanmaya başladığımızda… – sadece ezberle değil, sadece okumayla değil. Aynı zamanda tedebbürle
Allah’ın buyurduğu gibi, bu Kitap’ı tedebbür edelim. Yoksa kalplerimizde kilitler mi var?
Kuran’ı tedebbür etmeye devam edersek, Allah’ın merhameti ve hidayetini elde etmek için kalplerimizin kilitleri açılmaya başlar
Ve bu gerçekten çok önemli kardeşlerim
Çünkü Kuran’ı tedebbür ederseniz, birçok güzel şey ruhunuzu uyandırır
Örneğin, Yusuf sûresini ele alalım. Yusuf suresi harika bir suredir. En harika hikayedir
Yusuf suresi’nde Allah Teala, bu surenin “سائلين” için olduğunu söyler
“Sâilîn” , “gerçeği arayanlar” demek
Onlar, “hakikati arayan” kimselerdir
Bu sûrede harika dersler var
İbn Kayyim el-Cevzî, meşhur 14. yy âlimi, yalnızca bu sûrede bin ya da binden daha fazla ders olduğunu söyler
Âyet sayısından daha çok çıkarılacak ders var
Bu sûrede, âyet sayısından daha çok çıkarılacak ders var
Bu sûre; affetmekten, davet etmekten, sabırdan, hoşgörüden
İnsanların hatalarını görmezden gelmekten, birçok değişik konudan bahsediyor… Allah’ın planı, merhameti, depresyon
Bu sûreye tedebbür eden birinin bakış açısıyla baktığınızda, hayal bile edemeyeceğiniz şeyler göreceksiniz
Örneğin, bu sûrede baş karakterlerden birisi Ya’kub (a.s)’dır
Peygamber Yûsuf (a.s)’ın babası
Hepimiz hikayeyi biliriz, Yûsuf (a.s) kayıp… Küçük kardeşi Bünyamin de kayıp
Ya’kub (a.s) çok hüzünlü, ızdırap doluydu. Ne yapacağını bilmiyordu, çok üzgündü
Hayal edin! Bir baba çocuklarını kaybediyor
“Ben keder ve üzüntümü ancak Allah’a şikâyet ederim.” diyor (Yûsuf/86)
Ve bu ayetten hemen sonra ne diyor? Yûsuf ve Bünyamin’i arıyor olmaları gereken diğer 10 çocuğuna nasihat ediyor
“Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini arayın. Ve Allah’ın vereceği ferahlıktan ümit kesmeyin. Muhakkak ki kâfirlerden başkası Allah’ın vereceği ferahlıktan ümit kesmez.” (Yûsuf/87)
Burada bir tedebbür edin. Ya’kub (a.s)’dan bir ders öğreniyoruz
O ders de şu: Eğer üzüntün varsa, yapman gereken ilk şey, direk olarak Allah’a gitmek”
Bu duruma seni yerleştiren O, neler olduğunu en iyi anlayacak olan O
Bu durumu atlatmana yardım edebilecek olan O
Çünkü hayatına bu planı yerleştiren O
Git ve derdini yalnızca Allah’ şikayet et
Öğrendiğimiz başka bir şey de, üzgün olduğumuzda, üzüntümüzün üstesinden gelmek için, başkalarına Allah’ın rahmetini hatırlatmalıyız
Bir düşünün! Ya’kub (a.s) çok üzgün, ızdırap içinde, oğullarının kaybolmasından dolayı endişeli
Onları arayan kardeşlerine der ki “Allah’ın rahmetinde ümit kesmeyin” Çünkü Allah en merhametli olandır. Temelde demek istediği buydu
ve Allah’ın merhametinden, sadece kâfirler, hakikati inkar edenler ümit keser
Buradan üzüntüyle baş edebilmek için iki anahtar ders öğreniyoruz:\N1- Üzüntünü yalnızca Allah’a şikayet et, 2- Başkalarına Allah’ın rahmetini hatırlat
Allahu Ekber
Kuran’da bakıp da tedebbür edebileceğimiz birçok başka şey var. Bunlardan bahsetmemin sebebi Kuran’la tedebbür edebilmeye sizi cesaretlendirmek.
Çünkü tedebbür etmenin sebebi kalbimizdeki kilitleri kaldırmaktır, belki Allah’ın maksadı burada budur
“Kur’ân’ı tefekkür etmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?” \NTedebbür ettikçe, daha çok açılacak bu kilitler Allah’ın rahmeti ve hidayetini elde edebilmemiz için
Şöyle düşünüebilirsiniz: “Bunun dünyayı değiştirmekle ne alakası var?” Bunun dünyayı değiştirmekle çok alakası var
Çünkü hatırlayın, kalplerimiz Kuran tarafından dönüştürülmezse, toplumu dönüştüremeyiz
Osmanlı’nın bukadar başarılı olmasının sebebi, İspanya’daki İslamî tarihin bukadar başarılı olmasının sebebi,
İslam tarihindeki başarıların sebebi, oradaki yöneticilerin ve yönetilenlerin başarıyı hakedecek kaplere sahip olmasıydı
Kalpler Allah’a dönüş yapıyordu
Böylelikle kalplerimizin dönüşümünde anahtar nokta, Kuran’ı tedebbür etmektir. Bu anlaşılıyor mu?
Kuran’ın kalplerimizi değiştirmesi için ikinci bir şey:
Her zaman tevbe etme halinde olduğumuzdan emin olmalıyız
Allah Teala şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler, hepiniz topluca Allâh’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Nûr/31)
Tevbe, kalbimizi temizlemenin ve kurtuluşa erebilmenin, başarmanın bir yoludur
Kuran bize söylüyor! Kuran demiyor ki “İspanya’daki İslamı ve Osmanlı tarihini okumakla yetinin, değişirsiniz” \NHayır!
Kuran şunu söylemekte: Kuran’ı tedebbür edin, tevbe edin, böylece siz de o insanlar gibi olursunuz
Çünkü bu başarıyı hak edebilmemiz için kalbimizi değiştirmemizle ilgili
Diğer nokta “tevbe” , tövbe etmek.
Allah bizlere söylüyor, bunlar benim sözlerim değil! Bunları ben uydurmuyorum, âlemlerin rabbi Allah buyuruyor ki
kalplerinizin temizlenebilmesi,başarıya ulaşabilmeniz için siz tüm mü’minler Allah’a tövbe edin
Burada çok etkili bir şey var kardeşlerim, biz kime tövbe ediyoruz?
Allah merhametli, affedici, esirgeyendir
Allah’ın merhameti okadar olağanüstü ki, bizlere, “Ey kendi nefislerine karşı (kendileri aleyhine) haddi aşan kullarım. Allah’ın rahmetinden umud kesmeyin.” (zümer/53) buyuruyor
Bu, Allah
Ve Allah kullarının ona geri dönmesinden, kendi mükemmelliğine ve yüceliğine yaraşır bir biçimde, çok memnun oluyor
Çünkü tevbe, “Allah’a geri dönmek” demek.
Allah’ın sizlerden birinin O’na dönmesinden ne kadar memnun olduğunu gösteren çok güzel bir hikaye var
Hikaye şöyle… -aynı zamanda bu hikaye hadislerde geçer
Devesiyle gezen bir adam…
Bir çölde… Hayal edin, her yer kumdan bir okyanus gibi
Bu adamın devesi kaçıyor ve kayboluyor
Adam devesini bulmaya çalışıyor, çünkü eğer bulamazsa biliyor ki ölecek
Su yok, çok sıcak, çok uzun bir yol; ölür.
Bir ağaca yaslanıyor… Ve bir anda… Devesi onun yanına geliyor
Çok mutlu oluyor! Okadar mutlu oluyor ki kendinden geçiyor ve hatta buyüzden yanlışlıkla “Ey Allah! Sen benim kulumsun, ben senin rabbinim!” diyor
Bir şirk cümlesi telaffuz ediyor
Ben hikayeyi mânen anlattım, ama sonuçta hadiste dendiğine göre Allah Teala’nın bir kulu tevbe ettiğindeki sevinci, devesini bulup da mutluluktan kafası karışıp kasdetmediği bir şeyi telaffuz eden bu adamınkinden çok daha fazla
Allah senin O’na tevbe etmenden mutluluk duyuyor
İşte bu, Allah
Buyüzden biz de, günlük bir eylem olarak, tevbe sünnetini gerçekleştirmeliyiz
Efendimiz (s.a.v) günde 70 küsür kez tevbe ediyordu
Bunu amellerinizin arasına katın. Ve sadece sözlerle söylemeyin, kalbiniz de bunu kasdetsin
Çünkü bunları söylediğimiz zaman kalbimiz de bu sözlere meyletmeli
Kuran’ın kalplerimizi değiştirmesi için üçüncü bir nokta, zikrullahtır. (Allah’ı zikretmek,anmak)
Allah buyuruyor: “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d/28)
ve zikrullah, kalbi temizler ve onu başarıya hazır kılar
Bu sebepledir ki bizler Kuran ve sünnete uygun olarak Allah’ı zikretmekle meşgul olmaya başlamalıyız
Allah’ı hatırlamak, zikretmek nekadar güçlü bir şeydir biliyor musunuz kardeşlerim?
14. yy âlimi İbn el-Kayyim el-Cevzî, tüm hayatın boyunca zikr yapsan da sadece 1 saat yapmasan
ve sonra bu saati telafi etmek istesen, hayatının hepsini zikirle geçirsen bile bu bir saati telafi edemezsin
Allah’ı zikretmek nekadar da etkili
Ve zikrullah ruhen temizlenme işlemidir. Size bu konuda birkaç prensip vermek istiyorum
İmam Nevevî, “Kitâbu’l-ezkâr” diye bir kitap yazmış (zikirler kitabı)
Bu kitapta ve başka diğer kitaplarında, kaliteli bir zikir yapmak için bazı prensipler sayıyor
Örneğin biz namazdan sonra kaliteli zikir yapmıyoruz. Biz, “makineli tüfek zikri” yapıyoruz
Bazı kardeşleri şöyle görüyorsunuz:
Bu zikir değil, bu sadece ağız egzersizi
Zikir, bu sözleri yumuşakça,açıkça ve sakince söylediğinde olur
Örneğin “Subhanallah” derseniz, ama sadece ağızınızla değil, kalbinizle de söylerseniz… Kalbin “Allah noksan sıfatlardan münezzehtir.” demeli
“Elhamdulillah” (Şükür ve övgü yalnızca Allah’adır) dediğinizde, kalbiniz de bunu kasdetmeli. Zikir budur.
Osmanlı liderlerinin, İslâmî İspanya’daki liderlerin, ve sahabilerin başarılı olmalarının sebebi Allah’ı çok zikreden insanlar olmalarıydı
Onlar öyle zikir insanlarıydı ki sahabe, ihtiyaçlarını gidermeye gittiklerinde ağızlarına taş koyarlarmış. Çünkü ağızları Allah’ı zikretmeden duramazmış
Şöyle düşünebilirsiniz: “Bu Hamza’ya ne oldu, hep manevi şeylerden bahsediyor”
Ama kardeşlerim biliyor musunuz, kalbimizi bu şekilde temizleyebiliriz. Kuran’ı tedebbür etmek, tövbe etmek ve Allah’ı zikretmek
Bunlar bizim için temel şeyler kardeşlerim
Çünkü biz bunları yapmazsak, ozaman nasıl Osmanlı’yı geri getireceğiz? Nasıl? Bunu hak etmemiz gerek
Ve kalplerimiz dünyanın yeni liderleri olmaya hazır olmalı
ve belki bunu hayatımızda görmeye başlarsak Allah bize başarıyı nasip eder
Ve belki, inşaallah…
Formüle ekleyecek bir şey daha var:
O da
Kuran’ın dünyayı değiştirme sebeplerinden biri de şu ki, evet Kuran dünyanın değişmesi için kalpleri değiştirir; ama bu kalpleri, Allah’a davet etsin diye değiştirir
Davet çalışmalarıyla meşgul olması için
Çünkü kardeşlerim.. Sevseniz de sevmeseniz de.. -tarihimiz hakkında dürüst davranmalıyız
Osmanlı’nın son dönemlerindeki bozukluklardan biri, biraz tamahkar olmamızdı. Değil mi
Büyük saraylar, altından klozetler… Subhanallah
Biraz materyalist olduk, Fransa’ya özenmeye başladık. -Burada Fransız varsa alınmasın olur mu-
Avrupâî bir hayat tarzını benimsemeye başladık
Onların kralları ve kraliçeleri gibi olmalıyız
Servet topladık, servet güç getiren şeydir sandık. Servet hiçbir zaman asıl gücün nedeni olamaz kardeşlerim
İslam ve bizim Allah’la olan bağımız bize güç veren şeylerdir
İnsanları Allah’a çağırmamızdır
Çünkü davet, dünyayı değiştiren bir şeydir
Allah buyuruyor: ادع الى سبيل ربك (Nahl/125)\N”Rabbinin yoluna çağır”
Çünkü davet dünyayı değiştirir kardeşlerim
Ve davet, Allah’ın yapmaya çağırdığı bir şeydir
Eğer tüm peygamberlerin hikayelerini okusanız… -bunlar zikr hikayeleri değil, teheccüd, helal et hikayeleri ya da nasıl giyinmemiz gerektiği ile ilgili hikayeler değil
Bu hikayeler ne hikayeleri? Sizi duyamıyorum?\NDavet! Bu hikayeler tevhid ve davet hikayeleridir
Burada cesurca bir şey söylemek istiyorum:\NEğer Allah’ın yolunda yürümüyorsanız hiçbir zaman Kuran’daki hikayelerle, Allah’ın kitabıyla bağ kuramazsınız!
Çünkü bu hikayeler davet hikayeleri! Eğer davet yapmıyorsan, böyle bir hayat yaşamıyorsan, bu hikayelerle ilişki kuramazsın
Onlar senin için soyut olur
Kuran yolunda yürümüyorsan, Kuran senin için bir anlam ifade etmez
Ruhen tamâm olmazsın. Tekrar ediyorum: İnsanları Allah’a çağırmadıkça ruhen tamamlanmış olmazsın
لا يؤمن أحدكم حتى يحب لأخيه ما يحب لنفسه (Buhârî, Îmân, 7)
Hiçbiriniz kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.
Ve bu kardeşlik sadece müslüman kardeşliği için geçerli değil
Bu “insaniyyet”tir. İmam Nevevi, bunun “insanlık” olduğunu söylemiş; İmam İbni Recep el-Hanbeli bu tüm insalıktır demiş
Çünkü diğer hadislere baktı ve başka bir hadiste “الناس” “Kendin için istediğini tüm insanlar için istemedikçe” olarak da geçtiğini gördü
İmanın meyvelerini, kendimiz için istediklerimizi başkaları için de istemedikçe tadamayız
Soru şu: “Kimi en çok seviyorsun?”
Allah (s.v.t) ve Muhammed (s.a.v)
Eğer gerçekten inanan biri olmak istiyorsan, o halde Efendimiz (s.a.v) bize söylüyor: “Sevdiğini başkalarına da ver”
O halde Allah’a duyduğun sevgiyi, Peygamberimiz’e (s.a.v)’e duyduğun sevgiyi başkasına nasıl verirsin? Ne yapman gerekir?
Davet etmelisin! Bu özsaygı psikolojisi meydana getirir. Eğer kendini Allah’a daha yakın olmak isteyen biri olarak görüyorsan, davet yapmaya başlamalısın
Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor bunu! “لا يؤمن” “Gerçekten iman etmiş olmazsınız”
Kendin için istediğini başkası için istemedikçe
Bu bizim özsaygı psikolojimizle alakalı
Allah Kuran- Kerim’de buyuruyor! Bu bizim başarımızla ilgili bir durum
Osmanlı tarihinin tekrar canlanmasını istiyorsun, İslamî İspanya’yı geri istiyorsun, dünyada adaletin ve barışın tekrar varolmasını istiyorsun. Dünyada adalet ve barış istiyor musun?
Sizi duyamıyorum?\N-Evet!
Bunu yapmanın yolu Allah’ın yoluna çağırmak. Allah bunu söylüyor! Başarı buna bağlı
وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (Âl-i İmran/104)
İçinizden bir grup (sizin gibi!) çıkıp hayra çağırsın. İbn Kesir demiş ki burada hayır tüm İslam’dır.
İyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.
En büyük başarı, sadece dünyada değil ahirette de…- ki imam Kurtubi bu başarının cennet olduğunu söylemiş
O halde dünyayı değiştirmek istiyorsanız davet yapmalısınız. Yapabildiğiniz ölçüde
Size demiyorum ki mübarek kardeşimiz Nouman Ali Khan gibi olun. Allahümme bârik lehu. Allah onun hayatına bereket versin onu korusun, mübarek eylesin.
Önümüzdeki hafta onunla buluşacağım Texas’ta ve sizin selamınızı söyleyeceğim inşaallah. Ve Türkiye’ye gelmesini söyleyeceğim inşaallah
İlla böyle olun demiyorum, ama kendi yönteminizle, kendi üstünüze düşeni yapın
İnsanlara Allah’ı anlatın, direk olarak onları dünyanın köleliğinden kurtaracak tevhide çağırın
Onları cennetin ve Allah’a itaat etmenin özgürlüğüne kavuşturacak tevhide
Bizim yapmak istediğimiz bu, insanları önemsemek istiyoruz insanlara iyi haberler vermek istiyoruz
Ayrıca onları Allah’ın rahmetinden kaçmak hakkında uyarmak istiyoruz
Davet ile ilgilenmeliyiz. Çünkü davet, kardeşlerim, aynı zamanda dualarımızın kabulüne bir sebep olabilir
Bunu biliyor muydunuz? Dua mü’minin silahıdır değil mi
Hastaysanız,mutluysanız,mutsuzsanız,birisi iyi değilse,ekonomik probleminiz varsa, sosyal probleminiz varsa dua edersiniz…Dua dua dua…
Mü’minin silahı. Ama Peygamberimiz (s.a.v) der ki;
“Ya iyiliği emredip kötülükten sakındırırsınız…” ki bu davet demektir.
“Ya da Allah Kendi tarafından size azap gönderir, (gönderir de) dua edersiniz; artık duanız kabul edilmez.” Ebû Dâvûd, melâhim 17; Tirmizî, fiten 8.
Efendimiz (s.a.v) bize burada, davet yapmanın duamızın kabul aşamasının kalbi olduğunu belirtiyor
Bu çok önemli kardeşlerim
Kim olduğunuzu belirler (kendimiz için istediğimizi başkası için de istemezsek hakiki iman etmiş olmuyoruz), bize başarı veriyor, aynı zamanda da dualarımızın kabul olmasını sağlar
Bu çok anlamlı kardeşlerim, bu sizi değiştirir.
“Allah’a davet eden ve salih amel yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?” (Fussilet/33)
Âlimler, burada Allah’ın, İslam’ın değerlerine çağıran, tevhide çağıran kişi için en iyi kişi dediğini söylerler
En iyi insan doktorası ya da 4 ayrı derecesi olan insan falan değildir, ya da büyük evleri serveti olan insan değildir. Allah bize en iyi insanın kim olduğunu söylüyor
En iyi insan Allah yoluna çağıran ve salih amel işleyendir
Toplumumuza, çocuklarımıza öğretmemiz gereken budur
Allah bize öncelikleri söylüyor kardeşlerim
Allah öncelikleri gösteriyor. En iyi insan Allah yoluna çağıran ve salih amel işleyendir
Ve davet, kardeşlerim, dünyadaki en ödülü hak eden iştir
Efendimiz (s.a.v) bir hadislerinde buyurmuşlar ki, -mânen naklediyorum-, eğer bir insana bir hayrı gösterirsen sen de o hayrın sevabını alırsın
Birini İslam’a davet ediyorsun, birini namaz kılmaya, Kuran okumaya, Allah’a inanmaya, İslam’ın uyumunu gözetmeye çağırıyorsun
Sen de o hayrın ecrini alıyorsun
Ve evlenirlerse, 2 çocukları olur da o çocuklarında 2 çocuğu olur da onlar da evlenirse…
Ve nesiller geçtikçe sen onların namaz,oruç,hac,umre,Kuran okuma,sadaka ecirlerini kazanacaksın
ve Hesap Gününde, mizanında tüm bu amelleri göreceksin. Zikr, Kuran, Hac… Hatta “Bunları ben mi yapmışım” dersin
Ama hepsi sana ait. Çünkü sen bu insanları İslam’a samimiyetle ve Allah rızasını gözeterek çağırdın
İnsanları Allah’a davet etmekten daha fazla ödülü hak eden bir şey yok
Oyüzden bu çok önemli kardeşlerim
Davet dünyayı değiştirir
Çünkü Osmanlı nasıl Osmanlı oldu sanıyorsunuz
İslam’dan önce kimlerdi
Biliyor musunuz
Osmanlılar İslam’dan önce kimdi ? Bilen var mı? Bana cevap verin
Efendim?
Kimlerdi?
Putperesttiler tamam, kültür olarak, kimlerdi?
Aynı zamanda barbardılar, bazıları göçebe, bazıları gelişmemişti
İslam’dan önce… – Sahabe İslam’dan önce kimdi?
Putperest, kızları diri diri toprağa gömen
Kadınların çadır evlerinde bayrak vardı bunun da anlamı “tüm erkekler içeri girebilir”
Kadınlara kötü davranıyorlardı
Ekonomik adaletsizlik, hiç yoktan kan dökme
Ve Peygamberimiz’in (s.a.v) daveti bu toplumu değiştirdi
Ve sahabenin daveti de diğer toplumları değiştirdi
Osmanlılar meydana geldi, İspanya’daki o İslam meydana geldi, çünkü insanlar onlara davet yaptı
Müslüman mı doğuverdiler, hayır! Bazılarının mesajı iletmesi gerekiyordu
Ve buyüzden öncelikli çözüm, davet yapmaktır
Çünkü dünyada İslam’ın uyumunu,huzurunu ve adaletini istiyorsan, o halde mesajı yaymalısın
Saklanmayı bırakmalıyız, korkmayı bırakmalıyız kompleksli olmamalıyız. Bu aşağılık kompleksini kırın.
Korkmanız gereken hiçbir şey yok, utanacağınız bir şey yok, saklanacağınız bir şey yok
Bencil olmayı bırakmalıyız
Benciliz. İslam denen bu harikulade huzur parçasına sahibiz,mutluyuz, Allah’a bağlıyız
Ama bunu başkalarına da vermeliyiz
Bencil olmayın kardeşlerim, labirentteki bir adamın hikayesine benziyor bu
Bu labirentteyiz, arkamızda ailemiz ve arkadaşlarımız var.
Ve labirent yanıyor
Kurtulmak için labirentten derhal bir çıkış yolu bulmamız gerek
Ve labirentin haritası sadece sana verilmiş diye düşün
Ne yaparsın? Haritayı alır ve kaçarsın, ama sonra arkana bir bakarsın ki tüm labirent yanmış ve ailenle arkadaşların da içinde yanmış
Neden? Çünkü sen onlara haritayı vermedin. Sen onlarla gidiş yönlerini paylaşmadın
Bu bencil bir insandır
Hatta bazıları diyebilir ki bu kötü bir insan
Ama bu kişi belkide bizizdir kardeşlerim
Bu labirentte yaşıyoruz
Yanıyor
Ailemiz ve arkadaşlarımız var
Haritamız var, ki o da Kuran
Ama onu kendimize saklıyoruz
Biz kurtulabiliriz belki ama, kendi ailemiz ve arkadaşlarımızın helak olmasını kolaylaştırıyor olabiliriz
Düşünmemiz gereken bir şey bu
Üzerinde derince düşünmemiz gereken bir şey
Anlamamız gereken bir şey
O nedenle kardeşlerim… Osmanlı hakkında, İslam tarihi hakkında çok şey biliyoruz. Azınlıkları koruduk, ekonomik adalet oluşturduk, uyum oluşturduk, Avrupa’daki rönesans hareketinin önünü açtık
Ama bunları nasıl başarabileceğimizi anlamak için kalplerimizin bu başarıları hak etmesi gerekiyor
Başarıyı elde edebilmemiz için kalplerimizde bu olanakğın olabilmesinin yolları, Kuran’ı tedebbür etmek,
Tövbe etmek ve Allah’ı çokça hatırlamaktır
Bunlar başarılı insanlardır
Aynı zamanda davet yapmakla ilgilenmeye başlamak. İnsanları Allah’a çağırmakla.
Çünkü insanları Allah’a davet etmek bizi başarıya ulaştırır ve dualarımıza icabet edilir, Allah’ın Kuran’da ve Efendimiz’in hadisinde dediği gibi (s.a.v)
Bununda üstünde bir de çokça ecir kazanırız
Gerçekten bu başarının tarifidir
Başarıya giden yoldur
Tarihte takılı kalmayın. Tarihte olan güzellikleri anlayın, ama neden olmuş onu da anlayın
Çünkü bunları yapan insanlar selim kalpleri vardı ve davet yaptılar
Buradan bugün öğrendiğiniz bir şey olduysa, uyguladığınızdan emin olun
Kalpleriniz üzerine ve başkaları üzerine çalışarak
Buyüzden lütfen değerli kardeşlerim, sizleri Allah için seviyorum
Sizlerden şunu istiyorum… – çünkü son haftalarda Michigan’a, Filedelfiya’ya, Medine’ye,Texas’a, Hong Kong’a gidiyorum
Ben bu gezileri yaparken, çok insanın programa gelip de alkışlayıp “Ooo harikaydın Hamza” demesini falan istemiyorum. Bu hiçbir şey.
Bu ihlas değildir. Bu ya Hollywood ya Bollywood yada Turkeywood falandır.
Neyse. Ben gerçekten buradaki fikirleri, dersleri alıp eve götürmenizi ve uygulamanızı istiyorum
Kalbiniz üzerinde nasıl çalışacağınızı biliyorsunuz: Kuran’ı tedebbür etmek, tövbe etmek, Kuran ve sünnete uygun bir şekilde kalbinizle de hissederek zikr yapmak, ve davet yapmak
İnanıyorum ki bu başarı için bir tarif olabilir. Çünkü size bir şey söyleyeyim
Lideriniz Erdoğan’ı seviyorsunuzdur değil mi? Hepimiz onu seviyoruz. Allah onu mübarek kılsın ve ona yol göstersin.
Peki ya vefat ederse
Yerini kim alacak
Demeye çalıştığım şey, iyi liderlik insanlardan gelir
Sadece iyi liderlere sahip olmakla değil, iyi takipçilerin de olmasıyla alakalıdır
Bu takipçilerin temiz kalpleri olmalı
Bu insanların çağırdığı şeye çağırmalılar. Ki o da iyi bir toplum oluşturmak için İslam’ın uyumu, doğru ahlak kurallarıdır
O halde ümitlerinizi tek bir kişiye bağlamayın, İslam bu şekilde yürümez
İslam bu şekilde yürümez
Sizin değişimin kendisi olmanız gerek. Allah Teala Kuran’da buyuruyor ki:
Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.(Ra’d/11)
Buyüzden büyük liderler görüp kendiniz de onların bir yansıması olun
Sevdiğiniz insanların bir yansıması olduğunuza emin olun
Kalbinizi değiştirmek ile iyice ilgilenin, insanları İslam’a davet edin, inanıyorum ki bunları yaparsak başka bir Osmanlı dönemi daha yaşarız
Ve bunu hepimiz beraberce yapabiliriz
Avrupanın, özellikle Yunanistan’ın buna ihtiyacı var. Ekonomik kriz, endişe…
Suriye’de kaos var, Afrika’da var, her yerde var…
Çözüme ihtiyacımız var, millet… Ama bu çözümler soyut bir ideoloji,soyut bir fikirden çıkmayacak. Bunlar hakikatin insanlarından çıkacak
Güçlü kalpli, Allah’a bağlı ve Allah’a çağırmaya cesareti olan insanlardan…
Önceden dediğim gibi, başarıyı elde ettiren kanıtlar sundum. Oyüzden başarmak istiyorsanız artık ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz, tamam?
Bunu yaptığınızdan emin olun, lütfen, Allah rızası için, size yalvarıyorum
Çünkü kıyamet günü hepinizi orada mutlu yüzlerle nurlu yüzlerle görmek istiyorum
Kitabınızın sağ elinizden verildiğini ve Allah’a yönelip O’na “Ey Allah’ım bana verdiklerinde elimden gelenin en iyisini yaptım..
…Kendimi düzeltmeye çalıştım, günah işledim ama Efendimiz’e şöyle demesini ilham ettin ‘Tüm ademoğulları hata işler, hata işleyenlerin en hayırlılıları ise tövbe edenlerdir’…
ve ben kendimi düzeltmek için ve başkalarını senin yoluna çağırmak için çabaladım, çünkü biliyorum ki başarıya giden yol budur” dediğinizi…
ve Allah’ın rahmetiyle alınıp Cennet’e götürülürsün inşaallah
Ama bunu ancak bunları yaparsak hak edebiliriz
Bunu yapabildiğiniz kadar kendi imkanlarınızla yapın. Bu ülkede harika alimleriniz var, imamlarınız, hocalarınız var. Onlarla iletişimde olun
Son olarak söylemek istediğim şu inşaallah
İslam’ı seven insanlarla, İslam hakkında çok bir şey bilmeyen ama dinin kültürlerinin bir parçası olduğu,seküler insanlarla kültürel bir çarpışma meydana geldiği an
Türkiye’de böyle bir uyuşmazlık var, benim Londra’daki eski bazı seküler arkadaşlarım da bile aramda oluyor böyle uyuşmazlıklar
Bir şey farkettim, kardeşlerim unutmayın ki, onlar sizin kardeşleriniz
Onları “öteki” olarak görmeyin, onlara düşman gözüyle bakmayın
Bu insanlar sizin gibi cefa çekti, anne-babaları, anneanneleri-dedeleri, İslam hakkındaki yanlış bilgilendirmeler…
İslam’ın ağzını kapamak isteyen sosyal politik bir hareketin mağduru oldular
Onları suçlamayın, onlar toplumlarının ürünleri oldular
Kültürlerinin ürünleri
Onlara bakıp da parmakla göstermeyin, çünkü siz bir parmağınızla işaret ederken diğer 3 parmak da size işaret eder
Allah size namaz kılma ya da başörtü takma ya da daha dindar olma olanağı verdiyse bu sizin kimseden üstün olduğunuzu göstermez
Buna manevi dînî ego deniyor, egonun en kötü türü
İnsanları yargılamayın
Çünkü İslam’ın ilk nesilleri, insanlarla her zaman onlar kendilerinden önce cennete gidecekler düşüncesiyle konuşurlardı
Çünkü insanlar son anlarında nasıl olur bilemezsiniz
Hadisleri bilirsiniz, bir insan tüm hayatı boyunca günah işlese ve bir iyi amel üzerine ölse eninde sonunda cennete gider
Ve tüm hayatı boyunca iyi amel işlemiş birisi kötü bir amel üzerine ölse cehenneme gidiyor
Dinsel bir kibriniz olmasın. “Biz ve onlar” Hayır!
Bunlar sizin insanlarınız. Sizin vatandaşlarınız. Sizin aileniz. Bunlar sizin Türk kardeşleriniz.
Şeytani bir bölücü kampanyanın kurbanı olmayın, onları davet edin
İslam hakkında hiçbir şey bilmiyorlar, vallahi, onlara İslam hakkında konuşsanız hiçbir fikirleri yoktur
Propaganda dolayısıyla korkuyorlar. Yanlış bilgilendirme dolayısıyla korkuyorlar.
Korkuyorlar çünkü bilmiyorlar
Kendinizi tutup kavgaların ve tartışmaların bir parçası olmamalısınız. Olgun olun. Bunu bir sebebin belirtisi olarak görün sadece
O sebep de: Onlar senin bildiğini bilmiyor
Onlara karşı daima merhametli ve daima sabırlı ol
Çünkü bu ülkede görmek istediğiniz son şey iç karışıklık
Taksim Meydanı’nda ve bazen bazı başka yerlerde gördüğümüz gibi. Bunları istemiyoruz
Evet insanlar arasında anlaşmazlık çıkacak, ama insanların nereden geldiğine dikkat edin
Neden öyle düşündüklerini anlamaya çalışın. Onlara katılmanız gerekmiyor ama onları anlayın
Empati sahibi olun, merhametli olun, gerçek İslam’ın nasıl olduğunu gösterin
Bence bu Türkiye’deki çok büyük bir engel olacak
Ve bence bunu kibirli olmayarak, kendinizin başkasından iyi olduğunuzu düşünmeyerek çözebilirsiniz. Merhametli olarak, İslamınızın, kendi yolunuzun güzelliğini göstererek
İki grup kargaşasına düşmeyin. Toplum, boks maçı değildir
Bundan daha karışıktır
Buyüzden kardeşlerim lütfen sırf “bir tarafı tutup diğerinden nefret ediyoruz” diye Türkiye’nin oyalanma sebebi olmayalım
Çünkü Türkiye bu şekilde başarılı olamaz
Hiçbir millet bu şekilde başarılı olamaz
Bir toplum, İslam’ı taşıyan insanlar mesajı insanların anlayacağı ve seveceği bir şekilde aktarırlarsa başarılı olur
Sizden bir süre nefret de etseler, yüzünüze de tükürseler, hakkınızda yalan da söyleseler, hakkınızda her türlü şeyi de söyleseler, sabırlı olun
Sabırlı olun, merhametli olun. Ve bu şekilde inşaallah bu küçük problemi çok büyümeden çözebiliriz
Onları kardeşleriniz olarak görün
Onları kardeşleriniz olarak görün, bu size yardımcı olur, çünkü onlar sizin neler yaptığınızı bilmiyor,Allah’a bağlanmanın İslam’ı geniş çağta anlamanın tadını hiç almamışlar
Son olarak, gerçekten burada olmayı çok seviyorum, Türkiye’yi seviyorum. Bence İstanbul dünyadaki en güzel şehir. Bu konuşmayı vermeden önce de bunu düşünüyordum, buraya 2007-2008’de gelmiştim
Çok güzel bir şehir, tarihi harika, harika insanları var. Yemekleriniz harika. Bu arada çok acıktım. Yemek yemeliyim inşaallah.
Güzel yemekleriniz, harika bir kültürünüz, harika insanlarınız, ayrıca harika şiirleriniz, harika bir maneviyatınız var
Allah’a dua ediyorum ki buradan bir şeyler öğrenmişsinizdir ve kalbinizle ve davet çalışmalarıyla ilgilenirsiniz
Tek yapabildiğim size dua etmek dostlar, ben burada yaşamıyorum, siz burada yaşıyorsunuz, seyahat ettikçe size dua edeceğim
İnşaallah Allah size, hükümetinize,insanlarınıza başarı versin, sadece Türkiye için değil dünya için bir başarı versin
İstediğimiz bu. Müslüman dünyadan Rohingya’lıların, Burma’lıların yaşadığı krizi gidip gören tek başbakan, Türk başbakandı. Ve ağlıyordu
Daha fazla böyle insan istiyoruz
Bu merhametten daha çok istiyoruz. Dünyada çok fazla merhamet yok, böylelerini daha çok görmek istiyoruz oyüzden
İbn Cevzî’nin dediği gibi: “Merhameti gördüğünde İslam’ı görmelisin”
Büyük selfie!
Tüm dünyaya bir mesaj göndermek istiyorum, Esselamu Aleykum deyin
deyin ki “Osmanlı gelecek!”


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

Sizin Tepkiniz Nedir?

İLGİNÇ İLGİNÇ
0
İLGİNÇ
ÜZDÜ ÜZDÜ
0
ÜZDÜ
HARİKA HARİKA
0
HARİKA
HAHA HAHA
0
HAHA
AMAN ALLAH'IM AMAN ALLAH'IM
0
AMAN ALLAH'IM
BAŞARILI BAŞARILI
0
BAŞARILI

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı