Video

Dünyayı Değiştiren Kitap [Konferans-Hamza Tzortzis]

Altyazı:

Aman Allahım Bismillahirrahmanirrahim İnnelhamdelillah vassalatu vesselamu ala Rasulillah İhvan ve ahavat, erkek ve hanım kardeşler, saygıdeğer büyükler Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu Allah Subhanehu ve Teala’nın Kitabı hakkında konuşmamız için bu etkinliği organize eden kardeşlere teşekkür etmek istiyorum Bize birlikte olma fırsatı verdiği için Allah Subhanehu ve Teala’ya şükretmek istiyorum Modern dönemde çok ilginç durumlar yaratan Allah’a şükrediyorum Şöyle ki Müslüman olan bir Yunan var Ve Türk insanlarının kalpleriyle bağlantı kurmak için Türkiye’ye seyahat etmiş İslam’daki kardeşliğin hiçbir sınır tanımadığının farkına varmamız için Bu benim için bir mucize Allah’a imanın, Allah sevgisinin ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e olan sevginin insanları bir araya getirmesi İslam’ın mucizesidir Tarihi düşmanlar olsalar bile, gelecekteki kardeşleri haline gelirler Bu, İslam’ın bir mucizesidir Bu aslında Allah’ın Kitabı’nın bir mucizesidir Çünkü tarihi incelerseniz, Kur’an’ın vahyolunduğu dönemde, Arabistan’da savaşmakta olan çeşitli kabileler görürüz Bazen yıllarca savaşırlardı Bazen bir deve yüzünden savaşırlardı Ama Kur’an geldiği zaman, Bedevi Arapların kalplerini değiştirdi Kalpleri değiştirdi ve Kur’an onları bir araya getirdi Bu salonda böylesine harika yüzler görmekten dolayı Allah Subhanehu ve Teala’ya şükretmek istiyorum Allah sizi mübarek kılsın, cennetle mükafatlandırsın, bu hayatta da ahirette de size başarı versin Allah Türkiye’ye başarı versin Allah Subhanehu ve Teala, Türkiye Hükümeti’ne daha çok bereket versin Allah Subhanehu ve Teala, hayatlarınıza daha çok bereket versin Böylece hepiniz, buradaki herkes, kalenin burçları haline gelin, işaret ışıkları olun Elçiler olun. Sadece Türkiye için değil, İslam için Böylece Osmanlı mirasınızı canlandırırsınız Çünkü tarihinizin 90 yıl önce başlamadığını hepinizin anlaması gerek Bu sizin tarihiniz değil Aldanmayın Nasıl 90 yıl hafızayı Sizin tarihiniz Cebrail (a.s) Peygamberimize (s.a.v) “İkra bismi Rabbikellezi halak” dediği zaman başladı “Yaratan Rabbinin adıyla oku” Bu ilk birkaç kelime, kardeşlerim, her şeyi değiştirdi Bu yüzden tarihini anlamak zorundasın Malcolm X’in bir seferinde dediği gibi, ‘Eğer bir milleti yok etmek isterseniz, onlara tarihlerini unutturun.’ İşte bu yüzden sizin zihinsel, manevi ve kültürel olarak dirilmeniz için, tarihinizi diriltmeniz gerek Geçmişte kim olduğunuzu yeniden canlandırmanız gerek Çünkü Allah’ın Kitabının dünyayı değiştirdiğini düşündüğümüzde Tarihin en iyi taraflarından, üzerinde düşünmek ve dönüp bakmak için tarihin en iyi dönemlerinden biri aslında Osmanlı tarihidir Çünkü Osmanlı tarihi belli kişilere özgü bir şey değildi İslam’ın kendisine özgüydü Çünkü Kur’an ve sevgili Peygamberimiz Muhammed (s.a.v)’in o güzel öğretileri, aslında toplumu değiştiren ve Osmanlı dönemini yaratan değerler ve prensiplerdi Çünkü mesela Osmanlıları düşünürseniz, “Osmanlı” Osmanlıları düşündüğünüzde, Osmanlılar aslında olağanüstü bir oluşumdu Çünkü mesela ekonomiyi örnek alalım. Ekonomi Osmanlılar insanlara yiyecek, barınak ve giysi sağladı Bu Peygamber geleneğiyle alakalı Peygamberimiz (s.a.v)’in bir hadisiyle ilgili. Demişti ki “Ademoğlunun tüm ihtiyacı olan yiyecek, barınak ve giysidir” Yiyecek, barınma ve giysi. Dağıtmaya yönelik bir ekonomik felsefe yaratır Haddinden fazla rekabete yönelik bir ekonomik felsefe yaratmaz Ve bu tam olarak Osmanlıların yapmış olduğu şeydir Peygamberimiz (s.a.v)’den değerler aldılar, Kur’an’dan değerler aldılar Allah Kur’an’da, varlık sadece zenginler arasında elden ele dolaşan bir şey haline gelmemesini, varlığı dağıtmamız gerektiğini buyurduğu zaman, Bu oldukça ilginç çünkü Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, günümüz anlamında çok benzer bir çıkarımda bulunuyor Gıda ve Tarım Örgütü, doyurmak için yeterince yiyeceğe sahip olduğumuzu söylüyor… Problem mi var? *Problem değil abicim* Elhamdulillah *Çok güzel* Dünyayı değiştirmeyi düşündüğümüzde, ekonomiye bakarak belli bir perspektiften görebiliriz Osmanlılar, Peygamberimizin (s.a.v) hadislerine, öğretilerine baktıklarında, insanlara yiyecek, barınma ve giysi vermekten bahsediyordu Herkesin en temel ihtiyaçlarının karşılandığından emin oldular Kur’an’a baktıklarında, Kur’an varlığın dağıtılmasından bahsediyordu Kur’an, varlığın sadece zenginlerde olmaması, toplum içerisinde yayılması gerektiğini buyuruyor Bunlar, Osmanlı toplumunu şekillendiren en temel değerlerdi Bu yüzden tarihçilerle konuştuğunuzda ve Osmanlı camiilerinden birine gittiğinizde, Kubbe şeklinde iki sepet olduğunu söylerler, mermer sepetler, ve bunlar altın ile doluydu Altınla dolu. Ve eğer fakirsen, biraz altın madeni para alırdın Cebine koyar ve o günlük yiyecek ve barınmanı elde ederdin Eğer zenginsen, elini koyar ve biraz sadaka verirdin Tarihçiler, bu sadaka sepetlerinin her zaman dolu olduğunu söylüyor Bu da gösteriyor ki tarihte ilk kez, ya da bilinen tarihte, herkesin yiyeceği, barınağı ve giysisi vardı Bu çok önemli çünkü bunun tarihi bir tesadüf olduğunu düşünmenizi istemiyorum Osmanlıların sosyo-politik açıdan başarılı olmalarının nedeni, bir tür tesadüf ya da yeni bir siyasi teori değildi Ya da laikliğin yeni bir formu falan değildi. Hayır Bunun nedeni İslam’dı Osmanlı anayasasını çalışırsanız, Mecelle’yi çalışırsınız, İslam’la ilgili sahip oldukları her türlü kaynağı çalışırsınız İslami bir çevreydi. İslami felsefeleri vardı, İslami düşünme, İslami fikir Ekonomiden toplumsal alana, ahlaktan tıp alanına her şeyin İslami bir temeli vardı Bu yüzden Osmanlıların başarısına baktığımızda, özellikle ekonomik açıdan görürsünüz ki Onlar aslında belli bir zaman herkese yiyecek, barınma ve giysi sağlamışlardı Yani bu gurur duyulacak bir şey Bu bilgiyi bildiğinizi düşünebilirsiniz ama beyninizdeki unutun, onu kalbinize koyun Bu sizi gururlandırmalı, kibirli bir şekilde değil, helal bir şekilde Gurur duyun çünkü günümüzdeki milletlere bakın Avustralya’ya bakın, evsiz insanlar var Birleşik Krallık’a bakın, 80.000 evsiz aile var Amerika Birleşik Devletleri’ne bakın, kendi insanlarını bile doyuramıyor Chicago’nun merkezinde çocuklar günün tek öğününü yiyebilsinler diye okula gidiyorlar Okulda günde bir öğün Philadelphia’ya bakın, hükümet destekli konutlarda oturanlar biraz yiyecek bulmak için yerlere, çöplere bakmak zorundalar Bu Amerika’da oluyor Bu Amerika’da oluyor Ve sizin tarihiniz, bizim tarihimiz çünkü o bizim tarihimiz Osmanlı tarihi, İslam tarihidir Osmanlı tarihi, dünya tarihidir çünkü insanların bundan bir şeyler öğrenmeleri gerekir Ekonomik açıdan nasıl başarılı olabileceklerini görmeleri için Böylece herkese adilce bir dağılım olsun Herkesin yiyeceği, barınağı ve giysisi olsun Bu çok önemli çünkü, bununla başlamak istedim ki şunu fark edin Eğer Kur’an’ın değerlerinden uzaklaşırsak, Peygamberimiz (s.a.v)’in değerlerinden uzaklaşırsak, Hep daha fazla karanlığımız ve daha fazla karanlığımız ve daha fazla karanlığımız olacak Ama eğer Allah’ın Kitabı’na yakınlaşırsak, Peygamberimiz (s.a.v)’in öğretilerine yakınlaşırsak Daha çok ‘nur’umuz olacak, ve daha fazla nurumuz ve daha fazla nurumuz Çünkü İslam budur, Kur’an budur “Biraz daha yavaş olabilir misiniz çünkü…” *Tamam abi* Daha yavaş olmamı istiyor *Yavaş yavaş* *Tamam” Ne kadar yavaş istiyorsun? Peki Öncelikli olarak… Nerede kalmıştım? Ne diyordum? Ne diyordum? Daha çok nur! CezakAllahu hayr (Allah razı olsun) Kur’an’ın değerlerini benimsediğimizde ve Peygamberimiz (s.a.v)’in değerlerini benimsediğimizde Hayatımızda daha çok aydınlığa sahip olacağız Tarihimizde bu açıkça ortaya konduğunda, bu aydınlığı görüyoruz Sadece Osmanlılar değil, aynı zamanda ondan çok şey öğrenmemiz gereken Müslüman İspanya Müslüman İspanya’da, kardeşlerim, tarihçilerin “Convivencia” (bir arada var oluş) dediği bir şey vardı “Convivencia” bir arada var olma demektir Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler arasında bir arada var oluş söz konusuydu Osmanlılarda olduğu gibi İspanya’daki “Convivencia” ile ilgili ilginç olan şey, dünyayı sonsuza dek değiştiren bir şey yaratmış olmasıdır Dikkatli dinleyin Bu arada bunu uydurmuyorum Burası İstanbul Üniversitesi. Kütüphaneye gidin ve kitapları bulun Bu kitaplar müslümanlar tarafından yazılmamış, bunlar gayrimüslim akademisyenler Müslüman İspanya’yı incelerseniz, Müslüman İspanya dünyayı sonsuza dek değiştiren bir şey, bir gerçeklikti İlerleme açısından. Bunu neden söylüyorum? Müslaman İspanya’da politik bir huzur vardı Çünkü Kur’an’ın ve Peygamberimizin (s.a.v) değerlerini uygulamıştı Neydi bu değerler? Neydi onlar? Ve bunlar İspanya’da nasıl ortaya kondular? Mesela, Allah (s.v.t) bize adaletli olmayı öğretir Allah bize adaletli olanı sevdiğini söyler Allah buyurur يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ “Ey iman edenler Allah için adaletli şahitler olun Diğerlerine karşı kininiz sizi adaletten uzaklaştırmasın Adaletli olun çünkü o sizin görevinize daha yakındır” (Maide:8) Allah Subhanehu ve Teala Kur’an’da bizlere nazik olmamızı, insanlara merhamet duymamızı söylüyor Hz. Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem nebevi gelenek içerisinde çeşitli hadislerde bize şunu söyledi Her kim bizim korumamız altındaki bir gayrimüslime zarar verirse, Peygamberin (s.a.v) kendisine zarar vermiş olur Azınlıklar, adalet, uyum, ahenk ve huzur konusunda işte böyle değerlerimiz var Bu değerler müslüman İspanya’da uygulanıyordu Müslüman, Yahudi ve Hristiyan’ın tabiatın birbiriyle bağlantılı ilkelerini gözden geçirecekleri bir huzur ortamı yarattı Kainattaki insan yaşamına, her şeyin nasıl yürüdüğüne bakabilecekleri bir ortam Çünkü Kur’an aynı zamanda her şey nasıl yürüdüğüne bakmamız konusunda bizi teşvik etti Allah buyuruyor, ‘Yerler ve gökler alemini incelemiyor musunuz?’ Bilimle uğraşmak ve ilerlemeci olmak için manevi motivasyonumuz vardı Müslüman İspanya’da herkesin bilimsel araştırmalar ve keşifler yapmak için birlikte çalışacağı bir toplum oluşturmak için doğru değerlerimiz vardı Şu çok ilginç ki müslüman İspanya’da bu tür bilimlerin büyük oranda canlanması söz konusuydu Astronomi, fizik, matematik, çok sayıda farklı şey üzerine el yazmaları vardı Çok ilginç ki İslam tarihinde çok özel bir şahsiyet vardır, Müslüman İspanya’da aslında, ve onun ismi Musa ibn Meymun Aynı zamanda Maymonides diye bilinir O bir müslüman değildi, bir Yahudiydi Yahudiler onu ikinci Musa olarak görürlerdi Musa ibn Meymun’u, Maymonides’i ikinci Musa olarak gördüler İspanya’nın İslami kültüründen gelme biriydi Evet, bir Yahudiydi ama bütün teolojisini Müslümanlarla beraber çalışması sonucu geliştirdi Bu şunu gösteriyor, bu insanlar, Müslüman, Yahudi, Hristiyan birlikte çalışıyorlardı Hatta filolojik bir açıdan bile Bilimlere geri dönersek, matematik, astronomi, fizik üzerinde elyazmalarımız vardı Ve Hristiyanlar Toledo’yu ele geçirdiklerinde İspanya’yı ele geçirdiklerinde, ne buldular? Bütün bu elyazmalarını buldular Ve elyazmalarını Avrupa’ya geri götürdüler ve tercüme ettiler Ve bu, batı tarihinin kilit bir noktasıydı Çünkü Avrupa’nın Rönesans’a doğru ilerlemesi için ihtiyaç duyulan entellektüel ortamı oluşturdu Profesör Thomas Arnold, “İslam Öğretisi” (The Preaching of Islam) adlı kitabının 131.sayfasında şöyle der: Müslüman İspanya, Avrupa’nın Rönesans’a girmesine olanak sağlayan ilk milletti, eğer kabul ederseniz Çünkü Müslümanlar Yunan kültüründen, Hint kültüründen şeyler aldılar, tıbbı ilerlettiler Bilimleri ilerlettiler ve aslında eşi benzeri görülmemiş şeyler geliştirdiler Bunun farkına varmamız çok önemli çünkü bu Kur’an’ın değerlerinin ve Hz.Peygamber(s.a.v)’in sünnetindeki değerlerinin bir sonucuydu Çünkü eğer Müslüman İspanya’da bu değerlere sahip olmasaydık, ‘convivencia’ya sahip olmazdık Bilimsel araştırmalar yapmak için farklı halkların bir arada var olması diye bir şeye sahip olmazdık Bu yüzden çok ilginçtir, çünkü biz tarihimizle gurur duymalıyız Bu kitap, Allah’ın Kitabı, aslında dünyayı değiştirdi Ve eğer Allah’ın Kitabının Müslüman İspanya’yı değiştirmiş olması gerçekse, ve Müslüman İspanya’nın bilimleri geliştirmesi ve bu bilimlerin Avrupalılar tarafından alınması ve bunun da Rönesans’a olanak sağlaması, bunlar gerçekse Çok cesur bir iddiada bulunabiliriz, diyebiliriz ki Eğer Kur’an olmasaydı, Hz.Muhammed (s.a.v) olmasaydı iPhone’a sahip olamazdın Ama gerçek bu. Bir düşünün Avrupa’daki Rönesans olmasaydı, iPhone’u keşfetmemiz ya da geliştirmemiz için gereken bilimsel gelişmeye sahip olamazdın İlginçti ki Müslüman İspanya hiç olmasaydı, Rönesans da olmazdı Kur’an ve sünnet olmasaydı, Müslüman İspanya da olmazdı Bağlantı şu şekilde: iPhone-> Rönesans -> Müslüman İspanya -> Kur’an ve sünnet Doğrudan bir bağlantı oluşturuyor Bu yüzden bence yapmamız gereken İstanbul’daki Apple mağazasına gidip bedava iPhone 6 istemek Çünkü o bizim mirasımız. Eğer İslam olmasaydı, algoritma olmazdı İslam olmasaydı, Avrupa’nın doğadaki birbiriyle bağlantlı prensipleri incelemesi için tarihteki gerekli kilometre taşları olmazdı Bu yüzden kapitalizmin modern kurucusu, -nispeten modern. 18. yüzyıl- Adam Smith der ki, bunu makalelerinin birinde (Adam Smith’s Essays published in London) bulabilirsiniz O dedi ki, Halife İmparatoluğu, Müslüman Lider İmparatorluğu, İnsanların doğadaki birbiriyle bağlantılı ilkeleri incelemeleri için gereken huzur ortamını oluşturan ilk devletti Çünkü bu düşünürler adildi İslami ortamın bütün insanların hoşgörü ile ahenk içinde bir araya gelmesi ve böyle araştırma yapmaları için ideal ortam olduğunu anladılar Bu arada bu demek değil ki sadece Müslümanlar bilimle uğraştı. Hayır Gayrimüslimler de öyle yaptı Ama farkına varmanızı istediğim nokta, bilimsel araştırmalar yapmaları için bütün farklı insanları bir araya getiren bu siyasi ortamın nereden geldiği İslami değerlerden geliyordu Hoşgörü, uyum, rahmet, ilerleme gibi değerler Bu Müslümanlar olarak çok gurur duymamız gereken bir şey İnsanlara göstermek için, modern zamanlarda diğer örneklere baktığınız zaman Kimseyi suçlamak için değil ama karanlık ve yıkım dolu diğer örneklere baktığınızda Sadece biraz tarihe geri dönüp bakmalarını insanlara hatırlatmanız gerek Bizim görkemli geçmişimizi görmeleri için Ve bu görkemli geçmiş, Allah’ın Kitabının ve Hz.Peygamber(s.a.v)’in öğretilerinin bir sonucuydu Bunu daha da ileriye götürebilirim Şunu iddia edebilirim ki ilk bilim adamı bir Müslümandı Bunu ben demiyorum, bunu uydurmuyorum, çılgın deli bir müfti de demiyor, tamam mı? Bir akademisyen diyor: David C. Lindberg. O bir tarihçi O bir bilim tarihçisi. Şunu tartıştı ve söyledi: İbn-i Heysem ilk resmi bilim adamıydı 10. ya da 11.yüzyılda optik bilimi üzerine kitap yazdı Ve bu kitapta bilimsel metoda şekil verdi, onu resmiyete döktü Bilimsel metoda resmiyet kazandırdı Ve çoğu tarihçi ona ilk bilim adamı der Evet, ondan önce Yunanlılar bilim hakkında düşündüler Ama İbn-i Heysem bilimi uyguluyordu O resmiyete uygun deneysel metodu geliştirdi Bu yüzden tarihteki çoğu akademisyen ya da tarihçi akademisyenler esasen İbn-i Heysem’in ilk bilim adamı olduğunu söylüyor Çok ilginç olan şey şu ki, kardeşlerim, İbn-i Heysem bir biyografi yazmıştı Biyografisi, onun bilimle uğraşma sebebini açıklar Kendi yöntemiyle bilimsel metodu geliştirmesinin sebebi Allah’a yakınlaşmak istemesiydi Çünkü Allah’ın Kitabı bizlere göklerin ve yerin alanlarını incelememizi söyler Allah’ın Kitabı bizlere ruhlarımızda olanı incelememizi söyler Çünkü insanoğlu, kardeşlerim, bir mikroevrendir Küçük bir evrendir Bu makroevren içinde, bu büyük evren içinde Bu bana İkbal’in bir şiirini hatırlatıyor Kim İkbal’i daha önceden duydu? Şair? Onu bilmiyor musunuz? Onu öğrenin. O Asyalı, Pakistanlı bir şairdi Ama olağanüstü bir şairdi. O kadar ki bazı alimlerimiz onun şiirinin Kur’an’ın bir tefsiri olduğunu söyler Onun şiiri, Kur’an’ın tefsiriydi Bu bana şu şiiri hatırlatıyor: O, kafir kimse için şöyle dedi O evrende kaybolmuştur Ama iman eden kimsenin içindeyse evren kaybolur Şu manada, bir Müslüman, bir mümin yaratılmışlara baktığı zaman, kainata baktığı zaman Onu içselleştirir ve evrende bir hikmet olduğunu anlar Bir Şeyin evreni yaratmış olduğunu ve O Şeyin Kendisine ibadet edilmeyi hak ettiğini Benim O’nu bilmemi ve O’nu sevmemi hak ettiğini Bu çok etkileyici Bu açıdan, kardeşlerim, görüyoruz ki Kur’an’ın değerleri gerçekten de dünyayı değiştirdi Bunu insanlara yiyecek, barınak ve giyecek sağlayan Osmanlı tarihinde gördük Bugün dahi insanlara yiyecek, barınak ve giyecek veremiyoruz Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri gibi yerlerde bile Aynı zamanda görüyoruz ki Kur’an’ın değerleri ve de peygamberi öğretiler Avrupa’yı tamamen değiştirdi Avrupa’yı tamamen değiştirdi Çünkü o ilk devletti ki sosyopolitik düzeyde bütün insanların bilimleri keşfetmesi için o huzur ortamını yaratmıştı Bunu Avrupa ile, Orta Çağ Avrupası ile karşılaştırın Orta Çağ Avrupası tam bir karmaşaydı Tamamen bir keşmekeş Böyle olmasının sebebi, farklı halkların birlikte yaşaması için doğru değerlere ya da doğru sosyopolitik yapılara sahip olmamalarıydı Bu da beni Kur’an’ın dünyayı nasıl değiştirdiğine dair bir sonraki noktaya götürüyor Çünkü Orta Çağ döneminde Avrupa kendi içinde savaş halindeydi Hristiyanlar bile Hristiyanları öldürüyordu Eğer Avrupa tarihi okursanız, zamanın Katolik Kilisesi’nin herhangi bir düşünceyi önlemek için devletin baskıcı gücünü kullandığını görürsünüz Bunu ben uydurmuyorum. Londra Ekonomi Okulu’ndan Profesör John Sharway’in eserlerini okuyun Bunu ben uydurmuyorum. Bunlar kurgu tarzı hikayeler değil. Bu Avrupa tarihinin kendisi Avrupa Tarihi, Katolik Kilisesiyle ilgili olarak, ve Katolik Kilisesinin kendi yorumlamasıyla ilgili olarak Çünkü bütün Katolik siyasi anlayışı aynı değil tabii ki Güçlü olduğu dönemde Katolik Kilisesinin yorumlayış tarzı, kendi doktrinine karşı olan şeyleri tartışmaya çalışmaktan ve incelemekten insanları alıkoyardı Şimdi çoğu Hristiyan bunun Hristiyanlığa ters olduğunu söyler, buna katılıyoruz Ama sadece tarihten bahsediyoruz, teolojiden değil Katolik Kilisesi, bu tür entellektüel baskı yaratarak ne yapmış olurdu? Bu birçok şeye yol açtı. Mesela Martin Luther gibi kişiler ortaya çıktı Martin Luther Katolik geleneğe karşı bir tez yazdı Ve Almanya, Wittenberg’de onu bir kilise duvarına çiviledi Bu da esasen Protestan hareketine yol açtı Zamanın ekonomik meselelerini ve zamanın ticari meselelerini de eklerseniz Tüm bunlar ‘din savaşları’ diye nitelendirebileceğiniz şeye neden oldu Avrupa, dini dogma ve ticari yasalar gibi şeyler yüzünden kendi kendiyle savaşmasıyla biliniyordu Bu açıdan çok fazla bir ‘convivencia’ yoktu Bir arada var oluş diye bir şey yoktu 30 yıl 50 yıl süren savaşlar, katliamlar vardı Yani, Avrupa kendi kanında yüzüyordu Bunu anlamamız çok önemli çünkü İslam tarihinin tersine çok farklı bir şey görürsünüz Yani bu açıdan Avrupa kendi kanında yüzüyordu Sadece bu değil. Bizans dönemine de giderseniz, Fatih Sultan Mehmed’in Konstantinopolis’i, İstanbul’u fethettiği 1453’ten önce Bizanslılar, ne yapıyorlardı biliyor musunuz? Kendi Hristiyan mezheplerini eziyorlardı, mesela ‘Jacobites’ (İngiltere Kralı II. James yanlısı kimseler) olanları ‘Jacobites’ kesimi kendi insanları tarafından zulüm görüyorlardı Yani Bizans rejimi, azınlık Hristiyan mezheplere dahi zulmeden çok baskıcı bir rejimdi Avrupa’nın şu tarihine bir bakın Ve onu İslam tarihi ile karşılaştırın Çünkü Osmanlılar ve Müslüman İspanya gibi Müslüman milletler, Kur’an’ın ve sünnetin değerlerini kullandıkları zaman Bu değerleri kalplerine ve aynı zamanda topluma da yerleştirdikleri zaman Azınlıkları hoşgördüler ‘Jacobites’ kesimini düşünün. Jacobite’lar İslam sayesinde hayatta kaldılar İslam olmasaydı, bugünkü çoğu Hristiyan mezhepleri de olmayabilirdi Çünkü Hristiyanlar birbirlerini öldürüyordu İslam ahenkli bir şekilde kontrolü ele geçirdiği zaman, Farklı dinden insanlar uyum içerisinde bereber yaşayabilir diyen bir model yarattığı görürsünüz Bu çok önemliydi. Bu yüzden ki akademisyen A. S. Tritton “Halifeler ve Onların Gayrimüslimlere Ait Meseleleri” adlı bilimsel bir kitap yazdı Hz. Ömer (ra)’in kanunlarının bir çalışmasıydı Sanırım Routledge Academic Press tarafından basıldı Alıntı yaptığı şey çok muhteşem Diyor ki; Hristiyanlar, Hristiyan yönetimi yerine Müslüman yönetimini tercih ettiler Allahu Ekber Bu harika bir şey Bunun nedeni de bizim yerleştirdiğimiz değerler, kardeşlerim, ki çok önemli Bunun nedeni Kur’an’dan ve nebevi gelenek ve öğretiden gelen bu kilit değerler Aynı zamanda çok ilginç olan bir başka şey, azınlıklardan bahsettiğimizde, Özellikle Osmanlı döneminde ve Müslüman İspanya’da İslam’ın Yahudilere, Yahudi toplumuna göz kulak olduğunu görüyoruz aslında Çünkü Yahudilerin bile tarihine bakarsanız, katliamdan geçtiklerini görürsünüz Yahudilerin öldürüldüğünü ve ezildiğini görürsünüz Avrupa’da ne olduğuna bakın Almanya’da 1940’lı yıllarda 6 milyon Yahudiyi öldürdüler Çok etkileyici olan şey, New York Times’ın baş editörü, Yahudi toplumundan biri O dedi ki; eğer Avrupa Müslümanlar tarafından fethedilseydi, bugün hala 6 milyon daha fazla Yahudi görürdünüz Yahudi toplumunda gördüğünüz şey, Yahudi akademisyenlerin kendileri aslında bizim onların durumunu nasıl değiştirdiğimizle ilgili olarak şaşırtıcı şeyler söylüyorlar Örnek olarak 1453’e bakın 1453’te Konstantinopolis’i fethettiğimizde, Yahudiler, İspanya’daki ve Avrupa’daki zulümden kaçtılar Ve Philip Mansel’in kitabında bir mektup var. O bir tarihçi Kitabın adı, Konstantinopolis Yahudi bir hahamdan bir mektup alıntılamış Mektupta şöyle yazar; “Ey kardeşlerim, Türklerin yurduna gelin!” “Dünyanın meyveleri zengin, ağır vergiler altında ezilmiyoruz ve biz barış ve özgürlük içinde yaşıyoruz.” Bunu 1453’te bir haham yazmıştı Aynı zamanda başka Yahudi tarihçiler var Amnon Cohen, “A World Within” isimli bir kitap yazdı İki ciltlik bir kitap Osmanlı dönemindeki yargı sistemine ait 1000 adet kayıt aldı Bu kayıtlara baktı ve çok etkilendi Dedi ki; Yahudi toplumunun hahamların mahkemelerine gitmek için kendi hakları olmasına rağmen Yahudilerin çoğunluğu Kadı’ya, islami yargıça gitmek isterdi Bunu Yahudi bir tarihçi akademisyen söylüyor Müslüman değil Osmanlı dönemindeki İslam tarihini okuyarak bunları söylüyor Ayrıca gerçekten komik olan ne biliyor musunuz? Bu kayıtlarda Onlara bakar ve der ki, Yahudi toplumu esasen Kadı ile çok rahattı Öyle ki Yahudi kadınlar Kadı’ya gider ve nafaka hakkında bile şikayette bulunurlardı İslam’da nafaka, yiyecek, barınma ve giyecek sağlamak için hanımın evi geçindirmesi için gereken miktar Bence çok ilginç çünkü sosyolojik açıdan İslam’ın azınlıklarına çok fazla özgürlük ve serbestlik sağladığını gösteriyor Ve özellikle, Yahudi kadınların Kadı’ya gidip aile içi meseleleri şikayet edecekleri kadar sosyal rahatlık ve uyumun olduğunu gösteriyor Yani bu hayret verici bir şey Bu tamamen hayret verici Bu açıdan bile Osmanlılar ve Müslüman İspanya’daki liderler tarafından yerleştirilen İslami değerlerin Yahudileri muhafaza etmek için aslında harika bir ortam oluşturduğunu görüyoruz Çünkü insanlar onlara zulmediyorlardı ama İslam yönetimi altında özgürleştiler Bu, Müslümanlar olarak gurur duymamız gereken bir şey, kardeşlerim Çünkü ben size bundan bahsedip sizin de bir gün güzel bir bakışaçısı edinip sonra eve gittiğinizde yine aynı eski hikayeye dönmenizi istemiyorum Manevi diyabet acısı çekmenizi istemiyorum Ve bu sizin için manevi bir olay değil Tamam mı? Bunu gerçekten dikkate almanızı böylece kendi çalışmalarınızı yapmak için cesaretlenmenizi istiyorum Böylece ağzınızı açmak için cesaretlenmenizi, daha fazla saklanmamanızı istiyorum Çünkü biz Müslümanlar artık daha fazla saklanma lüksümüz yok İnsanlar sizin konuşmanızı bekliyor Bütün dünya İslam’ın sesini yükseltmesini bekliyor İslam’ın gerçek sesini, huzurun sesini, rahmetin sesini, adaletin sesini Varlığın dağıtılmasının sesini, uyumun sesini, hoşgörünün sesini Dünyanın buna ihtiyacı var Artık daha fazla saklanamazsınız, kardeşlerim Her sene aynı konferanslara aynı insanları getirip aynı şeyleri dinleyemezsiniz Yeter! خلاص Şimdi kalkıp uyarmanın vakti. قُمْ فَأَنذِرْ (Müddessir/2) Allah ‘kalk ve uyar’ buyuruyor Emrinize hazır bütün kaynaklara sahipsiniz Maşaallah güçlüsünüz, maşaallah kuvvetlisiniz, maşaallah paranız da var Maşaallah iyi yemekleriniz de var, değil mi? Düşünsel bir geleneğiniz var, emrinize amade her şeye sahipsiniz Şimdi sizlerin İslam adına olumlu ve şefkatli bir davayı dile getirmednin vaktidir Unutmayın bizler أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ (insanlar için çıkarılmış) [3:110] Allah bize insanlar için burada olduğumuzu buyuruyor لِلنَّاسِ Arapça لِ için لِلنَّاسِ (insanlar için) مِنَ النَّاسِ (insanlardan) değil. Biz onlardan değiliz Biz onlar içiniz. Bunun gurur ve kibir yaratması gerekmiyor Hayır. Bizi alçakgönüllü hale getirmesi gerekiyor Kur’an’ın ve nebevi öğretilerin değerlerini benimsediğimizde burada insanlar için olduğumuzu fark etmemizi sağlaması gerekiyor İnsanlıkla ilgilenmemizi gerektiriyor. Müslüman olmak böyle bir şey Allah bizlerin شهداء (şahitler) olduğumuzu buyuruyor على الناس (insanlar üzerinde) Biz burada insanlığa şahitiz İnsanlarla ilgilenmek için, onların işlerini kolaylaştırmak için Neden, kardeşlerim, her yıl dünyada 8 milyon insan açlıktan ölüyor? UNICEF’e göre. Ve o insanların çoğunluğu 5 yaşın altındaki çocuklar Neden ben ve sizler böyle bir duruma izin verdik? Gerçek terör budur Eğer bir sayı oyunu oynamak isterseniz, gerçek terör budur 8 milyon insanın açlıktan, yiyeceksizlikten ölmesine izin vermek, Dünyada yeterli yiyecek olduğunu bildiğimiz halde. Bazı Amerikalıların ne kadar şişmanladıklarına bakın Bazı Suudilerin ne kadar şişmanladıklarına bakın Bazı Katarlıların ne kadar şişmanladıklarına bakın Üstünüze alınmayın, ama bizler obez hale geldik O kadar çok yiyeceğimiz var ki onunla ne yapacağımızı bilmiyoruz İsraf edip edip duruyoruz Mesele, yeterince yiyeceğe sahip olmamız değil Mesele, mal varlığının dağıtılması Neden böyle bir durumun meydana gelmesine izin verdik? Müslümanlar olarak, bu hiç olmamalı Ve eğer olursa, bizim insanları uyarmamız gerek Onlara gidilecek doğru yolu göstermemiz, mal varlığının dağıtılmasını öğretmemiz Ekonomide İslami değerleri onlara öğretmemiz gerek Çünkü Hesap Gününde biz Allah Subhanehu ve Teala’ya karşı mesul olacağız Bunu bir sorumluluk duygusu olarak görmenizi istiyorum Her birinizin bir sesi var Bu yüzden bu toplantıların, bu konferansların sadece birkaç dakikalığına size kendinizi iyi hissettirmesini istemiyorum Ve eve gidiyorsunuz, uyuyorsunuz ve yine aynı eski rutin Aynı eski rutin Sizlerin canlanmasını istiyorum, bunun kalbinize ve aklınıza tohumlar ekilmesi gibi olmasını istiyorum Böylece dönüşüm meyveleri haline gelmek için büyüyebilsinler İstediğimiz şey bu Çünkü dürüst olmak gerekirse, kardeşlerim, dünyadaki politikalara ve neler olduğuna bakarsanız Bence, bütün gözler şu an Türkiye’nin üzerinde Ekonomik olarak nispeten istikrarlı, sosyal istikrara sahip, şu an dünyada bir tür liderlik üstelenmiş Diğer liderlerle iyi ve faal ilişkiler oluşturuyor, İslami bir sahip, uyumlu Tüm azınlıkların uyum içinde yaşamasını sağlama geleneğini canlandırıyor; Türkler, Kürtler, Ermeniler ve diğer herkes, değil mi? Ve bu İslami değerlere doğru yavaş, ilgi çekici bir ilerleme var, çok fazla uyum oluşmasını sağlıyor Bu yüzden bence gözler Türkiye’nin üzerinde şu an Gözler Türkiye’nin üzerinde, gözler sizin üzerinizde Asıl soru şu ki siz bu konuda ne yapacaksınız? Konferanslara katılıp Şöyle mi diyeceksiniz? ‘Elhamdulillah, Yunanlı bir kardeşimiz, Müslüman olmuş, Türkçe birkaç şey dedi, çok mutluyum Osmanlılar hakkında birkaç şey dedi, harika hissediyorum, ha ha ha.’ Çocuk değilsiniz, yetişkinlersiniz, sizler liderlersiniz, kendinizi liderler olarak görmek zorundasınız, her Müslüman bir liderdir Her Müslüman bir liderdir. Peygamber (s.a.v)’in hadisi bu Herkes bir çobandır. Hepimiz çobanız Ve hepimizin idare etmesi gereken bir şeyi var. Sürümüz Ailelerinize, kendinize ve toplumunuza önderlik yapmanız gerekir Çünkü bir düşünün., kardeşlerim. Kur’an’ın sadece dünyayı değil sizi de değiştirmesi gerekir Sizi değiştirmesi gerekir Sadece doğup kendinizi eğitip iyi bir iş bulup para kazanıp evlenip çocuk sahibi olup sonra da ölecek misiniz? Hayatınız bu mu? Bu mu hayatınız? Doğum, evlilik, çocuklar, ölüm? Hayatınız bu mu? Bunun üzerinde düşünmemiz gerek Çünkü eğer hayatınız buysa, o halde bir inekten, bir koyundan ve bir eşekten farkınız yok Sahiden. Bunu kendim için söylüyorum Çünkü bütün bu şeyler içgüdüye dayalı Hayatta kalma, çoğalma Ot yerken bir ineğin yaptığı budur. Hayatta kalır ve sonra arkadaşıyla eşleşir ve çoğalır. Öyle değil mi? Biz de aynı şeyi yaparız. Doktora yapmış olman umrumda değil. Harika bir işe sahip olman umrumda değil Hala içgüdüye dayalı Hayatta kalma, çoğalma Hanımına şiir yazmış olman umrumda değil. Bir fark yaratmıyor Hala bir içgüdüye dayalı Balayınız için şu harika adaya gitmiş olman umrumda değil Hala içgüdüye dayalı. Çoğalma. Hayatlarımızda yaptığımız çoğu şey bu temel hayvani içgüdülere dayalı Satın aldığımız büyük evler bile ve sahip olduğumuz büyük arabalar bile Bunların hepsi sadece gösterişli şeyler ama temel hayvani hayatta kalma içgüdüsüne kendini indirgiyor Hayatınız hayatta kalma ve çoğalma üzerine mi olacak? Bu kadar mı? Ya da hayatınızla ilgili bir şeyler yapacak mısınız? Allah Kur’an’da buyuruyor: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ (Enfal/24) “Ey iman etmiş olanlar!” Size diyor Yan komşunuza demiyor. Size diyor Allah’ın Kitabı, size gönderilmiş büyük bir aşk mektubudur Çünkü bu Kitabı yazması, O’nun rahmetindendir Ve Allah size diyor, ‘Ey iman etmiş olanlar!’ Allah’ın ve Elçisinin (s.a.v) size hayat verecek olan çağrısına karşılık verin İmam Buhari, Allah ona merhamet etsin, demiştir ki, ‘Buradaki karşılık verme, tüm iyi şeylere karşılık vermektir Ve tüm iyi şeyler, İslam’ın kendisidir.’ Yani Allah, bizlere gerçek hayatı neyin vereceğini bize söylüyor Çünkü ulema, alimler bu ayet hakkında şöyle diyor:                                                                                                                             “Eğer Allah ve Rasûlü’nün çağrısına kulak vermezsen, yürüyen bir cenaze gibisindir. Kalbin ölmüştür.” Manevi anlamda kalbin ölmüş. O halde hayvanlar gibisin: İçgüdülerine itaat ediyorsun. Doğum, evlenme, çocuklar, ölüm Aralarda da, habire yemek yemek. Değil mi? Kendimizi geliştirmeliyiz kardeşlerim Kendimizi geliştirip şunu anlamamız gerekiyor: Kuran’dan gelen değişim sadece Osmanlı’da hayatın değişmesiyle ilgili değildi Sadece İslâmî İspanya’daki yaşamı değiştirmek değil, sadece ekonomi ile alakalı değil “Tüm bunlar nasıl oldu” , sormanızı istediğim soru bu Neden oldu? “Niye” değil mi. Neden oldu bunlar? Olay sadece o değerlerin bizzat kendisiyle alakalı değil, aynı zamanda insanlar bu değerleri taşıdıkları için oldu tüm bunlar Sahabe, diğer müslümanlar… Onlar Kuran ve sünnetteki değerleri taşıdılar, sadece akıllarında değil, kalplerinde de! O nedenle Kuran’ın dünyayı değiştirmesinin sebebi, insanları değiştirmesiydi! Bunu bir düşünün kardeşlerim! Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’in vefatından 80 yıl sonra… -ve âlimlere göre Efendimiz’in vefatı (s.a.v), ümmetin başına gelen en büyük felaketti. Efendimiz’in (s.a.v) vefatından 80 yıl sonra, biz müslümanlar Pakistan’daydık! İspanya’daydık! Ve bu, Efendimiz’in vefatından (s.a.v), 82 yıl sonraydı! Müslümanlar, Efendimiz (s.a.v)’in mescidini onarmaya karar verdiler. Mescidden hala su damlıyordu Bu şunun ispatıdır: Ozamanın insanları biliyor du ki, asıl değişimi gerçekleştiren, fikir ve kalp değişimiydi! Hem manevi hem intellektüel bir değişim! Sadece binalar inşa etmek değil! Osmanlı tarihinde harika camiler yapılmıştı, onlara bayılıyorum, harikalar! En muhteşem mimarî. Ama şunu da bilmek gerekir ki camilerin kendisi, binalar toplumu değiştirmez, çimento toplumu değiştirmez, taşlar toplumu değiştirmez Havan ve tokmak toplumu değiştirmez, tuğlalar toplumu değiştirmez, hatta para bile toplumu değiştirmez Toplumu değiştiren değerler, düşünceler, fikirler, mânevî hâlindir Ve buyüzden, Efendimiz’in (s.a.v) vefatından yalnızca 80 yıl sonra, biz müslümanlar Pakistan’a ve İspanya’ya kadar ulaştık ve oralarda İslam’ın adaletini, uyumunu ve barışını uyguladık Bu hakikatin insanları ile ilgiliydi. Kuran insanların kalplerini dönüştürdü Esas değişim bu sayede oldu. Osmanlı tarihini, İspanya’daki İslâm’ı, Bağdat’ı sıkılana kadar konuşabiliriz Fakat bugünki asıl soru şu ki, Kuran senin kalbini nasıl değiştirecek? Allah’ın Kitâbı kalbini nasıl değiştirecek… Bunun üzerine odaklanmak istiyorum çünkü bu geleceğimizi için çok önemli Tarihle ilgili saplantınız olmasın. Yunanlılar gibi olmayın. Aristo ve Plato’ları var diye bir şey olduklarını sanıyorlar fakat hiçbir şey bilmiyorlar. Çünkü şimdi onlar kim? Almanya’nın köleleri. Bu başka bir ekonomik bir problem Ama demeye çalıştığım, tarihe saplanıp kalmayın. Çünkü biz Osmanlı tarihine baktığımızda, bu bizim önümüze bakmamız için bir motivasyon olmalı Ve buyüzden, “Kuran dünyayı değiştirdi” dediğimizde, “Kuran, dünyayı değiştirmeleri için insanların kalplerini değiştirdi” demek istiyoruz O halde bizim kalplerimizi değiştirmesi için ne yapabiliriz Manevî ve sosyal alanda yapmamız gereken çok şey var bu konuda Diriltmemiz gereken ilk şey, Kuran’ı Kerim ile bağ kurmaya başlamak kardeşlerim Allah Teala Rahman suresinde şöyle buyuruyor: “الرحمن” “er-Rahman”\Ner-Rahman ne demek biliyor muyuz? Sadece “Bağışlayan” demek değil. Hiçbir dil de, -türkçede ya da ingilizce de de-, “Rahman” kelimesini tam karşılayabilen bir kelime yok “er-Rahman” kelimesinin anlamı 3 anahtar unsurdan oluşur Birincisi: Allah’ın merhameti çok güçlü, kuvvetli, aşırıdır İkincisi: Allah’ın merhameti okadar güçlüdür ki hiçbir şey onu durduramaz Üçüncüsü: Allah’ın merhameti her an gerçekleşmektedir Allah Teala “er-Rahman” buyurduktan sonra şöyle devam etmekte: “O Kuran’ı öğretti” Bazı âlimler, bunun “Kuran’ın Allah’ın rahmetinin bir tecellisi olduğu” anlamına geldiğini söylerler Başka bir deyişle, Kuran tüm insanlığa yazılmış bir sevgi mektubudur Kuran tüm insanlığa yazılmış bir sevgi mektubudur Yerhamukallah. Kuran tüm insanlığa yazılmış bir sevgi mektubudur Ve Allah Teala bize, kalplerimizin kilidinin açılması için, Kuran’ı tedebbür ederek okumamız gerektiğini söylüyor أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ أَمْ عَلَى قُلُوبٍ أَقْفَالُهَ (Muhammed/24)\NHâlâ Kur’ân’ı tefekkür etmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var? Bu şu anlama geliyor kardeşlerim, Kuran’ı tedebbür ettikçe, kalplerimizin kilidi Allah’ın hidayetini ve rahmetini elde etmemiz için açılmaya başlar Bizlerin Kuran’ın tedebbür eden insanlar olmaya başlamamız gerekiyor. Evet, ezberlemek iyidir, okumak iyidir. Bu bir şifadır, mü’minlere bir rahmettir Fakat bizim bir adım daha atıp, Kuran’ı tefekkür etmemiz gerekiyor ki onu özümseyelim ve “Kur’an olalım.” Ve bu da her gün düzenli olarak Allah’ın kelamıyla bağ kurarsanız gerçekleşebilir. Allah’ın sana neler söylediğini anlamaya çalış Allah’ın senden ne yapmanı istediğini anlamaya çalış, Allah’ın senden ne istediğini öğrenmeye çalış Bu âyetlerin sana ne ifade ettiğini, hayatını ve “seni” nasıl değiştirebileceğini anlamaya çalış Kardeşlerim, Kuran’la bu şekilde bağlanmaya başladığımızda… – sadece ezberle değil, sadece okumayla değil. Aynı zamanda tedebbürle Allah’ın buyurduğu gibi, bu Kitap’ı tedebbür edelim. Yoksa kalplerimizde kilitler mi var? Kuran’ı tedebbür etmeye devam edersek, Allah’ın merhameti ve hidayetini elde etmek için kalplerimizin kilitleri açılmaya başlar Ve bu gerçekten çok önemli kardeşlerim Çünkü Kuran’ı tedebbür ederseniz, birçok güzel şey ruhunuzu uyandırır Örneğin, Yusuf sûresini ele alalım. Yusuf suresi harika bir suredir. En harika hikayedir Yusuf suresi’nde Allah Teala, bu surenin “سائلين” için olduğunu söyler “Sâilîn” , “gerçeği arayanlar” demek Onlar, “hakikati arayan” kimselerdir Bu sûrede harika dersler var İbn Kayyim el-Cevzî, meşhur 14. yy âlimi, yalnızca bu sûrede bin ya da binden daha fazla ders olduğunu söyler Âyet sayısından daha çok çıkarılacak ders var Bu sûrede, âyet sayısından daha çok çıkarılacak ders var Bu sûre; affetmekten, davet etmekten, sabırdan, hoşgörüden İnsanların hatalarını görmezden gelmekten, birçok değişik konudan bahsediyor… Allah’ın planı, merhameti, depresyon Bu sûreye tedebbür eden birinin bakış açısıyla baktığınızda, hayal bile edemeyeceğiniz şeyler göreceksiniz Örneğin, bu sûrede baş karakterlerden birisi Ya’kub (a.s)’dır Peygamber Yûsuf (a.s)’ın babası Hepimiz hikayeyi biliriz, Yûsuf (a.s) kayıp… Küçük kardeşi Bünyamin de kayıp Ya’kub (a.s) çok hüzünlü, ızdırap doluydu. Ne yapacağını bilmiyordu, çok üzgündü Hayal edin! Bir baba çocuklarını kaybediyor “Ben keder ve üzüntümü ancak Allah’a şikâyet ederim.” diyor (Yûsuf/86) Ve bu ayetten hemen sonra ne diyor? Yûsuf ve Bünyamin’i arıyor olmaları gereken diğer 10 çocuğuna nasihat ediyor “Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini arayın. Ve Allah’ın vereceği ferahlıktan ümit kesmeyin. Muhakkak ki kâfirlerden başkası Allah’ın vereceği ferahlıktan ümit kesmez.” (Yûsuf/87) Burada bir tedebbür edin. Ya’kub (a.s)’dan bir ders öğreniyoruz O ders de şu: Eğer üzüntün varsa, yapman gereken ilk şey, direk olarak Allah’a gitmek” Bu duruma seni yerleştiren O, neler olduğunu en iyi anlayacak olan O Bu durumu atlatmana yardım edebilecek olan O Çünkü hayatına bu planı yerleştiren O Git ve derdini yalnızca Allah’ şikayet et Öğrendiğimiz başka bir şey de, üzgün olduğumuzda, üzüntümüzün üstesinden gelmek için, başkalarına Allah’ın rahmetini hatırlatmalıyız Bir düşünün! Ya’kub (a.s) çok üzgün, ızdırap içinde, oğullarının kaybolmasından dolayı endişeli Onları arayan kardeşlerine der ki “Allah’ın rahmetinde ümit kesmeyin” Çünkü Allah en merhametli olandır. Temelde demek istediği buydu ve Allah’ın merhametinden, sadece kâfirler, hakikati inkar edenler ümit keser Buradan üzüntüyle baş edebilmek için iki anahtar ders öğreniyoruz:\N1- Üzüntünü yalnızca Allah’a şikayet et, 2- Başkalarına Allah’ın rahmetini hatırlat Allahu Ekber Kuran’da bakıp da tedebbür edebileceğimiz birçok başka şey var. Bunlardan bahsetmemin sebebi Kuran’la tedebbür edebilmeye sizi cesaretlendirmek. Çünkü tedebbür etmenin sebebi kalbimizdeki kilitleri kaldırmaktır, belki Allah’ın maksadı burada budur “Kur’ân’ı tefekkür etmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?” \NTedebbür ettikçe, daha çok açılacak bu kilitler Allah’ın rahmeti ve hidayetini elde edebilmemiz için Şöyle düşünüebilirsiniz: “Bunun dünyayı değiştirmekle ne alakası var?” Bunun dünyayı değiştirmekle çok alakası var Çünkü hatırlayın, kalplerimiz Kuran tarafından dönüştürülmezse, toplumu dönüştüremeyiz Osmanlı’nın bukadar başarılı olmasının sebebi, İspanya’daki İslamî tarihin bukadar başarılı olmasının sebebi, İslam tarihindeki başarıların sebebi, oradaki yöneticilerin ve yönetilenlerin başarıyı hakedecek kaplere sahip olmasıydı Kalpler Allah’a dönüş yapıyordu Böylelikle kalplerimizin dönüşümünde anahtar nokta, Kuran’ı tedebbür etmektir. Bu anlaşılıyor mu? Kuran’ın kalplerimizi değiştirmesi için ikinci bir şey: Her zaman tevbe etme halinde olduğumuzdan emin olmalıyız Allah Teala şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler, hepiniz topluca Allâh’a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Nûr/31) Tevbe, kalbimizi temizlemenin ve kurtuluşa erebilmenin, başarmanın bir yoludur Kuran bize söylüyor! Kuran demiyor ki “İspanya’daki İslamı ve Osmanlı tarihini okumakla yetinin, değişirsiniz” \NHayır! Kuran şunu söylemekte: Kuran’ı tedebbür edin, tevbe edin, böylece siz de o insanlar gibi olursunuz Çünkü bu başarıyı hak edebilmemiz için kalbimizi değiştirmemizle ilgili Diğer nokta “tevbe” , tövbe etmek. Allah bizlere söylüyor, bunlar benim sözlerim değil! Bunları ben uydurmuyorum, âlemlerin rabbi Allah buyuruyor ki kalplerinizin temizlenebilmesi,başarıya ulaşabilmeniz için siz tüm mü’minler Allah’a tövbe edin Burada çok etkili bir şey var kardeşlerim, biz kime tövbe ediyoruz? Allah merhametli, affedici, esirgeyendir Allah’ın merhameti okadar olağanüstü ki, bizlere, “Ey kendi nefislerine karşı (kendileri aleyhine) haddi aşan kullarım. Allah’ın rahmetinden umud kesmeyin.” (zümer/53) buyuruyor Bu, Allah Ve Allah kullarının ona geri dönmesinden, kendi mükemmelliğine ve yüceliğine yaraşır bir biçimde, çok memnun oluyor Çünkü tevbe, “Allah’a geri dönmek” demek. Allah’ın sizlerden birinin O’na dönmesinden ne kadar memnun olduğunu gösteren çok güzel bir hikaye var Hikaye şöyle… -aynı zamanda bu hikaye hadislerde geçer Devesiyle gezen bir adam… Bir çölde… Hayal edin, her yer kumdan bir okyanus gibi Bu adamın devesi kaçıyor ve kayboluyor Adam devesini bulmaya çalışıyor, çünkü eğer bulamazsa biliyor ki ölecek Su yok, çok sıcak, çok uzun bir yol; ölür. Bir ağaca yaslanıyor… Ve bir anda… Devesi onun yanına geliyor Çok mutlu oluyor! Okadar mutlu oluyor ki kendinden geçiyor ve hatta buyüzden yanlışlıkla “Ey Allah! Sen benim kulumsun, ben senin rabbinim!” diyor Bir şirk cümlesi telaffuz ediyor Ben hikayeyi mânen anlattım, ama sonuçta hadiste dendiğine göre Allah Teala’nın bir kulu tevbe ettiğindeki sevinci, devesini bulup da mutluluktan kafası karışıp kasdetmediği bir şeyi telaffuz eden bu adamınkinden çok daha fazla Allah senin O’na tevbe etmenden mutluluk duyuyor İşte bu, Allah Buyüzden biz de, günlük bir eylem olarak, tevbe sünnetini gerçekleştirmeliyiz Efendimiz (s.a.v) günde 70 küsür kez tevbe ediyordu Bunu amellerinizin arasına katın. Ve sadece sözlerle söylemeyin, kalbiniz de bunu kasdetsin Çünkü bunları söylediğimiz zaman kalbimiz de bu sözlere meyletmeli Kuran’ın kalplerimizi değiştirmesi için üçüncü bir nokta, zikrullahtır. (Allah’ı zikretmek,anmak) Allah buyuruyor: “Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d/28) ve zikrullah, kalbi temizler ve onu başarıya hazır kılar Bu sebepledir ki bizler Kuran ve sünnete uygun olarak Allah’ı zikretmekle meşgul olmaya başlamalıyız Allah’ı hatırlamak, zikretmek nekadar güçlü bir şeydir biliyor musunuz kardeşlerim? 14. yy âlimi İbn el-Kayyim el-Cevzî, tüm hayatın boyunca zikr yapsan da sadece 1 saat yapmasan ve sonra bu saati telafi etmek istesen, hayatının hepsini zikirle geçirsen bile bu bir saati telafi edemezsin Allah’ı zikretmek nekadar da etkili Ve zikrullah ruhen temizlenme işlemidir. Size bu konuda birkaç prensip vermek istiyorum İmam Nevevî, “Kitâbu’l-ezkâr” diye bir kitap yazmış (zikirler kitabı) Bu kitapta ve başka diğer kitaplarında, kaliteli bir zikir yapmak için bazı prensipler sayıyor Örneğin biz namazdan sonra kaliteli zikir yapmıyoruz. Biz, “makineli tüfek zikri” yapıyoruz Bazı kardeşleri şöyle görüyorsunuz: Bu zikir değil, bu sadece ağız egzersizi Zikir, bu sözleri yumuşakça,açıkça ve sakince söylediğinde olur Örneğin “Subhanallah” derseniz, ama sadece ağızınızla değil, kalbinizle de söylerseniz… Kalbin “Allah noksan sıfatlardan münezzehtir.” demeli “Elhamdulillah” (Şükür ve övgü yalnızca Allah’adır) dediğinizde, kalbiniz de bunu kasdetmeli. Zikir budur. Osmanlı liderlerinin, İslâmî İspanya’daki liderlerin, ve sahabilerin başarılı olmalarının sebebi Allah’ı çok zikreden insanlar olmalarıydı Onlar öyle zikir insanlarıydı ki sahabe, ihtiyaçlarını gidermeye gittiklerinde ağızlarına taş koyarlarmış. Çünkü ağızları Allah’ı zikretmeden duramazmış Şöyle düşünebilirsiniz: “Bu Hamza’ya ne oldu, hep manevi şeylerden bahsediyor” Ama kardeşlerim biliyor musunuz, kalbimizi bu şekilde temizleyebiliriz. Kuran’ı tedebbür etmek, tövbe etmek ve Allah’ı zikretmek Bunlar bizim için temel şeyler kardeşlerim Çünkü biz bunları yapmazsak, ozaman nasıl Osmanlı’yı geri getireceğiz? Nasıl? Bunu hak etmemiz gerek Ve kalplerimiz dünyanın yeni liderleri olmaya hazır olmalı ve belki bunu hayatımızda görmeye başlarsak Allah bize başarıyı nasip eder Ve belki, inşaallah… Formüle ekleyecek bir şey daha var: O da Kuran’ın dünyayı değiştirme sebeplerinden biri de şu ki, evet Kuran dünyanın değişmesi için kalpleri değiştirir; ama bu kalpleri, Allah’a davet etsin diye değiştirir Davet çalışmalarıyla meşgul olması için Çünkü kardeşlerim.. Sevseniz de sevmeseniz de.. -tarihimiz hakkında dürüst davranmalıyız Osmanlı’nın son dönemlerindeki bozukluklardan biri, biraz tamahkar olmamızdı. Değil mi Büyük saraylar, altından klozetler… Subhanallah Biraz materyalist olduk, Fransa’ya özenmeye başladık. -Burada Fransız varsa alınmasın olur mu- Avrupâî bir hayat tarzını benimsemeye başladık Onların kralları ve kraliçeleri gibi olmalıyız Servet topladık, servet güç getiren şeydir sandık. Servet hiçbir zaman asıl gücün nedeni olamaz kardeşlerim İslam ve bizim Allah’la olan bağımız bize güç veren şeylerdir İnsanları Allah’a çağırmamızdır Çünkü davet, dünyayı değiştiren bir şeydir Allah buyuruyor: ادع الى سبيل ربك (Nahl/125)\N”Rabbinin yoluna çağır” Çünkü davet dünyayı değiştirir kardeşlerim Ve davet, Allah’ın yapmaya çağırdığı bir şeydir Eğer tüm peygamberlerin hikayelerini okusanız… -bunlar zikr hikayeleri değil, teheccüd, helal et hikayeleri ya da nasıl giyinmemiz gerektiği ile ilgili hikayeler değil Bu hikayeler ne hikayeleri? Sizi duyamıyorum?\NDavet! Bu hikayeler tevhid ve davet hikayeleridir Burada cesurca bir şey söylemek istiyorum:\NEğer Allah’ın yolunda yürümüyorsanız hiçbir zaman Kuran’daki hikayelerle, Allah’ın kitabıyla bağ kuramazsınız! Çünkü bu hikayeler davet hikayeleri! Eğer davet yapmıyorsan, böyle bir hayat yaşamıyorsan, bu hikayelerle ilişki kuramazsın Onlar senin için soyut olur Kuran yolunda yürümüyorsan, Kuran senin için bir anlam ifade etmez Ruhen tamâm olmazsın. Tekrar ediyorum: İnsanları Allah’a çağırmadıkça ruhen tamamlanmış olmazsın لا يؤمن أحدكم حتى يحب لأخيه ما يحب لنفسه (Buhârî, Îmân, 7) Hiçbiriniz kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz. Ve bu kardeşlik sadece müslüman kardeşliği için geçerli değil Bu “insaniyyet”tir. İmam Nevevi, bunun “insanlık” olduğunu söylemiş; İmam İbni Recep el-Hanbeli bu tüm insalıktır demiş Çünkü diğer hadislere baktı ve başka bir hadiste “الناس” “Kendin için istediğini tüm insanlar için istemedikçe” olarak da geçtiğini gördü İmanın meyvelerini, kendimiz için istediklerimizi başkaları için de istemedikçe tadamayız Soru şu: “Kimi en çok seviyorsun?” Allah (s.v.t) ve Muhammed (s.a.v) Eğer gerçekten inanan biri olmak istiyorsan, o halde Efendimiz (s.a.v) bize söylüyor: “Sevdiğini başkalarına da ver” O halde Allah’a duyduğun sevgiyi, Peygamberimiz’e (s.a.v)’e duyduğun sevgiyi başkasına nasıl verirsin? Ne yapman gerekir? Davet etmelisin! Bu özsaygı psikolojisi meydana getirir. Eğer kendini Allah’a daha yakın olmak isteyen biri olarak görüyorsan, davet yapmaya başlamalısın Peygamberimiz (s.a.v) söylüyor bunu! “لا يؤمن” “Gerçekten iman etmiş olmazsınız” Kendin için istediğini başkası için istemedikçe Bu bizim özsaygı psikolojimizle alakalı Allah Kuran- Kerim’de buyuruyor! Bu bizim başarımızla ilgili bir durum Osmanlı tarihinin tekrar canlanmasını istiyorsun, İslamî İspanya’yı geri istiyorsun, dünyada adaletin ve barışın tekrar varolmasını istiyorsun. Dünyada adalet ve barış istiyor musun? Sizi duyamıyorum?\N-Evet! Bunu yapmanın yolu Allah’ın yoluna çağırmak. Allah bunu söylüyor! Başarı buna bağlı وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (Âl-i İmran/104) İçinizden bir grup (sizin gibi!) çıkıp hayra çağırsın. İbn Kesir demiş ki burada hayır tüm İslam’dır. İyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. En büyük başarı, sadece dünyada değil ahirette de…- ki imam Kurtubi bu başarının cennet olduğunu söylemiş O halde dünyayı değiştirmek istiyorsanız davet yapmalısınız. Yapabildiğiniz ölçüde Size demiyorum ki mübarek kardeşimiz Nouman Ali Khan gibi olun. Allahümme bârik lehu. Allah onun hayatına bereket versin onu korusun, mübarek eylesin. Önümüzdeki hafta onunla buluşacağım Texas’ta ve sizin selamınızı söyleyeceğim inşaallah. Ve Türkiye’ye gelmesini söyleyeceğim inşaallah İlla böyle olun demiyorum, ama kendi yönteminizle, kendi üstünüze düşeni yapın İnsanlara Allah’ı anlatın, direk olarak onları dünyanın köleliğinden kurtaracak tevhide çağırın Onları cennetin ve Allah’a itaat etmenin özgürlüğüne kavuşturacak tevhide Bizim yapmak istediğimiz bu, insanları önemsemek istiyoruz insanlara iyi haberler vermek istiyoruz Ayrıca onları Allah’ın rahmetinden kaçmak hakkında uyarmak istiyoruz Davet ile ilgilenmeliyiz. Çünkü davet, kardeşlerim, aynı zamanda dualarımızın kabulüne bir sebep olabilir Bunu biliyor muydunuz? Dua mü’minin silahıdır değil mi Hastaysanız,mutluysanız,mutsuzsanız,birisi iyi değilse,ekonomik probleminiz varsa, sosyal probleminiz varsa dua edersiniz…Dua dua dua… Mü’minin silahı. Ama Peygamberimiz (s.a.v) der ki; “Ya iyiliği emredip kötülükten sakındırırsınız…” ki bu davet demektir. “Ya da Allah Kendi tarafından size azap gönderir, (gönderir de) dua edersiniz; artık duanız kabul edilmez.” Ebû Dâvûd, melâhim 17; Tirmizî, fiten 8. Efendimiz (s.a.v) bize burada, davet yapmanın duamızın kabul aşamasının kalbi olduğunu belirtiyor Bu çok önemli kardeşlerim Kim olduğunuzu belirler (kendimiz için istediğimizi başkası için de istemezsek hakiki iman etmiş olmuyoruz), bize başarı veriyor, aynı zamanda da dualarımızın kabul olmasını sağlar Bu çok anlamlı kardeşlerim, bu sizi değiştirir. “Allah’a davet eden ve salih amel yapan ve: “Muhakkak ki ben teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?” (Fussilet/33) Âlimler, burada Allah’ın, İslam’ın değerlerine çağıran, tevhide çağıran kişi için en iyi kişi dediğini söylerler En iyi insan doktorası ya da 4 ayrı derecesi olan insan falan değildir, ya da büyük evleri serveti olan insan değildir. Allah bize en iyi insanın kim olduğunu söylüyor En iyi insan Allah yoluna çağıran ve salih amel işleyendir Toplumumuza, çocuklarımıza öğretmemiz gereken budur Allah bize öncelikleri söylüyor kardeşlerim Allah öncelikleri gösteriyor. En iyi insan Allah yoluna çağıran ve salih amel işleyendir Ve davet, kardeşlerim, dünyadaki en ödülü hak eden iştir Efendimiz (s.a.v) bir hadislerinde buyurmuşlar ki, -mânen naklediyorum-, eğer bir insana bir hayrı gösterirsen sen de o hayrın sevabını alırsın Birini İslam’a davet ediyorsun, birini namaz kılmaya, Kuran okumaya, Allah’a inanmaya, İslam’ın uyumunu gözetmeye çağırıyorsun Sen de o hayrın ecrini alıyorsun Ve evlenirlerse, 2 çocukları olur da o çocuklarında 2 çocuğu olur da onlar da evlenirse… Ve nesiller geçtikçe sen onların namaz,oruç,hac,umre,Kuran okuma,sadaka ecirlerini kazanacaksın ve Hesap Gününde, mizanında tüm bu amelleri göreceksin. Zikr, Kuran, Hac… Hatta “Bunları ben mi yapmışım” dersin Ama hepsi sana ait. Çünkü sen bu insanları İslam’a samimiyetle ve Allah rızasını gözeterek çağırdın İnsanları Allah’a davet etmekten daha fazla ödülü hak eden bir şey yok Oyüzden bu çok önemli kardeşlerim Davet dünyayı değiştirir Çünkü Osmanlı nasıl Osmanlı oldu sanıyorsunuz İslam’dan önce kimlerdi Biliyor musunuz Osmanlılar İslam’dan önce kimdi ? Bilen var mı? Bana cevap verin Efendim? Kimlerdi? Putperesttiler tamam, kültür olarak, kimlerdi? Aynı zamanda barbardılar, bazıları göçebe, bazıları gelişmemişti İslam’dan önce… – Sahabe İslam’dan önce kimdi? Putperest, kızları diri diri toprağa gömen Kadınların çadır evlerinde bayrak vardı bunun da anlamı “tüm erkekler içeri girebilir” Kadınlara kötü davranıyorlardı Ekonomik adaletsizlik, hiç yoktan kan dökme Ve Peygamberimiz’in (s.a.v) daveti bu toplumu değiştirdi Ve sahabenin daveti de diğer toplumları değiştirdi Osmanlılar meydana geldi, İspanya’daki o İslam meydana geldi, çünkü insanlar onlara davet yaptı Müslüman mı doğuverdiler, hayır! Bazılarının mesajı iletmesi gerekiyordu Ve buyüzden öncelikli çözüm, davet yapmaktır Çünkü dünyada İslam’ın uyumunu,huzurunu ve adaletini istiyorsan, o halde mesajı yaymalısın Saklanmayı bırakmalıyız, korkmayı bırakmalıyız kompleksli olmamalıyız. Bu aşağılık kompleksini kırın. Korkmanız gereken hiçbir şey yok, utanacağınız bir şey yok, saklanacağınız bir şey yok Bencil olmayı bırakmalıyız Benciliz. İslam denen bu harikulade huzur parçasına sahibiz,mutluyuz, Allah’a bağlıyız Ama bunu başkalarına da vermeliyiz Bencil olmayın kardeşlerim, labirentteki bir adamın hikayesine benziyor bu Bu labirentteyiz, arkamızda ailemiz ve arkadaşlarımız var. Ve labirent yanıyor Kurtulmak için labirentten derhal bir çıkış yolu bulmamız gerek Ve labirentin haritası sadece sana verilmiş diye düşün Ne yaparsın? Haritayı alır ve kaçarsın, ama sonra arkana bir bakarsın ki tüm labirent yanmış ve ailenle arkadaşların da içinde yanmış Neden? Çünkü sen onlara haritayı vermedin. Sen onlarla gidiş yönlerini paylaşmadın Bu bencil bir insandır Hatta bazıları diyebilir ki bu kötü bir insan Ama bu kişi belkide bizizdir kardeşlerim Bu labirentte yaşıyoruz Yanıyor Ailemiz ve arkadaşlarımız var Haritamız var, ki o da Kuran Ama onu kendimize saklıyoruz Biz kurtulabiliriz belki ama, kendi ailemiz ve arkadaşlarımızın helak olmasını kolaylaştırıyor olabiliriz Düşünmemiz gereken bir şey bu Üzerinde derince düşünmemiz gereken bir şey Anlamamız gereken bir şey O nedenle kardeşlerim… Osmanlı hakkında, İslam tarihi hakkında çok şey biliyoruz. Azınlıkları koruduk, ekonomik adalet oluşturduk, uyum oluşturduk, Avrupa’daki rönesans hareketinin önünü açtık Ama bunları nasıl başarabileceğimizi anlamak için kalplerimizin bu başarıları hak etmesi gerekiyor Başarıyı elde edebilmemiz için kalplerimizde bu olanakğın olabilmesinin yolları, Kuran’ı tedebbür etmek, Tövbe etmek ve Allah’ı çokça hatırlamaktır Bunlar başarılı insanlardır Aynı zamanda davet yapmakla ilgilenmeye başlamak. İnsanları Allah’a çağırmakla. Çünkü insanları Allah’a davet etmek bizi başarıya ulaştırır ve dualarımıza icabet edilir, Allah’ın Kuran’da ve Efendimiz’in hadisinde dediği gibi (s.a.v) Bununda üstünde bir de çokça ecir kazanırız Gerçekten bu başarının tarifidir Başarıya giden yoldur Tarihte takılı kalmayın. Tarihte olan güzellikleri anlayın, ama neden olmuş onu da anlayın Çünkü bunları yapan insanlar selim kalpleri vardı ve davet yaptılar Buradan bugün öğrendiğiniz bir şey olduysa, uyguladığınızdan emin olun Kalpleriniz üzerine ve başkaları üzerine çalışarak Buyüzden lütfen değerli kardeşlerim, sizleri Allah için seviyorum Sizlerden şunu istiyorum… – çünkü son haftalarda Michigan’a, Filedelfiya’ya, Medine’ye,Texas’a, Hong Kong’a gidiyorum Ben bu gezileri yaparken, çok insanın programa gelip de alkışlayıp “Ooo harikaydın Hamza” demesini falan istemiyorum. Bu hiçbir şey. Bu ihlas değildir. Bu ya Hollywood ya Bollywood yada Turkeywood falandır. Neyse. Ben gerçekten buradaki fikirleri, dersleri alıp eve götürmenizi ve uygulamanızı istiyorum Kalbiniz üzerinde nasıl çalışacağınızı biliyorsunuz: Kuran’ı tedebbür etmek, tövbe etmek, Kuran ve sünnete uygun bir şekilde kalbinizle de hissederek zikr yapmak, ve davet yapmak İnanıyorum ki bu başarı için bir tarif olabilir. Çünkü size bir şey söyleyeyim Lideriniz Erdoğan’ı seviyorsunuzdur değil mi? Hepimiz onu seviyoruz. Allah onu mübarek kılsın ve ona yol göstersin. Peki ya vefat ederse Yerini kim alacak Demeye çalıştığım şey, iyi liderlik insanlardan gelir Sadece iyi liderlere sahip olmakla değil, iyi takipçilerin de olmasıyla alakalıdır Bu takipçilerin temiz kalpleri olmalı Bu insanların çağırdığı şeye çağırmalılar. Ki o da iyi bir toplum oluşturmak için İslam’ın uyumu, doğru ahlak kurallarıdır O halde ümitlerinizi tek bir kişiye bağlamayın, İslam bu şekilde yürümez İslam bu şekilde yürümez Sizin değişimin kendisi olmanız gerek. Allah Teala Kuran’da buyuruyor ki: Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.(Ra’d/11) Buyüzden büyük liderler görüp kendiniz de onların bir yansıması olun Sevdiğiniz insanların bir yansıması olduğunuza emin olun Kalbinizi değiştirmek ile iyice ilgilenin, insanları İslam’a davet edin, inanıyorum ki bunları yaparsak başka bir Osmanlı dönemi daha yaşarız Ve bunu hepimiz beraberce yapabiliriz Avrupanın, özellikle Yunanistan’ın buna ihtiyacı var. Ekonomik kriz, endişe… Suriye’de kaos var, Afrika’da var, her yerde var… Çözüme ihtiyacımız var, millet… Ama bu çözümler soyut bir ideoloji,soyut bir fikirden çıkmayacak. Bunlar hakikatin insanlarından çıkacak Güçlü kalpli, Allah’a bağlı ve Allah’a çağırmaya cesareti olan insanlardan… Önceden dediğim gibi, başarıyı elde ettiren kanıtlar sundum. Oyüzden başarmak istiyorsanız artık ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz, tamam? Bunu yaptığınızdan emin olun, lütfen, Allah rızası için, size yalvarıyorum Çünkü kıyamet günü hepinizi orada mutlu yüzlerle nurlu yüzlerle görmek istiyorum Kitabınızın sağ elinizden verildiğini ve Allah’a yönelip O’na “Ey Allah’ım bana verdiklerinde elimden gelenin en iyisini yaptım.. …Kendimi düzeltmeye çalıştım, günah işledim ama Efendimiz’e şöyle demesini ilham ettin ‘Tüm ademoğulları hata işler, hata işleyenlerin en hayırlılıları ise tövbe edenlerdir’… ve ben kendimi düzeltmek için ve başkalarını senin yoluna çağırmak için çabaladım, çünkü biliyorum ki başarıya giden yol budur” dediğinizi… ve Allah’ın rahmetiyle alınıp Cennet’e götürülürsün inşaallah Ama bunu ancak bunları yaparsak hak edebiliriz Bunu yapabildiğiniz kadar kendi imkanlarınızla yapın. Bu ülkede harika alimleriniz var, imamlarınız, hocalarınız var. Onlarla iletişimde olun Son olarak söylemek istediğim şu inşaallah İslam’ı seven insanlarla, İslam hakkında çok bir şey bilmeyen ama dinin kültürlerinin bir parçası olduğu,seküler insanlarla kültürel bir çarpışma meydana geldiği an Türkiye’de böyle bir uyuşmazlık var, benim Londra’daki eski bazı seküler arkadaşlarım da bile aramda oluyor böyle uyuşmazlıklar Bir şey farkettim, kardeşlerim unutmayın ki, onlar sizin kardeşleriniz Onları “öteki” olarak görmeyin, onlara düşman gözüyle bakmayın Bu insanlar sizin gibi cefa çekti, anne-babaları, anneanneleri-dedeleri, İslam hakkındaki yanlış bilgilendirmeler… İslam’ın ağzını kapamak isteyen sosyal politik bir hareketin mağduru oldular Onları suçlamayın, onlar toplumlarının ürünleri oldular Kültürlerinin ürünleri Onlara bakıp da parmakla göstermeyin, çünkü siz bir parmağınızla işaret ederken diğer 3 parmak da size işaret eder Allah size namaz kılma ya da başörtü takma ya da daha dindar olma olanağı verdiyse bu sizin kimseden üstün olduğunuzu göstermez Buna manevi dînî ego deniyor, egonun en kötü türü İnsanları yargılamayın Çünkü İslam’ın ilk nesilleri, insanlarla her zaman onlar kendilerinden önce cennete gidecekler düşüncesiyle konuşurlardı Çünkü insanlar son anlarında nasıl olur bilemezsiniz Hadisleri bilirsiniz, bir insan tüm hayatı boyunca günah işlese ve bir iyi amel üzerine ölse eninde sonunda cennete gider Ve tüm hayatı boyunca iyi amel işlemiş birisi kötü bir amel üzerine ölse cehenneme gidiyor Dinsel bir kibriniz olmasın. “Biz ve onlar” Hayır! Bunlar sizin insanlarınız. Sizin vatandaşlarınız. Sizin aileniz. Bunlar sizin Türk kardeşleriniz. Şeytani bir bölücü kampanyanın kurbanı olmayın, onları davet edin İslam hakkında hiçbir şey bilmiyorlar, vallahi, onlara İslam hakkında konuşsanız hiçbir fikirleri yoktur Propaganda dolayısıyla korkuyorlar. Yanlış bilgilendirme dolayısıyla korkuyorlar. Korkuyorlar çünkü bilmiyorlar Kendinizi tutup kavgaların ve tartışmaların bir parçası olmamalısınız. Olgun olun. Bunu bir sebebin belirtisi olarak görün sadece O sebep de: Onlar senin bildiğini bilmiyor Onlara karşı daima merhametli ve daima sabırlı ol Çünkü bu ülkede görmek istediğiniz son şey iç karışıklık Taksim Meydanı’nda ve bazen bazı başka yerlerde gördüğümüz gibi. Bunları istemiyoruz Evet insanlar arasında anlaşmazlık çıkacak, ama insanların nereden geldiğine dikkat edin Neden öyle düşündüklerini anlamaya çalışın. Onlara katılmanız gerekmiyor ama onları anlayın Empati sahibi olun, merhametli olun, gerçek İslam’ın nasıl olduğunu gösterin Bence bu Türkiye’deki çok büyük bir engel olacak Ve bence bunu kibirli olmayarak, kendinizin başkasından iyi olduğunuzu düşünmeyerek çözebilirsiniz. Merhametli olarak, İslamınızın, kendi yolunuzun güzelliğini göstererek İki grup kargaşasına düşmeyin. Toplum, boks maçı değildir Bundan daha karışıktır Buyüzden kardeşlerim lütfen sırf “bir tarafı tutup diğerinden nefret ediyoruz” diye Türkiye’nin oyalanma sebebi olmayalım Çünkü Türkiye bu şekilde başarılı olamaz Hiçbir millet bu şekilde başarılı olamaz Bir toplum, İslam’ı taşıyan insanlar mesajı insanların anlayacağı ve seveceği bir şekilde aktarırlarsa başarılı olur Sizden bir süre nefret de etseler, yüzünüze de tükürseler, hakkınızda yalan da söyleseler, hakkınızda her türlü şeyi de söyleseler, sabırlı olun Sabırlı olun, merhametli olun. Ve bu şekilde inşaallah bu küçük problemi çok büyümeden çözebiliriz Onları kardeşleriniz olarak görün Onları kardeşleriniz olarak görün, bu size yardımcı olur, çünkü onlar sizin neler yaptığınızı bilmiyor,Allah’a bağlanmanın İslam’ı geniş çağta anlamanın tadını hiç almamışlar Son olarak, gerçekten burada olmayı çok seviyorum, Türkiye’yi seviyorum. Bence İstanbul dünyadaki en güzel şehir. Bu konuşmayı vermeden önce de bunu düşünüyordum, buraya 2007-2008’de gelmiştim Çok güzel bir şehir, tarihi harika, harika insanları var. Yemekleriniz harika. Bu arada çok acıktım. Yemek yemeliyim inşaallah. Güzel yemekleriniz, harika bir kültürünüz, harika insanlarınız, ayrıca harika şiirleriniz, harika bir maneviyatınız var Allah’a dua ediyorum ki buradan bir şeyler öğrenmişsinizdir ve kalbinizle ve davet çalışmalarıyla ilgilenirsiniz Tek yapabildiğim size dua etmek dostlar, ben burada yaşamıyorum, siz burada yaşıyorsunuz, seyahat ettikçe size dua edeceğim İnşaallah Allah size, hükümetinize,insanlarınıza başarı versin, sadece Türkiye için değil dünya için bir başarı versin İstediğimiz bu. Müslüman dünyadan Rohingya’lıların, Burma’lıların yaşadığı krizi gidip gören tek başbakan, Türk başbakandı. Ve ağlıyordu Daha fazla böyle insan istiyoruz Bu merhametten daha çok istiyoruz. Dünyada çok fazla merhamet yok, böylelerini daha çok görmek istiyoruz oyüzden İbn Cevzî’nin dediği gibi: “Merhameti gördüğünde İslam’ı görmelisin” Büyük selfie! Tüm dünyaya bir mesaj göndermek istiyorum, Esselamu Aleykum deyin deyin ki “Osmanlı gelecek!”


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.