Liste, Yaşam

Daha İyi Hissetmek İçin Uzak Durulması Gereken 10 Düşünce Tarzı

“Hayat kaçınılmaz bir biçimde insanı incitir. Hiçbir zaman sadece mutluluk vadetmez; mutlak surette içinde acı da vardır.” der Kemal Sayar ‘Ruh Hali’ kitabında ve hüznün bir hastalık olmadığını, aynı mutluluk gibi insana ait doğal bir duygu olduğunu söyler. Ancak bazı insanlar başkalarına göre nasıl daha dayanıklı olabiliyor? Çoğu psikoterapist  mutluluğun kişinin başına gelen olaylardan çok, bu olayları yorumlama tarzıyla alakalı olduğu konusunda hemfikir. İyi haber: hayata sağlıklı bir düşünme sistemiyle bakıldığında bir çok problem kendiliğinden çözülebilir ve sizlerde o dayanıklı insanlardan olabilirsiniz. J Bunun için şu 10 düşünce hatasından uzak durmanız yeterli:

1. Ya Hep Ya Hiç Düşüncesi

Ya hep ya hiç düşüncesi kişisel özelliklerinizi ya tam siyah ya da tam beyaz görmeniz demektir. Örneğin üniversite sınavında istediğiniz bölümü kazanamadığınız için, evlilik için uygun adayı bulamadığınız için, henüz bir işiniz olmadığı için veya çocuğunuza lüks imkanlar sağlayamadığınız için hayatın diğer tüm alanlarında da kendinizi ‘bir hiç’ gibi hissetmeniz anlamına gelir. Sınavlarından her zaman 100 alan bir öğrencinin 70 aldığında ‘işe yaramazın tekiyim’ diye düşünmesi buna başka bir örnektir. Ya hep ya hiç düşüncesi, mükemmeliyetçiliğin temelini oluşturur. Herhangi bir yanlış ya da hatadan korkarsınız; Çünkü  o zaman kendinizi başarısız, beceriksiz, yetersiz ve değersiz hissedersiniz. Olayları böyle değerlendirmek gerçek dışıdır, hiç kimse bütünüyle zeki ya da tamamen aptal değildir. Eğer yaşantınızı bu şekilde sınırlandırırsanız kendinizi sonsuza kadar övgü almamaya mahkum edersiniz; Çünkü yaptığınız hiçbir şey abartılmış beklentilerinizi karşılayamaz. Unutmayın, herkesin iyi ve kötü olduğu işler vardır ve bu tamamen sizin suçunuz da olmayabilir.

2. Aşırı Genelleme

Depresyonda olan bir adam arabasının camına kuş pislediğini görünce ‘kuşlar hep benim camımı buluyor’ dedi, geçmişi sorgulandığında ise daha önce hiç böyle bir şeye rastlamadığını hatırladı. İşte aşırı genelleme budur. bir sınavdan düşük aldınız diye diğerlerinde de düşük notlar alacağınızı ve sınıfta kalacağınızı varsaymanızdır. kendinizi buna o kadar inandırırsınız ki gerçekten de öyle olmasını sağlarsınız. Bir iş veya evlilik görüşmesi olumsuz sonuçlandı diye hepsi öyle olacak zannetmeniz, çocuğunuzun bir kere düşmesine sebep oldunuz diye ömür boyu kötü bir ebeveyn olacağınıza inanmanızdır. Gerçek ise böyle değildir, hayat bir öyle bir de böyle olarak devam eder. İşleri bazen iyi yaparsınız, bazen de kötü. Sıkıntıların ardından ferahlık gelir. Velhasılı kelam her zaman böyle olmak zorunda değilsiniz, kendinizi buna inandırmadığınız sürece…

3. Zihinsel Filtre

Bir olaydaki olumsuz bir ayrıntının üzerine odaklanarak bütün olayın olumsuzmuş gibi algılanmasıdır. Örneğin depresyon geçirmekte olan bir öğrenci en iyi arkadaşıyla alay edildiğini duyar ve ‘bütün insanlar acımasız ve duyarsızdır’ diye bir varsayımda bulunur. Aslında yakın zamanda ona acımazsızca davranan ancak birkaç kişi olmuştur. Başka bir örnekte sınava giren bir öğrenci 100 sorudan sadec 17’sinde takılmıştır. sonuçlar açıklanıncaya kadar hep o 17 soruya odaklanır ve kendini yeyip bitirir. Açıklandığında ise kağıdın  üzerinde: ‘bu yıl alınmış en yüksek not! tebrikler. 🙂 ‘ yazmaktadır. Bu işlemin adı seçici  odaklanmadır. Eğer mutlu olmak istiyorsanız bardağın dolu tarafını görmeye çalışın. Olumlu düşünmek başlarda zorlansanız da kendinizde geliştirebileceğiniz bir özelliktir.

4. Olumluyu Geçersiz Kılmak

Bunun en basit örneği övgülere karşı verdiğimiz tepkilerdir. Biri görünüşünüzü ya da işinizi takdir ettiğinde içinizden otomatik olarak ‘aslında sadece kibar olmaya çalışıyor’ diye düşünenlerdenseniz siz de bu hataya düşüyorsunuz demektir. Ani bir yumrukla bu övgüyü diskalifiye edersiniz. Oysaki güzel veya yakışıklı iseniz veya iyi bir işiniz varsa bunları vererek Allah sizi mutlu etmek istemiştir, tek yapmanız gereken mutlu olmak. Elhamdülillah diyerek ve duayla cevap verebilirsiniz. 🙂 Olumlu özelliklerinizi yok sayarsanız size tabiki de hayat kasvetli görünecektir.

5. Sonuçlara Atlamak

En önemli ve en çok yapılan hatalardan biridir ve eğer bunu düşünce sisteminizden çıkarabilirseniz çok daha hafiflemiş ve rahatlamış hissedeceksiniz. Sonuçlara atlamak iki farklı şekilde yapılabilir. Bunlardan birincisi zihin okumak (okuduğunu sanmak)dır. başka insanların sizi aşağıladığını varsayar ve buna öyle ikna olursunuz ki araştırma gereği bile duymazsınız. diyelim ki mükemmel bir konferans veriyorsunuz ve öndeki dinleyicinin uyukladığını farkettiniz. “Dinleyiciyi çok sıktım” diye düşünebilirsiniz. Aslında sıktığınzı düşündüğünz dinleyici dün gece sabaha kadar televizyon izlemiştir ancak onun zihnini okumaya çalışarak “Bu sıkıcı adamı dinleyeceğime uyurum daha iyi” dediğini varsayarsınız ve kendinize o anı rezil edersiniz. Birisi bir kere yakınınızdan geçerken sizi görmedi diye sizden nefret ettiği anlamına gelmez yada eşiniz zor bir günün ardından size ilgi göstermiyor diye mahkeme salonlarında kendinizi hayal etmenize gerek yok. İkinci sonuçlara atlama yöntemi ise falcılık yapmaktır. Bunun anlamı elinizde sadece kötü haberleri gösteren bir sihirli kürenizin buluduğunu zannetmenizdir. Hayır, sol avucunuz kaşınıyor diye para kaybetmezsiniz. Sabah gününüz kötü başladı diye veya hava buutlu diye neden tüm gününüzün kötü geçeceğini varsayıp kendinize eziyet ediyorsunuz ki?

6. Büyültme ve Küçültme

Korkularınıza, kusurlarınıza dürbünün onları dev gibi gösteren tarafıyla bakıp “Aman Allah’ım! Hata yaptım! Ne korkunç! Ne felaket! Herkese yayılacak ve rezil olacağım!!!”diye düşünmenizdir. Bu aynı zamanda felaketleştirmedir çünkü gündelik olayları kabusa çevirirsiniz. Başarılarınıza baktığınızda ise tersini yaparsınız. Eğer kusurlarınızı büyütüp, başarılarınızı görmezden gelirseniz kendinizi aptal gibi hissedersiniz. Ancak sorun sizde değil gözlerinizdeki lensdedir.

7. Duygusal Kararlar

Duygularınızı gerçeğin kanıtı gibi algılarsınız. Örneğin kendimi çok başarısız/çirkin hissediyorum, o zaman öyleyim diye kabullenmenizdir. Bu çeşit mantık yürütmek yanlıştır çünkü duygularınız çarpık düşüncelerinizin sonucuysa ki genelde öyledir, duygularınızın bir geçerliliği olmaz. Bunun bir dezavantajı da ertelemedir. Mutfağı her baktığınızda kendinizi kötü hissettiğiniz için “Mutfağa her baktığımda kendimi hep kötü hissediyorum, bu temizlik hiç bitmeyecek” diye karar vermeniz gibi. Kendinizi kandırmışsınızdır çünkü olumsuz düşüncenin kararınızı etkilemesine izin vermişsinizdir. Kendinizi biraz zorladığınızda sandığınız kadar zor olmadığını görürsünüz.

8. -meli, -malı Cümleleri

Kendinizi ‘Şunu da yapmalıyım’, ‘bunu da bitirmeliyim’ diye motive etmeye çalışırsınız sonra bunlar üzerinizde o kadar baskı oluşturur ki hiçbirini yapmazsınız. Bunu kendinize uygulamadığınız gibi başka insanlara da uygulamamalısınız. Aksi halde beklediğiniz performansın altına düştüklerinde – ki insanlar mükemmel değildir, bu bir gün mutlaka olacaktır- karşınızdakiyle iletişimi zora sokar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

9. Etiketleme

Hatalarınıza dayanarak kendinizi veya bir başkasını tamamen olumsuz bir şekilde yargılamanızdır. Aşırı genellemenin ilerlemiş şeklidir. ‘hata yaptım’ yerine ‘ben bir aptalım’ desiniz. Bu sadece yıkıcı değil mantıksızdır da. Birey olarak siz yaptığınız tek bir şeyle ölçülemezsiniz. Yemek yediğiniz için kendinizi sadece ‘yiyici’ ya da nefes aldığınız için de ‘soluyucu’ olarak isimlendirebilir misiniz? Bu tam bir saçmalıktır ama bu saçmalıkları kendinize yaptığınızda aynı zamanda acı verici de olmaktadır.

10. Kişiselleştirme

Hiçbir nedene dayanmadan olumsuz bir olayın sonucunu üstlenirsiniz. Örneğin çocuğu kötü notlar alan bir annenin kendini sorumlu hissetmesidir. Oysa tüm annelik vazifelerini yerine getirdiği halde çocuğun yine kötü not alması mümkündür. Birilerini etkilersiniz ama mantıken hiç kimse sizden onları kontrol etmenizi bekleyemez. Kişiselleştirme, karşısında sizi çaresiz bırakan bir suçluluk hissettirir. Bütün dünyayı sırtınızda taşıdığınızı zannedersiniz. Oysa sadece başkaları üzerindeki ‘etki’ ile ‘kontrol’ü karıştırmışsınızdır.

Kaynaklar: İyi Hissetmek (David Burns) / Psikonet Yayınları 2018

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

2 yorum var.

  1. 1

    Selamün aleyküm monil sürümde yazıların daha kolay okunabilmesi için puntoları büyütme ihtimaliniz var mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>