Çocuk, Eğitim, Kategorisiz, Liste

Çocuklar Büyümek İçin Doğarlar! Peki Nasıl?

Çocukların ilk ve devamlı eğitim ortamı evidir, ailesidir, çevresidir. Okul ikinci adımda yer alır. Önce aile çocuğun üzerinde etkili olur. Nitekim buna göre de çocuğun karakteri şekillenir. Çocuklar taklit yoluyla öğrenirler. İlk doğduklarında konuşamazlar. Ancak anne karnından itibaren dinlemeye ve kaydetmeye başlarlar. Zamanla ilgili olgunluğa geldiklerinde sesler çıkarmaya başlarlar. Ardından kelimeler gelir. Daha sonra cümleler. Ama bu sürece kadar çocuklar hep biriktirirler. Elbet bu birikimi çevresinde duyduğu cümlelerden elde ederler. Demek ki çocuğumuzun konuşma öncesi dil birikimini tamamen biz oluşturuyormuşuz. O halde buna uygun konuşmak ve davranmak gerekir. Bir şeyi kendimiz yapmıyor veya yapıyorken, çocuklardan yapmasını veya yapmamasını isteyemeyiz. Zira kanıtlanmış araştırmaların da söylediği gibi, davranışlar sözlerden daha büyük etki bırakır. Yani çocuğun bir davranışı alması için sizi birkaç defa o davranışı yaparken görmesi; sizin her gün 10 kere o davranışı yapmasını söylemenizden daha etkili olacaktır.

İşte tüm bu sistemi düşünecek olursak, çocukların temel yaşam düzeninde çok hakimiz. Öyle de olmalıyız. Ancak son zamanlarda çocuklarımıza hakimiyetimiz azalıyor. Onları sistemin ve teknolojinin kurbanı bireyler olarak yetiştiriyoruz. Bilerek itmiyor olabilirsiniz ama sessiz kalmanız da aynı sonucu doğurur. Bu şekilde yetişen çocuklardan büyük bir gelecek beklemek ve ufka doğru umutlar beslemek doğru olmayacaktır. Sonu hayal kırıklığı olur. O yüzden evlerde düzeni ve ortamları yeniden düzenlemeliyiz. Bunun için ailelere düşen görevler var.

Çocuklarınızı bebek gibi büyütmeyin!

Onların bir birey olduklarını ve kendi hayatlarını idame ettirebilir şekilde yetişmesi gerektiğinin farkına varmalısınız. Sürekli telefonla, tabletle, bilgisayar veya çizgi filmle susturduğunuz, bastırdığınız çocuğunuzun gelişiminde elbet aksaklıklar olacak. Onun birey olmasına ve bunu hissetmesine izin verin. Nasıl mı?

1. Ev halkındaki yerini gösterin

Çocuğunuza evin bir bireyi olduğunu hissettirin. Onun da bir yeri, istekleri, sorumlulukları olacağını önce siz kabul edin. Her şey zamanında verilir. Sınırları aşmasına izin vermeyin. Mesela yürüyebildiği hatta emeklediği zamandan itibaren mahremi öğretin. Her odaya istediği gibi giremesin. Kimsenin çantasını, cebini karıştıramayacağını bilsin. Aman çocuk ne olacak canım, demeyin!

bebek-emekleme

2. Sorumluluklar verin

Sizler çocuklarınızın büyüdüğünü kabul etmeseniz bile onlar büyür ve büyümekten zevk alırlar. Sizin bunu kabul etmeniz onlara daha sağlam bir bireyin temellerini atmalarını sağlar. O halde çocuklarınıza bir kişilik kazandırmak için onları önemseyin. Bunu da en iyi ona saygı duyarak yapabilirsiniz. Odası varsa düzenlemesine izin verin, ne giyeceğine zaman zaman karar vermesine izin verin, yapabilecek olgunluğa geldiğinde odasını ve yatağını toplamasına izin verin. Ama bunların başı küçükken kendi oyuncaklarını toplamakla başlar. Çocuklar neredeyse 1 yaşından sonra oyuncalarını toplayabilirler. Elbet yardım edeceğiz ancak yavaş yavaş sorumluluğu ona devretmeliyiz. O bunun bilincinde olmalı. Ona bir görev verilmesi, sizin onun bireyliğini tanıdığınıza işarettir. Büyüdükçe sofranın kurulmasına yardım edebilir. Kendi tabağını götürebilir. Yapabilirlik gösterdiği işler için yavaş yavaş ona görevler atayabilirsiniz. Ama zamanla olmalı. Bazı görevler tam olarak ona ait olmalı. Mesela bir süre sonra siz artık oyuncak toplama işine karışmamalısınız. Bu artık onun görevi olmalı. Ama masa kurma işinde yardım isteyebilirsiniz. Henüz bu onun görevi olmayabilir. Herkes kendi çocuğunu tanır ve bu seviyeyi kendi çocuğuna göre ayarlayabilir.

yskc1dth

3. Yemek yemesine izin verin

Kardeşler, hiçbir çocuk yemek yeme imkanı varken açlıktan ölmemiştir! Sakin olun, çocuğunuza şans verin. Kaşığı kavrayabildiği zamandan itibaren kendi kendine yemek yeme denemelerine izin verin. Çamaşır da çocuk da yıkanır. Ama çocuğunuza verdiğiniz bu şansın etkisi kalıcı olur. Kendi kendine yemek yeme, en büyük özgürlük ifadelerinden biridir. Nitekim kendisinden ayrılmasını istemediği için pek çok anne de bu eyleme izin vermez ve geciktirir. Ama en büyük kötülüğü çocuklarınıza yapıyorsunuz. Bırakın yemek yerken yiyebildiğince kendi yesin. Hemen ardından siz yedirmeye devam etmeyin. Çünkü bu “Bak sen yemeyi beceremedin, en iyisi ben yedireyim” demek gibi olur ve bu da çocuğunun özgüvenini sarsar. Çocuğunuzun gelişimine göre 2,5 yaşına kadar ekstra yardımlar yapabilirsiniz. Ama 3 yaşından itibaren sorumluluğu tamamen ona devretmelisiniz. Planlı yemek kuralları ile onun yeterince yemesini ve doymasını sağlayabilirsiniz.

r694955674d1817114d19bd37b8b9492e

4. Kararlı olun

İşte anne-baba olmanın en temelinde yatan gizli sır. Kararlı olmak. Çocuğunuzla yaşadığınız pek çok sorunun temelinde kararsızlık yatar. Çocuklar çok zekidir ve sizin bu kararsızlığınızı çok güzel kullanırlar. Eğer bir kural koyuyor veya sorumluluk veriyorsanız bunda kararlı olmalısınız. Mesela çocuğunuz artık ayakkabılarını dolaba kendi kaldıracaksa, 2 gün bunu yapmasını isteyip, üçüncü gün ‘dur bu seferlik ben koyayım’, dördüncü gün unuttuğunda hatırlatmamak olmaz. Bir daha o çocuk, o ayakkabıyı dolaba koymaz. O nedenle çocuğun seviyesini aşmayacak işlerde kararlı olmalısınız. Anne-baba olmak zor ama en büyük dualarınız hayırlı evlat için olsun.

happy-muslim-family

Sahi, çocuklarınız için ne kadar dua ediyorsunuz?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>