Bilim/Teknik, Eğitim, Liste, Müzik, Örnek Şahsiyetler, Yaşam

Büyük Eserlerin Sahipleri Nasıl Çalışır?

Bestekarlar, yazarlar, şairler, bilim insanları… İyi veya kötü, çevresini bir şekilde etkilemeyi başarmış insanların hayatlarından ve hayret uyandırıcı çalışma tarzlarından örnekleri sizlerle paylaşmak istedik. 🙂 

1. Wystan Hugh Auden

“Akıllı insanda rutin, ihtirasın işaretidir.” diye yazmıştı Auden. Bu doğruysa Auden kendi kuşağının en ihtiraslı insanlarından biriydi. Şair, takıntılı bir şekilde dakikti ve hayatı boyunca sıkı bir programa bağlı kalarak yaşadı. Yeme-içme, yazma, alışveriş yapma, bulmaca çözme ve hatta postacının gelişi dakikası dakikasına belliydi ve hepsine eşlik eden rutinler vardı. Kendisi şöyle diyor: Gün içinde ne yapmak istediğinize ya da ne yapmanız gerektiğine karar verin, sonra onu her gün kesinlikle aynı zaman aralığında yapın, böylece tutkularınız başınıza dert olmayacaktır. Auden sabahları saat altıdan hemen sonra kalkar, kendine kahve yapar ve belki bir tur bulmaca çözdükten sonra çalışmaya otururdu. Zihnin en iyi çalıştığı zaman diliminin saat yedi ile on bir buçuk arası olduğunu söyler ve gece kuşu olmayı aşağılardı. Ancak dünyanın Hitler’i gece çalışır, hiçbir dürüst sanatçı böyle çalışmaz, derdi. Öğle yemeğinden hemen sonra çalışmaya devam eder ve akşam tam altı buçukta varsa misafirleriyle bir şeyler içer sonrada akşam yemeği ve biraz sohbet ile günü tamamlayıp erkenden uyurdu.

2. Francis Bacon

Bacon, dışarıdan bakan birine karmaşada besleniyormuş gibi görünürdü. Atölyelerine, boya kaplı duvarları ve yerlerde diz boyuna gelen kitap, fırça, kırık mobilya ve başka kırıntılardan oluşan yığınlarla olağanüstü bir kaos hakimdi. Daha düzenli bir dekorun yaratıcılığı kösteklediğini söylerdi. Geceleri geç saatlere kadar ayakta olmasına rağmen sabah erkenden uyanırdı.

3. Patricia Highsmith

Yalnız ve insanları sevmeyen bir tipti. Yazmak O’nun için bir zevk kaynağı olmanın ötesinde, içten gelen bir mecburiyetti. “Çalışmanın, yani hayal etmenin dışında hiçbir derçek hayat yok!” diye yazmıştı günlüğüne. Her gün genellikle üç-dört saat yazıyor ve verimli bir günde iki bin sözcüğü tamamlıyordu.

4. Federico Fellini

İtalyan yönetmen, bir seferde üç saatten fazla uyuyamadığını söylerdi. “Bir yazar her şeyi kendi kendine yapabilir ama disiplin şarttır.” derdi. “Sabah yedide kalkmalı ve beyaz bir kağıtla baş başa kalmalıdır.”

5. Ingmar Bergman

Bir röportajında “Film yapmak nedir biliyor musunuz?” diye sormuştu. “Filmin üç dakikasını çekmek için her gün sekiz saat yoğun çalışma demek. Üstelik bu sekiz saatin belki sadece on-on iki  dakikası gerçek bir oluşturma süresidir, o da eğer şanslıysanız. Belki hiç gelmez. O zaman kendinizi bir sonraki sekiz saate hazırlarsınız ve o on dakikanın gelmesi için dua edersiniz.” Bergaman on yıllar boyunca aynı programı izledi. Her gün neyi ne zaman yapacağı belliydi. “Her zaman çalışırım.” diyordu, “Bu ruhunuzun coğrafyasından bir selin akıp geçmesine benziyor. Bu çok iyi çünkü bir çok şeyi sizden uzaklaştırıyor. Arındırıcı. Sürekli çalışmasaydım deli çıkardım.”

6. Morton Feldman

“Sabah altıda kalkıyorum, on bire kadar beste yapıyorum, sonra gün bitiyor. Dışarı çıkıyor ve saatlerce durup dinlenmeksizin yürüyorum. Başka hiçbir şey yapmıyorum. Benim üzerimde nasıl bir etki mi bırakıyor? Çok iyi… Beni zaman zaman endişelendiren,  çalışmamı sağlayacak nesnel etkenleri bir araya getirmekten başka bir şey değil. Yıllarca, keşke Mozart’a rakip olmamı sağlayacak kadar rahat bir sandalye bulabilsem deyip durdum.”

7. Wolgang Amadeus Mozart

Mali olarak ayakta kalabilmek için sürekli piyano dersleri ve konserler vermesi gerekiyordu. “Sabah altıda saçım hazır olur ve yediye kadar da giyinmiş oluyorum. Ardından saat dokuza kadar beste yapıyor ve dokuzdan bire kadar da ders veriyorum. Davet edildiğim öğle yemeğinden sonra genellikle araya bir konser giriyor. Eğer başka bir şey çıkmadıysa saat dokuza kadar beste yapıyorum. Akşamları konserler oluyor ve oraya buraya davet ediliyorum, adetim eğer erken eve döndüysem yatmadan hemen önce beste yapmak. Genellikle saat bire kadar yazıyor ve sabah altıda kalkıyorum.” Babasına şöyle yazmıştı: Yapacak o kadar çok işim var ki, çoğu zaman kafamın üzerinde mi yoksa ayaklarımın üstünde mi durduğumu bilmiyorum! Birkaç yıl sonra ziyaretine gelen babası şunları yazmıştı: Buradaki hızı ve koşturmacayı tarif etmem imkansız.

8. Ludwig Van Beethoven

Beethoven gün doğarken kalkar ve işin başına oturmak için fazla zaman kaybetmezdi. Kahvaltısı, büyük bir özenle hazırladığı kahveydi; her bir fincan için altmış kahve çekirdeği olması gerektiğine karar vermişti ve genellikle onları tek tek sayardı. Ardından masasına oturup öğleden sonra ikiye, üçe kadar çalışırdı.  Öğle yemeğinden sonra uzun, tempolu bir yürüyüşe çıkardı ve anında aklına gelen notaları kaydedebilmek için cebinde daima  kalem ve nota kağıdı bulundururdu. Erken yatardı, genellikle saat onu bulmadan yatağına girmiş olurdu. Öğrencisi ve yardımcısı Anton Shindler, Beethoven’ın sıradışı banyo alışkanlıklarından şöyle bahsediyor: Yıkanma ve banyo yapma Beethoven’ın hayatındaki en elzem zorunluluklar arasındaydı. Bu bakımdan gerçek bir doğuluydu: O’nun düşüncesine göre Muhammed (sallalahu alyhi ve sellem) belirlediği abdest sayısında hiç de aşırıya kaçmamıştı.” Shindeler’in anlatımına göre bir taraftan su dökünüp bir taraftan odada bağırarak notaları seslendirerek odayı dolaşan Betooven’ı gören hizmetçiler gülme krizi geçirir ve Beethoven da buna çok sinirlenirdi. Ayrıca alt kata su sızıntıları olduğu için pek istenmeyen bir kiracıydı.

9. Voltaire

Sabahları yatakta okuyarak geçirir ve öğlen olunca  kalkıp giyinirdi. Sonra eğer ziyaretçisi yoksa yanına kahve ve çikolata alarak çalışmaya devam ederdi. Öğleden sonra biraz dolaşır sonra çalışmaya geri otururdu. Akşam yemeğinden sonra gece geç saatlere kadar dikte etmeye devam ederdi. Günde on sekiz-yirmi saat kadar çalışırdı.

10. Benjamin Franklin

Franklin otobiyografisinde on üç haftalık bir plana göre “ahlakı mükemmeliyet”e ulaşmak için bir program oluşturur. Her hafta belirli bir meziyete adanmıştır. Ölçülülük, mütevazılık, temizlik vb  ve bu meziyetlerin aleyhindeki davranış bir takvime işlenir. Franklin bir meziyeti bir hafta boyunca sürdürebilirse bunun alışkanlığa dönüşeceğini düşünüyordu; ardından sonraki meziyete geçebilir, kendini tümüyle düzeltene kadar gittikçe daha az hata yapar ve böylece ahlaki kontrol dönemlerine yalnızca ara sıra ihtiyaç duyardı.

11. Anthony Trollope

Trollope, hiç değişmeyen sabah erken saatlerde yazma seansları sayesinde kırk yedi roman ve on altı kuru dışı kitap üretmeyi başardı. Merkez postanesinde memur olarak 33 yıl boyunca çalıştı ve bir yandan da iki düzineden fazla kitap yazdı. “Her sabah beş buçukta masamın başına geçmek adetimdi. Kendime hiç acımazdım. Güne o saatte başlayınca kahvaltı için giyinmeden önce yazı işlerimi tamamlayabiliyordum. Edebiyat emekçilerinin, günde üç saat çalışan bir insanın yazacağı şeyleri üretmesi için yeteceği konusunda benimle hemfikir olacağını zannediyorum. Öte yandan, insanın kendini bu üç saat boyunca kesintisiz çalışabilecek şekilde eğitmiş olması şart; dolayısıyla, fikirlerini ifade edeceği kelimeleri bulana dek kalemiyle oyalanmaması ve karşısındaki duvara dikip bakmaması için zihnini terbiye etmiş olmalı. Saatimi önüme koyup yazmak ve her on beş dakikada 250 kelimeyi kendime mecburi kılmak, o zamanlar benim alışkanlığım haline geldi. Üç saatin yarım saatini bir önceki günkü yazımı gözden geçirmek için kullanırım. Zamanı böyle bölümleyince günde on sayfadan fazla yazabiliyordum ve on ay boyunca böyle devam edersem her yıl  üç ciltlik üç roman çıkartabiliyordum. Bu miktar yayıncıları bir hayli sinirlendirirdi. Nihayetinde okuyucunun tek bir adamdan okumak isteyebileceği roman sayısından fazlaydı bu.” Şayet üç saati doldurmadan romanı tamamlarsa, Trollope boş bir sayfa çıkarır ve hemen yenisine başlardı.

12. Gustave Flaubert

“Zaman zaman kollarımın yorgunluktan nasıl olup da vücudumdan ayrılmadığını, beynimin neden eriyip yok olmadığını anlamıyorum. Her türlü harici zevkten arınmış konforsuz bir hayat sürüyorum ve devam etmemi sağlayan tek şey bir tür kalıcı coşku hali; bazen bu coşku karşısında gözyaşlarına boğuluyorum ama o asla hafiflemiyor. İşimi, çileli bir dervişin sırtını kaşındıran keçe kumaşı sevmesi gibi, çılgınca ve sapkınca bir aşkla seviyorum. Bazen bomboş hissettiğimde, hiçbir sözcük çıkmadığında, bütün sayfaları karalamalarla doldurduktan sonra tek bir cümle bile yazmadığımı fark ettiğimde, bir umutsuzluk batağına saplanıp kalmış halde, kendimden nefret ederek ve bir kuruntunun peşinde beni nefes nefese bırakan bu çılgın gururdan ötürü kendimi suçlayarak kanepeme çöküp sersemlemiş halde öylece yatıyorum. On beş dakika sonraysa her şey değişiyor, kalbim sevinçle çırpıyor.”

13. Karl Marx

Hayatı yoksulluk ve tarjedilerle doluydu. Ailesi berbat koşullarda yaşıyordu, altı çocuğundan üçü ölmüştü. Isaiah Berlin, Marx’ın o dönemdeki alışkanlıklarını şöyle tarif ediyor: Yaşamı her gün British Muesum’daki  okuma odasına gitmekten ibaretti. Sabah dokuzdan akşam müzenin kapanış saatine kadar orada kalıyordu, bunu geceleri uzun çalışmaları takip ediyordu. Aşırı sigara içmekten çıbanlar ve ağrıların eşlik ettiği bir karaciğer hastalığına yakalandı. “Her türlü güçlüğe katlanarak amacıma sadık kalmalıyım ve burjuva toplumunun beni para kazanma makinasına dönüştürmesine izin vermemeliyim.” diye yazmıştı. Aslında başvurduğu işe el yazısı kötü olduğu için alınmamıştı. Para idare etmesini hiç beceremeyen Marx, “Hiç kimse bu kadar parasız olupta para hakkında yazmamıştır sanırım” diye kaydetmişti. Çıbanları yüzünden ne oturabiliyor, ne yürüyebiliyor ne de dik durabiliyordu. Sonunda Kapital’in ilk cildini tamamlamak için yirmi bir yıl ızdırap çekti ve kalan iki cildi bitiremeden öldü.

14. Sigmun Freud

“Çalışmadan geçen hayatın gerçekten rahat olabileceğini düşünemiyorum.” Diye yazmıştı. Her gün yedide kalkar, kahvaltısını eder ve her gün eve uğrayan bir berbere sakalını düzelttirirdi. Sekizden sonra hastalarını kabul eder, öğle yemeğini tam birde yerdi. Sonra hızlı bir yürüyüşün ardından saat üçte muayenelere başlar ve akşam yemeğine kadar devam ederdi. Akşam yemeğinden sonra ailesiyle biraz vakit geçirir, ardından çalışma odasına kapanır ve gece geç saatlere kadar çalışırdı.

15. Carl Jung

“Hem yorgun ve dinlenmeye ihtiyacı olan, hem de aynı şekilde çalışmaya devam eden kişinin aptal olduğunu düşünüyorum” demişti.

16. Gustav Mahler

Çalışması iyi gittiği sürece hayatından memnundu. “Bilirsin hayattan tek beklentim ve isteğim, çalışmak için istek duymak.” diye yazmıştı.

17. Joan Miro

Miro rutininin sosyal ve kültürel etkinliklerle bölünmesinden nefret ederdi. Hatta bu konuda Amerikalı bir gazeteciye, “Açılışlardan ve partilerden kesinlikle iğreniyorum! Ticari amaçlı ve siyasi oluyorlar, ayrıca herkes çok konuşuyor, beni çileden çıkarıyorlar.” demişti.

18. Toni Morrison

“Yazmaya oturduğumda asla derin düşüncelere dalmıyorum. Buna vaktim yok. Çocuklarım ve öğretmenlikle ilgili yapacak bir dolu işim oluyor. Düşüncelere dalma ve fikirler üretme işini arabayla işe giderken, metrodayken ya da çim biçerken yapıyorum. Kağıdın başına geçtiğimde üzerinde çalışabileceğim bir şeyler oluyor ve böylece üretebiliyorum.

19. Chuck Close

“İlham amatörler içindir” diyor Close. “Geri kalanımız sadece işin başına geçip çalışmaya koyulur.”

20. Samuel Johnson

“Aylaklık savaşılması gereken bir hastalıktır.”

21. William James

“Gündelik yaşamımızın detaylarını otomatikliğin zahmetsiz bölgesine çektiğimiz oranda, zihnimizin yüksek güçleri kendilerine uygun çalışmaları gerçekleştirmek için serbest kalacaktır. Kimse, kararsızlıktan başka hiçbir alışkanlığı olmayan insandan yaktığı her puroyu, her gün uyandığı ve yatağına uzandığı saatleri ve her çalışanın başlangıcını bir irade tartışmasını açığa vurma meselesi haline getiren kişiden daha perişan değildir.”

22. Henry James

James bir kitabı bitirir bitirmez hemen yenisine başlardı. Bir defasında ona yeni bir kitap tasarlamak için zamanı nereden bulduğu sorulduğundan, James gözlerini devirip soruyu soranın dizine pat pat vurmuş ve “oradan-buradan-havadan, tabiri caizse o beni buluyor, peşimden ayrılmıyor.”demişti.

23. Loise Bourgeous

“Arı gibi çalışıyorum ve pek az şey becerdiğimi hissediyorum.”

24. William Styron

“Çalışmalarınızda sert ve özgün olabilmek için yaşamınızda bir burjuva gibi sıradan ve düzenli olun.”

25. Philip Roht

“Yazmak zor bir iş değil, kabustur.” Demişti Roth.  “Her gün ortalama ondan altıya kadar yazıyor arada öğle yemeği yemek ve gazete okumak için bir saat mola veriyorum. Geceler genelde okuyorum, her şey aşağı yukarı bundan ibaret… Böyle çalışırken nöbetteyim. Sanki ben doktorum, orası da acil servis. Acil vaka da benim.”

26. George Sand

Sand her gece en az yirmi sayfalık taslaklar oluştururdu. Hasta büyükannesine bakarken ancak geceleri yalnız kalıp düşünmeye fırsat bulabildiği gençlik yıllarında böyle bir alışkanlık edinmişti. Sand ne yazdığını sabahları hatırlamazdı. “Eserlerimi bir rafa dizmemiş olsam, onların başlıklarını bile unuturdum.” demişti bir seferinde.

27. Honroe De Balzac

Sabah karşı birden uyanıp yazı masasının yanı başına oturuyor ve yedi saat sürecek çalışmasına başlıyordu. Sekizde doksan dakika kestirmek için kendine izin veriyor sonra dokuz buçuktan dörde kadar çalışmaya devam ediyordu. Bu arada fincan fincan sade kahve içiyordu. Bir tahmine göre günde neredeyse elli fincan kahve tüketiyordu. “Yaşamıyor, berbat bir biçimde kendimi tüketiyorum. Fakat çalışmaktan yada başka bir sebepten ölmek arasında hiçbir fark yok.” demişti. 

28. Charles Dickens

Dickens’in çalışma saatleri sabitti. Büyük oğlu, “hiçbir şehir katibinin onun kadar düzenli ve sistemli olmadığını” hatırlıyordu. Sabah yedide uyanıyor, sekizde kahvaltı ediyor ve dokuzda çalışma odasındaki yerini almış oluyordu. İkide ailesiyle öğle yemeği yiyor, bu esnada hipnoz etkisindeymiş gibi mekanik bir şekilde yemeğini yiyerek neredeyse tek bir kelime bile etmeden aceleyle masasının başına dönüyordu. Sıradan bir günda iki bin kelime, hayal gücünün zirvede olduğu bir gündeyse bunun iki katını yazabiliyordu. Her gün üç saatlik yürüyüş yaparken hikayelerini düşünüyordu.

29. Alexander Graham Bell

“Beynim parmak uçlarımın karıncalanmasına yol açan fikirlerle doluyken, hiç kimse için ara veremeyeceğim, yerimde duramadığım zamanlar geçiriyorum.”

30. Paul Erdos

Onun hakkında, “Sadece üç saat uykuya ihtiyacı vardı. Sabah sekizden gece bir buçuğa kadar çalışmak istiyordu. Tabi ki kısa yemek molaları veriyorduk ama o sırada peçeteler üzerine not alıyor, tüm zamanımızı matematik konuşarak geçiriyorduk. Bir iki hafta evinizde kaldığında, bu sürecin sonunda tamamen çöküyordunuz.” diyor çalışma arkadaşı. “Matematikçi kahveyi teoremlere dönüştüren bir makinedir.” demekten hoşlanırdı.

Kaynaklar

Günlük Ritüeller/ Mason Currey

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

3 yorum var.

  1. 1
  2. 2
  3. 3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>