Hadis, İslam, Kur’an ve Sünnet

Böyle Seslendiler Serisi: Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem

“Bir topluluk karşısında yapılan etkileyici konuşma” anlamına gelen hutbe, özellikle Câhiliye devri Arap toplumunda yaygın bir konuşma sanatı ve iletişim vâsıtasıdır. İslâm döneminde de sosyal hayatın bir parçası olarak devam etmiştir. Fahr-i Kâinat (s.a.v) Efendimiz Mekke yıllarında, az da olsa çeşitli topluluklara hitap etmiş ve tebliğ vazifesini böyle yürütmüştür. Müşriklerin baskı ve kısıtlamaları, hutbeler vâsıtasıyla insanlara ulaşmanın önünde bir engel teşkil eder. Nitekim Efendimiz (s.a.v) hicret esnasında, daha Medine’ye ulaşmadan Kuba’da ilk hutbesini irad etmiştir. Bundan sonra Efendimiz (s.a.v) sık sık hutbe irad etmiş ve dinin hükümlerini böyle tebliğ etmiştir. 

Cuma ve Bayram namazlarının yanında, Asr-ı Saâdet’te birçok vesile ile hutbe irad edildiğini kaynaklardan öğreniyoruz. Efendimiz (s.a.v)’den sonra Dört Halife’nin de sık sık halka hitap ettiği, birçok meseleyi bu vesile ile ilan yahut istişâre ettiği görülür. Bu yönüyle hutbeler, daha genel bir muhtevaya ve üsluba sahiptir.

Bu serimizde Ebubekir Sifil hocanın Böyle Seslendiler kitabından Efendimiz (s.a.v)’in ve sırasıyla Hz. Ebû Bekr, Hz.Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (r.anhum)’un farklı zaman ve mekânlarda irad ettikleri bazı hutbelerini paylaşacağız. 1400 yıl öncesinden günümüze uzanan bu mübarek sözler, o gün olduğu gibi, bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor…

1. Allah Elçisi (s.a.v) Böyle Seslendi

Sahâbe’den Câbir b. Abdullah (r.a) bildiriyor: Resûlullah (s.a.v) Cuma günü hutbe okurken, Allah’a hamd ve peygamberlere salât ü selâmdan sonra şöyle derdi: 

Ey insanlar! Sizlerin Allah katında birer makamınız vardır. O makamlara ulaşmaya bakın. Yine sizlerin varacağınız birer son vardır; o sona varın. 

Muhakkak ki mü’min iki korku arasında bulunur. Birisi, ömrün geride bırakılan kısmıdır ki, kul Allah’ın bu kısım için nasıl bir hüküm verdiğini bilmez. Diğeri de ömrün yaşanacak olan kısmıdır ki kul, gelecekte Allah’ın kendisine ne göstereceğini bilmez. Öyleyse kul, kendi menfaati için nefsinin arzu ve isteklerini dizginlesin. Ahireti için dünyasından, yaşlılık dönemi gelmeden önce gençlik çağlarından ve ölüm gelmeden önce hayattan fedakârlık etsin. 

Nefsimi kudret elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, ölüp gittikten sonra Allah’ın rızasını istemek söz konusu değildir ve dünya hayatından sonra cennet ya da cehennemden başka varılacak bir yer yoktur. 

Bu sözümü söylüyor ve azamet sahibi olan Allah’tan hem kendim, hem de sizler için bağışlanma diliyorum.

2. Allah Elçisi (s.a.v) Böyle Seslendi

Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) Medine’ye hicret ederken yol üstündeki Sâlim b. Avf oğulları yurdunda halka ilk Cuma namazını kıldırdı ve (Medine’de irad buyurduğu ilk hutbe olarak kaynaklara geçen) hutbede şöyle buyurdu: 

Hamd Allah’a mahsustur. O’na hamdeder, O’ndan yardım diler, O’na istiğfar eder ve O’ndan hidâyet isterim. O’na iman ederim; O’nu inkâr etmem. O’nu inkâr edene düşmanlık ederim. 

Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur ve yine şahitlik ederim ki Muhammed O’nun kulu ve Resûlü’dür. Allah O’nu, resûllerin arkasının kesildiği, ilmin azaldığı, insanların yoldan çıktığı, zamanın hidâyet rehberlerinden mahrum kaldığı, kıyâmet gününün yaklaştığı, dünyanın ömrünün sonuna doğru gelindiği bir dönemde hidâyet, hak din, nur, öğüt ve hikmetle gönderdi. 

Allah’a ve Resûlü’ne itaat eden doğru yolu bulmuştur. Allah’a ve Resûlü’ne isyan edense azmış, aşırı gitmiş ve alabildiğine sapmıştır. 

Size, Allah’a karşı takvâlı olmanızı tavsiye ederim. Müslümanın Müslümana yapacağı en hayırlı tavsiye, onu ahirette fayda sağlayacak amellere teşvik ve takvâyı emretmektir.  

Allah size kendisinden (azabından) nasıl sakınmanızı emretmişse öylece sakının. Zira takvâ, Rabbinden korkan ve O’nun gazabına uğramaktan sakınarak amel eden kimseler için ahirette kavuşmayı umduğunuz şeylere kavuşmanız konusunda gerçek bir yardımcıdır. Rabbi’yle arasındaki misâka riâyetle gizli ve açık amellerini ıslah ve bu amellerinde sadece Allah’ın rızasına nâil olma niyetiyle hareket eden kimse için bu durum dünyada bir şeref, kişinin önceden gönderdiği şeylere ihtiyaç duyacağı ölüm sonrası için de bir azık olur. Bu şekilde olmayan amellere gelince, kişi o amellerle arasında hayli uzak bir mesafe olmasını temenni edecektir. “Allah sizi gazabın(a uğramak) dan sakındırır. Allah, kullarına karşı çok merhametlidir.” (3/Âl-i İmrân, 30.) 

O, sözünü doğru çıkartan, vaadini gerçekleştirendir. Bu vaatten dönmek yoktur. Zira yüce Allah, “Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim” (50/Kâf, 29) buyurmuştur. 

Binaenaleyh, gerek şimdiki gerekse gelecekteki gizli ve açık işleriniz konusunda Allah’tan ittika edin. Zira, “Kim Allah’tan ittika ederse, onun günahlarını örter ve ecrini büyütür” (65/et-Talâk, 5). Kim Allah’tan ittika ederse, pek büyük bir kurtuluşa ermiş olur. 

Allah’tan ittika etmek demek, Allah’ın gazabına, azabına ve öfkesine sebep olan şeylerden uzak durmak demektir. Takvâ yüzleri ağartır, Rabbi razı eder, dereceyi yükseltir. O halde (takvâdan) payınızı alın ve Allah katında kusurlu olan işlerden sakının. Kimin doğru söylediğini ve kimin yalancı olduğunu ortaya çıkarmak için O size kitabını öğretti, yolunu açtı. O halde Allah size nasıl ihsânda bulunduysa, siz de (başkalarına) öylece ihsanda bulunun. O’na düşmanlık edenlere düşman olun. “Allah yolunda hakkıyla cihad edin. O sizi seçti ve sizi ‘Müslümanlar’ olarak isimlendirdi” (22/el-Hacc, 78). “Ki helâk olan apaçık bir delille helâk olsun; hayat bulan da apaçık bir delille hayat bulsun” (8/el-Enfâl, 42). Mâsiyetlerden dönüş gücü ve taatlere yöneliş kuvveti ancak Allah’ın bahşetmesiyledir. 

Allah Teâlâ’yı çokça zikredin ve ölüm sonrası için amel edin. Kim kendisiyle Allah Teâlâ arasındaki işleri ıslah ederse, insanlarla arasındaki işler konusunda Allah ona yeter. Zira Allah insanlar hakkında takdirde bulunur ve hükmeder; insanlar Allah hakkında takdirde bulunup hükmedemezler! O insanlara mâlik ve hâkimdir; insanlar O’na mâlik ve hâkim değildir. Allah en büyüktür. Mâsiyetlerden dönüş gücü ve taatlere yönelme kuvveti ancak yüce ve azamet sahibi Allah’ın bahşetmesiyledir.

3. Allah Elçisi (s.a.v) Böyle Seslendi

Resûl-i Ekrem (a.s) Efendimiz Medine’ye hicret ederken, yol üzerinde bulunan Ranûna Vadisi’nde kıldırdığı Cuma namazında insanlara şöyle seslendi:

Ey insanlar! Ölmeden önce kendiniz için ahiret azığı hazırlayın.

Allah’a yemin olsun ki, her biriniz öleceğini ve sürüsünü çobansız bırakacağını elbette biliyorsunuz. Sonra da Rabbi ona, aralarında ne bir tercüman, ne de perdedâr olmaksızın şöyle diyecek: Benim elçim sana gelip hakikati tebliğ etmedi mi? Ben sana mal-mülk verdim, ihsanda bulundum; peki sen kendin için önceden bir şey hazırladın mı?

O kimse sağa-sola bakınacak, ama hiçbir şey göremeyecek. Sonra önüne bakacak, orada cehennemi görecek.

Öyleyse, yarım hurma ile dahi olsa kendisini cehennemden korumaya muktedir olan kimse hemen korunsun. O yarım hurmayı dahi bulamayacak durumda olan kimse ise, bari kelime-i şehâdete devam etsin. Zira bu şekilde yapılan bir tek güzel işe de, on katından yedi yüz katına kadar sevap verilir.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketleri size ve Allah’ın Elçisi’ne olsun.

4. Allah Elçisi (s.a.v) Böyle Seslendi

Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’in okuduğu ilk hutbe-lerden bir diğeri de şöyledir:

Hamd Allah’a mahsustur. Allah’a hamdeder ve O’n-dan yardım dilerim. Nefislerimizin kötülüklerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız. Allah kimi hidâyete erdirirse, artık onu kimse dalâlete düşüremez ve Allah kimi dalâlete sürüklerse, onu da kimse hidâyete sevkedemez.

Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir ve hiçbir ortağı yoktur.

Sözlerin en güzeli Allah’ın Kitabı’dır. Allah kimin kalbini Kur’ân ile süslemiş, kendisini küfürden sonra İslâm’a sokmuş ve o da başka sözlere karşı Kur’ân’ı tercih etmişse, o kimse kurtuluşa ermiş demektir. Şüphesiz Allah’ın Kitabı, sözlerin en doğrusu ve en belâgatlisidir.

Allah’ın sevdiğini sevin, Allah’ı bütün kalbinizle sevin.

Allah’ın Kelâmı’ndan ve zikrinden usanmayın. Al-lah’ın Kelâmı’ndan kalbinize kasvet gelmesin. Zira Kelâmullah, her şeyin en iyisini ayırıp seçer; amellerin hayır-lısını, kulların güzidesi olan peygamberleri ve kıssaların iyisini zikreder. Ayrıca helal ve haramı açıklar.

Allah’a kulluk edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Allah’tan nasıl sakınılması gerekiyorsa, öylece sakının.

Yaptığınız iyi işleri diliniz teyid etsin. Allah’ın Kelâmı doğrultusunda birbirinizi sevip sayın. Muhakkak bilmelisiniz ki, Allah ahdini bozanlara gazap eder.

Selam sizin üzerinize olsun.

5. Allah Elçisi (s.a.v) Böyle Seslendi

Resûl-i Ekrem (a.s) Efendimiz, bir Cuma hutbesinde insanlara şöyle seslendi:

Hamd, Allah’a mahsustur. O’na hamdeder, O’ndan yardım ve mağfiret isterim. O’na nankörlük etmem, nankörlük edenlere de düşmanlık gösteririm.

Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir ve hiçbir ortağı yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve Resûlü’dür ki, peygamberlerin arasının kesildiği, ilmin azaldığı, insanların sapkınlığa düştüğü, kıyâmetin kopmasının yaklaştığı bir zamanda tam bir hidâyet, nur ve nasihat ile gönderilmiştir.

Kim Allah ve Resûlü’ne itaat ederse, muhakkak doğru yolu bulmuş olur. Kim de Allah ve Resûlü’ne âsî olursa,azgınlık ve taşkınlık yapmış, büyük bir sapkınlıkla yoldan çıkmış olur.

Size Allah’tan ittika etmeyi (O’na karşı gelmekten sakınmayı) tavsiye ederim. Bir Müslümanın diğer bir Müslümana en hayırlı tavsiyesi, onu ahirete teşvik ve Allah’tan sakınmasını istemesidir.

Allah’ın sizi sakındırdığı şeylerden sakının. Rabbinden ittika etmek, yüreği titreyerek ibâdet eden ve ahiret hayatını arzu eden kimse için en emin yoldur.

Gizli ve açık her durumda Allah’ın rızasını arzulayarak çalışan kimsenin bu dünyada adı hayırla anılır. Ölümünden sonra da, kişinin önceden gönderdiği hayırlara muhtaç olduğu günde, ameli kendisine azık olur. İşlediği hayırların dışındaki her şeyle de arasında uzun mesafeler olmasını ister.

Allah sizi azabından sakındırır. Allah, kullarına çok acır. Sözü mutlak doğru olan ve vaadini yerine getiren Allah’a yemin olsun ki, bu söylediklerim, geri dönüşü olmayan hakikatlerdir.

Zira Allah Teâlâ, “Benim katımda söz değişmez ve ben kullara zulmedici değilim” buyurmuştur. Öyleyse bugün ve gelecekte, gizli ve açık tüm işlerinizde Allah’tan ittika edin. Çünkü kim Allah’tan ittika ederse, Allah onun günahlarını örter ve kendisine büyük ecir verir. Allah’ın yasaklarından sakınanın kazancı büyüktür.

Allah korkusuyla yasaklardan sakınmak yüzleri ağartır, Rabbi razı eder, dereceyi yükseltir. Nasibinizi alın ve Allah katında kusur işlemeyin. Allah size Kitabı’nı öğretti ve yolunu gösterdi ki, doğru sözlü olanlarla yalancılar bilinsin. Öyleyse Allah’ın size ihsanda bulunduğu gibi siz de ihsanda bulunun. O’nun düşmanlarına düşman olun. O’nun yolunda gereği gibi mücâhede edin.

Sizi O seçti ve size “Müslümanlar” ismini verdi. Artıkher şey apaçık bildirilmiş olmasına rağmen, doğru yoldan sapıp helâk olan olsun, dileyen de doğru yola uyup hayat bulsun.

Allah’ı çokça zikredin ve bugünden sonrası için çalışın. Kim Allah’a karşı kendini düzeltirse, bütün işlerde Allah ona yeter. Bu böyledir, çünkü Allah insanlara hâkimdir, insanlarsa Allah’a hükmedemez. Allah insanların durumuna mâliktir, insanlarsa Allah’tan bir şeye mâlik değildir.

Allah en büyüktür. Kuvvet, kudret ve azamet sahibi olan Allah’tır.

Kaynaklar

| Doç. Dr. Ebubekir Sifil’in Böyle Seslendiler Kitabından derlenmiştir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>