Eğitim, Evlilik, İslam, Yaşam

Beyaz Atlı Prensi Beklerken…

beyaz atlı prens

Her yıl diğer yıla doğru kaybolmaya yüz tutar. Kışla asude evlerin verandaları, siyah metal parmaklıkları ve sakin kenar mahallelerin beton kaldırımları buz keser. Kışın soğuk nefesi, narin akçaağaçlarının kaba kabuğunu ve gençliğinin baharında olan çimlerin yumuşak yapraklarını dondurur. Buz, yapraksız güllerin altındaki toprağı çatlatır ve saçaklardaki sarkıtları parlatır. Karın beyaz battaniyesi bilinmez caddelerde giden arabaları susturur ve beni de hep bu duygular sarar.

Odamda yalnızca oturur, bıraktığım aralıktan yol bulup giren soğuk rüzgarın hafif akışını hisseder ve karın penceremin önünü doldurmasını izlerim. Hiçbir zaman penceremi tamamen kapatmayı sevmem. Boş odanın çınlayan sessizliği beni rahatsız eder; çünkü sessizliğin beyaz tuvalindeki kanın karanlık damlaları gibi olan düşüncelerimle beni yalnız bırakır. Dış dünyanın seslerinin, beni  içimdeki  gaddar yeisten alıkoyacağı ümidiyle pencereyi  hafif açık bırakırım. Fakat yumuşacık kar dünyayı sersem bir sessizliğe bürüyor gibi ve ben huzurlu sessizliğin kumaşına süzülen karanlık kırmızı damlalara bakakalıyorum.

Bir yıl daha gitti ve bir yıl daha hayal kırıklığı.

Bir ergen olarak, birkaç yıl önceye kadar büyümek ve yetişkin gibi görünmek için sabırsızlanıyordum. Kendimi gençliğin küçük, aptalca eğlencelerinden bile mahrum ederek yetişkinmişim gibi davranıyordum. Yaşıtlarım, hatalarını umursamadan, bir kere denemekten bir şey olmaz anlayışıyla;  hayatlarını gösterişli, korkusuzca, sorgusuzca ve sürekli yanlışlar yaparak yaşarken ben macera özlemiyle yanan içimin sesini boğdum ve hayat dolu ruhumu felç ettim.

On dokuz yaşımdayken evliliğe hazır olduğuma karar verdim.  Çalışkan, cesaretli, hoş, oldukça akıllı, biraz da güzel olarak en ideal zamanımdaydım. Ev işlerinin nasıl halledileceğini yıllardır biliyordum. Ailemdeki evli çiftlerin tavırlarını inceliyor, sorunlarından kaçınmak ya da çözüm yollarını bulmak için notlar alıyordum.  İlk defa bir aşkı kabul etmek için açık bir kalbim vardı. Tabi ki dedim, tabi ki bu yıl benim gelecekteki kocamla karşılaşacağım yıl olacak inşallah. Bundan daha hazır olamazdım

O yıl geldi ve O’ndan hiç bir haber vermeden gitti.

Sonraki yıl da aynıydı.

Ve daha sonraki yıl da…

Yirmi iki yaşıma geldiğimde her an kiminle evleneceğimi gösteren bir işareti bir şekilde alacağım veya onunla karşılaşma haberini duyacağımı düşündüm. Dışarı çıktığım zamanda, muhteşem bir sağanakla gelen yağmurdan önceki ağır, kesif havanın olduğu bir vakitte asılı kaldığımın farkındaydım. Elimi ilk damlayı yakalamak için uzatmıştım ama bir şey gelecek gibi gözükmüyordu. Tabi ki, diye düşündüm, tabi ki şimdilerde beklediğim işareti alacağım.

O yıl geldi ve bir şey vermeden gitti.

Ve sonraki yıl da…

O yıllarda benim için bir anlam ifade etmeyen birçok talipler geldi. Tanımadığım kişiler oldukları için ailemin onları reddetmesi beni rahatsız etmedi. Ruh ikizim değillerdi! Eğer prensim gelmiş olsaydı,  mutlaka bilirdim. Bilirdim çünkü ben onun dualarının cevabı olduğum gibi o da benimkilerin cevabıydı. Fakat gelmedi.

Bu yıl bütün bunlardan yoruldum – yolun kenarında durup zaten geçmiş olan bir dondurma arabasını bekleyen bir çocuk gibi- hiç bir zaman gelmeyecek birini beklemekten usandım. Bu düşüncemden tamamen vazgeçtim. Gerçekten çok rahatladım. Damarlarımda dolaşan gurur, haysiyet ve şereften dolayı yarışın sonuna geldim. Çünkü ayak parmakları üstünde dikilip olmayan birisini bekleyen saf çocuk görüntüm gururumu biraz incitti.

Üzüntümü azaltan esas sebep bütün dayanağımın Allah (cc) olmasıydı.  Kadir olan Allah’a bütün kalbimle o kadar inandım ki, içimde dolanan her hangi bir üzüntü anında eriyip gidiyordu. Ellerim tutulabilecek en sağlam kulpu tutuyordu ve bundan da hiç şüphem yoktu.

‘Hem dua edip hem üzülemezsin’ dediğini duymuştum birisinin. Bunlardan ancak birini yapabilirsin.

Bu yüzden bol bol dua ettim, üzülme kısmını ise daha az imanlı olanlara bıraktım. Elimdeki yuları tamamen saldım ve deveyi Allah’a emanet ettim. İş bana düştüğünde elimden geleni yapacağım ama daha fazla stres yapmayacağım. Zihnimin, bedenimin ve ruhumun tevekkülünü kazanmak için zihnimle, bedenimle ve ruhumla mücadele edeceğim. Güvenilir ellerdeyim, Elhamdülillah.

Bu yıl yılbaşı kararım evlenmek değildi. Ben birçok hayallerin ve özlemlerin insanıyım. On dokuzumda en iyi zamanımda olduğumu düşünüyordum ama hakikat şu ki hala kendimi geliştiriyorum, yetiştiriyorum. Hepimiz öyleyiz. Yaşla birlikte bunda azalma da olmuyor. Evliliğe hazır olduğumu düşünmek benim hamlığımın bir göstergesiydi. Şimdi birisine koltuk değneği olmak yerine, kendim olmak ve biraz daha gelişmek için zaman verildi. Daha kendim şekillenmemişken bir hanım kalıbına girmek kaderimdeki şeklimi bozmak demekti.

Anne ve eş olmayı yine de sürekli hayal ediyorum. İçimdeki çocuk bakıcısı sevilecek ve bakılacak birisi için yalvarıyor.  Hala kalbim ruh ikizimin doldurması için rezervasyona açık. Ama birisinin kayası olmadan önce kendi içimdeki minerallerin katılaşmasını sağlamam gerekir.

Rabbim bu zamanı, rızasını elde etmek yolunda kendimi geliştirmem için verdi. Bunu bir erkek için yapmam yanlış bir saik olacaktı.

Kendime verilmiş bir son tarihim yok artık. İlk başta neden yaptım ki? Kendimi otuz kırk yaşında evlenmemiş olarak görebilirim ve buna razı da olurum.  Evlenmek kaderimde yoksa bekar olarak yaşamak düşüncesini de hoş karşılarım. Kendimiz için ne kadar anlamsız standartlar oluşturuyoruz. Parmağımda yüzük olmadığı için eksik birisi değilim. Evlenecek birini bulana kadar da yarısı kayıp, natamam biri değilim. Rabbim her birimizi tam ve mükemmel yaratmış. İnsanoğlu en mükemmel bir şekilde yaratılmış, subhanallah! Her birimiz kendimizin kainatıyız. Evlenmemiş olmak beni noksan kılmaz. Biz noksan değiliz.

Ey merhametlilerin en merhametlisi,  ben Sana ne kadar müteşekkirim! Beni cömertliğinle tekrar tekrar yıkadın. Hak etmiyorum ve unutkanım.  Tembelliğimi her zaman def edemedim  ve  hatalarıma rağmen sana karşı gücenme hissi içime girdi. Ruhum sana hiçbir zaman için nankör değil ve olmayacak.

Lütfuna gark olmuşum, elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah.

İnşallah hayatım bir başarı hikayesi olmaya değer addedilecek. Şu anda sadece zirvenin diğer ucundayım. Bu zorluklar, bu çabalamalar, bu sıkıntı dağın zirvesinden önceki böğürtlenlerin dikenleri. Sadece kim olduğumu anladığım ve kendi zirvelerine ulaşmaya çabalayan yol arkadaşlarıma dünyayı daha iyi bir hale getirmek için neler yapabileceğimi bildiğimde, o yağmur yağacak ve kollarımı açıp sırılsıklam ıslanacağım.

Sessizlik şimdi o kadar da rahatsızlık verici değil. Hayır, bence sessizlik değişmedi ama değişen onu lekeleyen renklerdi. Onlar artık koyu ve uğursuz değil.  Koyu kırmızı kandan çok hatmi çiçeği rengi gibi. Sıcak battaniyeye sarılmış vaziyette oturuyor, hızını artıran karı buğulu penceremden izliyorum. İki kırmızı damla bir araya gelip kalbe dönüşürken küçük bir gülümseme yayılıyor dudaklarıma.

Böylece gururumun pençeleri, içimdeki ümitsiz romantizmi esir almadı. Prensimin gelmesini bekleyeceğim ama o zamana kadar boş durmayacağım.


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

7 Comments

  1. 1

    Tabiki insan butun òlçüsuzluklerden kaçinmali aşiri duygulardanda lakin her zamanda hayirlisi olmasi için dua etmeli rabbim herkesin gönlundeki hayirli murad lari versin…

  2. 2

    yani ne bileyim biraz bana farklı geliyor.
    romantizmin pesine düsüp evde kalinca vay efendim prensim gelmedi. Allahın takdiri.
    yazı tutarsızlık dolu ve icerdigi mesajlardan oh iyi olmus diyesi geliyor insanın

  3. 3

    Size katılıyorum, bazılarımız hep pembe gözlük kullanıyor sonra da istedikleri olmayınca hem kendi kalbi kırılıyor hem de geride bir sürü kırık kalp bırakabiliyor.

  4. 4

    Evvela iyice bir kurufasülye pişirmeyi öğren. İlk çıkan muvahhid, müslüman talibine de koşulsuz olarak evet de kardeşim. Sen çok fazla entellektüel kitap ve roman okuyup bu işi zorlaştırmışsın. Kadının yaratılış gayesini bilmesi ona kul olarak yeter. Herkes Zeynep Gazali olamak zorunda değil, olamıyorsa da fazla zorlamamalı. Vesselam.

  5. 5
  6. 6

    Son cümle… Allah’ın hakkımızdaki planlarını bilemeyiz yapmamız gereken onun takdirinden razı olmak ve her zaman O’u anmak. Yumuşacık bir hikaye umarım Rabbim herkese tevekkülü nasip eder. O en hayırlısını bilendir…

  7. 7

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.