Yaşam

Aynadaki Yansımalar

aynadaki yansımalar“İçinde ayna bulunmayan bir odanın, kadınlar için hapishane hücresinden farksız olduğu” söylenir… Tabii ki aynısı, sadece güzelleşmek amacıyla saatlerce ayna karşısında vakit geçiren pek çok erkek için de geçerlidir.

Bu ifade, bize bir kişinin ne kadar sıklıkla aynaya baktığına ilişkin bir fikir verecektir, örneğin çok sık aynaya bakan biri, aynanın kendisi için vazgeçilmez olduğunu söyleyecektir.

…Aynaya bakmak, saçını taramak vb. haram (yasak) değildir. Aslında bunlar, Peygamber Efendimizin (Sallalahu aleyhi ve sellem) sünnetidir. Hatta Peygamber Efendimizin (Sallalahu aleyhi ve sellem) duaları arasında aynaya bakarken okuduğu ve bizlere de okumamızı tavsiye ettiği duayı bulmamız mümkündür:

“Allah’a hamdolsun. Allah’ım! Benim yaratılışımı güzel kıldığın gibi ahlakımı da güzelleştir.” (Ahmed İbn Hanbel, Müsned, I, 403)

Tüm bunlara rağmen ayna, bir takıntı haline gelmemelidir.

Yüzü güzelleştirmek ve vücudu formunda tutmak için gösterilen gayretler, multimilyar dolarlık bir sektör haline dönüştü. Tüm dikkatler, kaçınılmaz surette bir gün toprağa dönüşecek olan bir şeye çevrildi; o kadar ki sadece yüzümüzü ve vücudumuzu güzelleştirmek için yaratılmamış olmamıza rağmen sabahtan akşama kadar fiziksel görünüşü haricinde başka hiçbir şeye dikkatini vermeyen insanlar haline geldik.

Her ne olursa olsun, çeşitli ayna türleri olduğunu biliyoruz: görüntüleri doğru ve gerçek bir şekilde yansıtan aynalar.. İnsanların özelliklerini büyüten aynalar.. Hatta bozuk veya çarpık bir görüntüyü yansıtan aynalar bile var… Yüz aynı olabilir ama yüzün aynadaki yansıması, bakılan aynanın türüne bağlıdır.

Ayrıca, bir insanın güzelliğinin başka faktörlerden etkilenmesi de mümkündür.

…Hindistan’da trene bindiğimiz zaman üçüncü sınıf vagonlarda seyahat ediyoruz ve bazen seyahatlerimiz uzun mesafeli oluyor. Vagonun bazı pencereleri açık kaldığında veya pencereler kırık olduğunda vagonun içini toz kaplıyor. Bizler de baştan aşağı tozla kaplanmış hale geliyoruz. O anda bizi gören herhangi biri, bizim farklı bir dış görünüşe sahip olduğumuzu söyleyecektir. Aynı şekilde, hastalık, uyku, seyahat vb. gibi bazı faktörler de bir insanın dış görünüşünü etkileyebilir.

Benzer şekilde aynısı, mânevî kalplerimizin yanı sıra maddî kalplerimiz için de geçerlidir. Mânevî kalp de her zaman aynı hâl üzere kalmaz. Aslında “kalp”, Arapça kökenli bir kelimedir, lügatlerde “bir halden başka bir hale çevirme, değiştirme” şeklinde izah edilir.

Resulullah (Sallalahu aleyhi ve sellem) kalbin hâlini şu şekilde anlatıyor: “Kalp hâlden hâle döndüğünden (tekalib) dolayı kalp diye isimlendirildi. Kalp, çölde rüzgârın içini dışına dışını içine çevirip durduğu ağaca takılmış bir tüy misalidir.” (Hadis-i Şerif, Ahmed b. Hanbel)

Nasıl ki dış görünüşümüzü ve fiziksel güzelliğimizi korumamız gerektiğinin bilincindeysek mânevî kalplerimizin güzelliğini korumak için daha da bilinçli olmak zorundayız.

Bir şairin dediği gibi:

Yüzümüzdeki lekeler için aynaya baktık, Ama kalbimizdeki lekelere hiç bakmadık.

Mânevî kalbin aynaları, Kur’an-ı Kerim, Resulullah (Sallalahu aleyhi ve sellem)’in Hadisleri ve Ehlullahın (Allah Dostları) öğütleridir.

Resulullah (Sallalahu aleyhi ve sellem) “Mümin, müminin aynasıdır” buyuruyor.

Ayna, fiziksel görünüşümüzdeki herhangi bir kusuru gösterirken, bu aynalar ise bize mânevî kalplerimizdeki gaflet ve acziyeti gösteriyor. Öylelikle mânevî hâlimizi görebiliyoruz. Bu aynalar sayesinde kalplerimizdeki lekelerin farkına varabiliyoruz.

Dediğim gibi, görüntüleri büyüterek ve genişleterek yansıtan veya bozuk, çarpık veya yamuk görüntüler yansıtan aynalar var – demek ki aynadaki görüntü, ayna önünde duran kişinin doğru ve gerçek yansıması değildir. Benzer şekilde doğru bir izlenim (görüntü) vermeyen Müslümanlar var: Eğer bir Müslüman kötü ahlâklı ise ve günahlara düşkünlüğünden dolayı hareketleri “bozuk” ve “çarpık” ise o hâlde yanlış bir izlenim verecektir.

Nasıl ki yüzümüzün veya vücudumuzun temizlenmesi veya düzeltilmesi gereken kısımlarını gösterdiği için bir aynaya teşekkür borçlu isek aynı şekilde sayelerinde mânevî kalplerimizi temizleyebildiğimiz, düzeltebildiğimiz ve güzelleştirebildiğimiz mânevî aynalara da (Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Şerifler, Âlimlerin bilgece öğütleri ve hakşinas ve samimi Müslümanların tavsiyeleri) teşekkürü borç bilmeliyiz.

…Eğer ayna olma rolünü biz üstlenmişsek o halde iyi bir aynanın sadece zaafları veya kusurları gösterdiğini unutmamalıyız. İyi bir ayna, başka bir insanın zaaflarını eleştirmez, abartmaz ve başkalarına ilan etmez.

Başka birine “ayna” olmak, aynaya bakan ve ondan sonra, görünüşünü düzeltmeye çalışan birine aynalık yapmak gibidir yani kendisine her bakana iyi işler yapmasını teşvik edecek kadar hakşinas biri olmak anlamına gelmektedir. Örneğin: Sünnete uygun giyinen bir Müslüman, kendisini gören ve o şekilde giyinmeyenlere inşallah yol gösterici ve teşvik edici olacaktır. Müslüman kimliği hakkında daha bilinçli hale gelecekler ve inşallah doğru giyim tarzını benimseyeceklerdir. Aynısı, salih ameller, davranışlar, işler ve benzer şeyler için de geçerlidir.

Eğer imanımızı güzelleştirmeye çalışırsak gurur, gösteriş, kibir, kıskançlık, fesatlık vb. gibi “kötü huylardan” kurtulmak ve hatta yalan söylemek, küfretmek, harama bakmak, faiz, dolandırıcılık ve benzeri gibi günahların herhangi bir izini ortadan kaldırmak için her türlü çabayı gösteriyor olacağız.

Çeşitli bakımlar ve paketler sunan pek çok güzellik uzmanı ve danışman ile birlikte her türlü ürünü güzellik sektöründe bulmamız mümkündür. Yüz ve vücut güzelliği için çok çeşitli sabunlar, jeller, losyonlar ve kremler (antiseptik sabun, gündüz kremi, gece kremi, besleyici krem, yenileyici krem, nemlendirici krem ve daha neler neler…) var. Bunlara mukabil, bizim de mânevî dünyamızda güzelleştirici “ürünler” bulmamız mümkündür.

Nasıl ki pek çok insan, cildini temizlemek için antiseptik sabunları ve jelleri kullanıyorsa bizler de samimi bir tövbe ve istiğfar ile mânevî kalplerimizi antiseptik sabunlar ve jeller ile yıkamışçasına canlandırmalıyız.

Aynı şekilde, gündüz, gece gibi farklı zamanlarımız ve her türlü durumlarımız için çeşitli mânevî “losyonlar” ve “kremler” bulmamız mümkündür: sabah ve akşam duaları, Zikrullah, Kur’an-ı Kerim Tilaveti, Salâvatlar, İşrak, Duha, Evvabin, Teheccüd namazları… Tüm bunlar, gündüzleri mânevî güzelliğimizi arttırırken geceleri ise bu güzelliğimizi yenilememize yardımcı olurlar.

Buna ilaveten, nasıl ki pek çok kadın ve pek çok erkek fiziksel güzelliğini arttırmak için her türlü kremi, makyaj malzemesini ve parfümü kullanıyorsa bizler de züht, cömertlik, affedicilik, hoşgörü, sabır ve diğer erdemleri mizacımız gereği “kullanarak” iç güzelliğimizi arttırmalıyız.

Dahası, nasıl ki pek çok insan güneşe maruz kalmanın zararlı etkilerine karşı koruma sağlayan “Güneş Yağı” ve “geniş spektrumlu UVA ve UVB koruması” sağladıkları belirtilen losyonlar ve kremler kullanıyorsa Allah-ü Teâlâ da bizlere “TAKVA” olarak adlandırılan “Geniş Spektrumlu bir Günah Koruyucusu” lütfetmiştir.

Takva, bizi günaha maruz kalmanın zararlı etkilerinden korur. Kullanımı basittir: günahlara karşı maksimum koruma için kalbinizin, vücudunuzun ve ruhunuzun üzerine bol bol uygulayın: yani hayatınızın her alanında Allah’tan korkun. Esasen takva, bizler için öyle bir “koruyucu”dur ki onsuz asla yapamayız.

Yazar: Şeyh Yunus Patel Saheb (rahmetullahi aleyh)


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.