Kimdir?, Kültür, Liste, Müslüman Bilim Adamları, Örnek Şahsiyetler

Astronomi ve Uzay Bilimlerinde Dünyaya Işık Tutan 6 Müslüman Bilim Adamı

Bismillah.

Her ne kadar günümüzde bazı çevrelerce İslâm’ın pozitif bilimlerden uzak ve desteklemeyen bir din olduğu görüşü savunulsa da İslam özellikle Astronomi alanında çok büyük alimler yetiştirmiştir. Batılı bilim adamları tarafından keşfedildiği zannedilen bir çok terim, teori ve buluş aslında yüz yıllar öncesinde Müslüman bilim adamlarının çalışmalarıyla ortaya konulmuştur. Bu listemizde de sizlerle Astronomi alanında dünyaya öncülük etmiş Müslüman bilim adamlarından bir kaçını tanıtmak istedik. 

1. Battani (859-929)

Devrinin en önemli astronom ve matematikçilerinden biridir. Urfa’nın Harran bölgesindendir.

Rakka’da (Suriye) özel bir gözlemevi kurmuş ve burada 887-918 tarihleri arasında son derece önemli gözlemler yapmıştır. Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini gözlemlemiş, yörüngelerini doğru bir biçimde belirlemeye çalışmıştır. Güneş ve Ay tutulmaları ile ilgilenmiş, mevsimlerin süresini büyük bir doğrulukla hesaplamıştır. Ayrıca, ekliptiğin eğimini de dakik olarak belirlemeyi başarmıştır. Aynı zamanda matematikçi de olan Battâni, bu alanda da son derece önemli çalışmalar yapmıştır. Sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı gerçek anlamda ilk defa kullanan bilim adamının Battâni olduğu söylenmektedir. Battâni, çalışmaları sırasında bazı temel trigonometrik bağıntılara ulaşmış ve bunları astronomik hesaplamalarda kullanmıştır. M. Charles, “Geometride Metotların Tarihî Görünümü” adli eserinde, Battânî’den söz ederken, onun sinüs ve kosinüs tabirlerini ilk kullanan kişi olduğunu ifade eder ve bu tabirleri güneş saati hesaplamasında bulduğunu, ona uzayan gölge adını verdiğini, buna modern geometride “tanjant” dendiğini belirtir. Battânî’nin senelerce önce ileri atıp kullandığı buluşları Batı asırlarca sonra kullanabilmiş ve onlara sahip çıkmıştır. İslâm Tarihi araştırmacılarından Prof. Philip K. Hitti “Muhtasar Arap Tarihi” eserinde şunları kaydeder: “Şüphesiz matematik bilginleri tanjant hakkında Battânî’den ancak beş asır sonra bilgi sahibi olabildiler. (Alman astronom ve matematikçisi) Regiomantanus (1436-1476) bununla müşerref olduğu halde ondan bir asır sonra yaşayan Kopernik (Copernicus, 1473-1543) bunu tanımıyordu.” 

2. Ebul Vefa (940-998)

Ebu’l Vefa el-Buzcani, 10 Haziran 940 tarihinde İran, Buzgan’da doğmuştur. Tam adı ‘Ebu el-Vefa Muhammed bin Yahya bin İsmail bin el-Abbas el-Büzcani’dir. Matematik ve astronomideki hizmetleriyle ilim tarihinde unutulmazlar arasında yerini almıştır. Onu, gerek klasik ve gerekse modern matematik konularında gördüğümüz birçok trigonometrik kavram, tarif, teorem ve formülleri ilk defa ortaya koyan bir Müslüman bilgin olarak tanıyoruz. Yazdığı eserler, yüzyıllarca hem İslam dünyasında, hem de Avrupa’da kaynak kitaplar olarak kabul edilmiştir.

Şerefüddevle’nin sarayında yaptırdığı rasathanede çalışan âlimIer arasında yer aldı. Matematik başta olmak üzere, ömrünün büyük kısmını astronomik gözlemler yapmak, eser telif etmek ve ders vermekle geçirdi.

Ebu’l vefa matematik ve özellikle trigonometri üzerinde çalışmalar yaptı. Trigonometrinin altrigonometrik ilişkileri ilk defa ortaya koymuştur. Bu oranlar günümüzde aynen kullanılmaktadır. Batlamyus‘un ve Diophantus‘un eserlerini inceleyip açıklamış, astronomi sahasında ise Ay’ın hareketleri üzerine çalışmalar yapmıştır.

Yıldızların eğimlerinin kesin ve doğru bir şekilde ölçülebilmesi için bir duvar oktantı geliştirdi. Başka trigonometri çizelgelerinde hesaplamalar yapmak için gelişmiş metotlar üretti ve küresel trigonometrideki bazı problemlerin çözümü için yeni yöntemler keşfetti.

Ebu’l Vefa’nın matematik tarihinde ortaya koyduğu ilk trigonometrik özdeşliklerden bazıları şunlardır: 

Sin(a+b) = sin(a)cos(b)+cos(a)sin(b)cos(2a) = 1-2sin²(a)sin(2a) = 2sin(a)cos(a)

küresel trigonometride sinüs teoremini de aşağıdaki gibi açıklamıştır: 

(Sin(A))/(sin(a)) = (sin(B))/(sin(b)) = (sin(C))/(sin(c))

Ebu’l Vefa, Habeş el Hasib ve El Mervezi gibi önemli matematikçileri izleyerek tanjant ve sekant fonksiyonlarını tanımladı. Sekant kaşifi olarak genellikle Copernicus bilinirse de ünlü bilim tarihçilerinden Monte Candon ve Carra de Vaux’un araştırmaları sonucu bu buluşun Ebu’l Vefa’ya ait olduğu tespit edilmiştir. Ay üzerindeki bir kratere O’na ithafen Abul Wafa adı verilmiştir.

3. İbn-i Yunus (?-1009)

10. yüzyılda Mısır’da yetişen önemli bir astronomi âlimidir. Avrupa’da Aben Jenis adıyla tanınır. 

Babası da kendisi gibi devrinin önemli şahsiyetlerinden biriydi. İbn-i Yunûs küçük yaşlarda ilim tahsiline başlamış, dini ilimlerin yanında astronomi ve fen ilimlerinde de uzmanlaşmıştır. 

Fâtımî hükümdarları ilmi çalışmalarındaki bu şevki görerek ona teşvik amaçlı olarak Cebel-i Mukattam dağında bir rasathane inşa ettirdiler.  

İbn-i Yunus 978 senesinde Kahire’de yaptığı gözlemler neticesinde Ay ve Güneş tutulmalarını en ince hesaplarla tespit etti. Bu çalışması onun büyük bir şöhrete erişmesine vesile oldu. Bu döneme kadar bu kadar hassas ve isabetli bir hesaplama yapılmamıştı. Yaptığı bu önemli ve isabetli çalışmalar sonucu bir zîc hazırladı. 

Dört ciltten oluşan bu eser Zîc-ül-Hakemî adıyla anılmaktadır. Bu eserinde kendinden önceki devirlerde yaşamış olan astronomi âlimlerinin Ay ve Güneş tutulmalarına ilişkin yaptıkları hesaplamaları ve yıldızların hareketleriyle ilgili bilgileri ele alıp mukayese etti. Bu mukayeseler sonucunda Ay’ın hareketinde giderek değişmeler meydana geldiği tespit etti. Burçlar dairesinin meylini, Güneş’in paralaksını, itidal noktalarını en ince ayrıntısına kadar tespit etti. 

İbn-i Yunûs’un gayesi kendinden önce gelen alimlerin ortaya koyduğu bilgileri tashih edip, mükemmel bir hale getirmekti. Yaptığı mükemmel çalışmalar ve hesaplamalar günümüzdekilere çok yakındır. Bu yüzden ilim tarihçileri onu Bâttani ve Ebu’l Vefa Buzcâni’den sonra en büyük astronomi alimi kabul ederler. 

4. Biruni (973-1051)

Birûni, Dünya’nın yuvarlak ve dönmekte olduğunu ve yer çekiminin varlığını Newton’dan asırlar evvel ortaya koymuştur. Astronom olmanın yanında aynı zamanda bir Matematikçi olan Birûni, Trigonometri’ye sekant, cosecant ve cotangent fonksiyonlarını da eklemiştir.

Ay’ın, Güneş’in ve Dünya’nın hareketleri, Güneş tutulması esnasında oluşan hadiseler ile ilgili verdiği bilgi ve yaptığı rasatlarla günümüz çağdaş tespitlerine uygun neticeler elde etmiştir. Bu çalışmalarıyla yer ölçüsü ilminin temellerini sekiz asır önce atmıştır. Israrlı çabaları neticesinde yerin çapını ölçmeyi başarmıştır. Dünya’nın çapının ölçülmesiyle ilgili görüşü, günümüz matematik ölçülerine tıpatıp uymaktadır. Avrupa’da Biruni Kuralı olarak bilinmektedir. 

5. Cabir Bin Eflah (1100-1150)

Endülüs’te yetişmiştir. Künyesi Ebu Muhamed’dir, Avrupa’da ise “Geber” adıyla ünlenmiştir. Câbir bin Eflah, Endülüs’te, Sevilla’da doğmuştur. Doğum tarihi ve yaşadığı tarih kesin bilinmemesine rağmen, 12. asrın ortalarında vefat ettiği tahmin edilmektedir. Câbir bin Eflah, Batlamyüs’ün bazı görüşlerini tenkit etmiştir. Özellikle Güneş’e takriben 3 dakikalık bir ihtilâf-ı manzar (Dünya üzerinde duran bir gözlemcinin gözünden herhangi bir yıldıza giden hat arasındaki açı, paralaks) kabul ettiği halde, Dünya’ya Güneş’ten daha yakın olan Merkür ve Venüs’te görülebilecek kadar ihtilâf-ı manzar bulunmadığı hakkındaki iddiasını tenkit etmiş ve çürütmüştür. Endülüs’ün Sevilla şehrinde yapılan rasathanenin nasıl yapılması gerektiğini tespit ve inşasını bizzat kontrol etmiştir.

Namaz vakitlerini anlamakta kullanılan usturlab aletini Müslüman alimler icat etmişlerdir  ve onu zamanla geliştirmişlerdir. Câbir bin Eflâh ise bunların daha mükemmeli olan çubuklu güneş saatini yapmıştır. Bu saat, astronomi kitaplarında Câbir’in Teodalit’i diye geçmiştir. Azimut kadranı denilen bu çubuklu güneş saatini, Avrupa’dan ancak üç asır sonra Alman astronomi bilgini ve matematikçisi Regiomontonus (1436-1476), 1450 senesinde modeline uygun yeniden yapabilmiştir.

6. Ali Kuşçu (1403-1474)

Semerkand’da dünyaya gelmiştir. Babası Uluğ Bey’in doğancıbaşısı Muhammed’dir. Kirman’da eğitimini tamamlamış ve 1421 yılında Uluğ Bey’in kurduğu rasathanenin müdürü olmuş, ayrıca onun Zic (yıldızların yerlerini ve hareketlerini göstermeye yarayan cetvel) isimli eserini oluşturmasına yardım etmiştir. 

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Ali Kuşçu’nun ilim alanındaki yetkinliğinden çok etkilenmiş ve onu Osmanlılarla barış konuşmalarını yürütmek üzere elçi olarak Fatih Sultan Mehmet’e yollamıştır. Ali Kuşçu’ya hayran olan ve ilim adamlarının kıymetini bilen Fatih Sultan Mehmet ondan İstanbul’da kalmasını rica etmiştir.

Bir süre sonra teklifi kabul eden Kuşçu, ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşmiş ve büyük bir tören ile Ayasofya’nın baş müderrisi olmuştur.

Ali Kuşçu’nun çalışmaları Matematik, astronomi, kelam ve dil bilgisi yönünde gelişmiştir. Adudüddin’in Risale-i Adüdiye’sine (Adudüddin’in Risalesi) yaptığı yorumlar ve hususen Unkud-üz-Zevahir fi Nazm-ül-Cevahir (Mücevherlerin Dizilmesinde Görülen Salkım) isimli eserleri önemlidir.

Astronomi alanında Farsça yazdığı Riselet-ül fi’l hey’et (Astronomi Risalesi) başta gelen eseridir. Eser, bazı ilaveler eklenerek Arapçaya tercüme edilmiştir. Ali Kuşçu bu nüshaya Risalet-ül-Fethiye (Fetih Risalesi) adını vererek Fatih Sultan Mehmet’e sunmuştur. Ayrıca Uluğ Beyin Zîc’ine yaptığı yorum da en önemli yazıları arasındadır. Bunlardan başka Mahbub-ül-Hamail fi keşif-il-mesail (Meselelerin Keşfinde Tılsımların en Makbulü) isimli ansiklopedik bir eseri daha vardır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

1 yorum var.

  1. 1

    Selamun Aleykum çok güzel bir yazı bende bi ekleme yapmak isterim dünyada ilk kez usturlab icat edip kullanan El Fezari.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>