Davet ve Tebliğ, İslam, Kur’an ve Sünnet

Ashab-ı Kehf’ten Gençlere Mesaj: Gençken Yapmanız Gereken 9 Şey

Bismillahirrahmanirrahim.

Kehf Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 18. suresidir ve müşriklerin Efendimiz (aleyhisselam)‘a yönelttikleri gaybi sorular surenin nüzul sebebidir.

Kehf Suresi’nin içerisinde dört farklı kıssa yer almaktadır. Bunlar: Ashab-ı Kehf kıssası, iki bahçe sahibinin kıssası, Hızır aleyhisselam ve Musa aleyhisselam kıssası ve son olarak da Zülkarneyn kıssasıdır.

Kehf Suresi’nde temelde günümüzde popülerlik kazanmış materyalist bakış açısı hiçe sayılmakta ve güç dengelerinin asıl hakiminin Allah olduğu teması işlenmektedir. “Zafer, maddece, sayıca çok olanda değil yardımcısı Allah olan tarafındadır.” sözü surenin birçok yerinde işlenmiştir. Bu bakımdan surenin, o zamanlar zayıf durumda olan Müslüman gruba da müşrikler karşısında asıl güçlü olan tarafın kendileri olduğunu hatırlatan teselli edici bir yönü vardır. 

Surenin diğer bir özelliği de gençlere hitap eden yönüdür. İşte, gençliklerinin baharını Allah diyerek geçiren bir grup gencin mücadelesini konu alan Ashab-ı Kehf kıssasından günümüz gençlerine hayati dersler:

1. Eylemlerimizi Dua ile Desteklemek

Kehf Suresi’nin 10.ayeti şöyledir: “Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, ‘Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır.’ demişlerdi.”

Bizler çoğu zaman bir işi yapmaya kalkıştığımızda ya fiilen ya da manevi anlamda o iş için gereken seviyeye ulaşmakta zorluk çekeriz çünkü kimi zaman eylemlerimizi gerçekleştirirken bu eylemlerin sonunda muvaffak olmak için bize yardım etmesi için Rabbimize dua etmeyi unuturuz. Ashab-ı Kehf, kendilerinden dünyalık anlamında çok çok daha güçlü olan bir kral karşısında hiçbir makam, mevki sahibinden değil yalnızca alemlerin Rabbi olan Allah’tan medet istemiş, umutlarını yalnızca ona bağlamışlardır ancak bu kuru kuruya bir umut yarışı değildir. Bu yiğit gençler önce eyleme geçmişler sonrasında da Rabblerinden kendilerini muvaffak etmesi için yardım dilemişlerdir. 

O halde almamız gereken ilk ders şudur: Yapmamız gereken bir iş için kendimizi her ne kadar ehil olarak görsek de Allah istemezse biz o işi gerçekleştiremeyiz. Bu sebeple yapmak istediğimiz bir iş için önce bir silkelenip eyleme geçmeli ve bunu tamamına erdirmek için de kimseye değil yalnızca Rabbimiz’e iltica etmeli, dua etmeyi hiç bırakmamalıyız.

2. Yaşamı Değerli Hale Getirmek

Ashab-ı Kehf kıssasının şüphesiz bize en ilginç gelen yönlerinden birisi bu gençlerin yüzyıllarca mağarada uykuya dalmasıdır. Hepimiz uykuyu pasif bir eylem olarak görür, bir an önce eyleme geçmenin daha faydalı bir iş olduğunu düşünürüz ancak atladığımız bir nokta var: “Yaşamı değerli olanın uykusu da değerli olur”. Ashab-ı Kehf, yıllarca uyudu ve bu belki de bize “pasif” gelen bir hareket ancak onların uykusu yüzyıllar boyunca ibret nazarıyla bakan her bir göz için bir “uyanma, bilinçlenme” etkisi oluşturdu.

Bazen insanları doğru yola getirebilmek adına çok uzun fiili mücadele verir yorgun düşeriz ancak buna rağmen başaramayız. Bazen fiili davranışların işleri çözüme kavuşturamadığı zamanlar olabilir. O zamanlarda “tamam artık başaramadım benden bu kadar.” demek yerine farklı bir metod denemeliyiz.

Bazen fiili olarak bazı durumları düzeltmek için elimizden hiç bir şey gelmez ve mağaramıza sığınmak zorunda kalabiliriz işte o durumlarda daha pasif de olsa bir eylem sürdürmeliyiz. En basitinden hal dilimizle de olsa etrafımıza doğruyu tebliğ etmekten vazgeçmemeli, geri durmamalıyız.

3. Rabbine İman Eden Bir Genç Olmak

Şüphesiz bu zamanın ve tüm zamanın gençlerine yönelik en güzel teselli sözlerinden birisi Kehf suresinin 13.ayetidir:Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.” Ashab-ı Kehf, yalnızca bir avuç gençten oluşmaktaydı. Bu gençler dönemin en güçlü otoritesine baş kaldırıp benim Rabbim yeri ve göğü yaratandır diye çıkışmış, neticesinde de Rabblerinin koruması altına girmişlerdir. Allah, bu gençlerin imanından sonra hidayetlerini arttırdığını bize bildirmektedir. Demek ki Allah için yaptığımız her eylemde hidayetimiz artar. Buna benzer bir durum bir hadis-i kutside şöyle geçmektedir: “… Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum…” (Buhârî, Rikak 38.) Rabbimizle bağımızı ne kadar arttırırsak O da bizi o kadar doğru yola iletir ve o yolda sabit kılar.

O halde her işimizde öncelikli niyetimiz Rabbimizin rızası olmalı çünkü bilmeliyiz ki O’nun rızası için giriştiğimiz işin sonunda asla kaybedenlerden olmayız. Yaptığımızın işin neticesini somut olarak göremesek bile biliriz ki bu hareketimizde O’nun rızasını gözettiğimiz için Rabbimiz bizi hüsrana uğratmayacak, korumasına alacak ve bizi doğru yol üzere sabit kılacaktır.

4. Zulme Boyun Eğmemek

Daha önce de belirttiğimiz gibi Ashab-ı Kehf kıssası, bir avuç gencin dönemlerinin kralına karşı boyun eğmeyip hakkı söylemesinin neticesinde başlar. Yani bu yiğit gençlerin en belirgin özelliklerinden birisi zulmün yer aldığı bir olaya sessiz kalmamak, bir köşelerine çekilip susmamaktadır ancak görüldüğü üzere bu baş kaldırış birtakım katlanılması gereken zorlukları da beraberinde getirmektedir. Ashab-ı Kehf, yaptığı baş kaldırışın neticesinde mağaraya sığınmak zorunda kalmıştır yani eğer böyle bir işe girişmeyip krallarına karşı durmasalar belki de çok daha rahat bir yaşamları olacaktı ama böyle olsaydı da bunun neticesinde bugün onların adını hiç kimse anmayacak, tarihin tozlu sayfalarında silinip gideceklerdi. 

21.asrın gençleri, iz mi bırakmak istiyorsunuz ? Eğer cevabınız evetse bilin ki; Allah, hayatının en güzel anları olan gençlik çağını kendisi için feda edenlerle diğer herkes gibi yaşayan gençler arasında bir ayrım yapmak istiyor. Allah, gençliğini adım adım kendisi için feda edenleri zayi etmiyor, onları asırlarca okunan bir kitabın içinde her gelen nesil örnek alsın diye muhafaza ediyor. 

O halde gıybet, haksızlık, hak yeme gibi zulmün olduğu her yerde bu çağın gençleri olarak da ayağa kalkmak ve sonucunda gerekirse yalnız başımıza kalıp mağaramıza çekilmek zorunda kalsak bile zulme karşı en gür sesimizle “Bu bir zulümdür.” demek zorundayız. Bunu dediğimiz an Rabbimiz bizi zayi etmeyecek ve biz bu dünyadan göçüp gitsek bile ardımıza bizi bu cesaretimizle anan kimseler olacaktır biiznillah.

5. Modern Putları Yıkmak

“Kalkıp da, ‘Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?’ dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.” (Kehf Suresi, 14-15)

Çoğumuz, Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu topraklarda yaşıyoruz ancak maalesef kimi zaman modern putların dayatmalarına boyun eğiyoruz. Bu put o kadar sinsidir ki size çok sıradan gelebilir. Kimi zaman bu put bir gelenek/görenek olarak ya da , “aman el ne der?”, “aman ayıp olur.” sözleriyle karşımıza çıkar. Müslüman gençler olarak bu konuda basiretli olmak zorundayız. Rabbimizin emirleriyle ters düşen hiçbir dayatmayı benimsemek zorunda hissetmemeliyiz. Bu tür dayatmaların tümü modern putlardır. Rabbimiz bunlara karşı açık bir delil istemektedir. Örneğin, günümüzde sade düğünler ayıp olur düşüncesiyle şaşalı törenlere çevrilmektedir. Peki bunun için açık delilimiz nedir ? Kim bize böyle bir israfı emretmektedir ? Kur’an ve sünnet bizim ölçümüz olmak zorundadır. 

Bizler çağa iz bırakmak, Mus’abların, Esmaların, Üsamelerin (Allah hepsinden razı olsun.) sancaklarını devralmak için hevesle bekleyen gençleriz. Zorla dayatılan ve Allah’ın emriyle ters düşen her putu elimizle iter, ayağımıza takılmasın diye onların yolumuzdan kaldırır sonrasında yolumuza son sürat devam ederiz biiznillah.

6. Sadıklarla Beraber Olmak

“Uykuda oldukları hâlde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.” (Kehf Suresi, 18.ayet)

Kehf Suresi’nde övülen bir grup gençle beraber ismi anılan bir canlı daha vardır: mağaranın dışında bekleyen köpekleri. Bu köpeğin görünürde yaptığı tek iş mağara dışında yatmaktı belki de ancak sadakati ve salihlerle beraber bulunması sebebiyle Allah onu asırlarca okunan bir kitabın ayetinde zikretmektedir. Allah, amellerimizin küçüklüğüne değil onları yaparkenki heyecanımıza bakar. Köpek de küçük bir amel işlemiş görünüyordu fakat Allah, onu yüceltti. Bunun bir sebebi de salihlerle beraber olmasıdır.

O halde arkadaş çevremizi gözden geçirmek zorundayız. Kaç arkadaşımız bize Allah’ı hatırlatıyor ? Kaç arkadaşımızla bir araya geldiğimizde konumuz Allah ekseninde ilerliyor ?

7. En İyisini Rabbimiz Bilir

Kehf Suresi’nde geçen kralın ismi, Ashab-ı Kehf’in mağarada kalış süresi, Ashab-ı Kehf’in kaç kişiden oluştuğu gibi birçok mesele bugün bile bizleri meşgul etmektedir. Nitekim suredeki ayetlerde de bu meselelerden bahsediliyor ancak bu ayetlerin devamında karşımıza Rabbimiz’in bunları daha iyi bildiği bilgisi geliyor. Kur’an-ı Kerim, bir tarih kitabı değil hidayet kitabıdır. Ona bu şekilde yaklaşmalı ondan asıl almamız gereken noktaya odaklanmalıyız. 

Kur’an-ı Kerim’i okurken, incelerken amacımız hikaye okumak, tarih öğrenmek değil hidayetimizi arttırmak olmalıdır. Önemsiz detaylara kafa yorarak asıl meseleleri Rabbimizin mesajlarını kaçırmamalıyız.

8. Ey Gençler, Temiz ve Helal Yiyin.

“… Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin…” (Kehf Suresi, 19.ayet)

Ashab-ı Kehf, uykusundan uyandıktan sonra bir arkadaşlarını şehre yiyecek almaya gönderiyorlar fakat dikkat ettikleri nokta yiyeceğin temiz olması çünkü toplum bozulmuş bir halde bu sebeple kendilerini bu durumdan uzak tutmak istiyorlar.

Yediğimiz, içtiğimiz şeyler bizi, ibadetlerimizi, dualarımızı fazlasıyla etkiler. Efendimiz aleyhisselam haram lokma yiyenin duasının kırk gün kabul olunmayacağını haber vermektedir. Tüm bunları göz önünde bulundurarak kameti büyük gençler olabilmek için boğazımızdan geçen lokmalara dikkat etmek zorundayız. 

9. İnşallah Demeyi Unutma

“Hiçbir şey hakkında sakın ‘Yarın şunu yapacağım’ deme! Ancak, ‘Allah dilerse yapacağım’ de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve ‘Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır’ de.” (Kehf Suresi, 23-24.ayetler)

İnşallah demenin önemi büyüktür ancak maalesef günümüzde birisi bize inşallah dediğinde bu sözün demenin işin olmayacağına zemin hazırladığını düşünüp “inşallahı, maşallahı yok” gibi saçma sapan sözler sarf ederiz. İnşallah, Allah dilerse anlamına gelir ve hiç bir işi planlarken kendi irademizi Allah’ın iradesinin önüne koyup kesin bir dille “Onu yapacağım, şuraya gideceğim.” vs şeklinde sözler sarf etmemeliyiz. 

İşlerimize girişmeden önce Rabbimizin iradesini ön plana almalı ve ağzımızdan “inşallah” sözünü eksik etmemeliyiz çünkü o dilemediği takdirde bir yaprak bile oynamaz. 

Son olarak, gençliğimizi nerede harcadığımızın hesabını vereceğimizi hatırlayarak bu gençlik serüvenimizi en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmalıyız. Bu süreç de toplumdan daima “aman gençsin, gez, dolaş, hayatını yaşa” gibi sözler duyma ihtimalimiz oldukça yüksek ancak bizler daima gencecik yaşında Peygamber (aleyhisselam)’ın ordusuna komutan olmuş Üsame bin Zeyd (radıyallahu anh)‘ı hatırlayacağız. 

Büyük hareketlerin birçoğu gençlerle başlamıştır. Efendimiz (aleyhisselam)‘a ilk inanlar arasında gençler çoğunluktaydı. İslamiyet henüz gençliğinin baharındaki Zeyd bin Erkam (radıyallahu anh) ismindeki bir delikanlının hanesinde ilk günlerini geçirmiş, filizlenmiştir. Bu filizi her birimiz alıp kendi hanelerimizde büyütmeliyiz ve bilmeliyiz ki gençler de vazgeçerse bu davanın büyük bir ayağı boşta kalacaktır.

“Ne mutlu gençliğini cennet karşılığında tohum gibi saçıp onu Allah yolunda feda edenlere.”

Kaynaklar

Kaynaklar: Kehf Suresi Tefsiri – Ali Küçük Hocaefendi
Kehf Suresi Tefsiri – Dr. Mehmet Akar

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

7 yorum var.

  1. 1

    Allah razı olsun gerçekten. Rabbim ümmetin gençlerine kökü sağlam iman nasip etsin. Müslüman dediğimiz bir toplumda doğduğumuz için gerçekten kültürle İslâmî yaşayışı karıştırabiliyoruz. Tahkiki imanı nasip etsin Rabbim bize.

  2. 3
  3. 4
  4. 5
  5. 6
    • 7

      Bu toplumda böyle müslüman gençler var mı artık? Muhafazakar bir ailede büyüdüm ve bu yaşayış çok zor geliyor. Keşke gerçek imanla bağlanabilsem
      . Kendime inanabilsem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>