Aile, Çocuk, İslam, Yaşam

Aliya İzzetbegoviç’in Kadın İstihdamına Yönelik 5 Beyanı

Bismillah.

Son günlerde gündemi sıkça meşgul eden, fakat başlangıcı daha eski tarihlere ve daha uzaklara -Batı’ya- doğru giden bir konu: Kadınların istihdamı, ev hanımlığı ve annelik! Toplumun yarısını oluşturan, diğer yarısını da doğuran kadınların, özgür olmaları adına çalışmaları gerektiğini savunanlar ile ahlaklı ve kaliteli çocuklar yetiştirmeleri gerektiğini savunanlar arasındaki tartışmalar sürerken, merhum Aliya İzzetbegoviç’in taa 1980’li yıllardan günümüze ders niteliğindeki bu 5 derlemesi belki de bu tartışmalara son noktayı koyacaktır..

1. Anne olmak istiyorum ama hanım olmak istemiyorum.

Sadece Rus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde her yıl yarım milyon gayrı meşru çocuk doğuyor. Rus ailesi, esas olarak kadının konumundaki değişim sebebiyle bir kriz içinde. Ailede hatta toplumun bazı alanlarında kadının hakimiyeti var. Üniversite eğitimli her on kadına karşı üniversite eğitimli altı erkek var. Boşanmalar dikkat çekici boyutlarda. Çok yaygın yeni bir sorun da kadının yalnızlığı. Genç bir kadının parolası şu: “Anne olmak istiyorum ama hanım olmak istemiyorum.” Gençlik geçtikten sonra bu dilek değişiyor. (Politika, Belgrad, 4 Ocak 1987)

2. Kadınlar, dünya işgücünün üçte birini oluştururlar, ancak toplam gelirin sadece onda birini alırlar.

İktisatçı Ruth Sivard’ın (1984-1985’te yaptığı) araştırmaya göre kendisine ücret ödenmeyen kadınların çalışmalarının yani evdeki çalışmalarının miktarı yıllık olarak 4 trilyon dolara baliğ olmaktadır ve bu, toplam dünya üretiminin üçte birine eşittir. Bugün dünyadaki ülkelerin çoğunluğu resmi olarak kadın-erkek eşitliğini tanır. Kadınlar, dünya işgücünün üçte birini oluştururlar, ancak toplam gelirin sadece onda birini alırlar. Kaide olarak çalışan kadınların, biri iş yerinde diğeri evde olmak üzere çifte bir iş günleri vardır. Bazı istatistikler, Avrupalı çalışan kadınların kocalarından yarı yarıya daha az boş zamanlarının bulunduğunu göstermektedir. Benzer bir durum diğer ülkelerdeki çalışan kadınlar konusunda da geçerlidir.

3. Hepimiz bir kadının ne kadar meşgul olduğunu bilir, ama aynı zamanda görmezden geliriz.

Kadınların ev dışında istihdamı ve üretime katılması yönündeki ısrarlı baskının psikolojik bir şekli de vardır: Bu, doğum yapmak, çocuk yetiştirmek ve aileye bakmak yoluyla kadının evde ürettiği iktisadi değerlerin tanınmamasından oluşur. Günde 10-12 saatini eve ayıran bu işçi, bu ev hanımı, istatistiklerimiz tarafından işsiz olarak sunulur ve “çalışmayan unsur” başlığı altında tasnif edilir. Hepimiz bir kadının ne kadar meşgul olduğunu bilir, ama aynı zamanda görmezden geliriz. Kadının çalışmasının bu şekilde gözardı edilişi, evi terk edip ailesine sırtını dönmesi için ona yapılan baskının bir başka ve bu kez ahlaki bir şeklidir. İslam kültürü diğer yöne gitmek zorundadır. Bunun başlangıcı da, annenin ve ev hanımının işinin tanınması olacaktır.

4. Anneyle birlikte geçirilen mutlu bir çocukluğun fiyatı var mıdır ve başka bir şeyle telafi edilebilir mi?

İki katsayı yani kadınların istihdamı ve doğurganlığı birbirleriyle karşılıklı ilişki içindedirler. Bazı milletler, sosyal servetin artırılması yarışında yüksek bir bedel ödeyebilirler. İnsan hariç her şeyin mevcut olacağı şeklindeki uğursuz tahmin belki de doğru çıkacak. Şöyle bir soru sorulabilir: Maddi servetin -çelik, otomobil, roket- ne kadarı mutlu bir çocukluğa değer? Anneyle birlikte geçirilen mutlu bir çocukluğun fiyatı var mıdır ve başka bir şeyle telafi edilebilir mi?

5. Bazıları kadınla erkeği, iki cinsin tabiatları gereği farklılaştıkları her şeyde eşitlemek isterler...

Bazıları kadınla erkeği, haklar ve insan saygınlığı bakımından değil, hayat tarzı, çalışma, giyinme ve davranış bakımından yani iki cinsin tabiatları gereği farklılaştıkları her şeyde eşitlemek isterler… Sovyetler Birliği’ni trenle dolaştığınızda, demiryolu boyunca, eksi 20 derecedeki kış fırtınasında demiryolu işçisi olarak çalışan kadınları görürsünüz. Bunlar birer istisna değildirler, onlardan yüzlercesi buralarda çalışmaktadır. İşte “eşitlik” bu.

| Aliya İzzetbegoviç’in “Özgürlüğe Kaçışım Zindandan Notlar” isimli kitabından derlenmiştir.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

1 yorum var.

  1. 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>