Liste, Ramazan, Sağlık, Yaşam

Aç Kalmanın 3 Önemli Faydası

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki:

“Mü’min bir kimse bir bağırsağı doluncaya kadar, kâfir ise yedi bağırsağı doluncaya kadar yer.” (Buhârî, Et’ime, 12)

“Allah’a en sevgili olanınız, az yiyenleriniz, vücud bakımından da hafif olanlarınızdır.” (Münavi, Feyzu’l-Kadir, 1/175)

Bir adam bir hakime sordu: – Nefsime ne yapayım da onu hakimiyetim altına alayım? Hakim dedi ki: – Açlık ve susuzlukla onu emrin altına al. Allah’ı zikret, ona yaptığın iyilikleri bırakarak onun yumuşamasını sağla. Ahiret yolcularına hizmet ettirerek onu alçalt, görünüşe dayanan dış süsünü terk ettir ve onu daima töhmet altında bırakarak yapacağı kötülüklere engel ol. Nefsinin sevmediği kimseleri ona arkadaş yap ki ,kendini ondan kurtarasın.

“Açlık bu kadar faydalı sayılır mı? Aç kalmakta yalnız mideye eziyet vardır. Madem mesele insanın kendine eziyet etmesi, öyle ise kendi kendini dövmesi, vücuda zararlı olan şeyleri almasına da mükafat verilmesi gerekir” diyecek olursan; bil ki bu, hastalandığı zaman içtiği acı ilacın kendine faydası olduğunu görüp de faydanın ilacın acılığında olduğunu zanneden kişinin durumuna benzer. Şifanın acılıkta olduğunu zanneden, her acı bulduğunu ilaç sanmaya başlar. Bu görüş çok yanlıştır çünkü öldüren zehirde acıdır. İlacın faydası acılığında değil özelliğindedir.

1. Biyolojik Faydası

Yemek az yendiği ya da aç kalındığı zaman, kan insanın beynine şiddetle hücum etmeyeceği için kalp gözü açılır. Ruhu cilâlanır. Hâlbuki tokluk buna engeldir. Çok yiyen kimsenin vücudu tembelleşir. Kalbi körleşir. Kafayı adeta sarhoş eder ve tembelliği tüm organlara yayar. Kafası daima boş şeylerle uğraşır. Kalp düşünce itibarıyla zayıflar çabuk karar verme özelliğini kaybeder. Çok yemek yiyen, çocuk olsa dahi hafızası zayıflar. Okuduklarını anlayamaz, anladıklarını düşünemez olur.

İslam büyüklerinden Beyazıd-ı Bestami:
Açlık bir buluta benzer. Kul aç kaldığı zaman nasıl bulut yağmur yağdırırsa, kalp de öyle hikmet yağdırır.

İslam büyüklerinden Lokman Hekim:
Ey oğlum; mideni tıka basa doldursan, zihnin çalışmaz, hikmeti düşünme kabiliyetin ölür, organların tembellikten hareket edemez hale gelir.

2. Manevi Faydası

Açlığın kalbi yumuşatmasıdır. Allah için yapılan zikirden etkilenmek, Allah’ı zikirden hoşlanmak, ona davam etmek ancak kalp yumuşaklığı ile mümkün olur. Allah’a yönelmek için kalbi yumuşatmak gerekir. Öyle kalpler vardır ki; yaptıkları zikirden kalp etkilenmez, zikir dudaktan kalbe inmez. Kalbin katılığı, Allah ile kul arasında adeta bir perde oluşturur. Perdenin kaldırılması, kalbin yumuşaması ve kalbin Allah’ı anmaktan zevk duyması ancak ve ancak midenin aç kalması ile mümkün olur.

İslam büyüklerinden Cüneydi Bağdadi:
Allah’tan korkan ve ibadetten zevk alanlar, nefislerini terbiye etmek ve ona iş yapmak için, azıklarını çantalarına yerleştirip gözlerinin önüne koyarak ibadet ederlerdi. Canları istediği hâlde nefislerini aç bırakmaktan hoşlanır ve ibadetin zevkine varırlardı.

3. Tefekkür Faydası

Nefsin kırılması ve aşağılanmasıdır. İnsanı azgınlığa sevk eden şeylerin başında; sevinç, kibir ve gurur gelir. Bu sıfatların insana Allah’ı unutturacağı tabiidir. Bütün bunları yok etmenin ilacı açlıktır. İnsan acıktığı zaman acizliğini, güçsüzlüğünü anlayarak Allah’a yönelir ve ibadet eder. Açlık sebebiyle bedeninde şeytanın yolları azalır. Kendi acizliğini göremeyen insan, Allah’ın azamet ve yüceliğini anlayabilir mi? Mutlu olmak isteyen, kendi varlığını düşünmeli, bu dünyaya imtihan edilmek üzere gönderilen bir mahluk olduğunu görmeli ve bilmelidir. Devamlı nefsini terbiye ederek, Allah’a her an muhtaç olduğunu aklından çıkarmamalı ve ihtiyaçta kalışı onun için bir eksiklik değil bir zevk olmalıdır.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki:
Âdemoğlunun doldurduğu en zararlı kap, karnıdır. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Mutlaka bundan fazla yemek isterse, midesini üçe bölsün. Üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de havaya (oksijene) ayırsın.” (İbni Mace; Eşribe, 6)

O hâlde yemek yerken ölçüyü korumalı, aşırıya kaçmamalıyız. Acıkınca yemeli ve doymadan yemeği bırakmalıyız. Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetine bağlı kalmalı; sofraya oturmadan midemizi hayalen üçe bölüp bir kısmını yemekle bir kısmını içecekle doldurup son kısmını ise hava (nefes) için boş bırakmalıyız.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

1 yorum var.

  1. 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>