Akaid ve Fıkh, Kur’an ve Sünnet, Liste

9 Maddede İnternet Fıkhı – 1

Dinimiz kıyamete kadar kalacak dindir. Hayat olarak neyi yaşıyorsak o yaşadığımız da dinimizin şemsiyesi altında olacaktır. Hayatın sosyal ve siyasi gelişmelerle ilerlemesi, insanın kullandığı araç gereçlerin teknolojik ilerleme kaydetmiş olması bu gerçeği değiştirmeyecektir.

Bugün hayatı bütün alanları ile kuşatmış bulunan bir internet nimeti ile iç içeyiz. Bir yandan bu nimete hamd ederken bir yandan da uykularımızı kaçıracak bir belaya dönüşmüş olmasından endişe ediyoruz.

İnternet veya başka bir gelişme, bu dine iman edenlerin eli kolu bağlı kalacağı bir gelişmeye dönüşmeden önce insanlara dini anlatanların çözüm üretmeleri gerekmektedir. Daha önce televizyon örneğinde gecikildi. Televizyon nesilleri alıp götürdükten sonra neler yapılabileceği araştırıldı. Bir nevi de geç kalınmış oldu. Bugün internet konusunda benzer bir risk yaşamamak istiyoruz. Abdest anlatılırken internetten de söz edilmelidir. Allah Teâlâ’dan temennimiz odur ki bu maddeler böyle bir hareketlenmeye vesile olsun.

1) İnsanlar hangi teknolojiyi kullanıyorsa dinimizi o teknolojide yansıtmak mecburiyetindeyiz

Biz ümmet-i Muhammed’iz ve mağaralara çekilme hakkımız yoktur. Toplum bozuldukça dağlara kaçacak değiliz, toplum bozuldukça şeriatımızı üstüne üstüne sürecek bir milletiz.

İnsanlık internet çıkardı, Allah insanlığa böyle bir lütufta bulunduysa interneti onlardan önce kullanıp insanlığımıza ve ibadetimize hizmet ettiririz.

Kuru bir internet düşmanlığı ve körü körüne telefon düşmanlığı bu ümmetin kalitesi değildir. Fakat elbette içine dalıp kaybolduğumuz bir internet ve cep telefonu da ümmetimizin düşeceği bir düzey değildir.

2) Cep telefonu yaygınlaştı diye bizim imanımız ve ahlakımız ucuzlamamıştır

Güzel söz konuşuruz, güzel olmayanı konuşmayız. Çünkü Resûlullah aleyhissealatu vessela, “Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır konuşsun ya da sussun” buyurmuştur. Cep telefonu kulağımızdayken de onu ya hayırlı sözler için orada tutarız ya da tutmayız.

Telefonumuzla konuşurken-yazarken veya internetteyken hayır (Allah’ı darıltmayan şey) dışında bir şey kablolardan girip çıkabiliyor, ses sinyallerinden geçebiliyorsa sevgili Peygamber’imizi üzmüş ve imanımızı riske atmışız, oksitlendirip pas tutturmuşuz demektir.

Cep telefonu yaygınlaştı diye bizim imanımız ve ahlakımız ucuzlamamıştır. İnternet sistemi çocukların bile elinde dolaşabiliyor diye dinimizden taviz verme hakkına sahip olmayız.

 İnternet ve cep telefonu bizi değiştiremez ama Allah’ın izniyle biz, interneti ve cep telefonunu değiştiririz. Cihat alanımıza bu da girmelidir.

3) Müslüman olmamız hayatı bütünüyle Müslümanca yaşamamız anlamına gelir

Allah Teâlâ’nın kulu olduğumuza iman ettiğimiz sürece kulluk ve hesap mantığının dışına çıkabileceğimiz hiç bir şey de yoktur, olamaz. İnternet de böyle bir durumdur.

Cep telefonu bizi kullanmamalı, biz onu kullanmalıyız. İnternetin fıkhını oluşturmazsak, internet kendi kültürünü bize aşılamaktadır.

 Bir Müslüman’ın üç-dört cüz Kur’an okuyacağı kadar, bir saate yakın zamanı telefon konuşmasıyla harcaması… Eyvah! Dakikalardan küçük bir limitle ölçülen hayatı saatlerle harcamaktır bu.

Bir mümin, üstelik de gencecik hanımıyla birlikte çektiği fotoğrafını internete koyar mı? Mümin bir insan, hanımıyla pikniğe gider de orada çekildiği fotoğrafını Facebook sayfasına koyar, üstelik onu profil fotoğrafı olarak ayarlar mı? Bu ümmet, böyle bir ümmet olur da Allah o ümmete rahmetiyle muamele eder mi dünyada? Bu rahmetin gelme engeli olarak sadece İsrail’i görmeye devem mı edeceğiz?

Müslüman insan, internetteki yüzde yüz yalan-dedikodu olan bir konuyu, ona cevap vermek için dahi tekrarlamaz. Çirkin bir ifadeyi bir de kendisinin tekrar etmesiyle şeytanı memnun etmek anlamına gelecek bir hareketi kabullenemez.

4) Hiçbir haram internet ortamında haramlığını kaybetmez

Bir caminin kapısına bira reklamı asmakta ne sakınca görürsek aynı reklamın bilgisayaramızda bulunmasından da rahatsız oluruz. Kâfirlerin fotoğrafları, günaha davetiye çıkaran fotoğraflar/filmler, Hristiyanlığa veya başka bir muharref dine ait resimler/simgeler Facebook’umuzda, Twitter’ımızda, cep telefonumuzda, bilgisayaramızda bulunamaz.

Bir mümin olarak ben, bakıldığında direkt kâfirleri hatırlatan herhangi bir şeyi içimden onaylamadığım gibi masamda da bulunduramam.

Mesela bir Müslüman’ın çalışma masasında Hıristiyanlar’ın haç işareti bir eğlence aracı olarak bulunamadığı gibi bilgisayarında dahi bulunamaz. Filanca futbolcunun, aktörün fotoğrafı, filmi de aynı kanuna tâbidir.

 İnternet fıkhı açısından ‘filtrelenmiş’ telefonlar ve bilgisayarlar kullanmaya mecburuz. 

5) Mesajımıza veya e-postamıza selamla başlamalıyız

Selam bizim için örf değil, dindir. Tamamıyla Allah’ın ve Resûlullah’ın emridir.

Yazdığımız mesaja/e-postaya ‘selamunaleyküm’ ile başlar, yine ‘selamunaleyküm’ ile bitiririz. Müslüman’ın sözü böyle başlar ve biter. Böyle başlamayan söz Allah’tan uzaktır, Peygamber aleyhisselamın sünnetine terstir.

Selam internete taşınmak zorundadır. Bu yazılı-sözlü mesajda veya başka herhangi bir platformda geçerlidir.

Cenazelerde Kur’an okuyup düğünlere gelince çalgı çalmak Müslümanca olmadığı gibi sözü-mesajı da selamsız açmak ve kapamak Müslümanca değildir.

Bu konunun bir yan başlığı olarak Resûlullah aleyhissalatu vesselamın adı anıldığında salavata da memuruzdur. Efendimiz aleyhisselamın adı anıldığında ‘sallahu aleyhi ve sellem‘ veya ‘aleyhisselam’ deriz, demeliyiz. Bu bir farzdır. İnternette mesaj veya e-posta gönderirken buna da dikkat etmeliyiz.

‘Peygamber demiş ki’ yerine ‘Peygamber’imiz aleyhisselam buyurmuş ki’ diye yazmak/söylemek, içimizdeki dengeleri, sevgiyi ve muhabbeti gösterir. Bunu da sav şeklinde kısaltmayız. Kısa yazacaksak ‘aleyhisselam‘ kullanımını tercih ederiz.

6) Müslüman, gizlilikleri araştırmakla mükellef değildir

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem açık şekilde üç kural koymuştur:

  1.   Müslüman’ın üzerinde casusluk haramdır
  2.  Kim Müslüman’ın gizli yönlerini ortaya çıkarırsa Allah’da onu rezil eder
  3.  Müslüman’ın ayıbını örtenin Allah da ayıbını örte

Müslüman’ın, birinin söyleyip söylemediği belli olmayan bir sözü tweet’lemesi, mesaj atması, e-posta olarak atması haramdır. Herhangi bir insan için şantaj mantığıyla yapılan iş, ümmetimizin yasak gördüğü işlerdendir.

Müslüman, gizlilikleri araştırmakla mükellef değildir. Dünyanın doğallığıyla ve orta yerdeki olaylarla yeterince doyan kimsedir Müslüman. Başkasının ayıplarını araştıranın kendi ayıpları da ortaya kesinlikle çıkacaktır.

7) Reslullah aleyhisselam kapıya üç defa vurmayı buyurduysa bu kural cep telefonuna ve internete de uyarlanmalıdır

İnsanlar günümüzde birbirlerini ziyaret etmiyorlar, twet atıyor ve telefon çaldırıyorlar. İletişim, ziyaret ve haberleşme yeni bir şekil almıştır. Resûlullah aleyhisselam kapıya üç defa vurmayı buyurduysa bu kural cep telefonuna ve internette de uyarlanmalıdır. Telefonu çaldırmayı, e-posta göndermeyi veya mesaj atmayı baskı kurar gibi bir nitelikte yapamayız. Üç defa yapmak yeterlidir ve Medine standardıdır.

8) Ümmet-i Muhammed'in temel karakteri, yanlışları gömmektir

Bir Müslüman’ın, çocuğu-eşi-kardeşi-arkadaşı-komşusu-tanıdığı veya başka biri için yanlış bir şey üzerinde onu gördüğünde yapması gereken ilk iş, söz konusu konuyu örtmeye çalışmasıdır. Deşifre etmek yoktur. Yanlışa su döküp büyümesini sağlamak yoktur, üstüne toprak atılır. Gördüğümüzü görmemiş saymamız Müslüman karakteridir, Müslümanlığın emridir.

“Allah kötülüğün yayılmasından razı olmaz.” (Nisa suresi. 148. ayet

Sosyal paylaşım sitelerinde görülen yanlışlıklara karşı ilk vazife yanlışı gömmek, gömerken sahibine nasihat etmek ve Allah korkusunu, meleklerin murakabesini hatırlatmaktır. Hele babalar ve annelerin çocuklarına karşı bu stratejiyi hemen uygulamaları Müslümancadır. Kıyameti koparıp da çocuğun bir kere bakacağı yere beş kere daha bakmasına sebep olmak, meraklıların merakını uyandırmak gayri İslamî’dir. Yöntemlerimizin kötülüğü derinleştirme ve yaygınlaştırmaya hizmet etmemesi gerekir.

9) İnternetle birlikte önümüze çıkan durumlardan biri de herkesin uluslararası siyaset dehası hline gelmesidir

Siyaset de internet sayesinde bu hâle gelmiştir: “Ben bilmem kardeş, devlet bilir” diyen adamlardan, devletin nasıl yönetilmesi ve Birleşmiş Milletler’in politikalarının nasıl olacağı üzerine akıl yürüten kimseler ortaya çıkmıştır. Hayatında 100 doları bir arada görmemiş kişiler mile IMF’nin politikaları hakkında konuşmaktadır. Herkes her şeyden anlamaktadır…

Bu komik gibi duran manzara, aslına bakılırsa kıyamet alametlerinden biridir.

İmam-ı Azam’ın bile konuşmaya cesaret edemeyeceği meseleler, ilmihâl kitabını görse ne olduğunu anlayamayacak cahillik seviyesinde insanlar tarafından konuşulabilmektedir

İnternet hattımıza böyle birinin giremiyor olması lazımdır. Boşboğaz, ağzına geleni konuşan kimse bizim internetimize girememelidir. Böyle biri bizim Whatsapp’ımıza rahatça mesaj gönderebiliyorsa bu bizim kalitemizin de düştüğünü gösterir.

Kaynkar: Nureddin Yıldız / İnternet Fıkhı Kitabı

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>