Akaid ve Fıkh

7 Adımda Şeriat ve Beşerî Devlet Yönetimi

“Göklerin ve yerin egemenliği Allah’ındır.”

| Nur suresi, 42. Ayet

“Yaratmak da hükmetmek de Allah’a aittir.”

| Araf suresi, 54. Ayet

Öncelikle şunu bilelim ki kanun koyma hususu tevhidin rükunlarından biridir. Yani nasıl yaratıcılık da, medet umma konusunda Allah’a ortak koşulmaması gerekirse, bu konuda da ortak koşulmaması gerekir.

Şimdi farkları madde madde inceleyelim:

1) Beşerî Sistem, Kanun Koyma Yetkisini İnsana Verir

Oysa İslam’da, Allah’tan başkası yasak-serbest/haram helal belirleme yetkisine, kanun koyma otoritesine sahip değildir. Aksine, bu inanç bir şirktir.

“Hüküm yalnızca Allah’ındır: o sadece kendisine ibadet etmenizi emretti. İşte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf suresi, 40)
“O, hükmünde hiç kimseyi ortak etmez.” (Kehf suresi, 26)

Allah’ın hükümlerinin üzerine hiç kimse hüküm koyma hakkına sahip değildir.

“Onlar, hahamlarını, din adamlarını Meryem oğlu Mesihi rabbler edindiler.” (Tevbe suresi, 31)

Bu ayeti duyan, önceden Hristiyan olup yeni Müslüman olan sahabe Adiy bin Hatim,

“Ya resulullah onlar din adamlarına tapmıyorlardı?” diye sorunca, Resulullah (aleyhisselatu vesselam):

Onlar Allah’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram yapıyorlarsa, o kişiler de onlara itaat ediyorsa, bu itaat ibadettir.” buyurmuştur. (Muslim)

2) Beşerî Sistem, Sosyal İdarede Dini Bir Kriter Görmez

Oysa İslam’da nasıl yaratmak Allah’ın hakkı ise, gezegenlere galaksilere yörünge ve gidişat hudutu veren Allah ise, her hücrenin bir çalışma methodunu kuran Allah ise,

Sokaklara nasıl hükmedileceğini de belirleyen Allah’tır..

Örneğin, zinanın Allah’ın kanun kitabı olan Kur’an-ı Kerim’de yasak olduğunu hatırlayalım. Bir kişi çıkıp da derse ki, “benim toprak parçamda zina serbesttir, bunu belirleyen insanlardır” bu kişi kendini ilah ilan etmiş olur. Aynı şekilde, “bence hırsızlığa en iyi ceza, birkaç yıl hapistir” derse, kendi hükmünü, Allah’ın hükmünün önüne geçirmiş olur.

“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir.”

“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.”

“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar fasıkların ta kendileridir.” (Maide suresi, 44-45-47)

İbn Abbas r.a, sadece hevasına tabi olup ülkesini adaletsizce yöneten yöneticilerin ‘küfür’ sıfatından müstesna olduğunu ama açıkça haram olan bi konuyu helal yapmayı/serbest kılmayı, üç sıfata dahil olmak kabul etmiştir. Mezhep İmamlarının, alimlerin de görüşü budur.

3) Beşerî Sistem, Çoğunluğun Kararını Mutlak Doğru Kabul Eder

Oysa çoğunluk da yanılabilir. İslam’da ölçüt çoğunluk değil, Allah’ın emir ve yasaklarıdır:

“İnsanların çoğu kâfirdir.” (Nahl suresi, 83)

“İnsanların çoğu yoldan çıkmıştır .” (Mâide suresi, 49)

“İnsanların çoğu muşriktir .” (Rûm suresi, 42)

İnsanların çoğu inkarcıdır.” (İsrâ suresi, 89)

Bütün dünya bir araya gelse de, Allah’ın bir hükmünü değiştirmeyi ve halkı öyle yönetmeyi meşru göremez ve gösteremez.

Yoksa bu noktada halk, Allah’ın kanun koyma makamını eline geçirmeye çalışan bir şirk inanca sahip olmuş olur.

4) Beşerî Sistemde Kanunlar Zamanla Değişir, İslam'da Allah'ın Kanunları Değiştirilemez

“Allah ve resulü bir işte hüküm verdiği zaman, inanmış kadın ve erkeğe o işi kendi isteğine göre seçme hakkı yoktur.” (Ahzab suresi, 36)
Yani, haram helaller üzerinde herhangi bir müdahale hakkımız yoktur. 

“Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resûlüne çağırıldıkları zaman, mü’minlerin sözü ancak: ‘İşittik ve itâat ettik!” demeleridir.” (Nur suresi, 51)

Üzerine tartışmak şöyle yana dursun, ‘işittik ve itaat ettik’ dememiz gerekir.

Eğer kanun koyma hususunda hakimiyet sadece Allah’a ait olmasaydı, günümüzdeki gibi, sürekli gündemde politik tartışmalar ve kendini hak ile değil sadece çoğunluğuna, malına ve makamına göre büyütmüş insanlar sosyal hayatı ifsad ederdi.

5) Beşerî Sistem ile Şura Aynı Mıdır?

Evet, günümüzde çokları, “Onların işleri danışma iledir..” (Şura suresi, 10) ayetini delil göstererek, Kur’an’da demokrasi olduğunu söylerler.

Oysa beşerî sistem, ‘her konuyu’ insanın tartışmasına açabilirken, İslam’da, Allah’ın açıkça haram helal/yasak serbest belirttiği bir konu istişareye/görüşmeye ve tartışmaya açık değildir.

“Allah yaptığından sorulmaz, onlar ise yaptıklarından hesaba çekilecektir.” (Enbiya suresi, 23)

“Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?” (Bakara suresi, 40)

Şura, kendisi hakkında Allah’ın haram koymadığı bir konuda olur. Savaş taktikleri, çağın getirdiği teknolojileri kullanma ölçütü, şerri devletin ilerlemesini sağlayacak kararlar gibi kişilerin ‘içtihadına’ kalmış meselelerdedir.

Örneğin trafik kuralları buna örnek gösterilebilir. Kur’an ve sünnette trafik kuralları koymanın yasak olduğuna dair hiçbir delil yoktur. Bu kuralları geliştirmek amacı ile istişareler yapılabilir.

Fakat, örnek olarak banka açma ve ekonomiyi faiz ile yürütme gibi konular haram olduğu için, istişaresi de edilemez.

6) Tüm Beşerî Sistem Kitapları, İlahi Kitaplar Gibi Hareket Eder

Değişmez maddeleri, kutsalları, sınırları ve hudutları aşıldığında belirlediği cezaları vardır. İslam’da da, eğer bir kişi Allah’a itaat eder ve hudutlarından çıkmaz ise bu dünyada lütuflara mazhar olduğu gibi cennetle ödüllendirilirken, aksi ceza ve cehennem şeklinde olur.

Anayasaların da, kendisine uyana/yürütene teşvik primleri, maaşları, terfileri, kendisine aykırı hareket edenlere karşı ise kurduğu ceza hukuku vardır.

Zaten beşerî sistemlerin hepsi, insanların dine olan ihtiyaçlarını azaltmak ve sosyal hayattan Allah’ın kanunlarını çıkarmak için alternatif din haline gelmişlerdir.

7) E Ne Yapacağız?

Bir Müslüman olarak asla bu sistemlerden razı olmayıp, bu tip ideolojilere destekten kaçınacağız, hiçbir faaliyetine katılmayacak. Elimizden birkaç dünyalık hak gider korkusu ile de, Allah’ın yasama hakkının gasp edilmesine göz yummayacağız.

İyi niyetle olduğumuzu iddia etsek bile, bu bahaneyi kalkan etmeyeceğiz. Unutmayalım ki Mekke müşrikleri de şirklerinde Allah’ı bulma amacını taşıdıklarını söylüyorlardı:

“Biz onları bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ilahlaştırıyoruz, derler.” (Zümer suresi, 3)

-Azınlık olmak, yanlış olmak anlamına gelmez…

“İbrahim, tek başına bir ümmetti.” (Nahl suresi, 42)

“İslam garib başladı, tine garib hale dönecektir. Müjdeler olsun o (azınlık) gariblere!” (Muslim)

İslam için yapılacak şey, yine İslam’a uygun olmalıdır. İslam için İslam’dan vazgeçilmez.

Unutmayalım ki Resulullah (aleyhisselatu vesselam) ve ashabı Mekke’de işkencelere maruz kaldı, kapıları işaretlendi, aç bırakıldılar, yurtlarından atıldılar yine de şirkin bir çeşidine bulaşmadılar.

“Güneşi sağ elime, ayı sol elime verseniz bu davadan vazgeçmem” diyen bir resulün ümmetiyiz. Bu davanın bir harfinden eksiklik göstermeyen peygamberin, getirdiği dinin esası olan tevhidden nasıl taviz verelim?

Kafirlerle ve fasıklarla mücadeledeki tevhidi hareket methodunu öğreneceğiz…

“Parça parça kesilsen de, yakılsan da Allah’a ortak koşma ve farz olan namazı bile bile terk etme.” (Taberani)

Unutmayalım ki, tevhidin inceliklerine dair bi meseleyi araştırmayı ertelemek caiz değildir.


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>