Aile, Çocuk, Eğitim

7-14 Yaş Dönemi Çocuk Eğitiminde 10 Kural

Bir çocuğun kazanabileceği en güzel özellik; var olduğu hali ile kendini ortaya koyabilecek güce erişmiş olmasıdır…

Kendi gibi oturması…

Kendi gibi konuşması…

Kendi gibi gülmesi…

Kendi gibi düşünmesi…

Ne taklit başkalarını, ne korku başkalarından…

“Ne derler” diye değil, ne ise öyle olabilecek güce erişmiş olması…

Mevlana’ca ifade ile “ya göründüğü gibi olması ya da olduğu gibi görünebilmesi”…

Kişilik sahibi olması yani…

1. 7-14 Yaş Dönemi, Aidiyet Dönemidir.


Öncelikle sürekli annesi ile olmak için çaba harcayan çocuğa 7 yaşından sonra anne artık yetersiz gelir… Çocuk, aidiyet ihtiyacından dolayı kalabalıklar ister, kardeş ister, okul ister, sokak ister… Bu yaştaki “oyun çocuklarının” en temel ihtiyacı bir grup içerisinde kendini “var edebilmek”tir. “Aidiyet”tir, bu grup içerisinde var oluşun adı…

2. Çocuk Her Şeyi Değil Tercih Ettiği Şeyi Yaşadıkça Kişiliğini Geliştirir.


Kişiliğin en belirgin özelliği, kendine özgü olabilmektir. Herkes gibi olan değil, kendi gibi olan kişiliklidir. Kendine has damak tadı, kendine has giyim tarzı, kendine has gülmesi, kendine has konuşması… İşte bu kendi oluşun adıdır. 7 yaş sonrasında daha da belirginleşir. Kızların sürekli kıyafet değiştirmek istemesi, kendi tarzını oluşturma çabasındandır. Erkeklerin yemek beğenmemesi kendi tarzını oluşturma mücadelesi içindir. Ebeveynler çocuklarındaki bu davranışları “inatçılık” olarak görmek veya “hiçbir şey beğenmiyor” diye yakınmak yerine, çocuğun “kendine has bir kişilik geliştirme” çabası olarak değerlendirmelidir.

3. Başarısız Çocuk Yoktur, Hitap Edilmemiş Çocuk Vardır.


Çocukluk döneminin en belirgin özelliği “merak”tır… Çocuk, kuşu merak eder, karıncayı merak eder, insanları merak eder, hayvanları merak eder… Bu sayede sürekli öğrenmeye açık haldedir. Eğitimci, çocukluğun bu bitmek bilmez motivasyonuna tutunarak öğrencisine hitap ederse başarılı olur. Onunla bağ kurabilir, dost olabilir, ona hitap edebilir… Kalıcı bir öğrenmenin en belirgin özelliği, eğitimcinin öğrencisine hitap edebilmesidir.

4. Dışlanmışlık Aşağılanma Hissettirir.


Kişilik gelişiminin önündeki en büyük engellerden biri de aşağılanmışlık hissidir… Aşağılanma, bir eşitliğin kişinin kendisi aleyhinde bozulmuş olmasıyla ortaya çıkan duygudur. Bir öğretmenin sınıf içindeki öğrencilerinden birini öne çıkarması, diğerlerini aşağılamak demektir. Kardeşler arasından birinin tercih edilmesi diğerlerinin aşağılanmışlık hissine sebeptir. Birçok yetişkin, çocuklar arasındaki eşitliği bozarak onların eğitimde başarı kazanacağını düşünür. Bundandır ki grup içinde bir kişiyi ödüllendirerek diğerlerini de motive etmeye çalışırlar. Oysa aynı grup içinde bir kişiyi ön plana çıkarmak diğerlerine kendilerini hem değersiz hem aşağılanmış hissettirir. Bir tercih yapılacaksa her çocuk tercih edilmelidir.

5. Her İnsanın Özü, Kendi Çocukluğudur.


Yetişkinlerin yaşamla ve insanlarla uyum içinde olabilmesi, kendi çocukluk yıllarında edindikleri hislerle mümkündür. Kişi, yetişkin olduğunda çocukluk yıllarında elde edebildiği genişlik kadar yaşama becerisi sergileyebilir. İnsanın özü de kendi çocukluğudur, hayatın geri kalan kısmı özün dışvurumundan başka bir şey değildir. Yetişkinler, çocuklarına ne kadar saygınca davranırlarsa, o öz o kadar güzel bir meyveye dönüşür. Ağacın özü fidan… Meyvenin özü çekirdek… İnsanın özü çocukluğudur…

6. Oyuncakla Değil, İnsanla Oynanan Oyunlar, Dikkat Güçlenmesini Sağlar.


Bir ebeveynlik yanılgısıdır, çocuğun oyuncaklarla oynamayı sevdiğinin zannedilmesi… Çocuk insanla oynamayı sever. En güzel oyuncak bile anneyle oynanan oyundan daha kaliteli değildir. Ebeveynler çocuklarına sürekli oyuncak almak yerine birlikte olacakları vakitleri artırmalıdır. Ve oluşturdukları vakitleri anı yaşayarak sürdürmek için çaba sarf etmelidir.

7. Anne Babaların Şiddet Eğilimi, Kendi Çocukluk Deneyimlerinin Sonucudur.


Şiddet psikolojik bulaşıcılık taşır. Çocukluk döneminde şiddet hissini tatmış kişiler, aynı zamanda şiddet eğilimli kişilerdir. Ebeveynler çocuklarına uyguladıkları şiddetin kökenine indiklerinde kendi çocukluk yıllarında yaşadıkları şiddeti göreceklerdir; kimi zaman anne babadan dayak, kimi zaman öğretmenden aşağılama… Tadılan her bir şiddet, yetişkinlik yıllarında patlamaya hazır bomba gibidir.  Kimi zaman eşine, kimi zaman çocuklarına…

8. Davranış Yanlış Olabilir, Çocuk Yanlış Olamaz.


Bir yanlış davranış, kendisi yanlış olduğu için yanlıştır. Ve yanlış davranışın kendisi kötüdür. Çocuğun bir yanlış davranış ortaya koyması onun kötü çocuk olduğu anlamına gelmez. Sadece o davranışın yanlış olduğu anlamına gelir. Bundandır ki çocuğu sergilediği yanlış davranışlardan dolayı kişiliğini rencide edecek şekilde cezalandırmak, aşağılamak, onu bu yanlış davranıştan vazgeçirmeyeceği gibi, kişilik gelişimine de zarar verir.

9. Teknoloji Bağımlılığı Çocuğun Biraz Oyalansın Diye Teknolojiyle Baş Başa Bırakılmasıyla Başlar.


Her teknolojik gereç kendine has kazanımlar içerir. Bilgisayar bilgiyi işler. İnternet kişiyi dünya ile bağlar. Cep telefonu iletişimi sağlar… Çocuğu bu amaçların dışında teknolojik gereçlere teslim etmek veya “Biraz oyalansın da ben de işimi yapayım” diye düşünmek, teknoloji bağımlılığının ilk adımıdır. Ebeveynler ne teknolojik gereçlerden korkmalı ne de onları kontrolsüzce çocuklarına teslim etmelidir. Sürekli açık bir bilgisayar, sürekli açık bir internet, sağlıklı bir pedagojik ortam değildir. İnternet ve bilgisayar kullanmanın temel prensibi, “kullan çık” olarak çocuklara öğretilmelidir.

10. Sorgulayıcı İletişim, Sorunlu İletişimdir.


Bir ebeveyn kaygısıdır çocuğunu sürekli sorgulamak: ne yaptın, nereye gittin, yanında kim vardı.. Bunlar kaliteli iletişim soruları değildir. Evet, anne babaların çocuklarının neler yaptığını bilmek istemeleri normaldir. Ancak bu bilgiyi “sorgulayıcı bir iletişim”le değil, çocuklarıyla kendi yaşamlarını paylaşarak, “paylaşımcı bir iletişim” le elde edebilirler. Baba gün içinde neler yaptığını, hangi duyguları yaşadığını heyecanla aile içerisinde paylaşırsa, çocuk da o gün neler yaptığını ailesine anlatmak isteyecektir. İşte bu, çocuğun kendini emniyette hissettiği “kaliteli iletişim” dir.

 

Adem Güneş’in “7-14 Yaş Çocuk Eğitiminde 100 Temel Kural” kitabından alınmıştır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>