İslam

6 Afetiyle Övgüde Bulunmak

Övmek, bazı durumlarda yasaklanmıştır. Kötülemek ise gıybet yapmak ve aleyhte hareket etmektir.

Övgüde bulunmanın altı âfeti vardır. Bunlardan dört tanesi övende, iki tanesi övülende meydana gelir.

Övenin Başına Gelen Âfetler:

1. Öven kişi bazen haddi aşıp yalana düşer.

Bu konuda Halid bin Ma’dan şöyle demiştir: “Halkın huzurunda, bir idareciyi ya da herhangi birini, taşımadığı vasıflarla öven kişiyi Allah (Celle Celalihu), kıyamet gününde dili sürçer bir halde diriltir.” (İbn Ebü’d-Dünyâ,Kitâbü’s-Samt,nr.603.)

2. Öven kişi bazen gösterişe girer.

O bu övgü ile sevgisini ortaya koyar fakat bazen içinde övdüğü kimseye karşı bir sevgi bulunmaz ve bütün söylediklerine inanmaz. Böylelikle hem gösterişe girmiş hem de münafıklık yapmış olur.

3. Öven kişi bazen tam manasıyla bilmediği şeylerden bahseder.

Onları bilmesine de imkân yoktur, böylece bilmediği bir konuda konuşmuş olur. Rivayet edildiğine göre, adamın biri Allah Resûlü’nün (Sallalâhu Aleyhi ve Sellem) huzurunda birini övdü. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallalâhu Aleyhi ve Sellem), adamı şöyle uyardı: “Vay sana! Arkadaşının boynunu vurdun. Eğer bu söylediklerini işitseydi iflâh olmazdı. Sizden biriniz kardeşini övmek istiyorsa, ‘Falan kişiyi (şöyle) zannediyorum. Allah katında kimseyi temize çıkarmam. Onu bilen Allah’tır.’ desin. Bunu da o kimseyi gerçekten bu halde düşünüyorsa söylesin.” (Buhârî, Edeb, 54; Müslim, Zühd, 65)

Bu âfet, karşıdaki insanı ancak bir delille anlaşılabilecek olan sıfatlarla övmede meydana gelir. Meselâ, ‘O müttaki biridir, vera’ sahibidir, zâhiddir, hayırlı biridir.’ şeklindeki övgüler böyledir. Zira bu ahlâklar kesin olarak bilinmeden o kişi övülmez. “Ben onu gece namazı kılarken, sadaka verirken, hac yaparken gördüm…” gibi ifadeler kullanılabilir, çünkü bunlarda kesinlik vardır. “O, adalet sahibidir, rıza ehlidir…” gibi ifadeler kullanmak da sakıncalıdır. Çünkü adalet ve rıza gizli kavramlardır, onların bir insanda bulunması konusunda kesin konuşmak doğru değildir.

4. Bazen övülen şahıs zalim ya da fasık olup bu övgüden dolayı sevinir, içi ferahlar. Bu caiz değildir.

Bu konuda Allah Resûlü (Sallalâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Fâsık övüldüğü zaman, Allah gazaplanır.” (Beyhakî,Şuabü’l,İmân,nr.4885) 

Hasan-ı Basrî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir: “Zalimin uzun yaşaması için dua eden, yeryüzünde Allah’a (Celle Celalihu) isyan edilmesini istiyor demektir.”  (İbn Ebü’d-Dünyâ, Kitâbü’s-Samt, nr.604.)

Zalim, fâsık bir kimsedir; onu överek sevindirmek değil, kınayarak kederlendirmek lâzımdır.

 

 

Övülenin Başına Gelen Âfetler:

1.Övgü, övülen şahsı kibre sokar, kendini beğendirir.

Bunlar da insanı helâk eden şeylerdir. Hasan-ı Basrî (Rahmetullahi Aleyh) şöyle anlatmıştır: Bir gün Hazreti Ömer’in (Radıyallahu Anh) huzurunda insanlar toplanmış oturuyorlardı. Hazreti Ömer’in (Radıyallahu Anh) yanında deriden yapılmış bir kamçısı vardı. O sırada Cârûd bin Münzir çıkageldi. Adamın biri onun hakkında, “Bu, Rebîa kabilesinin efendisidir.” dedi. Bu övgüyü Hazreti Ömer (Radıyallahu Anh), yanındakiler ve Cârûd bin Münzir’in kendisi işitti. Cârûd, Hazreti Ömer’e (Radıyallahu Anh) yaklaştığı bir sırada, Hazreti Ömer (Radıyallahu Anh) ona kamçısıyla hafiften vurdu. Cârûd bin Münzir, “Ey müminlerin emîri, ne oldu ki bana vurdun!” dedi. Hazreti Ömer de (Radıyallahu Anh): “Aramızda bir şey yok. Adamın dediğini duymadın mı?” dedi. Cârûd bin Münzir, “Duydum” deyince, Hazreti Ömer (Radıyallahu Anh), “Senin kalbinde bir gurur meydana gelmesinden korktum. Bunun için başını eğmek istedim.” dedi. (İbn Ebü’d-Dünyâ, Kitâbü’s-Samt, nr.605.)

2. Kişi hayırla övüldüğü zaman sevinir, tembelleşir ve kendi nefsinden memnun olur.

Nefsinden memnun olanın çalışması azalır. Çalışıp gayret eden ancak nefsini noksan görendir. İnsanlar ona övgü yağdırdığında ise olgunlaştığını zanneder. Bundan dolayı Allah Resûlü (Sallalâhu Aleyhi ve Sellem) övgüde bulunan birini gördüğünde, “Arkadaşının boynunu vurdun, eğer bu söylediklerini işitirse iflah olmaz.” buyurarak adamı ikaz etmiştir.

Peygamber Efendimiz (Sallalâhu Aleyhi ve Sellem) bir hadisinde de şöyle buyurmuştur:“Kardeşini yüzüne karşı övdüğün zaman sanki boğazına keskin bıçağı çalmış olursun.” (Irâkî, hadisi, Abdullah b.Mübârek’in,Zühd ve’r-Rekaik adlı kitabında Yahya b.Câbir’den mürsel olarak rivayet edildiğini söyler.)

Şunu iyi bil ki, övülen kişi; kibirden, kendini beğenmişlikten ve tembellikten şiddetle kaçınma gayretinde olmalıdır. Bunlardan ancak, nefsini gerçek mânada bilen kurtulur. İnsan son nefesin tehlikelerini, riyanın inceliklerini, amellerin âfetini düşünmeli ve boş övgülere aldanmamalıdır. Biri kendisini övünce, öven kişinin bilmediği fakat kendisinde mevcut bütün eksiklerini hatırlamalı, “Eğer içimden ve aklımdan geçenleri öven kişi bilseydi övmekten vazgeçerdi.” diye düşünmelidir. Ayrıca kendisini öven kişiye tepki göstererek engel olmalı, övgüden hoşlannmadığını açıkça belirtmelidir. Bu konuda Allah Resûlü (Sallalâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Övenlerin yüzüne toprak saçın.” (Müslim,Zühd,68,69;Ebû Davud,Edeb,9)

Hüccetü’l-İslam/İmam Gazâlî; Dil Belâsı/Semerkand kitabından alınmıştır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

1 yorum var.

  1. 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>