İslam, Kimdir?, Kültür, Liste, Örnek Şahsiyetler, Tarih

5 Maddede Hasan El-Benna’yı ve Ölmeyen Fikirlerini Tanıyalım

“Ey gençler! Davalar ancak kendisine olan inancın kuvvetli olduğu, o yolda samimiyetin tam olduğu, o davaya olan gayretin sürekli arttığı, onu gerçekleştirmeye ve o yolda fedakârlık yapmaya sevk edecek şekilde hazırlıklı olunduğu zaman başarıya ulaşır. İşte bu dört haslet; inanç, samimiyet, gayret ve amel, gençleri diğer insanlardan ayıran özelliklerdir. Çünkü inancın temeli ‘samimiyetle tutuşan bir kalp’, samimiyetin temeli saf bir gönül, gayretliliğin temeli güçlü duygular, amelin temeli ise sağlam bir azimdir. İşte bütün bunlar ancak gençlerin özellikleridir. Bundan dolayı gençler geçmişte ve günümüzde her toplumun uyanışının direği, her uyanış hareketinde o uyanışın gücünün sırrı, her davada o davanın sancağını taşıyanlar olmuştur.”

| Hasan El-Benna

1. Aile Ortamı ve Eğitim

14 Ekim 1906 tarihinde Mısır’ın Buhayre vilayetine bağlı Mahmudiye kasabasında doğan Hasan b. Ahmed b. Abdirrahman el-Benna, dünyanın dört bir tarafından taraftar bulmuş fikirleri, savunduğu idealler ve Müslümanların yeniden dirilişi için gösterdiği çabalarla 20. yüzyıl Müslüman entelektüel ve siyasi dünyasında önemli bir figür oldu. Yetiştiği aile ortamı, onun düşüncelerini olgunlaştırmasında büyük rol oynadı. Hasan el-Benna dindar, ahlaklı ve ilim sahibi bir aile ortamında yetişti. Babası, Mısır’da ve diğer ülkelerde tanınan ve geçimini saatçilikle sağladığı için Saati lakabıyla tanınan Ahmed b. Abdurrahman el-Benna, bir hadis alimiydi. İlköğrenimini babasından alan el-Benna, sırasıyla Mahmudiye, Demenhur ve Kahire’de modern ve klasik olmak üzere çeşitli okullarda eğitim aldı. Öğrenciliği sırasında bir yandan dersleri ve hafızlık gibi diğer ilmi faaliyetleriyle kendisini yetiştirmeye çalışırken bir yandan da ailesiyle birlikte Kahire’ye göçen babasına saat tamirciliğinde yardım etti.

2. El-Benna'ya Göre Problemlerin Kaynağı

Öğrenciliği sırasında kurduğu veya parçası olduğu cemiyetlerde ve aynı zamanda Kahire’deki öğrenciliği boyunca, toplumu düzeltmek için bir çok çalışma yaptı. Hasan el-Benna’nın eğitim kurumlarından 1928’e kadar edindiği birikim, Mısır toplumunun geçirmekte olduğu fikri ve manevi buhranı gözlemlemesine elverip, bu hususlardaki fikirlerini de netleştirmesini sağlamıştı. Ona göre toplumsal anlamda İngiliz emperyalizmi Mısır’ı maddi-manevi bakımdan çöküntüye uğratmakta ve İngilizler tarafından sömürülen kaynaklar ülkeyi fakirleştirmekteydi. Hasan el-Benna, Mısır’ın yoksulluk ve zayıflığının başlıca sebebinin İslam’a bağlılığın gevşemesi, Batı taklitçiliği ve özellikle Mısır yöneticilerinin aldıkları Batı eğitiminin sonucunda İslam’dan uzaklaşmaları olduğunu düşünüyordu. Ona göre, kendi din, tarih ve medeniyetleri hakkında cahil kalan bu insanlar, toplumu da bir kimlik buhranına sürüklüyordu. Batı’nın sosyal ve kültürel emperyalizmi yüzünden dinin etkinliği azalıyordu. Bu sebeple ülkenin ve toplumun tek kurtuluş çaresinin İslam’ın temel değerlerine dönmek olduğunu savundu.  Bu düşüncelerden hareket eden Hasan el-Benna, fikri çabalarının merkezine İslamiyet’i gerçek yönüyle kitlelere tanıtma amacını yerleştirmiş ve sık sık İslam’ın, hayatın bütün yönlerini içine alan kapsayıcı bir dünya görüşü olduğunu vurgulamıştır.

3. Müslüman Kardeşler ve Vizyonu

Tüm bunlarla mücadele etmek ve cemiyetlerin yanı sıra daha etkili çalışmalar yapmak için dönemin tanınmış alimleriyle temasa geçti ve ısrarlı çabalarının sonucunda birçok alimi bir araya getirmeyi başardı. Camilerde, kahvehanelerde toplantılar düzenleyerek bazı âlimlerin buralarda konferans vermesini sağladı; kendisi de çok sayıda konuşma yaptı. Tüm bunların neticesinde çok sayıda insanın etrafına toplanmasını sağladı. Nihayet Mart 1928’de kendisiyle beraber salih Müslüman olduğunu düşündüğü altı kişiyle birlikte Benna’nın evinde İslam davası için İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) topluluğunu kurdular. 1933 yılına kadar İsmailiye‘de sürdürülen İslam daveti çalışmaları âlimler, tarikat şeyhleri ve bazı cemiyetler başta olmak üzere halkın çeşitli kesimlerine ulaştırıldı. Kahvehanelerde zamanını boşa geçiren insanları toparlayıp onlardan muazzam bir Müslüman topluluk meydana getirildi. Küçük bir evin odasında kurulan bu topluluk, samimiyet ve gayretlerle Mısır’ın en kalabalık Müslüman topluluğu haline geldi. II. Dünya Savaşı başladığında çok sayıda öğrenci, devlet memuru ve işçi Müslüman Kardeşler’e üyeydi ve Teşkilat Mısır toplumunun hemen bütün kesimlerini temsil eden bir önemli siyasi güç olmuştu.

4. Bir Toplumun Yeniden İnşası

1933 yılında Kahire’yi ziyaret eden Hasan el-Benna, İhvan-ı Müslimin’le ilgili büyük gelişmelere tanık oldu ve sonuçta teşkilatın genel merkezi Kahire’ye taşındı. Böylece Kahire’ye dönen Hasan el-Benna, burada öğretmenliğin yanı sıra vaktinin çoğunu İhvan-ı Müslimin‘in faaliyetlerine hasretti. Çalışmaları kapsamında erkek ve kız çocuklarının eğitimi için teşkilat bünyesinde okulların açılmasına, İsmailiye‘de bir mescid ve bir merkezin hizmete sokulmasına ön ayak oldu. Aynı yoğun faaliyet çerçevesinde Şebrahit’te bir lokal ve bir fabrika, Mahmudiye’de bir tekstil ve bir halı fabrikası ile tefsir ve hadis eğitimi yapan bir medrese kurularak gençlere okuma ve çalışma imkanları sağlandı. İhvan-ı Müslimin tarafından çizilen ve yönlendirilen faaliyet programları dini, sosyal, kültürel, ekonomik ve sportif alanlarda etkili olmuş, teşkilat camiası Mısır halkı için dengeli ve adil bir toplum örneği meydana getirmek istemiştir.

5. Şehadeti

II. Dünya Savaşı sırasında gelen hükümetler İngilizler’in istekleri doğrultusunda İhvan-ı Müslimin’e baskı yapmaya başladılar ve Hasan el-Benna ile önde gelen arkadaşlarını birçok defa tutuklattılar. Tüm baskılara rağmen El-Benna, teşkilatın bazı mensuplarını Filistin’e göndererek İsrail’e karşı Filistinlilerin yanında durmaya çalıştı. Mevcut hükümetle anlaşmazlığı süren Müslüman Kardeşler, devlet tarafından yasa dışı ilan edilip, 12 Ocak 1949’da tamamen kapatıldı. Bunun üzerine Hasan el-Benna, kurucu üyeleri arasında bulunduğu Şübbanü’l-Müslimin’de faaliyet göstermeye başladı; ancak 12 Şubat 1949 Pazartesi akşamı bu teşkilatın merkezinden evine dönerken otomobiline açılan yaylım ateşi sonucu ağır yaralandı ve kaldırıldığı hastanede şehit oldu. Hükümet bu suikasttaki muhtemel rolünü örtbas etmek amacıyla basın organlarına sıkı bir sansür uygulamış, fakat 1952 yılında yeniden başlatılan soruşturma ve yargılama sonucunda gizli polis teşkilatının üç mensubu suçlu bulunarak tetiği çeken kişi ömür boyu hapse mahkûm edilmiştir.

Kaynaklar

www.islamansiklopedisi.info
www.gzt.com
www.medeniyetvakfi.org

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>