Bilim/Teknik, Kültür, Tefekkür, Yaşam

5 Madde ile Beynimiz Nasıl Öğrenir?

Kadınlarda ortalama 1250, erkeklerde ise ortalama 1375 gram ağırlığında bulunan beyin; yapışkan, sert jöle kıvamlı, karnabahar benzeri, küflü peynir gibi kokan bir organdır. (Sakın kadın-erkek beyninin gram farkıyla alakalı şaka yapmaya kalkmayın çünkü fillerin beyni de yaklaşık 5000 gramdır J.)

Beyin, girintili-çıkıntılı bir yapıdadır kafatası ile korunur ve üç kat beyin zarı ile örtülü, beyaza yakın gri renklidir. Beyin iki yarıküreden oluşur. Sağ yarım küre vücudun sol, sol yarım küre de vücudun sağ tarafını yönetir.

Yapısal olarak beynin % 78’i su, % 10’u yağ ve % 8’i de proteinden oluşmaktadır. Peki kulağa bu kadar basit gelen bileşenler içeren beyin, öğrenme, akletme becerilerini nasıl sağlar? Beyin nasıl öğrenir? Bu bilgiyi öğrenirken beynimizde neler olacak öğrenmek için yazımıza buyurun:

1. Plastisite

Beynin öğrenme ve değişme becerisine “plastisite” denir. Beyin esnekliği de plastisite yerine kullanılabilecek alternatif bir terimdir. Bu terimler beynin sinir yollarını nasıl düzenlediğini ya da değiştirdiğini ifade eder. Plastisite yaşam boyu sürer. Her deneyim, beynin sinir yollarının düzenlenmesi yoluyla kaydedilir. Bu kayıt hayatın bazı dönemlerinde daha fazla olmakla beraber -hastalık harici- sürekli devam eder. 

2. Görüntüleme

fMRI (işlevsel manyetik rezonans görüntüleme) yöntemi, bir bilginin öğrenilmesi sırasında beyinde oluşan değişiklikleri görebilmek için kullanılan yöntemlerden biridir. fMRI beyindeki kan akışını ve bu akışta ki değişiklikleri tespit eder. Kan akışının arttığı bölge, beynin o bilgiyi öğrenme süresinde en çok ihtiyaç duyduğu bölgedir.

Kan ile beynin sürekli olarak ihtiyaç duyduğu oksijen ve glikoz gereksinimleri sağlanır. Çünkü sinir faaliyetinin enerjisi glukozun (bir basit şeker) oksijenle yanmasından açığa çıkan enerji (ATP) ile sağlanır. Beyin oksijensiz ya da glukozsuz kalırsa çalışamaz ve hücrelerinde hasar oluşur. Toplamda insan vücudunun ağırlığının % 2’sini kapsayan beyin, kanın ve oksijenin % 20’sini kullanır. Bu %20’lik oranı elde edebilmek için beynin dakikada yarım litre kana ihtiyacı vardır. Kan akışı sağlanmazsa beynin göstereceği tolerans çok zayıftır; beş dakika içinde geri dönüşü olmayan hasar meydana gelir. Beynin ölmesi demek kişinin ölmesi demektir.

3. Ne Oluyor?


Kaynak: https://sagliklialem.blogspot.com/2018/10/sinapslarda-impuls-iletimi-sinaps-nedir.html

Sinir hüclerinin plastisitesi, bu hücrelerin büyümesi yani akson, dendrit ve sinaps sayısının artması anlamına gelir. Akson, sinirsel uyarıları ileten bir sinir lifidir ve elektriği ileten kablolara benzer. Dendrit, diğer nöronlardan gelen sinyalleri yakalayan uzantılardır, bu durum elektriğin direklerden evimize taşınması gibidir. Sinaps, sinir hücreleri arasındaki iletişim noktalarıdır, bu da elektrik akımını ayarlayan ve kabul eden elektrik kutuları gibidir. İki sinir arasındaki iletişim ve bağlantı noktalarını iletişim halindeki iki komşu gibi de düşünebiliriz. Komşuluğun ölmesi, beyin de ve gerçek hayatta yüksek tehlike taşır J.

4. Bilgi Bulutu

Bilgiler beyinde bulut halinde bulunur yani bir kavram ile ilgili bilgiler aynı alanda toplanır. Bu sebeple bir kelime ya da anı, bize geçmişte yaşanılan birkaç olayı arka arkaya hatırlatır. Yeni bir bilgi öğrenirken bizde oluşturduğu hissiyat, öğrendiğimiz çevre ya da kullanılan kelimelere göre ilgili bulutta bir dizi nöron uzantısı ve değişikliği oluşturur. Bu yeni bilgiyi öğrenirken bildiğimiz bir işi tekrarlamaya kıyasla daha fazla beyin etkinliği gösteririz. Yeni bilginin tekrarı ise bu etkinliği kademe kademe azaltır. Çünkü bu bilgiyi beyne yerleştirmek için gereken iş yükü azalmış sadece hatırlama gereksinimi doğmuştur. Yani beyin bir şeyi öğrenmesi ve kalıcı hafızaya atabilmesi için çokça tekrara ihtiyaç duyar. Örneğin çoğumuz rüyalarımızı hatırlayamayız. Çünkü rüya bir kere görülmüştür ve tekrar edilemez. Kısa süre içinde de kalıcı hafızaya atılamadığı için silinir gider. Bu esnek bir çubuğa şekil vermeye çalışmak gibidir. Bir kere büküp bırakırsanız hemen eski halini alacaktır ama defalarca bükerseniz artık şekil değiştirecek ve bükülmüş bir form alacaktır.

5. Hala Gözümüzde Canlandıramadık Mı?

Konuyu anlasak da 3 boyutlu olarak düşünmek ve gözümüzde canlandırmak zordur. Tam karşılığı olmasa da birkaç benzetme ile öğrenmeyi, öğrenebiliriz:

Bir top elektrik kablosu düşünün birçok duy, ampuller ve anahtarlar olsun. Bu kablolara şekil vereceğimiz makas ve bantlarda olmalı yani anılar, kelimeler… Mesela mavi rengin sizde anımsattığı olaylara, kişilere odaklanın. Mavi burada bir ampul görevi görüyor. Mavi kelimesini okumanız ile birlikte o devreye giden yolu açmış oluyorsunuz yani anahtara basmış oluyorsunuz. Her bir anı başka bir yerden dolanıp gelen kabloları oluşturuyor. Artık bu yazı, mavi ile aklınıza gelebilecek bir anı olacaksa suffagah.com bulutundan uzanan kablonun ucuna yeni bir uzantı ekleyip mavi ampulüne doğru çekiyorsunuz. Bu bağın sağlamlığı, tekrara ya da etkisine bağlı olarak bir elektrik bandı ile sağlamlaştırılabilir ya da zayıf bir bağ olup, sökülüp gidebilir. Fizik ile aramız iyi olmadığından bu örneğimizin ampulü patlatmasından endişelensek de aşağı yukarı böyledir herhalde deyip yorumu elektrikten ve biyolojiden anlayan arkadaşlarımıza bırakıyoruz 😉 

Kaynaklar

1. https://hipokampusakademi.com/beynin-yapisi-ve-islevleri-nelerdir/
2. https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/yeni-bilgiler-ogrenirken-beynimiz-nasil-degisiyor
3. Bilimsel kaynakları ile ilgili yeterli plastisite sağlanamamış Moleküler Biyoloji ve Genetik Lisans Eğitimi

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

1 yorum var.

  1. 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>