Davet ve Tebliğ, İslam, Kimdir?, Liste, Örnek Şahsiyetler

4 Maddede Davasına Aşkla Bağlı Bir İlim Adamı; Şehid Bayram Ali Öztürk

“Paranın zekatı para vermektir. Malın zekatı mal vermektir. Aşkın zekatı, aşkın bedeli, can vermektir can!” diyen ve aşkının bedelini ödeyen dava adamı Şehid Bayram Ali Öztürk Hoca.

Yeni Şafak gazetesinden İsmail Demirci’nin Bayram hoca ile nasıl tanıştıklarını ve güzel anılarını yazdığı işte o yazıdan derlenen 4 madde;

1. Bayram Ali Öztürk ile İlk Tanışma

Yayıncılığın keyifli yönlerinden biri, belki vaktinizi en fazla ayırmanız gerektiren kısmı, yayınevine gelen davetsiz misafirlerdir. Bilhassa yayıneviniz merkezi bir yerde ise, çatkapı gelen yazarlardan, gazetecilerden, okurlardan sohbete gelenlerle bazı günler vaktin nasıl geçtiğini anlamazsınız. Sadece kitabını yayınlatmak isteyenler değil, kültür, sanat ve ilim camiasının tanınmış-tanınmamış isimleri de bir gün misafiriniz olabilir; onları ağırlamak, çay-kahve-yemek ikram etmek yayıncılığın olmazsa olmazlarındandır. Çünkü bu sohbetlerde ülkenin durumundan başka, kültürel mevzular da ziyadesiyle konuşulur, laf lafı açtıkça yeni kitap projeleri de notlarınız arasına girebilir. Yine böyle bir gün, sarığıyla, cübbesiyle, uzun sakalıyla ve –pek de alışkın olmadığımız- vakarıyla bir adam geldi. Yanında kılık kıyafeti kendisine benzeyen, kendisi gibi uzun boylu, ilk günden beri hiç jilet vurmadıkları sakalları baharın taze çıkmış çimenleri gibi parlak iki genç vardı. Sarıklı cübbeli insanlar görmeye aşinayım tabi de, yayınevinde pek görüldük bir manzara değildi.

2. Birkaç Eski Tamlama

Selam verip oturdular. Selamlarına mukabele ederken, ilk olarak aklımda “acaba neyin nesidir, niye geldi?” merakı belirdi. Oturmadan önce hoş geldiniz musafahası yaparken gözlerine baktığımda etkilendiğimi hissettim. Hüzün vardı, tevazu vardı; yüzündeki tebessümde vakarı çok belirgindi. “Buyurun hocam, sebeb-i ziyaretiniz nedir?” diyerek, ortama uygun birkaç eski tamlama kullanma gereği hissettim. “Yeni ne kitaplar var, bakmaya geldim” dedi. Yayınevimizin daha önce satın aldığı kitaplarından bahsetti, ilgisini çeken kitaplar yayınladığımızı belirterek “Sizin burada olduğunuzu öğrenince yerinize gelmek istedim” dedi. Ben de kendisini tanımak için sağlı sollu sorular sormaya başladım. “İsmim Bayram Ali Öztürk” dedi, İsmailağa’da gençlerle meşgul olduğunu söyledi, lafı uzatmak istemedi. Üniversite yıllarımda, birkaç hafta pazar sabahları İsmailağa’ya Mahmud Efendi’yi dinlemeye geldiğimi, mübareğin o dönemde mikrofon kullanmadığından dolayı arka taraflarda herkesin kendi arasında sohbet ettiğini, bu yüzden de bir süre sonra bıraktığımı falan söyledim. Gülümsedi, “Evet, o zamanlar öyleydi” dedi. Bu arada, Bayram Ali Hoca’ya yeni çıkan birkaç kitabı gösterdim. Kapağını evirdi çevirdi, içinden birkaç sayfayı inceledi, “bunları alayım” dedi ve karşısındaki gençlere bir göz attı, kendisi kalktı. Baktım gençlerden biri eline cebine attı, yayınevindeki arkadaşlara kitapların fiyatını soruyor. “Hocam, bu kitaplar tanışma hediyemiz olsun” dedim. “Olmaz” dedi. Israr ettim. Elini cebine atan genç “Kitapların ücretini ödemek istiyoruz, ancak bu şekilde alabiliriz” dedi. Şaşırdım. Çünkü, yayınevlerine gelenlerin ekseriyeti böyle değildir. “Yeni çıkan ne var” der, gösterirsin, çantasına atar gider. Hatta öyleleri de var ki, “Ya geçen hafta almıştım ama bir arkadaşım beğenip elimdekini aldı” diyerek tekrar isterler. Yayıncıysanız, eş dost için her kitabı en az 100 adet fazla basmanız gereklidir.

3. İki Elde Dolu Poşetler

Neyse işte, lafı uzatmayayım, Bayram Ali Öztürk Hoca ile o gün tanıştım. Sonraları baktım ki, Bayram Ali Hoca ve iki talebesi her ay Cağaloğlu’na geliyorlar, bize de uğruyorlar. Bayram Ali Hoca yeni çıkan kitapları inceliyor, beğendiklerini satın alarak yanındaki gençlerin çantalarına doldurup gidiyorlardı. İki gencin her iki elinde ikişer üçer poşet kitap dolu oluyordu. Kaçıncı gelişiydi hatırlamıyorum, yine bir gün Bayram Ali Hoca yanında iki gençle çıkageldi. Hoşbeşten sonra Hoca, mutadı üzere yeni çıkan kitapları görmek istedi. Gülümseyerek “İki yeni kitabım var ama sana yaramaz Hocam” dedim. O da gülümsedi. “Nereden biliyorsun bana yaramadığını” diye sordu. O ay, Abdülhak Şinasi Hisar’ı yayınlamaya başlamış ve daha önce yayınlanmamış iki kitabını çıkarmıştım. Abdülhak Şinasi ki, benim diyen okurların çoğu pek tanımazdı o dönemde. Kitapları getirip “Buyur Hocam” diyerek önüne koydum. Kitapların kapaklarına baktı, “Bu kitaplarını daha önce görmedim” dedi. İlk anda ne demek istediğini anlamadım. Bayram Ali Hoca, Abdülhak Şinasi’nin diğer kitaplarının ismini saymaya ve hatta çok az kimsenin bildiği kişisel özelliklerini anlatmaya başladı. Tabi ben o anda küçük dilimi yuttum. Kitapları aldığını söyledi ve kalktı, yine gençlerden biri parasını ödedi. Sonradan öğrendim ki, Bayram Ali Hoca 5 yabancı dil biliyor, edebiyat, tarih, felsefe, bilim.. her türlü kitabı tek tek inceleyerek alıyor ve okuyormuş. Mahmud Efendi’nin de yerine geçebilecek birkaç önemli hocadan biriymiş. İsmailağa ve Bayram Ali Öztürk Hoca’yı zihnimde pek yan yana koyamıyordum doğrusu o günlerde. Fakat bir yandan da İsmailağa’da böyle değerli bir insanın bulunmasından dolayı çok seviniyordum.

4. Üç Şehid İle Kucaklaştım

İşte böyle. Her ay, daha büyük ve içten bir saygıyla karşıladım Bayram Ali Hoca’yı. Fakat çok geçmedi. Bir sabah camide sohbet ederken, şeytanın hesabına çalışan bir esfeli safilin tarafından bıçaklanarak şehid edildiği haberini alınca, yüreğimde o nadir zamanlarda hissettiğim ılıklığı, boğazımda ömrümde birkaç kez hissettiğim o düğümlenmeyi aynı anda hissettim. Onu Allah için sevmiştim. Değerli bir âlimdi. Mümin zerafeti vardı.Geçmişe dönüp bakıyorum da, hayatımda 3 şehid ile kucaklaştım. Birincisi, üniversite yıllarında Afganistan cihadına gönderdiğimiz bir kardeşimizdi. İkincisi Bayram Ali Öztürk Hoca idi. Üçüncüsü de, üniversite yıllarından arkadaşım, sevgili Mustafa Cambaz oldu. Bayram Ali Hoca’nın vesilesiyle üçüne de tekrar rahmet diliyorum. Allah şehadetlerini kabul, makamlarını âlî kılsın.

Kaynaklar

www.yenisafak.com

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

3 yorum var.

  1. 1
    • 2

      Bayram hoca farklı mâna da söylemek istemiş o sözün yanlış olduğu kabul etmiş ve tövbe edip hatasından dönmüştür.

  2. 3

    İyi hoş da, koca yazının içine yine bir fitne tohumu olan “Mahmud Efendinin yerine geçebilecek birkaç önemli hocadan biriymiş” i sıkıştırmışlar.
    Kıymetli hocalarımızın şehid edildiği o dönemlerde de bunun bir fetö, siyonist yada haçlı işi olmasını saklamak amacıyla ismail ağa da post kavgası gibi, kim kimin yerine geçecek yarışı gibi göstermeye çalışmışlardı.
    İrşad makamını Allah takdir eder

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>