İslam, Liste, Yaşam

4 Madde İle Seyyid Kutub’dan Ekonomiye İslami Çözümler

Faizin yaygın olduğu herhangi bir toplumda sevgi ve saygı diye bir şey kalmaz. Benden onu iki lira olarak geri almak için bana bir lira veren kişi, benim düşmanımdır. Hiçbir zaman ruhum ona ısınmaz ve kalbim de ona sevgi besleyemez. Oysa yardımlaşma, İslam toplumunun temellerinden birisidir. Bu temeli faiz zayıflatır ve çökertir. İşte İslam, bundan dolayı faizden tiksinir.

1. Mülkiyet ve Servet Dağıtımında Eşitsizlik

Peki İslam’ın kabul ettiği mülkiyet nasıl bir mülkiyettir? İslam, bedeni veya zihni her ne şekilde olursa olsun kazanç ve mülkiyetin temelinde emeği, çalışmayı esas kabul eder. İşte İslam, bu prensipten ötürü faizi yasaklamıştır. Zira borç olarak verilen para vasıtasıyla mala yapılan herhangi bir ilave bir emeğin ürünü değildir. Ayrıca İslam, meşru olmayan yollardan kazanç elde edilmesine birtakım prensipler koyarak engel olur. İşte bu sebeple faiz, kumar, hile, karaborsa ve fahiş kazanç yoluyla kazanılan hiçbir şeyi meşru olarak kabul etmez.

2. Emek - Ücret Dengesizliği

İslam’a göre emek ya da çalışma, mülk edinmenin ve serveti artırmanın tek yoludur. Bu itibarla emek, iktisadi ve sosyal değerlerinde esasıdır. Çünkü İslam’ın prensipleri, servetin belirli birtakım ellerde toplanarak sınırlı bir alanda dönüp durmasını, bir tarafta fakirlik bir tarafta lüks ve şatafat meydana getirmesini haram etmiştir. İslam’ın iktisadi alandaki temel prensibi muayyen bir zenginler grubunun tekelinde olmamasıdır. 

O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir).” (Haşr Suresi; 7. Ayeti Meali)

3. Fırsat Eşitliğinin Bulunmaması

İslam, nasıl ve ne şekilde olursa olsun eşitliğin ortadan kaldırılmasını hoş görmez. İslam seçkin bir aileden olma, zenginlik, renk ve ırk gibi şeylerin oluşturduğu farklılıklardan hiçbir şeyden nefret etmediği kadar nefret eder. İslam, kabiliyet ve mukadderattaki farklılığı kabullenmekle birlikte mutlak manada bütün insanlara fırsat eşitliliğinin şart olduğunu söyler. Hiç kimse doğduğu yerden ötürü, başkalarından üstün sayılamaz. Evet İslam, insanlar arasında sınıf ve tabakalar oluşturulmasına düşman olduğu kadar hiçbir şeye düşman değildir. Allah katında Takva’dan (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) daha büyük bir üstünlük yoktur.

4. Çalışma Sistemindeki Bozukluk ve Verim Düşüklüğü

Burada dikkatleri keskin bir kılıç gibi boynumuza dayanmış olan ve büyük bir ur gibi beynimizi saran önemli bir tehlikeye çekmek istiyorum. İslamiyet var gücüyle, tembellik denilen hastalıkla ve tembelliğe sevkeden her türlü sebeble mücadele eder. İslam, dindarlık kisvesi altında tembel tembel oturmayı da haram kılmıştır. İbadetler muayyen(belirli) vakitlerde yapıldığı için bir kimsenin bütün gününü alamazlar. Eğer yetkiler İslam’a bırakılırsa bu kitleler çalışmaya sevk edilir. İş bulamadıkları taktirde devlet hemen devreye girerek iş imkanı bulur. Çalışmak da yiyip-içmek kadar gerekli bir ihtiyaçtır. “Çalışmak, ruhun ve vücudun zekatıdır.” İslam, çalışmayı ibadet kabul eder. İşsizlik, toplumu yıkıma sürükler. Bu sebeble devlet, toplumu işsizlik felaketinden korumak için gereken imkanları hazırlamalıdır. Eğer bu imkanlardan sonra da bile bile tembellik eden olursa, devlettin görevi, cebren(zorla) bile olsa bu kimseleri tembellikten men edip onu gücü nisbetinde çalıştırmaktır.

Kaynaklar

Seyyid Kutub; İslam-Kapitalizm Çatışması Kitabı.


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver



İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * olarak işaretlendi

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>