Kur’an ve Sünnet, Liste

3 Madde İle Şeriat

Bismillahirrahmanirrahim. Velhamdulillahi rabbil alemin. Vesselatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Esselamu Aleykum! Şeriat kelimesi duyunca belki ürperen kardeşlerimiz vardır. Halbuki sorduğumuzda elbette müslüman olduklarını söylerler. Peki bir müslüman olarak şeriat kelimesinden neden ürküyoruz? Pek çok sebebi olmakla beraber temel sebep bu kelimenin anlamını bilmememizdir. Öyleyse Kur’an ve sünnet ışığında Şeriat nedir bundan bahsedelim inşaAllah.

1- Şeriat Nedir?

Şeriat Kanun ve cadde manalarına gelmektedir. İslam dininde ise Allah’ın kanunlarına şeriat denmektedir. Kur’an’da da şeriat kelimesi geçmektedir. Hepimizin gözlemlediği gibi tabiatta, dünyanın dönmesinde canlıların hayatında, gece ve gündüzde nice ibretlik hadiseler vardır. İçinde yaşadığımız dünya ve kainatta muhteşem bir nizam bir düzen olduğu açıktır. Termodinamik denge, yıldızların hareketleri, Güneş’in doğuşu ve batışı, bulutların çarpışması ile yağmurun yağması, yer çekimi, suyun kaldırma kuvveti gibi fiziki kanunlar şeriat kanunlarıdır. Şeriatın bir vechesi budur.

Peki biraz düşünelim? Tabiata bu kanunları koyan ve onu mükemmel bir şekilde işlemesini yaratan Allah dünyaya emirlerine uyması için gönderdiği insanlara kanunlar koymamış mıdır? Elbette koymuştur. İkinci kısım şeriat “din” kelimesi ile eş anlamdadır. İslam dini hayat dinidir. Yaşanacak kuralları koyar ve uygulama yolunu gösterir. Bizim yeme içmemizden, tuvalet adabımıza karı koca ilişkisinden, toplum düzeni ve devlet yönetimine kadar her konuda hükümleri olan bir dindir. Yani Allah her konu da kurallar koymuştur. İşte buna şeriat deniyor. Bizler eğer bu kanunlar ile yaşarsak ve hükmümüz de bu kanunlara göre olursa hem ahireti kazanırız hem dünyayı kazanırız. Allah cümlemize bunu nasip etsin. Allah’ın şeriatı ile hükmeden nice topluluklar büyük devletler kurmuş dünyaya adalet dağıtmıştır. Allah’tan daha adil ve daha merhametli kim olabilir ki? Sizce biz aciz insanları koyduğu kurallar mı daha adildir yoksa bizi yaratan ve herşeyi hakkıyla bilen Allah’ın kuralları mı? Dolayısıyla kimse Allah’tan daha iyi bildiğini ve daha merhametli adil olduğunu iddia etmesin. Şeriat’ın bize medyada ve hayatımızda öcü gibi gösterildiği bir gerçektir. Ben müslümanım diyen herkes medyaya değil Allah’ın kitabına baksın ve ben bu dine inanıyorum diyorsa bu hükümleri kabul etsin. Şüphesiz Kur’an’ı Kerim sadece 1400 küsur yıl önce indiği toplum için değil kıyamete kadar tüm insanlık için inmiştir. Allah ilmiyle herşeyi bilir ve Rabbimiz haşa aciz de değildir. Dolayısıyla bu hükümleri şimdi ve bundan sonra ki yaşayacaklar için de indirmiştir. Şimdi Kur’an ve sünnette şeriat nasıl geçiyor bunlara biraz değinelim inşaAllah.

2-Ayetlerde Şeriat

“Sonra (Resûlüm!) Seni emr(imiz)den bir şeriat üzere kıldık. Artık sen ona uy, onu bilmeyen (ve onu istemeyen)lerin hevâ(larına arzu)larına uyma!”

(Casiye Suresi 18. Ayet meali)

“(Allah) Nuh’a dinden buyurduğu şeyleri, size (de aynen) şeriat (din ve umûmî kanun) yaptı.Gerek sana vahyettiğimiz, gerek İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya vasiyet ettiğimiz şey: Dini dosdoğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemenizdir.Fakat müşrikleri davet ettiğin şey (yani tevhid), onlara ağır geldi. Allah (niyet ve amellerine göre) dilediğini bu (tevhid dini)ne seçer ve (kendisine itaatle) yöneleni de buna eriştirir.” (Şura Suresi 13. Ayet meali)

“Yoksa onların, Allah’ın izin vermediği şeyleri, dinde kendilerine meşru sayıp/hüküm koyan (Allah’a karşılık edindikleri) ortakları mı var?Eğer (azabın kıyamet gününe ertelenmesine dair) O’nun sözü (hükmü) kesin olmasaydı, onların aralarında (dünyada), elbet hüküm veril(ir, işleri bitiril)irdi. Şüphesiz zalimler için pek acıklı bir azap vardır.”

(Şura Suresi 21. Ayet meali)

Not:Demek ki Allah’ın koyduğu hükümleri beğenmeyip onlara aykırı hükümleri koymakta kendini meşru/yetkili saymak Allah’a ortaklık etmektir.

“(…)Hüküm vermek yalnız Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil yalnız O’na ibadet etmenizi emretti. İşte dosdoğru din budur! Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”

(Yusuf: 40. ayet mealinden)

“(…) insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.”

(Maide Suresi 44. Ayet mealinden) (Alimler inandığı halde hükmedemeyenin kafir olmayacağını beyan etmişlerdir.)
” (Yoksa onlar) câhiliye (devrinin, İslâm dışı/batıl) hükmünü mü istiyorlar? Kesin inanan (ve bilen) bir toplum için, hükmü Allah’tan daha güzel olan kim vardır?!”
(Maide Suresi 50. Ayet mealinden)
(Bu âyet-i kerîmedeki soru Allah’a inananlar için mühim bir imtihan konusudur. “Hükmü en güzel olan Allah’tır.” diyerek Allah’a inananlar, ya O’na sarılacak ve böylece, hakiki anlamda inanan bir mü’min olacaktır yahut Allah’ın hükümlerini beğenmediğini söyleyerek inkârcı ve kâfir olacak veya diliyle güzelliğini söylese bile kalbi ve uygulamasıyla yalanlayacak böylece gizli kâfir (münâfık) ve fâsık olacaktır. Taberânî der ki: “İbni Abbas’dan şöyle rivayet edilmiştir: Resûlullah (sas.), ‘Allah katında en çok şu iki kişi sevilmez: 1. Müslüman olduktan sonra câhiliyeyi yani İslâm dışı yaşayış düzenini arzu eden. 2. Haksız yere nefsine uyarak bir kişinin kanını döken.’ buyurmuştur.”) 
İçin de yaşadığımız şu dünyayı ve bir tefekkür edelim ve sonra şu ayet mealini gönlümüzden okuyalım inşaAllah :
“Onlara: “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) uyun.” denildiği zaman onlar: “Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (ve öğrettikleri yol)a uyarız.” dediler. Peki, ataları bir şey (in İslâm’a uyup uymadığın)ı düşünemeyen ve doğru yolu bulamayan (sapık yolun yolcusu) kimseler olsalar da mı (onlara uyacaklardı)?!”
(Bakara Suresi 170. Ayet meali)
“Allah ve Resûlü bir meselede hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadına, artık o işte, kendi (arzu ve heves)lerine göre (başka) tercih hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne karşı gelir (onlar tarafından verilmiş hükümleri beğenmez, kendi tercihlerine önem verir)se, kesinlikle o, apaçık bir sapıklıkla sapmış olur.”
(Ahzab Suresi 36. Ayet meali)
(Allah ve Resûlü’nün, herhangi bir konuda koyduğu bir hüküm varken hiç kimse onun aksine bir tercih yapamayacağı gibi, başkası için de “isteyen yapsın, istemeyen yapmasın” diye bir serbesti tanıyamaz, bir ideolojik fikri dayatamaz. Çünkü ideolojiler hevâ ve heves putunun söylem şekilleridir. Çünkü bu durumda yeni bir din icat etmiş ve sapıtmış olur ki Allah ve Resûlü’nün hükümlerine bağlı mü’minlerce itibar görmezler. Çünkü müslümanların ideolojisi olmaz onlar eksik akıllı insanların koyduğu kurallardır. Oysa Müslümanlar Allah’a ve onun hükümlerine tabi olmuş kimselerdir.)
“(Allah’ı ve hükümlerini unutup) hevâlarını/arzu ve heveslerini kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü? Artık ona sen mi vekil olacak (da onu koruyacak)sın?”
(Furkan Suresi 43. Ayet mealinden)
“Hiç yaratan (Allah), yaratmayan gibi midir? Hâlâ (aklınızı kullanıp) ibret almayacak mısınız?”
(Nahl Suresi 17. ayet meali)
Peki insanlar kanun koyabilir mi? Bu sorumuzun cevabı için:
“Diyorlar ki; hüküm verme işinde bize bir pay var mıdır? De ki; emrin ve hükmün tamamı yalnız Allah’a aittir.”
(Al-i İmran Suresi 154. Ayet mealinden)
Dinimiz her konu da toplum hayatı, suç cezalar dahil devlet yönetimi dahil bize kanunlar koymuştur. Müslümanlar bunu uyguladıkça yükselmişlerdir, uyguladıkça yükseleceklerdir. Çünkü tabiat kanunları tabiatı mükemmel şekilde işlettiği gibi toplum kuralları da toplumun mükemmel şekilde işlemesi kamil bir toplum olması içindir. Bu yüzdendir ki Asr-ı Saadet’i sonrasında Osmanlı ve hilafeti hala özlemle anıyoruz.
Allah’ın koyduğu cezalar cezanın işlemesini engelleyecek tek cezadır. El kesme hükmünü(Maide Suresi 38. Ayetınde geçer) örnek gösterip şeriattan korkutmaya çalışıyorlar. Oysa ki şuan ki kanunlar ile hırsızlık engellenmiyor. Hırsızlık yapan kişi ahiretini berbat ediyor. Siz Allah’tan daha mı merhametlisiniz haşa! Allah buna hükmetmişse artık insanların başka birşey söyleme hakkı yoktur. Ayrıca kol kesme cezası İslam toplumlarında çok nadir uygulanmıştır. Neden mi? Çünkü cezanın caydırıcılığı nedeniyle hırsızlık yapmaya yeltenilmemiştir. Böylece hem hırsızlık yapmaktan vazgeçen ahirette büyük bir vebalden kurtulmuş hem toplum huzuru sağlanmıştır. O hükümler eski de kaldı diyenler için şunu söyleriz Allah haşa bu günleri bilmiyor muydu? Elbette biliyordu. Allah’ın hükümleri dün, bugün ve yarın içindir eskimez. Allah herşeyi dünü, bugünü, yarını hakkıyla bilendir. Yaratandır. Hükmü verendir. Şeriatın karşııt, içkidir, zinadır, hırsızlıktır, anarşi ve terördür. Bu da toplumu, ferdi dünya ve ahireti mahveder. Allah korusun. Amin.

3-Hadis-i Şerifler'de Şeriat

“İslâm’ın tutunulması gereken kulpları (yapılması gereken emirleri) tek tek çözülecek; her bir kulp koptukça insanlar önlerindekilere benzeyecekler. O kulpların ilki hüküm(hâkimiyetin Allah’ın olması, Kur’an’la hükmedilmesi), sonuncusu da namazdır.”

(Ahmed bin Hanbel, 5/251; İbn Hibban, Sahih, hadis no: 257; Hâkim, el-Müstedrek, 4/92)

“Kim Bana itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur; kim Bana isyan ederse Allah’a isyan etmiş olur. Kim Benim emîrime itaat ederse Bana itaat etmiş; kim de Benim emîrime isyan ederse Bana isyan etmiş olur.”
(Buhârî, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 33; Nesâî, Bey’at 26)
“Dinleyin ve itaat edin! Üzerinize tâyin olunan vâli/yönetici, başı siyah kuru üzüm gibi Habeş’li bir köle olsa bile, sizin aranızda Allah’ın kitabını uyguladığı müddetçe dinleyin ve itaat edin.”

(Buhârî, Ahkâm 4; Müslim, İmâre 37; Nesâî, Bey’at 27)

Müslüman bir kimseye, kendisine ma’siyet (Allah’a isyan, günah hususlar) emredilmediği müddetçe, hoşlandığı ve hoşlanmadığı (her) hususta (İslâm devleti yöneticisini) dinleyip ona itaat etmesi gerekir. Eğer ma’siyet emredilirse, ne dinlemek vardır, ne de itaat!”

(Buhârî, Ahkâm 4; Müslim, İmâre 38, hadis no: 1839; Tirmizî, Cihad 29, hadis no: 707; Ebû Dâvud, Cihad 96; Nesâî, Bey’at 34; İbn Mâce, Cihad 40, hadis no: 2864; Ahmed bin Hanbel, 6/111)

Öyleyse müslüman olan bir kişiye Allah’ın hükmüne itaat düşer. Bizi Allah yarattıysa daha iyi bilen ve kural koyabilecek olan hüküm verecek olan yalnızca Allah’tır. Bizler İslam’ı yani şeriatı yaşarsak Allah bize ideal toplum olan İslam topluluğunu nasip edecektir. Şeriat ile hükmedemeyen müslüman yöneticilerimize hüsn üzan etmeli bizler İslam’ı yaşamalı onları da desteklemeliyiz ki daha çok İslam’ı yaşayalım ve anlatalım. Allah’ın vaadi haktır.
“Onlar) Allah’ın nurunu (güya) ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Halbuki Allah, kâfirler hoşlanmasa da nurunu (İslâm dinini) tamamlayacak (gayesine ulaştıracak)tır.”
(Saff Suresi 8. Ayet meali)
İman ettiğimiz kitabımız Kur’an-ı Kerim’in hükümlerinden bir kısmını sizlere anlatmaya çalıştık. Dua eder dualarınızı bekleriz. Elhamdulillahi rabbil alemin. Vesselatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>