Kur’an ve Sünnet, Liste, Sağlık, Yaşam

3 Madde İle Nebevi Diyet

Verilen en yaygın kararlardan birisi kilo verme kararıdır. Bu kararı muhtemelen ya kendimiz vermişizdir, ya da sayısız dost ve arkadaşımızın verdiğine şahit olmuşuzdur. “Bu sene kilo vereceğim ve formda kalacağım” der dururuz. Spor salonlarına koşarız ve çok değil, üç hafta kadar sonra, kilo verme kararımız kendisini Cheesecake Factory’deki patates püresine gömülmüş olarak bulur.

Hepimiz biliriz ki, bu bildik bir hikayedir. Peki ama, bu çarkı nasıl kırabiliriz? Bu sorunun cevabı; yeme alışkanlıklarımızı Allah’ın Resulu’nunkileri sallallahu aleyhi ve sellem örnek alarak yeniden düzenlemeyi içerir.

1-Kur’an’ın Yiyeceklere Bakışı

Gıda tüketimi söz konusu olduğunda Allahu Teala celle celaluh Kur’an’da çok önemli iki konuya değinir: Nicelik ve nitelik.

Gıdanın niceliği hakkında şöyle buyurur Yüce Rabbimiz celle celaluh:

وَڪُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ وَلَا تُسۡرِفُوٓاْ‌ۚ

“Yiyin, için, fakat israf etmeyin.”

Araf Suresi [7:31]

Gıdanın niteliği hakkında ise şöyle buyurur:

يـأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُواْ كُلُواْ مِن طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَـكُمْ

“Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz/helal olanlarından yiyin.”

Bakara Suresi [2:172]

Bu ayetler, gıda tüketiminin altın kurallarıdır. Yedikleriminizin miktarı ve kalitesinin, fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlığımız üzerinde direk etkileri vardır. Aşırı gıda tüketimi ve kötü gıda seçimi şişmanlığa sebebiyet verebilir. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi verilerine göre, şaşırtıcıdır ki; Amerika’da yetişkinlerin %35.7 si, 2-19 yaş arası çocuklarınsa  %17 si obezdir ve Amerikalılar, bundan 40 yıl öncesine göre yaklaşık %31 daha fazla kalori tüketiyorlar. Obezite, kalp hastalıkları, kalp krizi, Tip 2 diyabet hastalığı, kimi kanser türleri, bunalım ve depresyon gibi sayısız hastalığa öncülük edebilir.

Peki ama, sürekli büyüyen bu problemin çözümü ne olabilir? Çözüm, bizim gıdalara yaklaşımımızı değiştirmekle başlar.

2-Peygamber (S.A.V) ve Gıdanın Miktarı

“İnsanoğlu, midesinden daha zararlı bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna belini doğrultması için birkaç lokma kâfidir. Mutlaka yemesi gerekiyorsa midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefes alıp vermeye (havaya) bırakmalıdır.” 

Hadis-i Şerif [Ahmed (4/132); Tirmizî (2381); İbn Mace (3349)]

Bu cümle, Allah’ın Rasulunden sallallahu aleyhi ve sellem apaçık bir uyarı ve köklü bir tavsiyedir. O, burada açlığın savunuculuğunu yapmayıp, dikkatlerimizi çok yemenin getireceği tehlikelere (fiziksel ve ruhsal) ve aslında ne kadar az miktarda yiyeceğe ihtiyacımız olduğuna çekmektedir.

Çoğumuzun gıdaya ve onun tüketimine yaklaşımı esasen hatalıdır. Hayatta kalmak için değil, spor olsun diye yeriz. Canımız sıkılınca yeriz. Yiyecek bir şey gördüğümüzde yeriz. Yemek kanalını izlerken yeriz. Aç olduğumuz için yediğimiz çok nadirdir ve yediğimiz zaman da çok yeriz.

Peki, gıda tüketimine doğru yaklaşım nasıl olmalıdır. Buna verilebilecek Nebevi cevaplardan biri, oruç tutmak olabilir.

Oruç tutmak Peygamberin hayatının normal bir parçasıydı. O, her Pazartesi ve Perşembe oruç tutardı. Ayrıca her (kameri) ayın 13, 14 ve 15’inde de oruçlu olurdu. Hepsini topladığınız zaman Peygamberin oruçlu geçirdiği günler 11 gün veya yaklaşık olarak bir ayın üçte biri eder.

Peygamber, oruç tutmadığı zaman günde bir kere yerdi. Eğer sabah yemek yemişse, ertesi gün sabahına kadar bir daha yemezdi. Eğer akşam yemişse de, ertesi gün akşama kadar bir daha yemezdi. Bir keresinde “Mü’min bir mideyle, kafir yedi mideyle yer” buyurmuştur. Bu Nebevi ifadenin derin manası, gıda tüketiminde bile dini ve kutsal değerlerimize yönelmemizin önemine dikkat çekmektedir.

İlginçtir ki, diğer bazı dinlere mensub keşişler de (Budist monklar gibi) günde tek öğün yerler. Nebevi bir tavsiye niteliğinde olan aralıklarla oruç tutmak, günümüzde bazı fitness guruları tarafından da savunulur olmuştur.

Hepimiz orucun çok değerli manevi mükafatlarının bir kısmını biliriz. Ama ben, burada düzenli oruç tutmanın fiziksel bazı sonuçlarına da vurgu yapmak ve bunları sizlerle paylaşmak istiyorum. Çoğu Müslüman, Kur’an’ın orucun amacının takvayı arttırmak olduğunu söylerken, açlık yoluyla elde edilen bu takvanın, fiziksel düzeyde de kendini gösterebilir olması gerektiğini farketmez. Orucun sağladığı bu fiziksel sonuçların yararlarından bazıları şunlar olabilir:

  • Kan basıncını düşürmek
  • Kanser riskini azaltmak
  • Stresi azaltmak
  • Dejenerasyon yapan beyin hastalıklarına karşı korunmak
  • Yağ yakımını arttırmak
  • Kan şekerini ve iştahı kontrol altında tutmak
  • Kendini iyi hissetme

3-Peygamber (S.A.V) ve Egzersiz

Rivayetlere bakılırsa, Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem günümüzde “power walker” diye tarif edilen hızlı, sportif bir yürüyüşe sahipti. Ebu Hüreyre R.Anh’ın buyurduğuna göre: “Yürürken Rasulullah’tan daha hızlı yürüyen birisine rastlamadım. Sanki önünde yer dürülür gibiydi. Biz kendimizi zorlardık o hiç zorlamaksızın çabucak yürürdü.” Fazla kilolarından şikayet eden birine Efendimiz SAS, hızlı yürümesini tavsiye etmiştir. Yürüyüşün sağlığımıza faydaları burada sayamıyacağımız kadar çok olsa da, bir kaçı şunlardır:

Kasları ve eklemleri çok yormaması- Çoğu arkadaşım diz ve eklem ağrılarından şikayetçi. Yürüyüş bunların tedavisinde yardımcı olabilir.

Aerobik spor oluşu-Zorlayıcı bir yürüyüş, maksimal oksijen tüketimi için size yardımcı olabilir. http://en.wikipedia.org/wiki/VO2_max

(Aerobik kelimesi “Oksijen ile” anlamına gelmekte ve kasların enerji üretim sürecindeki oksijen kullanımına atıfla kullanılmaktadır. Aerobik egzersiz tipi kasların uzatılmış zaman aralıklarıyla orta düzeyli zorlanmasından başlayan ve yüksek kalp atım oranının korunduğu egzersizleri içermektedir. Bu tip egzersizlerde enerji yağların ve glükozun oksijen kullanılarak yakılmasıyla sağlanır.)

Yağ yakımı: Haftada 4 veya daha fazla saat hızlı yürüyüşün yağ yakımında etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Stresten rahatlama ve Meditasyon (Tefekkür): Tempolu bir yürüyüş, düşünceleri toparlamak ve Allah’ın ayetlerinin dünyadaki ve hayatımızdaki  yansımalarını görmek için harika bir zamandır.

Bizim yeni yıl planımız, bu sene gidip başka bir diyete başlamak olmamalıdır. Onun yerine, gayret etmeli ve sağlıkla ilgili alışkanlıklarımızı “Nebevi Yeme Alışkanlığı” diyebileceğimiz bir dereceye getirmeliyiz. Eğer oruç tutmaya başlar, daha az miktarda ama iyi gıdalarla beslenir ve hızlı yürüyüşü de haftalık rutininize katarsanız, Allah’ın izniyle ruhsal ve fiziksel olarak daha iyi olduğunuzu göreceksiniz. Daha da iyisi, Peygamber’in (SAS)  alışkanlıklarından üçünü hayata geçirmiş olacaksınız.

Peki siz söyleyin, 2013 ‘de farklı olarak siz neler yapacaksınız? Sizi de dinlemek isteriz.

Moutasem Atiya & Hasan Awan, M.D.

Nurgül Çelik tarafından türkçeye çevirilen bu makale http://www.akwa.us/ isimli siteden alınmıştır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>