Liste, Sağlık, Yaşam, Yazılar

16 Madde ile Karantina Süreci

Bismillahirrahmanirrahim.

“Hz. Peygamber aleyhisselam, bir yerde veba çıktığını duyanların oraya girmemelerini, bulundukları yerde zuhur etmesi halinde ise oradan çıkmamalarını emretmiştir.” (Buhârî, Tıb, 30; Müslim, Selâm, 92)

Cüzzamlı hastalardan kesinlikle uzak durulmasını isteyen Resûl-i Ekrem Efendimiz, (Buhârî, Ṭıb, 19), kendisine biat etmek üzere Medine’ye gelmekte olan Sakīf heyetinde cüzzamlı bir hastanın bulunduğunu haber alınca onun geri dönmesini istemiş ve biatının kabul edildiğini bildirmiştir. (Müslim, Selâm, 126; İbn Mâce, Tıb, 44)

Karantina, salgın zamanında gerekli tedbirlerin alınması hastalığın yayıldığı yerden uzak durulması konusunda Efendimiz aleyhisselam’ın yukarıda zikrettiğimiz hadis-i şerifleri mevcuttur. Bunlara ek olarak Suriye’ye gitmek üzere yola çıkan Hz. Ömer radıyallahu anh bölgede veba salgını olduğu haber verilince geri dönmüştür. (Buhârî, Tıb, 30; Müslim, Selâm, 98; Taberî, Tarih, IV, 57-58) 

İçinde bulunduğumuz bu salgın döneminde de gerekli tedbirlere riayet etmek, kendimizi izole etmek ve de sosyal mesafeyi korumak hayati önem arz etmektedir. Bu durumda biz Müslümanlara düşen görev Efendimiz aleyhisselam’ın sünnetine riayet etmek ve zorunlu olmadığımız sürece evlerimizden çıkmamaktır. Peki bu kriz sürecini nasıl kazançlı bir döneme çevirebiliriz? İşte size bunun için hazırladığımız birkaç öneri.

1. Muhasebe Yap

Öncelikle birçok yerde paylaşıldığı üzere film izlemek veya kitap okumak gibi bilinen tavsiyelerimiz bizim de olacaktır fakat bunlardan önce altını çizmemiz gereken bir nokta bulunmakta. O da “muhasebe yapmak”tır. 

Efendimiz aleyhisselam bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

“Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilin: Ölüm gelmeden önce hayatın,hastalık gelmeden önce sağlığın, meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin.” (Buharî, “Rikak”, 3; Tirmizî, “Zühd”, 25)

İçinde bulunduğumuz bu salgın hastalık durumunda önceki hayatımızı oturup etraflıca düşünebiliriz. Öncelikle bu duruma ne gözle baktığımız oldukça önem arz etmektedir. İnsanlık tarihi boyunca birçok kez salgın hastalıklar, felaketler yaşanmıştır. Bu durumu da bunların bir parçası olarak düşünebiliriz. Bunu bir felaket, helak olma sebebi olarak algılamaktansa hayatın koşuşturmacasında Allah’ın bizlere sunduğu bir iç yolculuk, kendimize çeki düzen vermemiz için belki de bunun için son fırsatımızı hakkıyla değerlendirebilmek üzere Rabbimizin rahmetinin bir tecellisi olarak algılamalıyız. 

Büyük çaplı yaşanan üzücü olaylar, felaketler birçok kez birçok insanın bir şeyleri keşfetmesini, idrak etmesini sağlayan dönüm noktaları olmuştur. Bizler için de hakkıyla doğru pencereden bakabildiğimiz sürece bu salgın bir dönüm noktası olarak görülebilir. 

Her şeyden önce tefekkür edip aslında ne çok nimet içerisinde yüzdüğümüzü hatırlayalım. Sabahları erken kalmak için söylendiğimizi, okula/işe giderken söylendiğimizi hatırlayalım ve insanın yolculuk esnasında bir otobüs direğini bile güvenle tutabilmesinin, sevdiklerimize sarılabilmenin veya güvenle evine gidip dönebilmesinin, özgürce sokaklarda gezebilmesinin ne kadar büyük nimetler olduğunu tefekkür edelim. Başımızda olan bu musibeti helake götüren bir “bela” olarak görmekten ziyade Rahmet-i Rahman’ın merhametinin bir tecellisi olarak görebilirsek olayı algılama şeklimiz tamamen değişecektir.

Tüm bu sebeplerden ötürü film listelerimize, kitaplarımıza ya da diğer “karantina” aktivitelerimize yönelmeden önce bu zamana kadar yaptığımız şeyleri gözden geçirip bundan sonrası için neler başarmak istediğimizi hayal ve hedeflerimizin ne kadarının bizim için “dareyn” yani iki dünya saati olmaya vesile olabileceği üzerine tefekkür etmeliyiz. 

Psikiyatrist Kemal Sayar hocamızın söylediği gibi “Yaşadığımız günler, uzun bir varoluşçu terapi seansına gebe. Hayatın şamatası dindiğinde sana anlam verecek olan şey nedir? Öncelik saydıkların gerçekten de öne alman gerekenler miymiş?  Madem şimdi makam ve para peşinde koşmak anlamsız, o halde hayatına değer veren ne kaldı?”

Öncelikle oturup şimdi hayatımıza değer veren neyin kaldığını düşünmeli ve hayatımıza bu manada neleri katmak istediğimizi belirlemeliyiz.

2. Yaygaranın Önüne Geç

Olayları umutsuzluğa sürecek kadar yaygara koparmak, etrafını paniğe sürüklemek bir Müslümanın ahlakına yakışmayan davranışlardır. Her konuda olduğu gibi bunda da bizler için en güzel örnek olan Efendimiz aleyhisselam bir hadis-i şerifinde “Yarın kıyametin kopacağını bilseniz bile, bugün elinizdeki fidanı dikin.”(Buharî, el-Edebül-Müfred s. 168) buyurmuştur.

Bizler dünyanın sonunun gelmiş olduğu ana gözlerimizle tanık olsak bile yapmamız gereken vazifelerden vazgeçip ortalığı velveleye vermeyiz. Bu durumda da gerek sosyal medya da gerek konuştuğumuz insanlarla iletişimimizi sürdürürken kendimiz başta olmak üzere kimseye olumsuzluk aşılamamalıyız. Bunun yanı sıra “mahvolduk, öldük, bittik” psikolojisinden sıyrılıp başta üzerimize farz olanlar olmak üzere dini vazifelerimizi yerine getirmeye devam etmeliyiz.

Elimizdeki fidanımızı dikebileceğimiz toprak henüz elimizden alınmamışken bir Müslüman olarak umutsuzluğa düşmek bizlere asla yakışmayacaktır.

3. Zamana Sövme

Üst üste yaşanan bazı hadiseler sonrası birçok kişinin içinde bulunduğumuz sene için “mizah” amaçlı söylediği olumsuz sözleri görmekteyiz. Halbuki bu konuda bize şöyle emrediliyor:

“Allah Teala buyuruyor ki: Âdemoğlu dehre (zamana) söverek bana eziyet verir. Halbuki ben dehrim (zamanın yaratanıyım). Her şey benim elimdedir. Geceyi, gündüzü ben idare ederim.” (Buharî, Tefsir 45)

Zamanın da Allah tarafından yaratılmış bir mahluk olduğunu unutmayalım. Yaratılan şeye olumsuz şeyler izafe ederken yaratıcısının bu konuda hüküm sahibi olduğunu göz ardı etmemeliyiz. 

4. Hayır Konuş

Efendimiz aleyhisselam bir gün Muaz bin Cebel radıyallahu anh’a nasihat ederken şu sözleri söylemiştir: 

“Kim Allâh’a ve âhiret gününe inanıyorsa; ya hayırlı söz söylesin veya sussun, zararlı söz söylemesin! Sizler hayırlı söz söyleyerek kazançlı çıkınız, zararlı söz söylemeyerek rahat ve huzura kavuşunuz.” (Hâkim, IV, 319/7774)

Bir Müslüman, iyi veya kötü herhangi bir haberi aktarırken takınması gereken üslubun bilincinde olmalıdır. Böylesi hassas bir süreçten geçerken etrafımıza yaydığımız enerji kadar sözler de önem arz etmektedir. Bu sebeple öncelikle söylediğimiz sözün güvenilir, doğru kaynaklardan alınmış olduğundan emin olmalıyız. Daha sonra çevremizde psikolojik olarak olaylara bizim kadar güçlü bakamayan, kaygı problemi olan veya panik atak gibi çeşitli psikolojik sorunları olan insanların var olduğunu aklımızdan hiç çıkarmamalı, yanlış şekilde aktaracağımız bir sözün insanlarda yıkım etkisi oluşturacağını göz ardı etmemeliyiz. 

Bu sebeple mümkün mertebe çevremize hayırlı, güzel, pozitif sözler yaymalıyız. Bu belki bu süreçte her zaman mümkün olmayacaktır ama en azından bunu yapamıyorsak Efendimiz aleyhisselamın da buyurduğu gibi susmayı deneyebiliriz.

5. Çocukları Önemse

Bir ebeveyn ya da etrafında küçük çocuk bulunan bir abla/abi olarak kendimizden küçüklere karşı özellikle bu süreçte çok önemli bir vazifemizin olduğunu farkına varmalıyız. Çocuklar belki de en iyi gözlemci ve taklitçilerdir. Tehlike anlarında veya anlamlandıramadıkları durumlarda çevrelerindeki büyüklerin o olaya verdiği tepkiyi dikkatle inceleyip o duruma onlarınkine benzer tepkiler verirler. Bu sebeple çocukların yanında mümkün mertebe durumu normalleştirmeye, günlük rutinlerimizi devam ettirmeye hatta mümkünse onlarla daha çok vakit geçirmeye çalışmalıyız.

Onlara anladıkları dilden evden kalma sebebimizi anlatabilir, beraber çeşitli aktiviteler yapabilirsiniz. Bu sürecin kendiniz ve çocuğunuz arasındaki ilişki için de önem arz ettiğini unutmayın. Belki de onu bu kadar yakından tanıma fırsatınız daha önce hiç olmamıştır.

Kendi çocukluk albümlerinizi dökmek, beraber “kendin yap” videoları izleyip el becerilerine yönelik aktiviteler yapmak gibi şeyler size bu konuda yardımcı olacaktır. Ayrıca bu sürece dair alanında uzman kişilerin konuşmalarını takip edebilir, bu dönemde çocuğunuza nasıl yaklaşmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz.

“Vaka sayısı”, “ölü sayısı” vs gibi kavramları çocukların yanında kullanmaktan mümkün mertebe kaçının ve onların yanında kaygı düzeyinizi en aza indirmeye çalışın. 

6. Kendini Bırakma

Her ne kadar vaktimizi evlerimizde geçirmemiz gerekse de bu durum bizleri miskinliğe ve psikolojik çöküşe itmemelidir. “Evdeyim zaten yatayım” düşüncesi zamanla miskinleşmemize sebep olabilmektedir. Bu sebeple her ne kadar evde olsak ve insanlarla sosyalleşme oranımız azalsa da kendimizi ihmal etmemeliyiz. Kişisel bakımımıza, hijyene, beslenmemize ve uyku düzenimize dikkat etmek bu noktada önemlidir. “Amaan zaten evdeyim” düşüncesiyle kendimize fiziksel ve zihinsel olarak bakmazsak zamanla psikolojik olarak çöküş yaşayabiliriz bu sebeple özellikle Cuma günleri veya önümüzdeki Kandil gecesi gibi özel zamanlara ayrı bir önem atfedip her ne kadar evlerde otursak da bu günlerde kılık kıyafetimizden kişisel bakımımıza kadar birçok noktada kendimize özen göstermeliyiz. Ayrıca bu süreçte psikolojik direncimizi arttırmak amacıyla konuya ilişkin psikologların söylemlerinden veya online olarak erişebileceğimiz birçok psikoloji kitabından istifade edebiliriz. 

7. Sevdiklerini Unutma

Neyse ki teknolojinin geliştiği bir dönemde yaşıyoruz. İşte bu dönem teknolojinin çeşitli nimetlerinden istifade etmenin tam vakti. Sosyal mesafeyi arttırmamız ve bir nevi kendi içimize çekilmemiz sebebiyle sokaklarda arkadaşlarımızla görüşemiyoruz belki ancak bu durum bizi git gide içine kapanan, karamsar bir havaya sürüklememeli. Özellikle çeşitli online platformlardan bu süreçte sevdiklerimizle daha da fazla vakit harcamaya bakmalıyız. Görüntülü konuşma sayesinde arkadaşlarımızla hasret giderebilir veya mevcut durumda en hassas gruplardan biri olan yaşlı akrabalarımız eğer yanımızda değillerse kendileriyle bu şekilde görüşme sağlayarak onlara moral ve destek aşılayabiliriz.

8. Önce Planla

Birçoğumuz karantina sürecine sevinip bu süreci dolu dolu geçireceğini söylemektedir. Ancak eğer bu süreçte ne yapmak istediğimizi, hedeflerimizi belirlemez kısaca önce bir iç muhakemeye gitmez ve bir plan oluşturmazsak vaktimizi sosyal medyada komplo teorileri okumakla öldürdüğümüzü görebiliriz. Bunun olmaması için ve özellikle de bilgi kirliliğinin zihinlerimizi bulandırmaması için sosyal medya kullanımımıza limit getirmeli, yalnızca güvenilir kaynaklardan belli zaman dilimlerinde haber kontrolü yapmalıyız. Evde olmanın tehlikeli yanlarından birisi de belki de sosyal medyaya fazla dalmamız olabilir o sebeple bu noktada kendimizi sık sık kontrol etmeli hatta telefonumuza ne kadar ekran zamanı harcadığımızı gösteren bir uygulama indirebilir ve günlük olarak buradan kendimizi kontrol edebiliriz.

9. Kaza ve Nafile Namazlarını Unutma

Birçoğumuz için kaza namazları, her zaman niyet edilip başlanan ama ömrü uzun süremeyen bir rutindir. Bu süreçte kaza namazlarımızın ne kadar olduğunu hesaplayabilir ve bir an önce onları eda etmeye başlayabiliriz. Her vakit namazının peşinden bir vaktin kazasını kılarak bile küçük bir adımla buna başlayabiliriz. Ayrıca İşrak, Duha, Evvabin, Teheccüd gibi Allah ile yakınlığımızı arttıracak nafile namazlara riayet etmeli mümkün mertebe bunların ecirlerinden istifade etmeye çalışmalıyız.

10. Kur'an ile Yakınlaş

Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı ay olan Ramazan ayında birden fazla hatim dualama şansınızın olmasını isterseniz işte size hatim fırsatı. Evde bulunduğunuz süre boyunca 20 sayfalık bir cüzü 5 vakit namaz için 5 sayfaya ayırıp yavaş yavaş Kur’an hatminizi tamamlamaya başlayabilirsiniz. Ayrıca yatsı namazı sonrası Mülk Suresi okumak veya Cuma günleri Kehf Suresi okumaları yapabilirsiniz. Böylece bu alışkanlıkları kazanmanız için bu fırsatı iyi bir şekilde değerlendirebilirsiniz. Onun dışında bu dönemlere selametle atlatabilmemiz için Fetih Suresi okumalarınızı arttırabilirsiniz.

11. Dilini Zikir ile Islat

Suffagah sayfamızdan günlük zikirler ile ilgili yazılarımıza ulaşarak sünnet olan zikirlere ulaşabilirsiniz. Bunun dışında Rabbimize yakınlaşmak için namazlardan sonra tesbihatımızı uzun tutabilir bu noktada namaz tesbihatlarından faydalanabilirsiniz. Ayrıca istiğfar ve şükür zikirlerimizi de arttırabiliriz. Unutmayalım ki Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Eğer siz iman eder ve şükrederseniz Allah size niçin azap etsin? Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.” (Nisa Suresi-147.ayet)

12. Ufkunu Genişlet

Sağlıklı yaşamdan doğaya, uzaydan minimalizme birçok konuda belgesel izleyerek uzun zamandır merak ettiğiniz bir konuda etraflıca bir araştırma yapabilirsiniz. Aklınızın köşesinde uzun zamandır yer alan belli başlı kavramları araştırmak için belgesel izlemek görsel olarak da sizi desteklediği için çok daha yararlı olacaktır. Ayrıca arkadaşlarınızla belli bir konu üzerine bir belgesel seçip izledikten sonra online ortamda beraber bunun üzerine konuşma fırsatı oluşturabileceğinizi unutmayın. 

Hayatınıza uygulamak istediğiniz veya yalnızca merak ettiğiniz bir kavrama karar verip belgesel aramanın tam vakti!

13. Kütüphanene Dön

Büyük bir hevesle internetten sipariş ettiğin bir kutu kitabın olabilir ancak bunları okumaya başlayacak vakit bulamamışsındır. 7/24 evde kalarak uzun zamandır beklettiğin kitaplarını sindire sindire okuyabilirsin. Eğer elinde hali hazırda kitap yoksa hiç dert etme çünkü birçok online platformda aradığın kitabı bulabilir böylece dışarı çıkmadan eşsiz bir kütüphaneye erişebilirsin.

14. Ezber ile Zihnini Genişlet

Gündelik hayatın karmaşasından kendini izole etmeyi başardıktan sonra şimdi sıra zihnini daha güzel bir meşgale ile doldurmakta. Kendine bir ezber defteri oluşturabilirsin. Herkesin kendine göre bir ezber metodu bulunur, sen de bir an önce ne yolla daha kolay öğrenebildiğini, ezber yapabildiğini keşfet ve işe koyul. Böylece namazlarda okuyabildiğin sure sayısını da arttırabilme şansın olduğunu unutma. J

15. Oruç Tut Sıhhat Bul

Kendini ruhen ve bedenen Ramazan’a hazırlamak istersen kaza oruçların eğer yoksa nafile oruçlar seni bekliyor. Efendimiz aleyhisselam’ın sünnetine uyarak Pazartesi-Perşembe günleri oruç tutmaya başlayabilir veya yine sünnet olduğu üzere her ayın 13-14-15. Günlerinde oruç tutabilirsin. 

16. Kendini Koru

Bu süreçte manevi olarak yapacağın işlerin aynı zamanda psikolojik olarak da seni rahatlatacağını, kaygını azaltacağını unutma. Ufak bir araştırma yaparak Efendimiz aleyhisselam’ın korku, bela ve musibet anlarında yapmış olduğu duaları bulup sık sık bunları okuyabilirsin.

 “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) yatağına girdiği zaman, Muavvizateyn’i ( felak ve nas sureleri) ve kulhüvallabu ahad’i okur ellerine üfleyip ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi.” (Buharî, Fedâilu’l-Kur’ân 14)

Bu yöntemi de aklımızda tutup sık sık ellerimize bizleri koruması için bu sureleri okuyup üfleyebiliriz.

Bu sıkıntılı süreç elbette ki bitecektir biiznillah. Bizim düşünmemiz gereken şey bu sürecin bitip bitmeyeceği değil bu süreci kendimizin ne kadar fayda ile bitireceği olmalıdır. Gereken dersleri alıp bu imtihandan imani açıdan daha kuvvetli çıkabilirsek işte o zaman gerçekten kazananlardan olabiliriz inşallah J

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

5 yorum var.

  1. 1
  2. 2
  3. 3
  4. 4

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>