Hadis, İslam, Sağlık, Tefekkür

1400 Yıl Öncesinden Serotonin Analizi

‘Serotonin’in ne olduğu hakkında bir bilginiz var mı ? Serotonin, insanda mutluluk, canlılık ve zindelik hissi veren bir beyinden salgılanan bir hormon.  Yani avâm lisânınca mutluluk hormonu. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir rûh hâli görülür. Depresyon tedavisinde, doktorlar serotonin salgısını arttıracak etkenler içerek ilaçlar kullanır ve besinler önerir.  Açlık, yorgunluk, stres, yemek, ışık ve ilaç gibi faktörlerin tamamı insan vücudundaki serotonin düzeyini etkilemektedir. Stres ve düşük kan şekeri serotonin düzeyini düşürürken; oksijen, kusma, içinde aminler bulunan gıdalar (örneğin: peynir, çikolata, portakal, mandalina, domates ) ve içinde triptofan isminde bir çeşit amino asit bulunan gıdalar, (örneğin süt, hindi eti ) serotonin düzeyini yükseltmektedir.

Serotonin Yoksa?

Yorgun , sıkılmış ve bunalmış bir hâlde olduğumuz vakitleri hatırlayalım. Bu hâl içindeyken çok hareketli olan, yapması gereken işleri en yüksek verimiyle tamamlayan var m ? Zannediyoruz ki olumsuz yanıtlar gelecektir. Aslında bu soruyu yöneltmemizin sebebi bir durum değerlendirmesi yapmaktı. “Üzüntü ve sıkıntı varsa hareket ve verim yok demek ki.” diyerek devam ediyoruz.

Olmazsa Olmaz Serotonin!

Mutluluk hormonu salgılama durumu

Serotonin , insanda mutluluk , canlılık ve zindelik hissi veren bir nörotransmitterdir. Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir rûh hâli görülür. Nouman Ali Khan “Bunalmış , korkmuş , gergin ve sinirli insanlar Allah’ın davasını taşıyamazlar. Bu büyük bir dava. Bunun için sakin ve mutlu olmak zorundayız.” diyerek hoşça bir tespit yapıyor konumuza dair. Yeterince tespit yaptığımızı düşünerek dikkatlerimizi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellamin sıkıntılı bir hâlde bulununan sahâbe efendimize öğrettiği şu duâya yoğunlaştıralım; “Allah’ım! Üzüntü ve kederden sana sığınırım. Acziyetten ve tembellikten sana sığınırım.”

Hâlâ gözlerinizde ışıklanmalar , yüreğinizde kıpırtı oluşmadı ise biraz ipucu verelim :). Duâdaki hikmeti ve sıralanışı, bağlantıyı gözardı edemeyiz. Üzüntü ve kederden sonra gelen şey; acizlik ve tembellik. Subhanallah! Bir düşünelim, aciz bir insan  ne kadar verimli olabilir ki? Yaşama sevinci ne kadar bulunabilir o insanda? Yaşama sevinci olmayan insan da kendine bir gâye belirlemez/belirleyemez. Kocaman bir boşluk yani… Olay aslında en başa döndü diyebiliriz şu durumda; serotoninin eksikliği ile sonuçları ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin tavsiye ettiği duânın inceliği… Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem üzüntü ve kederin, tembelliğe yol açtığı mesajını vermiyor mu ? Asırlar öncesinden serotoninin eksikliğinin sonuçlarını bildiriyor âdeta. Üzüntü ve verim arasındaki bağlantıyı kuruyor. 1400 yıl öncesinde yapılan psikolojik bir analizden bahsediyoruz… Hatta tedavi ve önlem demeliyiz !

“O , havadan konuşmaz , O (na inen Kur’ân veya O’nun söyledikleri), kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.” (Necm, 53/ 3-4)…

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver

İlginizi Çekebilecek Diğer İçerikler

1 yorum var.

  1. 1

    Duygu kardeşim kaç yaşındasın bilmiyorum. Uğraşmış, yazmışsın; hevesini de kırmak istemiyorum.
    Şimdi, okurlara soruyorsun, “Üzgünken verimli iş yapabiliyor musunuz?”. Okurlarınla birlikte cevap veriyorsun: “üzgün ve sıkıntılı iken hareket ve verim yok demek ki”
    Bunu Nouman’a tasdik ettiriyorsun, sonra daha detaylı olarak açıklıyorsun.

    Şimdi gelelim zurnanın “zırt” dediği yere; kardeşim, bunu sen biliyorsun, Nouman biliyor, okurların biliyor da Peygamber görmeyecek, yaşamayacak, bilmeyecek mi?
    Biz bunu vahiy almadan biliyor ve söylüyoruz, fakat o vahiy olmasa söyleyebilecek zeka ve anlayışa sahip değil mi?
    Vahiyle muhatap olmadan önceki 40 yılı boşu boşuna mı yaşadı.

    Ölçülü olmak Allah’ın en sevdiği özelliklerden biridir mümin kullarında. Peygamberi öveceğiz diyerek bulunduğunuz girişimler ona hakaret ve küçültme ile neticeleniyor. Aklınızı başınıza toplayın, sadece kendiniz değil, bu yazıyı okuyarak etkilenen onlarca körpe beyinin yanlış düşüncelere kapılmasından da sorumlusunuz. Bu çok ciddi bir sorumluluk doğrusu.

    Bu yazdıklarımı sayfada yayınlansın diye yazmadım. Hoş, zaten yayınlanması için tarafınızdan onaylanmayacağını da biliyorum. Bir müslümanın, tamamen Allah rızası için diğer müslümana/müslümanlara bir hatırlatması olarak kabul edin. Selametle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacaktır.

Bu HTML etiketlerini ve özniteliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>