Davet ve Tebliğ, İslam, Kur’an ve Sünnet, Yazılar

İnsanoğlunun Ulaşabileceği En Şerefli Makam

Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan’ın Aralık 1984 kaleme aldığı günümüz ahvalini özetleyen yazısı. 30 yıl geçmesine rağmen hiç bir şey değişmemiş ve bizler ayağa kalkmadıkça da değişmeyecek gibi görünüyor…

 

Günlük haberler üzerinde bir düşününüz: Hemen göreceksiniz ki maddî ve mânevî, şahsî ve içtimaî, siyasî ve askerî tehlikelerle dolu bir zamanda, çok kritik bir bölgede yaşıyoruz. Çevremizde bin bir beynelmilel entrika dönmekte, imandan ve irfandan, sevgi ve merhametten nasipsiz olan hâkim güçler, adi ve fâni çıkarları, sefil idealleri uğruna âlemi fesada vermiş, dünyamızı kana boğmuş, ateşe bulamıştır. İnsanlar Yaradan’ı, hesabı, azabı unutmuş; faziletten adaletten geçmiş, kurtlar gibi birbirini parçalamakla meşgul.

Peki, bu durumda biz mü’minler ne yapmalıyız?

 

Biz müslümanlar Allah tarafından ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetiz

(Âli İmrân Suresi, 110. Ayet Meali)

 

Kur’ân-ı Kerîm’de övülmüşüz. Kendimize geleceğiz, aslî vazifemizi bileceğiz. Bütün diğer insanlara hakkı ve hayrı göstermeye memur edildiğimizi idrak edeceğiz. Hz. Âdem’den kardeşler olduğunu unutan beşere, yeniden sevmeyi ve saymayı, feragati, fedakârlığı, hizmeti, merhameti, şefkati öğreteceğiz; cihana gül, sümbül, lale, ful ekeceğiz; emr-i mâruf ve nehy-i münker edeceğiz; istismarcıya ve zalime dur diyeceğiz…

 

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu
İrticanın şu sizin lehçede mânası bu mu?

 

Mâruf, aklın ve dinin doğru ve güzel dediği, kabul ettiği iyi işler; münker ise yine aklın ve dinin hoş görmediği, reddettiği, hatta tahrim eylediği çirkin ve kötü şeylerdir.
Müslüman olarak biz, aklı ve mantığı, insaf ve adaleti, iyi ve güzeli seviyor ve istiyoruz; saçma sapanın, mânasızın, zorbalığın, zulmün, sömürünün, mübtezelliğin, edepsizliğin, hayâsızlığın… hasmıyız. Allah (celle celâlüh) için emr-i mâruf ve nehy-i münker yapacağız.

 

Deylemî’nin Sevbân’dan (ra.) rivayetine göre Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuş ki:

“Kim mârufu emreder ve münkerden nehyeylerse, işte o kişi yeryüzünde Allah’ın halifesidir ve kitabının (Kur’ân-ı Kerîm’in) halifesidir ve resûlünün (Hz. Muhammed’in) halifesidir.” 

(Bk. İbn Adiyy, el-Kâmil fi’d-du’afâ’, VI, 84; İbn Hacer, Lisânü’l-mîzân, IV, 480.)

 

Bunlar ne yüksek rütbe, ne şerefli ünvan!

 

Yine Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuş ki:

“Ümmetimden bir bölük halis insan, Allah’ın emrini icra etmeye devam edip duracaktır, ta Allah’ın takdiri olan kıyamet kopuncaya kadar… Kendilerini yardımsız bırakıp terk edenler ve muhalif çıkanlar onlara bir zarar veremeyecekler ve onlar, insanlar üzerine hâkim ve galip olacaklardır.” 


 (İbn Hibbân, XV, 248; Hâkim, IV, 496.)


Yâ Rab, bizleri bu mübarek taifeden kıl; bize senin dinine has hâdim, sünnet-i nebeviyeye hakikî tâbi olmayı nasip buyur; bizi cahillerden, gafillerden, küçük hesap peşinde olanlardan, meselelerin özüne inmeyen bîhaber muhaliflerden, zalimlerden ve yardakçılardan koru!
Bize tevfîkini refîk eyle; bizi mansur, müeyyed ve muzaffer kıl; zikrinde, şükründe, hüsn-i ibâdetinde bize daima yardım buyur!

 

| Kaynak: Mahmud Esad Coşan – Başmakaleler sayfa 56, 57



You Might Also Like

3 Comments

  1. 1
    • 2

      Mehmet bey bu arama motorunuzdaki kelimelere göre otomatik olarak çıkan bir reklamdır. Özellikle konulan bir reklam değildir.

  2. 3

    Arama motorumda kredi ile ilgili arama yapmadım hiç bir zaman. ALLAH uzak etsin. Bir daha araştırın başka bir şeyden olabilir. Saygılar.

Bir Yorum Yazın